Kategoriler
Avrupa Birliği Ekonomi Dünyası Güncel Haberler Tarih Makale Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Türkiye de Ekonomik Kalkınma Türk Milletinin Refahı Demektir

turk-ekonomisi-icik1Avrupa,daki ekonomik kriz: Yıllardır Afrika,nın ümüğünü sıkıp sömürmüş bu devletler şu an geçmiş dönemlerdeki ekonimik zenginliğin boş kasasının foseptik çukuruna düşmüş kendi kendini yemeyi beklemekte. Avrupa geneline bakıldığında sadece Almanya,nın diğer ülkelere nazaran güçlü oladuğunu görürürz. Ekonomik krizin etkilerinden ne yapsa kurtulamayan Portekiz,de halk gece gündüz protestolar yapmakta lakin; seslerini asla duyuramamaktalar (ilgi göstermiyor iki yüzlü kapitalizmin uşağı basın) Bu gelen krizlerle sosyal refahın sonunun geldiği anlaşılınca çesitli Avrupa ülkelerinde insanlar, içerisinde bulundugu ekonomik krize yenik düşerken bundan kurtulmanın doğru yolunu intihar olarak seçmekteler. Şu an bütün AB ülkeleri bu derin krize bir çözüm yolu ararlarken, küresel güç sıfatlarını da kaybetmekteler.
Portekiz,in en büyük sendika konfederasyonu CGTP’nin Genel Sekreteri Arménio Carlos, Kendi adımıza Portekizli işçilere, emeklilere ve kamu görevlilerine yapılan acımasız saldırı yapıldığını bunu hükümet çevreleri ya da AIH önemsemediğini demektedir. Yani AIH, AB içindeki bu şiddet olaylarına göz yummaktadır, hiç bir uyarı ve yaptırım yapılmamaktadır. Oysa Türkiye ve diğer ülkelerdeki her tür şiddet içeren olaylara “Kıyamet Kopuyor” dercesine yaygara yapmaktan da geri kalmamaktadır.
İspanya,da durum hiç te iç açıcı değil. Hükümetin ekonomik krize çare bulabilmek için yabancıların yatırımlarını arttırmak ve daha cazip hale getirmek için ev alan herkese 10 yıl vatandaşlık veriyor. Lüks evlere el konuyor. Turizm sektörüne canlılığı artırabilmek için fiyatlarda düşürüm yapıyor. İspanyada işsizlik yüzde 11 civarlarında seyrediyor. Protestolar burada da hiç eksik olmuyor ve polis bildigini okuyor. İspanyol halkının psikolojisi bozuk bu çıkmaz yolun sonunda çareler aramaktadırlar.
İflasın eşiğindeki Yunanistan’da siyaset cehennem gibi, halk sefaletle boğuşuyor, sokaklar savaş alanı gibi. Psikolojisi iyice bozulmus yunan halkında da intihar vakaları görülmekte. Önüne gelenden para uman bir dilenciden farkı yok komşumuzun hali. Yunanistan da, yüksek doğalgaz ve petrol fiyatları nedeni ile Yunanlılar ısınmak için ormanları kesmeye başladı. Yunanistan,ın en son aldığı önlem Yunan Televizyonunu kapatma kararı oldu. Binlerce basın kurum çalışanı işsiz kaldı.19 yüzyılın süper devleti olan İngilterenin Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, 35 yıl aradan sonra kredi notunu “AAA”dan, “Aa1″e indirdi. İşsizlik 8 civarinda. Çok sık çesitli protestoların olduğu özgürlüklerin kısıtlandığı ingiltere,de polis acımasız ve gaddarca önlemler almakta ve demokrasiyi kendi çıkarları doğrultusunda uygulamakta yabancı basına yayın kısıtlamaları getirilmektedir (bunun en son örneği Türk basınına canlı yayın yasağı getirilmesi).
Fransa’da iş piyasasının durgun olması, küresel ekonomik krizin devam etmesi konjonktürün gerilemesi işsiz sayısını artırıyor. 2012 yılında Fransa ekonomisi ‘kara yıl’ ilan edilirken işsiz sayısı 3 milyon 200 binelere kadar çıktı. Avrupa Birliği müktesebatında asla ayrımcılık yok biliriz ve öyle yayğara yapılır ama Fransa Romanları kovdu AIH ve AB buna sessiz kalmakta yetindi.
Gelelim son on yılın Dünyada yıdızı gün geçtikce parlayan Türkiye,ye. Kim ne derse desin Türkiye Cumhuriyet tarihinin en büyük kalkınma programı ile adeta şaha kalkmıştır. Kararlı siyasetcilerin istikrarı saglam temellere dayandırılan plan-projeleri ile güvenle yol alarak bu refah günlerine gelmiştir.
Ve Türkiye: TÜİK, yılın ilk çeyreğinde büyüme hızını yüzde 3 olarak hesapladı. Milli gelir ise ilk çeyrekte, cari fiyatlarla 357 milyar 854 milyon lira olarak gerçekleşti. 2013 yılının birinci üç aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre gayri safi yurtiçi hasıla sabit fiyatlarla 28 milyar 75 milyon lira düzeyinde gerçekleşti. Ocak-Mart döneminde gayri safi yurtiçi hasıla bir önceki yılın aynı dönemine göre cari fiyatlarla yüzde 9,5’lik artışla 357 milyar 854 milyon lira oldu. Türkiye ekonomisi 1 trilyon dolara yaklaşacak. Böyle hızlı bir gelişme biz Türkler için sevinç kaynagı olmalı. Daha on yillar önce uluslararası para kurumlarından paralar dilendiğimiz günleri unutmamak gerek. Türkiye,nin bu derece hızlı kalkınmasını destekleyen ve anlayan, Dünya Müslüman Alimler Birliği, Türk halkına Erdoğan hükümeti etrafında kenetlenme ve imza attığı başarıları koruma çağrısı yaptı. Hatta; Macaristan’ın AB ve IMF’den Sorumlu Bakanı Varga: “Avrupa’daki krize rağmen, Türk ekonomisinin başarıyla ilerlemesini kıskanarak izliyoruz” dedi. Türkiye’de faaliyet gösteren İngiliz Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Melvin Cottrell, Avrupa ekonomisi yerinde sayarken Türkiye’nin tek başına büyüdüğünü belirterek, “Bütün Avrupa Türkiye’nin büyümesini kıskançlıkla izliyor.” dedi. Dünya Bankası uzmanı Ridao-Cano, Türkiye’yi kıskanarak izlediğini söyledi.
Erdoğan ve hükümetinin başarıları halkı ve dünyayı etkiler hale gelince yenilgi psikolojisi yaşayan insanlar muhalefetin kör-topal yürüdüğü bataklıklarda serap görmeye başladılar ve eski oyunları sahneye koymaya çalışsalar da buna akıllı hükümet ve üyeleri sağduyu ile bertaraf etmişlerdir. Türkiye mor gecelerde bir “ay” gibi “halesi” ile çevresini ışıtmaktadır.

