Kategoriler
Kadın konuları

Kadını Koruyan Kur’an’dır

Günümüzde adaletin gerçek anlamda yaşanmadığı toplumlarda kadın erkek eşitsizliği oldukça belirgin. Birçok ülkede kadın ikinci sınıf vatandaş gibi görülür. Kadın güçsüz ve korunmaya ihtiyacı olan bir varlık olarak kabul edilir ancak korunmak yerine ezilir, dışlanır.

Toplumdaki yaygın görüşle kadın fikir üretemeyen, kendine güveni olmayan, doğru karar veremeyen, kişiliği gelişmemiş insandır. Kadına biçilen bu imaj yüzünden yaptığı her hata cinsiyetine bağlanır.

Geri kalmış ülkelerde ise durum oldukça vahimdir. Birçoğunda kadın, ikinci sınıf olmak bir yana vatandaş bile değildir. Eğitim, seçme-seçilme gibi haklardan yoksundur. Günlük hayatta da onun adına kararlar alan bir erkek vardır. Kendi kararını almak şöyle dursun, fikrini bile açıklayamaz.

Bağnaz zihniyet, baskının kadını mutlu edeceğini düşünür. Kadına güvenleri olmayan bu yapıdaki kişiler kadının yerinin yalnızca evi olması gerektiğine inanırlar. Onların gözünde kadın potansiyel tehlikedir. Dışarıya çıkmasına izin vermez, kapıları pencereleri kapalı tutarlar. Özellikle cadde ya da sokağa bakan pencerelerin perdeleri hiç açılmamalıdır.

Sevgiden doğan kıskançlık ya da koruma olarak açıklasalar da bu aslında sevgisizliktir. Gerçekten seven insan, karısının rahatını ve huzurunu sağlamaya çalışır. Bağnaz erkek, kadınları güvenilmez görür. Her şeyi kendi lehine düşünür. Oysa Kur’an’ın tam aksine hep kadını savunan bir üslubu vardır. Allah hep kadının korunması yönünde hüküm koyar. Bütün ağırlık erkeğin üzerindedir. Ancak bağnazlığın sistemi erkeği korumaya, kadını da koruma adı altında ezmeye yöneliktir.

Çözüm Nedir?

Kadın haklarını korumak adına dernekler, sivil toplum kuruluşları yıllardır faaliyet içinde. Konferanslar, paneller, televizyon programlarında hep bu konu tartışılıyor ancak bu arayışlardan yıllardır hiçbir sonuç çıkmıyor. Çünkü çözüm yanlış fikir, görüş ve kavramlarda aranıyor. Çözüm, toplumda yaşanan diğer tüm sorunların çözümünde olduğu gibi Kur’an ahlakının yaşanmasındadır.

Kuran ahlakı gerçek anlamda yaşandığında bireyler arasındaki ayrım ortadan kalkar. Kadın, erkek, zengin, yoksul olmanın ya da yaşın bir önemi olmaz. Makam, mevki, mal-mülk, hayat şekli değil insanın yaptığı iyi ve güzel işlerdir önemli olan. Kur’an’a göre insanı üstün yapan Allah’a yakınlığıdır. Allah’ın beğendiği ahlakı yaşamasıdır, takvasıdır.

Allah kadın ve erkek için farklı mümin karakteri çizmez. Mümin erkekler ve mümin kadınların birbirlerinin dostu ve yardımcısı olduğunu bildirir, iyiliği emreden, kötülükten sakındıran, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren, Kendisine ve Resûlü’ne itaat eden kullarına rahmet edeceğini ve cennetini müjdeler.

Gönülden itaat eden erkekler ve kadınlar, sadık olan erkekler ve kadınlar, sabreden erkekler ve kadınlar, saygıyla Allah’tan korkan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar, oruç tutan erkekler ve kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve kadınlar, Allah’ı çokça zikreden erkekler ve kadınlar için bağışlanma ve büyük bir ecir vardır.

