Kategoriler
Türkçe Dili

Bu Günleri Bir Görseydin Kandemir

    5 Şubat 1937 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Kandemir adına yayınlanan bir yazıda Türk diline yapılan hakaretlerden bahsedilmektedir.

   Kandemir, o yıllarda İstanbul’un en gözde yerlerinden olan ve sadece İstanbul’un değil tüm Türkiye’nin zevk ve sefa merkezi olarak nitelediği Beyoğlu sokaklarını dolaşarak Türkçemize yapılan hakaretleri bir bir tespit ederek İstanbul’da dahi İstanbul şivesinin kullanılmadığını ve tabelaların, afişlerin, vitrin yazılarının yerel sözcüklerle yazıldığını belirterek Türk diline hakaret edildiğini anlatmaya çalışmaktadır.

    Türk dili olarak kabul gören, kitap dili olarak da nitelenen İstanbul şivesi elbette Tüm Türk insanı tarafından gerek yazı gerek konuşma dili olarak kullanılmadır ki ses bayrağımız saygı görsün, korunabilsin, geliştirilebilsin.

    Okur-yazar oranının düşük, nüfusun büyük bir çoğunluğunun köylerde yaşadığı o yıllarda yöresel sözcüklerin kullanılması normal iken koskoca bir imparatorluğa uzun yıllar başkentlik yapmış İstanbul gibi bir yerde kullanılması dilimize hakaret olarak algılanabilmektedir.

    Eski Galatasaray karakolunun göbeğine çamurlu bir bez parçasının yanına Türk bayrağının asılmasını uygun bulmayan Kandemir’in verdiği örneklerden öyle anlaşılıyor ki hakaret edenler genelde esnaf kesimi idi. İşte bazı örnekler: ‘Sapka Salonu, Merfuş odalar vardir, Resum-Album Hasır çerçiveler.’ Büyük bir mağazanın camekânında büyük harflerle yazılmış: ‘Okazyon.’ Bir bakkalın camekânında: ‘Yeni mavsul ramiz’ yani bu yılın malı Ramis baklası. Bir başka camekânda: ‘Gaz ocakların tamiratı Bilumum Alumunuum delınmış kapları elektrık vasıtasıle le’gum leriz.’

    Devam ediyor Kandemir: Kesilmiş bir koyunun sırtında: ‘Dagiliç.’ Bir yoğurt tenekesinin üstünde: ‘Sulıvrı.’ Bir kapının üstünde: ‘Sıparış- tamirat ve boyamak edilir.’ Bir korsacının camında ‘…korsehanesi.’ Bir terzi dükkânının penceresinde: ‘Ismarlamak ve tamıratları.’ Bir mücellidin levhasında: ‘Mücedit.’

    Örneklerine devam ediyor Kandemir: ‘Kardaşlar, kondiracis, haliş sut, viresıyamız yoktür, lastıklar tamır olunor.’ Bir başka levhada: ‘Araba ve otomopıl geçemez.’ Ve ekliyor: ‘Şimdi zonklayan beyninizin kaskatı mahfazasını titrek parmaklarınızla sıkın sıkın ve öz yurdumuzda tertemiz öz dilimize yapılan bu hakarete ağlayınız.’

    Ah Kandemir ah! Ya bugünleri görseydin; öz dilimize yapılan hakaretleri nasıl kaldırırdın? Siz, yöresel sözcüklerin kullanımını hakaret olarak görürken dilimizi istila eden yabancı sözcüklere ne derdiniz acaba?

    Eğer bu günleri görseydiniz, sadece Beyoğlu sokaklarında değil yurdun dört bir yanında hem yazı dilimizin hem konuşma dilimizin değiştiğini özellikle para kazanma hırsıyla yanıp tutuşan insanımızın market, mağaza isimlerinden tutun firma, televizyon, site isimlerine; gıda maddesi isimlerinden tutun oyuncak isimlerine kadar yabancı sözcüklerle isimlendirildiğini ve dilimize yerleştirilmeye çalışıldığını görecektiniz. Sanal âlemin de etkisiyle gençlerimizin Türkçeyi yerden yere vuran birer yalancı pehlivana dönüştüğünü görüp, dilimizi koruma mücadelesinde belki de en ön saflarda olacaktınız.

   Yabancı sözcük kullanımını yaygınlaştıran ruhsuz, aç gözlü esnafın belediyeler tarafından isim engeline takılmadığını üstelik takdir topladığını hatta bazı firmaların devlet tarafından bile desteklendiğini görecektiniz ve mücadelenize hız verecektiniz.

   Diğer taraftan eğitimin alt üst edildiği bu zamanda, özellikle gençlerimizin kendine yabancılaştırıldığını ve bırak eski bir karakol binasına Türk bayrağı asmayı Türk bayrağını çiğneyenlerin alkışlandığına şahit olup benliğinize daha bir sıkı sarılacaktınız.

         Osman Öcal

Kategoriler
Türkçe Dili

Nasıl Görünüyoruz

Kişinin veya toplumun kendisini nasıl gördüğü önemli değildir. Önemli, olan nasıl göründüğüdür. Özellikle toplum, zaman içerisinde kendisini değişime bırakır ve üzerinde pıhtılaşıp kalan yabancı unsurların rengine bürünüp asli renginden soyutlanarak benliğini kaybeder.