Araştırma: Yakup İcik

Kategoriler
Aklımdan geçenler Anketler Avrupa Birliği Az önce öğrendim Çevre Konuları Deneme Yazıları Doğa ve Yaşam Dünya ülkeleri Gazeteci Günlük hayat Hayat üzerine Şair siyasetci Şuan Düşündüklerim Türkiye üzerine Yazar

Durulmaya Ramak Varken

Kuzey İrlanda’da yapılacak G8 zirvesi öncesi kapitalizm karşıtı gruplara Gezi Parkı protestocuları madem dünyanın her bir köşesinden destek geldiğini söylüyorlar o zaman şiddetin tam ortasında kalan ve cehennem acısı çeken ingilizleri destekleyecekler mi acaba? Ya da dünyada olan çevreci olaylara ne kadar duyarlılar? Araştırmalara göre “Gezi Parkı”,nın çok önemli bir yer olmadığı söylenmekte. İstanbulda yaşayan eş-dost gözlemlerine göre gezi parkı bir fahişe yatağı, uyuşturucu satan-alan ayyaş ve serserilerin mekan tuttuğu yer olarak söyleniyor ki virtüel alemdeki bilgiler de bunu doğruluyor. Gezi Parkı,nda bulunan ağaçları koruma hevesi ile yola çıkanlar acaba geçmiş zamanda Koç Üniversitesi orman alana yapılmıştı ve üstelik binlerce ağaç katliamı yapıldı ve O zaman “Neredeydiniz?” diye sormak gerekmez mi? Gezi Parkı olaylarında olgu, gerçeklik ve algı birbiriyle çelişen bir durum izledi. Olaylarda bir polis öldü ve geride gözüyaşlı ailesi kaldı. Hatta bir vatandaşımızın da beyin ölümü haberini duydum bu iki elim olay “Gezi Parkı” kadar önemli değildir.
Bu arada İsrail gazetesi Yedioth Ahoronot’ta yayınlanan ve Türkiye uzmanı olarak bilinen Prof. Dror Ze’evi’nin imzasını taşıyan makalede, İstanbul’da yaşanan olaylardan sonra Türk siyasetinde hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağından söz edip sevinmekteler.  (ki kursaklarında koymasını bilir Türk Milleti)

Her zaman oldugu gibi masa başında haber yapmayı şerefli gazetecilik sayan hiçliğin boşluklarında yaşayan bir kısım alzheimer hastası medya uşağı gezi olaylarında sağduyulu olmamaya özen göstermiştir. Ama Batı basını demokrasi ve özgürlüklerin Türkiyede kısıtlı olduğunu iddia ederek ki (İngilteredeki G8 zirvesinde Türk Medya,sına canlı yayın yasağı getirildi) bu gezi olaylarını bir isyan olarak lanse etmiştir ve her zaman fırsatçılığını “Gezi Parkı Olayları”,nı görerek bize karşı kullanmaya çalışmışlardır üstelik, İngiltere hükümeti kendi polisinin sert müdahalesi olurken multi-riyakar ingiliz basını BBC ve Reuters başta olmak üzere suskun kalmakta.