Kategoriler
Deneme Yazıları Kadın konuları Öylesin Esti Sevgi ve Ask Dünyası

AYVA ÇEKİRDEKLERİ…

Hayır git, git ve dönme; dedim.Kapıyı en çirkin görüntüsüyle kapattım.Çıkmıştı gitmişti hayatımdan,bu kaçıncı gidişti arsızca dönüşlerle son bulan.Anlıyorum seni; diyordu. Her dönüşte, anlıyor sanıyordum; bende oysa  beş duyu organı kadar anlıyordu beni.BEŞ DUYUNUN ÖTESİ İSE OLAĞAN ÜSTÜ BİŞEY OLURDU LAKİN, BEN OLAĞAN ÜSTÜ DEĞİLDİM Kİ!!! Sıradandım, sıradanlığımın sıradan olarak algısıydı beni belki bunca yoran.Sevgi bence yerinde saymamalıydı.Hep genişletilmeliydi alan ölçüleri büyüyüp , bir panayır gibi renklenmeliydi.Her gün kılıf, her gün boyut değiştirmeliydi ki ; Fırından yeni çıkmış simit  hazzı wersin.HAZ… HAZ DUYMAK…..ne güzel bir beşeriyet….Evet ben biçare sukunetle yolunu mu gözlemeliyim?Tekerrür etsin diye her vuku koşmalımıyım; eski zaman tekrarlarına ….

Şimdi, satmaya bakacağız…Karşılıklı birikmiş öfke nöbetlerini, beklentilerimizİ, hayallerimizi ,insan yarası yarasına denk geleni seviyor.Denk olma hali yok bizde hiç olmadı tutmadı işte .Göle maya  çaldık hep hani yaa tutarsa!…Sana ben milyonlarca kalem yazdıysam, bir kelimenin kavramını bile lakırtısız anlamadıysan suçlu ben deilim.Astorolijiye karşı hep bir alerjim vardı bilirsin.Keşke olmasaydıda senle gezegen yıldız ölçümleri yaparak baştan mühürleseydim olayı bırak  lanetlesin beni gökyüzü umrumdamı benim.Başlamadan biterdi öksüz sesiz çığlıklarım.Her fırsatta karanlığımızı saklamaya niyetliyim güneş yok işte…..Zihnimde ölçü tutmayan depremler   var sana karşı kızmak yada öfke nöbetlerim bile olmuyorsun artık.

Oysa ne kolaydı.Hayaller de  zulamda sakladığım düşlerimde, yaşamak ve yaşatmak mutlu olmak bir lutuf gibi…Yumuşacık bir yastık bir yorgan olmak birbirinin üstüne serilen ebedi…Göğsüm de yerin az kımıldadımı doktorlara koşmalıydım .Akıl sağlığım gidiyor diye.Öle ulvi olmalıydı.Her zerresine birbirimizi enjekte etmeliydik bu savsak dünyanın.Kapalı gözlerin açılsada bir görsen.Doğa bile öğle narin öğle inceki Yaradanın hesabı tastamam.Melodik bir iniş var seyri alem düşen şu kar tanelerinde hiç biri diğerini geçme,  çıktığı sahnede ayrı poz verme telaşında deil .Adım adım doğan evre evre batan güneş.Çiçeklerin her gün  apayrı değişen kıvrımları..Şu bedenimizin her yaşta ayrı ayrı varolan nadide çizgileri…Bir detay, bir incelik. hiç köşesiz…Sertlik yok, pat diye olan bir oluşum yok,meftuniyetle  oluşan bir bütün.Doğanın yaratılış dili böle hassasken ve Yaradan bir deil iki gözle bunu bize sunmuşken.Nasıl oluyorda bizler bu kadar dik,  keskin, köşeli,  hıçın olabiliyoruz?Fındık kabuğunu geçtim beee…AYVA ÇEKİRDEĞİ kadar, halis sızma sevgi olsa yüreklerimizde.Şöle dökülse katmanlarımız.Birilerinin repliğiyle yön verdiğimimiz hayatlar gömülsede toprağa üzerine AYVA ÇEKİRDEKLERİ eksek filizlenip kocaman bol çiçekli bir ağaç olsa yeni AYVA ÇEKİRDEKLERİYLE dolsa dalları…

Şimdi senin adressizliğine, acil yetişen fazla mesai yapan, tüm fikri zulumlerimle,küçük sözlerimle, AYVA KOKULU düşlerimle, kapının ardında kalan kimsesizliğimle, saat -dakika- zaman gibi kawramları yitirmeye başlamışken, seni ve senle ilgili herşeyi kahverengi görmeye alışmışken,içimide, burkarken sensizlik; sen gel, gel, gelde sakın dönme.Dönme adressizliğine dönme sensiz daha  iyi oksijen alan  tütün kokulu bu kadına beni bırak AYVA ÇEKİRDEKLERİMLE….