 

Değişim süreci içerisinde öz kültürünü kaybeden toplum kendisine yabancılaşır. Ama bunun farkında olamadığı için aynaya baktığında gördüğünü kendisi zanneder. Toplum içerisinden birileri çıkıp bu biz değiliz diye uyarılarda bulunduğunda da toplumun bütün organları bu uyarıyı yanlış algılayarak direnç noktası oluşturmaya kalkışan bu uyarıcı bireyleri ve unsurları dışlama ve yok etme yarışına girerler.

 

Bir toplumun bütün milli ve manevi değerleri o toplumun namusudur. Namusa gelen helâli en son duyan ise namus bekçisidir. Bireyleri mankurtlaşmış bir toplumun öz değerlerini canlı tutma, geliştirme gibi bir derdi olmadığı gibi ölümüne, öldürülmesine de ses çıkarmaz.

 

Toplumun ayakta kalmasını, kimliğiyle yaşamasını sağlayan en önemli unsurlardan bir tanesi de dildir. Benliğini kaybeden kimliğini kaybeder ve istese de istemese de kendisine başka bir kimlik verilir.

 

Türk toplumunun bireyleri olarak bize de yabancı bir kimlik verilmiş olabilir mi diye düşünebiliriz, şayet düşünme yetimizi kaybetmemiş isek. Deve kuşu gibi kafamızı kuma gömersek göremeyiz. Kabul etsek de etmesek de ben şahsen bize de bir yabancı kimliği veya kimlikleri verildiği kanaatini taşıyorum.

 

Asırlar boyunca gayri milletlerin dili güzel Türkçemizi tarumar etmiş, kültürümüzün bir parçası olan dilimizi öz Türkçe olmaktan çıkarmıştır. Dolayısıyla kimliğimizde de bir değişime neden olmuştur. Dilimize yerleşip günlük hayatta kullandığımız sözcükler her ne kadar Türkçeleşmiş diyerek kullansak da, ortada sözcüklerde Türkçeleşmeden ziyade bizde bir yabancılaşmanın olduğu görülmektedir. Bunu biz görmesek de birileri bize gösteriyor.

 

Şöyle ki: Aşağıya alıntılama yaptığım şiirimi okuyan ve bizde olduğu gibi kendi öz kimliğini kaybeden Pakistanlı bir Hazara Türkü bu şiirin bir Türk şiiri olmadığını bunu yazan kişinin bir Tacik olabileceğini söylemesi şahsen beni şaşırttı.

 

Güneş Tutalım

 

Ben Beyrek olayım sen Banı Çiçek,

Destanlar yaratan bir eş tutalım.

Nikâhımız olsun gök mavi sevda,

Tanrı’nın aşkıyla özdeş tutalım.

 

Kudrettir aşıran nice balkanı,

Götürür menzile erken kalkanı,

Uykusundan uyandırıp volkanı,

Yanık gönlümüzde ateş tutalım.

 

Önümüze düşen gelinen çağda,

İster bir ovada ister bir dağda,

Dokuz tuğ altında altın otağda,

Meydan dileyerek güreş tutalım.

 

Ay’ın ışığında boğulsun Albız,

Vekilimiz kalsın Gün ile Yıldız,

Dağ’ın huzurunda dirilsin Oğuz,

Gök ile Deniz’i kardeş tutalım.

 

Gölgede bırakıp Kervankıran’ı,

Vuslatî der doğsun gecenin tanı,

Titretsin acunu hanların hanı,

Bozkırın üstüne güneş tutalım.

 

Neden öyle söylediğine ben kendimce söyle baktım: Destan, ateş, Kervankıran, Banu Farsça. Han konaklama yeri anlamında kullanıldığı zaman Farsça, unvan olarak kullanıldığında ise Türkçe. Nikâh, mavi, sevda, aşk, kudret, menzil, meydan, vekil, huzur, vuslat, Osman Arapça. Volkan Fransızca. Yorum siz değerli okuyuculara ait.

 

 

Osman Öcal

Kategoriler
Türkçe Dili

Türkçe Treni

Türkçenin yolunda; geçen yıl İstanbul’dan hareket edip gönülleri dolaşarak Karaman’a gelen Türkçe Treni bu yıl 735. Yıl Karaman Türk Dil Bayramı etkinlikleri kapsamında hazırlanan Türkçe Treni Ankara’dan hareket ederek 10 Mayıs Perşembe günü öğle saatlerinde Kırıkkale’ye uğradı. 9-13 Mayıs tarihleri arasında kutlanacak Karaman Türk Dil Bayramı nedeniyle bu yıl ikincisi hazırlanan Türkçe Tren’inde Karaman Valisi Sayın Süleyman Kahraman, Karaman Belediye Başkanı Sayın Kamil Uğurlu, üniversite öğrencileri, dernek ve vakıf üyeleri bulunmaktaydı.