Eylemciler arasında yapılan ankette ilginç sonuçlar elde edildi; Aileniz dışında dünyada en çok sevdiğiniz kişi kimdir?” sorusuna yüzde 54,8Atatürk, yüzde 9,0 Abdullah Öcalan yanıtını verdi. Gezi ‘Parkı olaylarının asıl sebebi nedir?’ sorusuna yüzde 58’i Tayyip Erdoğan yanıtını verdi. ‘Geçmişte kimlere oy verdiniz?’ sorusuna ise yüzde 74’ü CHP, yüzde 16’sı BDP, yüzde 2,1’i TKP, yüzde 2,1’i de İşçi Partisi olarak yanıtladı. demek ki bu işler başka işlermiş! yeşili korumak felan bir bahane olduğu aşikar. Sonuç; yıllar önce piyonlarla oynanmış ve bugün de farklı şekillerde oynanmaya çalışılan bir oyun sahnedeki.

Bendeniz yakup icik bu ülkeyi çok seviyorum, ülkem dünyadaki bir çok ülkeden iki adım ötede ekonomik olarak. Avrupa,nın hali içler acısı ekonomi açısından cendereler içinde kıvranmaktalar ve halkı mutlu değil. Şu an Turizm seköründe parmakla gösterilen ülkelerin başında geliyoruz ki bu bizim özellikle turizm çevrelerinin zihnini kurcalayan bir sorun olmaktan çıkmalı. Ülkemizde sanayi gibi bir çok sektörlerde trendler git-gide yükselmekte. Herkes bir defa değil, iki defa düşünmeli. Üstelik Milenyum çağı başlarında ideolojiler öldü.

Araştırma: Icik Yakup

Kategoriler
Amerika üzerine Avrupa Birliği Deneme Yazıları Dünya ülkeleri Fransa uzerine Gazeteci Orta Doğu siyasetci Türkiye üzerine Yazar

Nee! Demokrasi mi?

Yoksa en cazibeli, en renkli, en güzel sözlerle süslenmiş, aklı-selim insanları dahi kendine müptela yapan koca bir masal,mıdır demokrasi?İlk olarak halkın gücü kelime olarak “demokrasi” çeşitli ülkelerde hükümetlerin en yüksek yönetim biçimidir. Aslında insanların, ülke için neyin en iyi olduğunun bildiğini göz önünde bulundurmak gerek. İkinci olarak demokrasi, demokratik rejimlerin ve insanların güç temeli seçimlerde egzersiz gibi. Özellikle bir çok ülkede ortaya çıkan Batılı liberal ekonomilerin alternatiflerine bakın, bütün delillere rağmen onlar Batının demokrasisi ile kendi demokrasi anlayışlarının zıtlıklerını görüp bu uyumsuzluğun ana kaynağını bulmaya çalışıp alternatif aramaya devam ediyorlar. Macar asıllı Amerikalı yatırımcı George Soros dediği gibi “Çin, Amerika Birleşik Devletleri daha güçlü ekonomi değil, aynı zamanda daha iyi işleyen bir hükümete sahip değil”. Gerçekten batılı olmayan, batı demokrasisi ile yönetilen hükümetlerin – devletlerin batı demokrasindeki üstünlüğü hakkındaki varsayımlar çürüyor gibi. Her alanda Batı,nın getirdiği ya da bir şekilde kabul ettirildiği demokratik sistemler şiddete yol açmaktadır. Demokrasinin 1776 Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi, daha sonra 1789,daki Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi ile yönlenip bütün dünyaya bir virüs gibi yayılması krallıkların, imparatorlukların sonunu getirdigini görürüz. John Keane,nin “violence and democracy” kitabında demokrasiden aldığı güçle şiddeti gerekçelendirme heveslisi siyasetçileri ‘biçare’ olarak tanımlarken, bu kesimi ‘Şiddete karşı cevabı yine şiddette bulanlar’ olarak anlatıyor. İnsanlar son on yılda ‘Şiddet ve Demokrasi’ konusunda ellerini şakaklarına dayayıp bir değil iki defa düşünüyorlar çünkü; Batı,nın demokrasisi ile şimdiye kadar nerelere geldiğini ve ruh yapısını analize tabi tutmaktadır.