Kategoriler
Eğitim - öğretim Güncel Haberler Kadın konuları Kadın ve Sağlık

Epizyotomiye hayır: Doğum sırasında vajinanızı kestirmeyin!

İlk duyduğumda benim çok sinirlerimi bozan, hislerimi anormal derecede duygusallaştıran, kızgınlıkla beraber üzgünlük arasında gitmeme neden olan şey: Epiztotomi. Nedir bu derseniz kısaca anlatayım: Hamilelik sonrasında, yani doğum anında çocuğunuzu dünyaya getirirken Bazı doktorların işlemi hızlandırmak için bazılarınında gerçekten o an ihtiyaçtan dolayı yaptığı, vajina ile anus arasındaki perine bölgesinin makas ile kesilmesine verilen bir isim. çok sınır bozucu bir durum, çünkü 1980’li yıllarda bir çok ülke bunun bilinçli olarak ihtiyaç duyulmadan kesilmesinin zararlı olduğunu anlayıp ihtiyaç olmaksızın uygulanmasını yasaklamışlardır. Ancak hala Türkiyede bunun bir zorunluluk olmadığının farkında olmayan doktor sayısı hiç azımsanmayacak kadar fazla.

Bunun gereksiz uygulanması nedemek biliyormusunuz?
Kadın haklarının kadınlarımızdan alınması, 1-2 ay bunun acısını çekmesi, kapanması zor yaraların açılması demek. Geceleri uyuyamamanız, tuvalet ihtiyaçlarınızı normal şekilde yapamamanız demek, bunu yaparken acılar içinde bayılmanız, eziyet çekmeniz demek.

Epizyotomi uygulaması aslında ihtiyaç halında uygulanması gereken bir yöntem, bunun bilincinde olmadığımız için türkiyede bir çok anne bunun normal bir uygulama olduğunu düşünüyor. Hatta bir çok anne kasıtlı olarak vajinasının kesildiğinden bile habersiz. Türkiyede bu yönetmin uygulanması 90% ‘lardayken, Avrupa ülkelerinde 15% – 20% cıvarlarındadır.

Hala daha Tıp fakültelerinde bu yöntemin uygulanması konusunda eğitimler alınıyor, ancak öğretilmeyen ise bu uygulamanın zorunlu olmadığıdır, çünkü hamile bir kadın doğum öncesi iyi şekilde hazırlanırsa vajina yırtılmaları riski en az seviyelere düşecek. Böylece doktorun epizyotomi yapması için bir gerekçe kalmayacak.

Tıp ve bilim dünyası evrensel kavramlar içerir, bu yüzden dünyayı takip etmeli, uygun çözümleri aramalıyız, tarihin kara zamanlarından kalma yöntemlerin uygulanması bizim en büyük ayıbımızdır. Devamlı yenilikler peşinde koşmalıyız, hastalarımız için daha iyisini aramalıyız, ve en önemlisi o kadınların bizim karımız yada kız kardeşimiz olduğunu anlamalıyız.

Lütfen Kadınlarımızın vajinasını kesmeyin artık, bu bir zorunluluk değildir, gerekli olduğu durumlarda, yani bebeğin durumunun kötü olduğu yada gittikçe kötüye gittiği durumlarda doğumu hızlıca gerçekleştirmek için yapılabilecek bir şey. Bundan ötesi kadınlarımızın acılar içinde 2-3 ay boyunca bunun acısıyla yasaması demektir.

Bunu onlara, yapmayın. Onları korumak biz erkeklerin görevi. Bir baba ve eş olarak bu hissi anlamanızı bekliyorum..

Kategoriler
Genel Konular Güncel Haberler Günlük hayat Kadın konuları siyasetci Toplumsal Konular

Bir Türk Kadını Meclis’e Yürüyor!

 

Bir Türk Kadını, 1934’te kendisine verilen hakkı almaya çalışıyor.