 

Kırıkkale Tren Gar’ında Kırıkkale Valisi Sayın Hakan Yusuf Güner, Belediye Başkanı Sayın Veli Korkmaz Kırıkkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Yıldız, İl Jandarma Komutanı Albay Ünsal Ağaoğlu, Emniyet Müdürü Kadri Kartal,  üniversite öğrencileri ve il müdürlerinin yanı sıra Kırıkkaleli vatandaşlar vardı.

 

Üzerinde Karamanoğlu Mehmet Bey’in resminin ve 1277 yılında yayınladığı ” Bugünden sonra hiç kimse sarayda, divanda, meclislerde ve seyranda Türk Dilinden başka dil kullanmaya” fermanın yazılı olduğu treni karşılamaya gelenler arasındaydım. Karşılama töreni ile ilgili birkaç resim çekeyim derken dikkatimi çeken bir pankart gördüm. Pankartta şöyle yazıyordu: ‘Kırıkkale Üniversitesi Türkçe Topluluğu’ Keşke diyorum her üniversitede, her lisede her meslek kuruluşunda, her kurumda bir Türkçe topluluğu oluşturulabilse.

 

Türkçe Treni her ne kadar gönülleri dolaşıyor desek de dilimizin korunması sanıyorum üniversitelere, Türkçe sevdalısı akademisyenlere, şairlere, yazarlara ve Türkçe düşünen gençliğe kalmış gibi. Şimdilerde ferman yayınlayabilecek bir Karamanoğlu olmadığına göre, dilimizin fazlaca yozlaştığı son zamanlarda Karaman Türk Dil Bayramı Komitesinin, Karaman valiliğinin, belediye başkanlığının ve diğer emeği geçen kurum ve kuruluşların hizmetlerinden ötürü takdir edilmelidir diyorum.

 

Türkçemizin korunmasına fazlaca ihtiyaç duyduğumuz bu zamanda gönül isterdi ki Kırıkkale halkı daha bir heyecan daha bir fazla kalabalıkla Türkçe Treni’ni karşılayıp gereken rağbeti göstersin. Basit programlara akın akın gelen getirtilen insanımız bu karşılama törenine de gelsin getirilsin.

 

Bir dizi ziyaretten sonra Kayseri’ye oradan Türkçenin başkenti Karaman’a ulaşacak Türkçe Treni ve yolcuları. Türk Dil Bayramının kutlanacağı Karaman’daki etkinlikler arasında  ‘Sosyal medyada Türkçenin kullanımı’, ‘Teknoloji karşısında Türkçenin duruşu’ ve ‘Türkçenin tarihsel öyküsü’ nün ele alınması var. En önemli etkinliğin bu olacağı kanısındayım. En azından kutlamanın bu bölümünün birçok ulusal kanaldan canlı yayınlanması gerçekleştirilebilse toplumun aydınlanmasında, dilimizin değerinin anlaşılmasında yararlı olacaktır.

 

Türkçemiz bizim hem ses bayrağımız hem en kıymetli hazinemizdir. Bu hazineyi koruduğumuz sürece ayakta kalabiliriz. Canlı bir varlık olan ve ana sütümüz gibi düşündüğümüz hazinemize damlatılmak istenen gayri zehrin bir an önce durdurulması için gerekirse yasal tedbirlere de başvurularak gerekli önlemlerin alınması gerekir. Yüz yıllardan beri damlatıla gelmiş zehrin ise tortusuyla beraber ayıklanarak ve yerine bal şerbeti doldurularak özgürlüğüne kavuşturulması kendimize yapılacak en güzel iyilik olacaktır.

 

Bir şiirimden bir beyitle yazımı bitirmek istiyorum.

 

Dil kıymeti bilinse dilim dilim dilinmez,
Dil sesimin bayrağı bayraktarım dil inmez.

 

Osman Öcal

 

Kategoriler
Türkçe Dili

DİL –TÜRKÇE- GÜLCE

 

Dil, duygu ve düşünceleri sesler vasıtasıyla bildirmeye, anlatmaya yarayan bir araç, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir vasıtadır. Dil, dilbilgisi kuralları içinde örgütlenmiş, kendi kanunları içerisinde yaşan gelişen canlı bir varlıktır. Bilinmeyen bir zamandan geleceğe doğru akan, insanoğlu var oldukça da yaşayacak olan bir varlık. Milletleri millet yapan temel olgulardan birisi ve en önemlisi.

Dil, konuşma dili, yazı dili ve mimik olmak üzere karşımıza üç şekilde çıkar. Her milletin kendine özgü bir konuşma ve yazma dili vardır ki, o milletin kültürüyle iç içedir. O zaman diyebiliriz ki dil, kültürün ayrılmaz bir parçasıdır ve en önemli unsurudur.

Kültür içerisinde sanat, sanat içerisinde de edebiyat olguları olduğundan dolayı, dil edebiyatla yakından ilgilidir. Aslında dil bütün kültür değerlerini bünyesinde barındıran ve içi boşaltılmaması canlı tutulması gereken bir hazinedir.

Milletleri ezelden ebede götürecek olan dil zamanla kendi içerisinde gelişmeli zenginleşmeli ama asla değişmemelidir. Hele ki yabancı dillerin oturup çöreklendiği bir alan olmamalıdır.