Kategoriler
Avrupa Birliği Güncel Haberler Günlük hayat Günün Tarihi Türkiye üzerine

Sözde Ermeni Soykırımını Tanıyan Ülkeler!

Türkiye’nin karşı çıkmasına rağmen 1915 olayları bir çok ülke tarafından soykırım olarak kabul edildi. Ermeni nüfusunun fazla olduğu birçok  ülkede sözde Ermeni yalanı kabul edildi. Amerikan meclisinden geçmesi sonucunda bu sayı 20 ‘ye çıkacak..Amerika’nın da tanıması sonucunda bir çok ülke bundan cesaret bulacak.. İşte sırasıyla sözde Ermeni soykırımını tanıyan ülkeler :

  • Uruguay : 1965, 2004, 2005 olmak üzere üç kez Ermeni soykırımı iddialarını kabul etti.
  • Kıbrıs Rum Kesimi : 1982 yılında soykırım iddialarını kabul etti.
  • Arjantin : Ermeni soykırımını tanıma tasarısı 1993, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007’de gündeme geldi ve hepsinde de kabul edildi.
  • Rusya : Önce 1995’te sonra da 2005’de soykırımı kabul etti.
  • Kanada:1996, 2000 ve 2004’te gündeme geldi ve her üçünde de kabul edildi.
  • Yunanistan:1996’ta soykırımı tanıdı.
  • Lübnan: Lübnan’da yaşan Ermeni lobisinin yoğun çabaları sonucunda 1997 ve 2000’de soykırım tanındı.
  • Belçika:1998’de tanıdı.
  • İtalya: 2000’de Ermenilere yönelik soykırım yapıldığını kabul etti.
  • Vatikan: İtalya ile aynı yıl 2000’de kabul etti.
  • Fransa: 2001’de Ermeni soykırımını tanıdı. Fransa’da sözde Ermeni soykırımını reddetmek suç sayılıyor.
  • İsviçre: Soykırım iddialarını 2003’te kabul etti.
  • Slovakya : 2004’te tanıdı.
  • Hollanda : 2004’te kabul etti.
  • Polonya : 2005’te kabul etti.
  • Almanya : 2005’te kabul etti.
  • Venezuella : 2005’te kabul etti.
  • Litvanya : 2005’te kabul etti.
  • Şili : 2007’de kabul etti.
Dost düşman belli olsun diye Sözde Ermeni soykırımını tanıyan ülkeleri yazdım.
Yazi Kaynagi
Kategoriler
Avrupa Birliği Genel Konular Günlük hayat Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Avrupa birliği ve süreci

Avrupa birliği ilk başlarda siyasi amaçla kurulmamasına rağmen ilerleyen zamanlarda siyasetin içine sürüklendiği ve Birlik içindeki devletlerin birbirlerine imtiyaz sağladıkları açıkca görülmektedir.Türkiye de bu birliğe girmek için Avrupa Birliğine gerekli başvuruları yaptı ve Avrupa Birliği süreci başladı.Avrupa Birliği 27 ülkeden oluşmaktadır.Avrupa birliğinin bir diğer özelliği dünya ekonomisinin %30 unu oluşturmasıdır ve bu nedenle çok büyük ekonomik önem taşıyan birliktir.

1957 de kurucu ülkeler ile hizmete giren Avrupa birliği giderek genişledi ve siyasi bir topluluk halini aldı. Birlikten zaman içinde ayrılma ve yeni katılımlar oldu. Türkiye ise türlü çabalara rağmen bu birliğe henüz girmeyi başaramadı. Birlikteki olağanüstü Türk düşmanlığı Türkiyenin Avrupa birliğine girememesinin ön yüzü olarak gösterilebilir. Bu işin arka bahçesinde ise Türkiye Nüfus olarak Avrupa birliğine göre hızla gelişen ülkedir ve buna bağlı olarak Avrupa birliğinde en çok koltuğu en çok nüfusu olan alır.Gelecekte Türkiye nüfusunun tamamen Avrupa ya fark atacağı belli bir gerçek.Bu nedenle Türkiye üye olursa Avrupa Birliğinin Süper Gücü olacaktır ve en çok Türkiyenin sözü dinlenecektir.Bu nedenle Almanya ve Fransa gibi Avrupa Birliğinin Lider ülkeleri Türkiyenin Avrupa birliğine girmesini istememektedir.Kıbrıs sorunu en büyük Avrupa birliği bahanesidir.Bu sorun Kıbrıs Rum Kesiminin de sorunu olmasına rağmen Kıbrıs Rumları AB ye girmişlerdir.Buradaki durum Türk düşmanlığını açık açık ortaya koymaktadır.Kıbrıs Rumları her seferinde Türkleri AB ye şikayet etmektedir ve AB ye girmesini kesinlikle istememektedir.