Sarı Basın Kartı olduğu halde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) çalışmasına izin verilmeyen Gazeteci Aynur BAYRAM’ın bu süreçle başlayan Ankara 2. Bölge Bağımsız Milletvekili Adaylığı, büyük bir halk hareketine dönüştü.

Sarı Basın Kartı olmasına rağmen Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) alınmayarak, gazetecilik mesleğini icra edemeyen Aynur BAYRAM, Haziran 2011 Genel Seçimlerinde Ankara 2. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı olarak vatandaşın karşısına çıktı.

Başörtüsü sorununu ben çözeceğim!” diyen Aynur BAYRAM’a şimdiye kadar siyasi partilerden çözüm alamayan halktan büyük ilgi var.

Hiçbir şey zamanı gelmiş bir fikir kadar güçlü değildir” sözünden güç ve ilham alarak çalışmalarına başlayan Aynur BAYRAM’ın bu mücadelesi, ülke genelinde başta kadınlar olmak üzere giderek artan bir ilgiye dönüştü.

Yıllardır siyasi partilerin çözüm sözlerine rağmen, başörtüsü sorununda ilerleme kaydedilememesi ve başörtüsünün siyasi partilerce oy toplamak adına sıkça başvurulan ve belli dönemlerde gündeme getirilen bir nesneye çevrilmesi, başta başörtülü veya başörtüsüz bütün kadınlar olmak üzere, toplumda tepkilere ve huzursuzluklara neden olmaktaydı.

Bizi önce başörtülü – başörtüsüz, sonra da türbanlı – türbansız olarak ayırdılar. Artık yeter!” diyen Aynur BAYRAM şöyle devam ediyor: “Biz bütün kadınlar, giyimlerimizle değil, düşüncelerimiz ve icraatlarımızla anılmak, konuşulmak, tartışılmak istiyoruz ve bu amaçla da bütün kadınlarımız omuz omuza, işte buradayız!

Kadınlara seçme ve seçilme hakkının Avrupa’dan önce 1934 yılında tanındığı sayılı ve öncü ülkelerden biri olan Türkiye’de, kadınlar başörtüsü – türban gibi nedenlerle “seçilme” haklarını kullanamıyor. Bu hakların engellendiği bir dönemi kapatmak ve siyasette kadınların söz sahibi olmasını sağlamak adına başlayan bu hareket, sahiplenilmeli ve desteklenmelidir.

Aynur BAYRAM’ın sergilemiş olduğu haklı mücadele Meclis’teki yerini almalıdır.

Türkiye’nin başörtüsü, türban gibi yersiz ve gereksiz gündemler yerine başta ekonomi olmak üzere, sağlık, eğitim, bilim, teknoloji, üretim, yaratım, kültür ve sanatın konuşulduğu, tartışıldığı, değerlendirildiği gelişmiş bir ülke seviyesine ulaştırılması çabası içerisinde, Aynur BAYRAM’ın edindiği misyonun önemi açıkça anlaşılmaktadır; anlaşılmalıdır.

Mesleğini icra etmek üzere gittiği Meclis’te başörtüsü nedeniyle içeri alınmamasından hareketle milletvekilli adayı olduğunu belirten Aynur BAYRAM; kadınlarımızın ister başörtülü, ister başörtüsüz, türbanlı veya türbansız, pantolonlu veya etekli, dış görünümleri nasıl olursa olsun, seçme ve seçilme haklarını sonuna kadar kullanma zamanının geldiğine işaret ediyor ve bu bağlamda, bütün kadınlarımızı görev başına davet ediyor.

Siyasi partilerin başörtüsü konusundaki ciddiyetsiz ve kararsız tavırlarının, kendisini bağımsız aday olmaya ittiğini vurgulayan Aynur BAYRAM, Avrupa’dan önce 1934’te seçme ve seçilme hakkı tanınan ve bu hakkını başörtüsüne rağmen sonuna kadar savunan bir Türk Kadını olması nedeniyle halk tarafından destekleniyor, beğeniliyor.  Aynur BAYRAM, birçok Türk Kadınına da örnek teşkil ediyor.

Bu “halk hareketi”nin Türkiye’nin demokratik ve çağdaş yapısına katkısının büyük olması temennisiyle… (Aynur Bayram hakkında daha fazla bilgi http://www.aynurbayram.com adresinden edinilebilir.)