Bir milletin dilini yaşatacak en önemli unsurlardan olan edebiyat, önemsendiği sürece öz benliğini koruyacak ve ait olduğu millete faydalı olacaktır.

Türk edebiyatı en eski çağlardan bu güne kadar değişik safhalardan geçerek Türk milletinin kültürünü, dünya görüşünü, düşünce ve hayal dünyasını sırtlanmış bundan sonra da değer verildiği nispet oranında sırtlamaya devam edecektir. Belirli bir çağa kadar sözlü, daha sonra sözlü ve yazılı olarak dilimizin yaşamasına, dolayısıyla millet olarak hayatta kalmamıza vesile olan edebiyatımıza gerekli yakınlığı göstermemiz gerekmektedir.

Edebiyatın temel malzemesi olan dilimizin yaşayıp gelişmesinde korunmasında özellikle halk edebiyatı türlerinden destanlarımızın, şiirlerimizin, türkülerimizin; destancılarımızın, şairlerimizin ozanlarımızın inkâr edilemez büyük katkıları olmuştur. Ne mutlu halkın diliyle söyleyip yazan şairlerimize, ozanlarımıza, âşıklarımıza. Ne mutlu Kaşgarlı Mahmutlara, ne mutlu bin bir Yunus’a. Ne mutlu ses bayrağımıza bayraktar olanlara. Ne mutlu bayraktarların izinden yürüyenlere.

Ne mutlu GÜLCE’ye ki; her bir mensubu bir bayraktar, bir Türkçe sevdalısı. Dilimizi yaşatıp korumaya çalışan bir gönül eri. Şimdilik şiirleriyle her birisi dilimize hizmet sunan kendi sıkletinde bir başpehlivan.

Evet, GÜLCE dedik de nedir acaba kerameti ki her bir mensubu bir gönül eridir. Yazılmış bulunan eserlerimizde sade bir dil ve şiirde ata ölçüsü olan hece vezni kullanılarak hece serbest ve aruz kardeş kılınmıştır. Dış kaynaklı olup edebiyatımıza sonradan yerleşen aruz ölçüsü Türkçeleşmiştir. Gerçekleştirilen ve devam eden projelerle günümüz Türkçesiyle Nutuk, destanlarımız, Dede Korkutumuz, efsanelerimiz, kadın kahramanlarımız, tarihimizde ilkler, evliya kadınlarımız ve peygamberlerimizin hayatları zamanın ve geleceğin okuyucusunun hizmetine sunulmuş, sunulmaya devam etmektedir. Ses bayrağımızın bayraktarları teker teker şiir diliyle tekrar tanıtılmaya başlanmıştır. Türk şiirinde gelişime ve dilimizin yaşatılmasına büyük bir sevda ile devam edilmektedir.

Ne mutlu GÜLCE’ye, ne mutlu GÜLCE’ye gönül verenlere.

Osman Öcal

Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Öğrencilerle Kürtçe – Türkçe Üzerine Bir Sohbet [Veli KUZU]

Bir sitede karsilastim, gayet hos bir sohbet, okumanizi tavsiye ederim.

*****

Ufak bir not:Ben şirin bir il olan Kars’ın bir köy okulunda öğretmenlik yapmaktayım.

Bu gün öğleden önce öğrencilere sbs deneme sınava yaptık.Sınav sonrası 8.sınıfta 4 öğrenci ile kürtçe üzerine biraz konuştuk.

(Ben öğrencilere 2 dili çok akıcı konuştukları için her zaman özenmişimdir.)

Öğrencilere ilk sorum şu oldu

-Türkçeyi ne zaman öğrenciniz ?

Öğrencilerin çoğunluğu kendimi bildim bileli Türkçeyi biliyorum.Fakat okula başlamamla daha iyi öğrendim.

Peki Türkçeyi evde kullanıyor musunuz?

Hocam evde bazen Kütçe bazen Türkçe konuşuyoruz.

Türkçe ve Kütçe konuşurken zorlanıyor musunuz?

Yo hayır hocam hiç farketmiyor bizim için iki dilide çok rahat konuşuyor ve anlıyoruz.

Hangi dili daha iyi konuşuyorsunuz?

İkiside bizim için aynı.

Evde daha çok kimler Türkçe konuşuyor?

Evde daha çok ben abim ablam, kardeşim Türkçeyi tercih ediyor dedem, annem daha çok Kürtçe konuşuyorlar.

Bu arada öğrenciler arasında bir birlerine laf atıyorlar.Dedim ki sesli konuşun. K…… isimli öğrenci   hocam evde sürekli Türkçe konuşuyor hatta Kürtçeyi daha az biliyor diyorlar.(Gülerek)

Bende o öğrenciye sordum.Siz evde Türkçe mi konuşuyor sunuz?

Evet hocam biz evde Türkçe kullanıyoruz.

Peki Kürtçe bilmiyor  musunuz?

Hayır hocam biliyoruz.Fakat evde genelde Türkçe kullanıyoruz.

Peki neden?

Gülüyor.Utanıyor ve cevp vermiyor.Bende pek üstüne gitmedim.Küçük bir hatırlatma bu öğrencimizin ailesinin eğitim düzeyi köyün şartlarına göre yüksek.Ailesinde memur bulunmakta.

Peki okul dışında size Türkçeyi öğrenmeniz  de en fazla başka neyin yararı oldu?

Hepsi televizyon diyor.

Peki köyde Türkçe bilmiyen var mı?

Hocam çok az kişi Türkçe bilmiyor.Genelge her kez biliyor.Bilmeyenlerde sadece konuşamıyor fakat anlıyorlar.

Peki bu konuşamayan fakat anlayanlar kimler?

Köyün yaşlı kandınlarından bazıları.

Sonra dedim ki getirin deneme sınavını  kontrol edeyim bakalım ne yaptınız.

Hepsi Hocammmmmmmm. İyidik böğle

Kaynak

Kategoriler
Resim galerileri

Kaliteli VIP Wallpapers 1920×1080

Kaliteli VIP Wallpapers 1920×1080

Genel olarak hepsi 1920×1080 boyutunda olan bu kaliteli wallpapers ingilizce adi, turkce ismi ise Duvar Kağıtları olan harika ve kaliteli son derece karizmatik bu fotograflari sizinle paylasmak istedim. Uzun zamandir arsivimde, sanirim benim ortak gondermisti bana. Tozlu bilgisayar DATAlarinin arasindan cikartip siz ziyaretcilerimiz icin faydali olacagini dusundum. Keyfini surun arkadaslar..

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat Kişisel makaleler Türkiye üzerine

Türkçem benim ses bayrağım

                Kökleri dünya dil tarihinin en başlarına dayanan Türkçe,yüz yıllar boyu bir çok badireler atlatmış ve günümüz modern Türkçesine ulaşmıştır.
 

                Türkçe sahip olduğu muhteşem karakteriyle,tarih boyunca kullanıldığı Türk toplumları arasında en önemli ve en sağlam bağlardan biri olmuştur.Bir çok dünya dilinde olduğu gibi Türkçe’de de birçok değişimler yaşanmıştır.Ama yine de Türk toplumunun adından aldığı Türkçe adını bir nebzede koruyabilmiştir.

 

                Türkçenin diğer dilleri kıskandıracak ve matemetikle bir dilin mucizevi uyumu elbetteki bu dilin tarih boyunca kullanıldığı toplumlarda bilim,din ve teknolojide birçok ilerleme sağlamasına neden olmuştur.Bu Türk bilim adamlarının birçok buluşa imza atmasını sağlamıştır.Türçenin fen ve teknolojiye en uygun dil olduğu defalarca kanıtlanmış ve bu bizzat yaşanmıştır.

 

                Bir toplumu toplum yapan ve ilerlemesini sağlayan nedenler arasında dil,din ve kültür bağıdır.Bunun temelini oluşturan elbetteki dildir.Dünya bilim adamları bu gerçeği birçok kez dile getirmiştir.Örneğin;

 

                Konfüçyus’a soruyorlar:’’Bir ülkeyi  yönetmeye çalışırsanız,yapacağınız ilk iş ne olurdu?’’

 

                Konfiçyus yanıtlıyor:

 

                Hiç kuşkusuz dili gözden geçirmekle işe başlardım.Dil kusurlu olursa,sözcükler düşünceyi iyi  anlatamaz.Düşünceyi anlatamazsa,yapılması gerekli işler doğru yapılamaz.Ödevler gerektiği gibi yapılamazsa,töre ve kültür bozulur.töre ve kültür bozulursa adalet yanlış yola sapar.Adalet yoldan çıkarsa,şaşkınlığa düşen halk ne yapacağını,işin nereye varacağını bilemez.İşte bunun içindir ki hiç bir şey dil kadar önemli değildir.

 

                İşte burada ünlü düşünür Konfüçyus’un da dediği gibi dil bir toplumun her şeyidir.Dünyada birdile bu kadar önem veren insanlar olduğu gibi,bir ülkenin dilini bozmaya uğraşan insanlar ve ne yazık ki devletler bile vardır.Onlar da biliyor ki bir toplumun dili,ki bu özellikle Türkçe gibi son derece güzel ve bilim,din ve teknoloji için en uygun dil ise,bu dili bozmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar.Bu tarih boyunca olmuştur ve olmaya devam etmektedir.

 

                Bunun en yakın ve en hazin örneğini Osmanlı Devletinde görmekteyiz.Arapça ve Farsça kelimeler ile ama kasıtlı ama bilmeden doldurulan dil artık insanların arayışlarına çare olmamıştır.Ne hazindir ki bir dönem o toplumda yaşayan insanlar ile aydınlar birbirinin ne söylediğini anlayamayacak şekilde bozulan bir karanlık dönem yaşanmıştır.Tükçe yi bozmak isteyenlerin elbette ki bir çok bahaneleri vardı.O zaman Arap dilinin kutsallaştırılması ve dile verilen önemin azalmasından kaynaklanıyordu.Ulu önderimiz Atatürk’ün dil devrimi ile ortadan kalkan bu sorun, şimdilerde ise İngilizcenin kutsallaştırılması ile sağlanmaktadır.