Selçuk ERAT / Makaleci.Com Yayın Yönetmeni

www.selcukerat.com

Kategoriler
Günlük hayat Günün Tarihi Kadın konuları Kutlamalar

Anneler Gününüz Kutlu Olsun

ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

‘Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır…’ (Lokman Suresi, 14) Zorlukla geçen dokuz ayın sonunda dünyaya gelen bebek, vicdan ve merhamet sahibi her insan için çok değerli ve dikkatle korunması gereken bir güzelliktir.

Allah’ın bahşettiği bu güzel ve değerli emaneti pek çok anne dikkatle korur. Beslenmesinden eğitimine kadar her konuda elinden geleni yapar. Karşılık beklemeksizin yapılan fedakârlıklar bir annenin en önemli özelliğidir.

Anneyi anne yapan, Allah’ın ilham ettiği merhamet duygusudur. Merhamet duygusundan yoksun bir insan ne çevresindeki insanlara ne de evladına sevgiyle yaklaşamaz. Öyle anneler vardır ki bu değerli emaneti gerektiği gibi koruyamaz, hatta çeşitli eziyetlere maruz bırakarak ‘kendi çocuklarını’ psikolojik açıdan tahrip ederler. Bu tür anneler sadece evlatlarının hayatını altüst etmekle kalmayıp, aynı zamanda toplumun yapısında da derin yaralar açarak suçların artmasına neden olurlar. Sağlıklı bir ortamda, sağlıklı ilişkiler içinde büyümeyen bir çocuğun, normal ve sağlıklı davranması zordur.

Yüce Rabbimiz kullarına, güzel ve huzurlu yaşama ulaştıracak anahtarı Kuran’da açıkça bildirmiştir.
…”Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekâtı verin” … (Bakara Suresi, 83)

Bazı anne babalar çocukları dine ve Allah’a yöneldiği için rahatsız olup onları Allah yolunda yaşamaktan alıkoymak ister. Bu durumda Yüce Rabbimiz bu tür anne ve babalara itaat edilmemesi gerektiğini bildirmiştir:
Biz insana, anne ve babasına (karşı) güzelliği (ilke edinmesini) tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan şeyle Bana ortak koşman için sana karşı çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda, onlara itaat etme. Dönüşünüz Banadır. Artık yaptıklarınızı size haber vereceğim. (Ankebut Suresi, 8)

Bir anne çocuğuna her şeyden önce Allah ve peygamber sevgisini aşılamalı ve Kuran ahlakına uygun bir yaşamı telkin etmelidir. Bunu yaparken de çocuğu için örnek olmalı ve güzel ahlaktan asla taviz vermemelidir. Güzel söz ve merhamet insanları şeytanın sistemine esir olmaktan kurtaracak en güzel ahlak özellikleridir. Allah’ın emrettiği bu davranışları gösterebilen, evlatlarını koruyan, imanlarının artması için çaba gösteren, karşılık beklemeden, yalnızca Allah rızası için bu değerli emanete gerektiği gibi bakabilen tüm annelerin anneler günü kutlu olsun.

Altuğ Öztürk

Kategoriler
Erkek Bakımı Kadın Bakımı

El, tırnak temizliği ve bakımı

Eller, günlük hayatımızda her türlü kirletici maddeyle temas ettiğinden dolayı en çok ve en sık kirlenen organdır. Ellere bulaşan kirler ağız ve burun yoluyla iç organlarımıza bulaşabilir ve hastalığa sebep olabilir. Bu nedenlerden dolayı elimiz en sık temizlenmesi gereken organımızdır. Sabah kalktıktan sonra, yemeklerden önce ve sonra, bir işi yaptıktan sonra, dışarıdan eve gelince, temzilik yapınca, hasta olan kişileri ziyaretten sonra eller bol sabun ile su kullanılarak yıkanmalı ve durulanması gerekir. Ellerin etkili temzilenmesini istiyorsak el yıkama işlemi 30 saniye den fazla olmalıdır. Eğer eller çok kirli ise bu süre 2-5dk kadar sürebilir. El yıkamadaki suyun sıcaklığı ise ılık olmalıdır. El kurulamada doğru olan kağıt havluların kullanılmasıdır.