 

                Dediğimiz gibi Türkçe’nin Türk Toplumları içinde din alanın da da bir çok sorunu çözdüğünü söylemiştik.Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’in tamamen Türkçe okunduğu 1200’lü yıllarda Kuran-ı Kerim’in en iyi anlaşıldığı ve Müslümanlığın Türkler üzerinde en etkili ve en geniş biçimde yayıldığı yıllar olmuştur.Böylece Türkçenin din üzerinde bile ne kadar önemli olduğu çok açık bir şekilde kanıtlanmıştır.Mustafa Kemal Atatürk’ün Kuran-ı Kerim’i Türkçe yazdırması da bu sebeptendir.Türk toplumunun dinini daha kolay  anlaşılır hale getirmek  için yazdırmıştır.

 

                Günümüz Türkiyesinde Türkçe’nin korunmasında ve ilerlemesinde yardımları olan birçok aydın ve yazarlarımızın olduğu gibi,Türkçe’yi bozmaya,onu insanların anlayamayacağı ve anlamakla kalmayıp bunu bilim ve teknolojide kullanılamayacak ve ilerlemesine engel olacak tehlikeli oyunları oynayan ve bunu ne yazık ki din adı altında yapan bir çok kişi,kurum ve dernekler de vardır.Türkçe’nin doğru kullanılmasının bir kez daha önemi bu şekilde anlaşılmalıdır.

 

                Türkçe’ye vurulan en büyük darbe,Arapça ve İngilizce’nin kutsallaştırılması ve Türkçe’nin birçok kabile dilinden de aşağı olduğunu yazan,söyleyen kitap,dergi,teevizyon ve radyo kuruluşları da vardır.Yazı ve görsel iletişim araçları üzerinden oynanan oyun son derece tehlikeli ve bir o kadar da etkilidir.Televizyonda yayınlanan bir çok dizi ve reklamın yabancı kelimeler içermesi,kullanılan isimlerin yabancı olması bu tehlikeyi gözler önüne sermektedir.Artık birçok dükkan sahibi dükkanının isminin yabancı olmadığı zaman iş yapamayacağının inancına varmıştır.Bir diğer önemli hususta dilin eğitimde doğru yerde ve zamanında kullanılmasıdır.Eğer bir yabancı dil o ülkede anaokulu seviyesine kadar inmişse o ülkenin dili iki nesil sonra kaybolmaktadır.Bunun en hazin örneği İrlanda Cumhuriyeti’dir.Onun içindir ki Türkçe’ninkorunması ve yaşatılması bir kere daha ne kadar önemli olduğu kanıtlanmıştır.

 

                Türkçe’nin dünya dilleri arasında önemi ve yeri tüm Türk toplumlarına anlatılmalı ve korunması için başta ülkeyi yönetenler olmak üzere,bir çok dernek ve kuruluşun elinden geleni yapması gerekir.Türkçe’nin Türk toplumu için bulunmaz birhazine olduğu insanların aklılarına bir daha çıkmayacak şekilde kazınması gerekir.Çağdaş medeniyetler seviyesine ancak bu şekilde ulaşılabilir.

 

                Ulu önderimiz Atatürk’ün de dediği gibi:

 

                ‘’TÜRK DEMEK TÜRKÇE DEMEKTİR.NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’’

Kategoriler
Genel Konular Kişisel makaleler Türkiye üzerine

Kürtçe mi?, Hangi kürtçe ????

Bugün sizlere çok önemli bir yazıyı, dostumuz Özkan Bostancı’nın bir yazısını noktasına, virgülüne dokunmadan sizlere sunuyorum. Buyrun beraber okuyalım:
DEVLET VE HÜKÜMETİ KENDİ MALİ ve KORUYUCUSU TANIMAK;
BİR MİLLET İÇİN BÜYÜK NİMET VE ŞEREFTİR.
VATAN, BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR!
(5.2.1924)Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
VATAN’ın ve MİLLET’in BÖLÜNMEZ olduğu hususu, ATATÜRK İLKELERİ’nin en önemlilerinden biridir…
Aslında ister SALTANAT, ister CUMHURİYET olsun, TÜRK VATANI’nın bölünmesi düşünülemez!..
 Ama bu, OSMANLI döneminde sağlanamadığı için; ATATÜRK, CUMHURİYET’in temeline bu iki taşı yerleştirmiştir.
İşte bu yüzden hem "Atatürkçü" geçinen, hem de "bu konunun tartışılabileceğini" söyleyen soysuzlar, kanımızı donduruyor!..
TÜRK VATANI, zaten bölüneceği kadar bölünmüş, 1900’de 4.5 milyon kilometre kare toprağa sahip bir ülke iken 780.000 km. kareye inmiş, MİSAK-I MİLLİ çizgisi bile koruyamamıştır.
BUNDAN SONRA BİR KARIŞ BİLE TOPRAK VERİLEMEYECEĞİ GİBİ, ARTIK BİZİM OLAN VE HAKSIZLIK EDİLEREK ELİMİZDEN ALINMIŞ OLAN TOPRAKLARI GERİ ALMA SÜRECİNE GİRİLMİŞTİR.
KIBRIS, MUSUL-KERKÜK, BATI TRAKYA, Ege’deki ANADOLU ADALARI, ŞARKİ RUMELİ, BATUM VE HALEP BİZİ BEKLEMEKTEDİR!..
Bu toprakların bizim olduğunun delili de, 2. Dünya Harbi’nde hem Almanlar’ın, hem Ruslar’ın bu toprakları bize teklif etmeleridir.
Hal böyle iken hiç bir BÖLÜNME tartışmasına müsamaha gösterilemez!..
Bizden toprak istemek için ağız açanların, ağzına mutlaka TOPRAK doldurulmalıdır!..
Öte yandan MİLLET de TEK’tir, BÖLÜNEMEZ!..
Bizden kopan Rum, Ermeni ve Araplar hemen derhal başkalarının uşağı haline gelmişlerdir…
Başkaları için savaş hattına sürülmüşlerdir…
Ermenistan, Yunanistan, Arap ülkeleri, Balkan ülkeleri TÜRKİYE’den koptuktan sonra en az 2 savaş daha görmüşlerdir!..
Bu da, bizden kopmak isteyenlerin kulağına küpe olmalıdır!..
Yunanistan, Ermenistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan, Lübnan, Ürdün "sun’i" olarak BATILILAR tarafından kurulmuş devletler oldukları için; hiç bir zaman BATI HEGEMONYASI’ndan kurtulamayacaklar, sözde "bağımsızlık"larının bedelini, UŞAKLIK’la ödeyeceklerdir.
Bu katara şimdi bir de kürt topluluğunu eklemek istiyorlar… Onda başarı sağlarlarsa, arkadan Laz, Çerkez toplulukları gelecektir. Buna da asla izin verilemez!..
Kürt ve diğer etnik topluluklar vardır…