Tırnaklar, parmak uçlarının korunmasında ve kullanılmasında önemlisir. Ellerimizin kullanılması sırasında oluşan kirler, tırnakların altında birikir. Bu kirlenmeyi önlemek için tırnaklar, düzenli olarak tırnak makasıyla ve ne çok derin nede çok uzun olmadan yarım daire şeklinde kesilir. Kesilen tırnak kenarlarının törpüyle düzltilmeside yararlıdır. Tırnaklar kesildikten sonra da eller sabunlu su ile yıkanmalıdır. Baen kirlerin yoğun olması nedeniyle, bu kirler bir fırça yardımıylada temizlenebilir.
Bazı kişilerin tırnaklarını koparması, tırnaklarını yemesi gibi alışkanlıklarını düzeltmelidir.

Hastalıklardan kurtulmak istiyorsak temizliğe ilk olarak mikropların bulaştığı ellerimizden başlamalıyız. Eğer eller doğru yıkanır ve tırnakların bakımı düzgün bir şekilde yapılırsa, kişinin hasta olma olasılığı büyük ölçüde azalır.

Kategoriler
Bilimsel Makale Doğa ve Yaşam Genel Konular Günlük hayat Kadın konuları Kadın ve Sağlık Toplumsal Konular

Hamilelikte Ağız ve Diş Bakımı

Ağız ve diş sağlığının devamlı olabilmesini sağlamak için yaşam boyu etkili bir şekilde dişlerimize gerekli bakımı sunmamız gerekir. Ancak kadınlara özel olarak ağız diş bakımı , yaşamlarının belirli bölümünü alan bebek emzirme, hamilelik, mensturasyon ve menapoz , dönemlerinde ayrıcalık göstermektedir. Aslında hayatın her döneminde özel ilgi bekleyen ağız ve diş sağlığımız bu dönemde biraz daha fazla ilgiye ihtiyaç duyar çünkü bir bebek sahibi olunmuştur.

Herşeyden önce halk arasında bilinen bir yanlışı düzeltmek gerekir. Hamileyken bebeğin kalsiyum ihtiyacını annenin karşılayamaması sonucunda bir dişini kaybedecek olması doğru değildir. Bebeğinizin kalsiyuma ihtiyacı vardır evet ancak bu annenin dişlerinin çürümesine yol açıcak yada diş kaybına yol açacak bir durum değildir. En azından böyle bir durum kanıtlanmamıştır. Hamilelik döneminde kadın süt ve süt ürünleri alarak ve yeşil yapraklı sebzelerin tüketimini arttırarak bebeğin ve kendisinin kalsiyum ihtiyacını karşılar. Dişin kalsiyum ihtiyacı için çözülmesi gibi bir durum olamaz.

Kategoriler
Günlük hayat Kadın Bakımı Kadın konuları Kadın ve Erkek Yazıları

Doğru Makyaj İçin İpuçları

Makyaj yapmanın inceliklerini iyi bilmek gerekir. Doğru uygulanmadığı takdirde hoş olmayan görüntülerle karşılaşıldığını hepimiz biliyoruz. Özellikle genç yaşlarda başlayan makyaj yapma merakı genelde hüsranla son bulur. Bunun sebebi de özenilen makyaj modellerini uygulamaya çalıştıkları halde bilmeleri gereken makyaj tekniklerini bilmemelidir. Çok genç yaşta makyaja başlanmasını önermiyoruz aslında çünkü küçük yaşta yanlış yollarla yapılan makyaj yüzünden ciltleri bir hayli zarar görüyor. Doğru makyajı uygulamak ve doğru teknikleri kullanmak en iyi sonucu elde etmenizi sağlar. Bu ipuçlarına bir göz atalım…

makyaj_resmi
Doğru Makyaj İçin İpuçları

Kategoriler
Deneme Yazıları Günlük hayat Kadın Bakımı Toplumsal Konular

Doğru Epilasyon Merkezi Seçimi

Lazerli epilasyon yaptıracağınız merkezleri seçerken gerçekten dikkatli olmalısınız. Her merkezin uyguladığı lazer cihazı farklı olabilir ancak insan sağlığına hiçbirşekilde zarar vermediği FDA tarafından belgelenmiş olan en güvenilir ve etkili çözüme ulaştıran epilasyon sistemi Alexandrite Lazer sistemidir.Alexandrite lazer sistemiyle sağlıklı bir şekilde herhangi bir yanık izi oluşmadan seansı tamamlayabilirsiniz.  Uygulamayı yapacak olan cihaz tabikide büyük önem taşımaktadır ama bu cihazı kullanıcak olan kuruluşun ve tabi cihazı uygulayacak olan sorumlu kişinin cihazın kullanılış prosedürlerine aşina olması ve bu aleti en iyi ve en etkili şekilde kullanabiliyor olması gerekmektedir.Bunun içinde cihazı kullanmak için gerekli bir eğitimden geçmiş olması büyük önem taşır.  Bu konunun çok basit olmadığını unutmamanızı ve risk almak yerine geniş bir araştırma yapmanızı öneriyoruz.

Kategoriler
Genel Konular Kadın Bakımı Şifalı Bitkiler

Krem yerine sebze ve meyve

Fazla kilo problemleri ile savaşanlar ve sürekli zayıflama amaçlı diyet yapanlar meyve ve sebzelerin ne derece sağlıklı ve yararlı olduklarını iyi bilir. Ama sağa sola medayaya, dergilere baktığımızda hep aynı ve kısıtlı konular.Yani meyve ve sebzelerin yararları konusunda sadece zayıflama ve diyetten bahsedilen konular. Peki meyve ve sebzelerin cilt kuruluğu ve kırışıklıklara karşı ne tür bir etki sağladığını ve bunun gibi birçok yararlı yönünü bilinmeyenleri ile öğrenmek isterseniz yazının devamını okuyun…

Bu Bilgileri yeşil dünyanın içinde gizlenmiş hazine kadar değerlidir.Doğru kullanımlar ile meyve ve sebzelerin birer güzellik katkısı olduğunu anlayacaksınız. Böğürtlen ve ahududu gibi orman meyveleri sadece gerginlik sağlamak ve cildi pürüssüz bir hale getirmekle kalmaz aynı zamanda sivilce ve akne hastalıklarının engellenmesinde çok etkilidirler. Sadece doğal ortamda değil, manavda ve pazarda da satılan meyve, sebzelerin cilt için harikalar yaratacak etkileri vardır.
Bazı meyvelerin için bulunan meyve asitleri sayesinde cilde güzel bir görünüm ve cilt sorunlarını önleyici etkisi vadır. Doğadaki bazı bitki çeşitlerinde ise zayıflatıcı etki vardır.

Patates: Patatesi güzelce haşlayın yada rendeleyin. İçine bir çay kaşığı zeytinyağı ilave edin.Yarım çay bardağı da pastörize süt ekleyin. Bir adet kabağı soymadan pişirin. Soğuduktan sonra alın ve iyice soğutun. Ve bu karışım sayesinde yaz günlerinde cildinize yer edinmiş kahverengi güneş lekelerinden kurtulmaya başlayın.

Maydanoz: Üç dört adet maydanozu kökleri ile birlikte alın ve 1 bardak içme suyunda kaynatın.Kaynadıktan sonra bir süre soğumasını bekleyin.Ve cildiniz için süper bir besleyici.Bu su ile cildinizi günde en az 2 defa pamuk kullanarak silin.

Bezelye: Kimi zaman yemeklerimizde kullandığımız bezelye bebek gibi bir cilde sahip olmak isteyenler için süper bir etki yaratmaktadır.Bezelyede bulunan B1 ve C vitaminleri harici lif , protein ve folik asitte vardır.Bezelyeden bir cilt ikisi oluşturmak için ise ; bir avuç bezelyeyi iyice ezin.İçine üzüm pekmezi katıp bir güzel karıştırın. Ve üzerine bir – iki damla zeytinyağı ve az miktarda yulaf unu ilave edin.Bu maske ile cildi canlandırabilirsiniz.

Elma:Elma maskesini çoğu kişi kullanır.Elma maskesi çok yararlı olduğu için asla ihmal edilmemelidir.Hem normal yapıda olan hem de kuru ciltler için idealdir.Ancak hazırladığınız elma maskesini 10 dakikadan fazla cildinizde tutmayınız.