Ama bunlar bir MİLLET değildir!..
Hiç bir zaman kendi gücüyle DEVLET kurmamış topluluklar milletleşemez!..
Sun’i devlet kurmuş olanlar da, MİLLET olmadığı için, o devlet uzun ömürlü olmaz…
Somali, Ruanda buna en iyi örneklerdir.
Bir insan kürt kökenli olabilir, ama TÜRK MİLLETİ’ndendir…
Eğer "değilim" diyorsa, yapılacak şey ona toprak vererek sun’i bir devlet kurdurup, BATI’ya uşak olmasına yol açmak değil; kendini "vatansız" ilan edip hangi ülkede yaşamak istiyorsa, oraya gitmesini sağlamaktır!..
TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ni kuran insanlara TÜRK denir, o kadar!..
Bu ülkede kendini TÜRK sayanlardan başkasına hayat hakkı yoktur, MİSAFİR olmanın, veya himayemize sığınmanın dışında!..
ATATÜRK, her ne kadar CUMHURİYET’i kuran herkesi TÜRK sayarak ayırım yapmıyorsa da, büyük bir önsezi ile CUMHURİYET’in dayanağını TÜRK TOPLULUĞU olarak gösteriyor…
Bu, şu anlama gelir:Her ne kadar biz ayırım yapmıyorsak ta, bazı hainler DEVLET’i ve CUMHURİYET’i hedef alabilirler…O zaman IRKEN TÜRK olanlar sorumluluğu üstlenerek, meydanı bu sütü bozuklara bırakmamalıdır!..
ATATÜRK bu teşhisi yaptıktan sonra, BÜTÜNLÜĞÜN KORUNMASI’nı DİN, DİL, TARİH, KÜLTÜR, GELENEK, GÖRENEKLER’e önem vermeye bağlamıştır.
İşte bu konulara önem verilmediği, hatta 50 yıldır kasıtlı olarak bunlar ihmal ve tahrip edildiği içindir ki, bugün bütünlüğümüzü tartışır duruma geldik.
Ayırımcılık güden topluluklardan hiç birinin TÜRK’ten farklı bir yanı yoktur…
DİN’i, TARİH’i, KÜLTÜR’ü birdir…
"Ben Kürd’üm, ben şuyum, ben buyum" diyenin herhangi bir TÜRK’ten farkı; "Ben Kayseri’liyim" diyenin Malatya’lıdan farkı kadardır…
Edirne’linin Afyon’ludan, Muğla’lının Yozgat’lıdan farkı, belki daha fazladır!..
Öyleyse bunların özü birdir!..
Rıza Nur, "Rusya’daki Çerkez ve Lazlar TÜRKİYE için canlarını vermeye razı iken, yurt içinde olanların ayırımcılık yapması"na hayret eder…
Bizim kürt kökenli vatandaşlar, ORTA ASYA’da kendini TÜRK sayanlardan daha çok bize benzer… Onlar bize yaklaşırken, şaşkın kürt ayırımcılar uzaklaşmaya çalışır.
"Efendim, ama bunlar kürtçe konuşuyor" diyenler mugalata yapmaktadır…
Bir defa KÜRTÇE DİYE BİR DİL YOKTUR…
Kürt aşiretlerinin konuştuğu "ağız"lar vardır, kendileri de birbirini anlamaz!..
Mesela Talabani’ye bağlı aşiretler Soranı, Barzani’ye bağlı aşiretler Kırmanç ağzı kullanırlar ve birbirlerini anlamazlar.Bizim Zazalar ise hiç birini anlamaz.Bir de Gurani konuşanlar vardır…
Şimdi bunların hangisi kürtçe?..
Hangisi ile "Kürtçe TV yayını" yapıyorsunuz?..
Yapılan yayınları dinleyen Mahzun Kırmızıgül "Benim anam Zaza… ama o yayını anlamıyor," demiştir.
Çünkü Zazaki de kendi içinde ağızlara ayrılır!…
Bir "ağız"ın dil olması için "yazılı" olması, "dilbilgisi" kuralları olması gerekir.Uluslara "kendi kaderlerini tayin hakkı" tanıyan LENİN’in, 100-150 binlik topluluklara özerk bölge verirken bile, kürtlere böyle bir imkan tanımamasının sebebi de, "kürtçe"nin yazılı olmamasıdır.
Halen dünyada 3000 kadar "dil" olmasına rağmen, sadece 170 kadar devlet vardır.
Nijerya’da 80 ayrı "dil" vardır.Hiç biri ile anlaşamadıklarından resmi dil İngilizce’dir.
Hindistan ve Çin’in her birinde 100 kadar "dil" vardır…
Belirttiğimiz 170 devletin yarısından fazlası da "uyduruk" veya "uydu" devlettir…
Somali gibi hiç bir ortak otoritenin olmadığı, Ruanda gibi bir kabilenin durup dururken diğerini boğazlamaya başladığı, veya Kuveyt gibi birisi "höt!" dediği anda kralının yurt dışına kaçtığı ülkeleri, biz DEVLET saymayız.
Öte yandan her konuşulan "ağız"ı dil, o topluluğu da "millet" sayarsak;
çingeneler, uyuşturucu bağımlıları, hatta homoseksüellerin de kendilerine has bir "dil"leri vardır.Onlara da "bağımsızlık" vermek gerekir!..Bunu "en demokratik" Batı ülkeleri bile düşünmüyor!..
"Kürtçe"nin bir dil olmadığının en büyük delili de "kürtçe" çıkan dergilerdir.
Bir halka ve bir millete hitap etmedikleri için 1-2 binden fazla satamazlar.Türkiye’deki İngilizce Daily News bile daha çok satış yapıyor.
Üstelik bu "kürtçe" yayınları alanların çoğu, meraklı TÜRK’LER’dir… Bir tanesi de biziz. (Meraktan) Kaldı ki, "kürt" kelimesi bile "kürtçe" değildir, o topluluğa başkalarının verdiği TÜRKÇE bir addır!.. Onlar kendilerini "Zaza, Kırmanç, Güran, Dersimli" diye anar…Birbirine de muhaliftirler.
En bariz örneği Kuzey Irak’ta bir türlü "devlet"leşemiyen kürt aşiretleridir. Hâlâ birbirlerini vurup duruyorlar.Bu konuda daha önce naklettiğimiz Ziya Gökalp’in değerlendirmesi, en doğrusudur.Kürt kelimesi baştan beri "dağ göçebesi" anlamında kullanılmıştır.Dağdan ve göçebelikten uzaklaşanın, bir nesil sonra "kürtlüğü" kalmaz.Bunun en bariz örneği de büyük şehirlerimizdir.İSTANBUL, ANKARA, İZMİR, hatta DİYARBAKIR’da HAKKARİ’den, ŞIRNAK’tan daha fazla "kürt" yaşamasına rağmen; bu yerlerdeki anarşi ve terör daha azdır."kürtçü" gösterilere 15 milyonluk İSTANBUL’da 1000 kişi bile katılmaz!.
Şu halde eğer DİN, TARİH, KÜLTÜR ve GELENEKLER ön plana alınırsa, ülkemizdeki hiç bir bölgenin diğerinden bariz farkı yoktur…Fark, coğrafi yapıdan kaynaklanan "kalkınmışlık" farkıdır, "eğitim" noksanlığıdır, EKONOMİK temele dayanır.Bunun da çözümü "bölünme" olamaz, o zaman Güney Doğu, Batı Anadolu’nun imkânlarından mahrum kalır, daha da fakirleşir, HIRİSTİYAN BATI’ya yem olur.
Biz ne oradaki kürt kökenlileri, ne de orada nüfusun çoğunluğunu teşkil eden TÜRKLER’i böyle bir kadere mahkûm etmeyiz!..
Buna asla fırsat vermeyiz! Biz TÜRKLER hem CUMHURİYET’in, hem DEVLET’in, hem de VATAN’ın uyku bilmez MUHAFIZ’ıyız!
ATATÜRK’ün dediği gibi;
VATAN VE MİLLET BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR!..
PARÇALANMAZ, BİRBİRİNDEN AYRILMAZ!..
GEREKİRSE BU UĞURDA CANIMIZI VERİRİZ,
AMA DAHA ÖNCE, BUNA İTİRAZ EDENİN CANINI ALIRIZ!..
      
Özkan BOSTANCI

 

Kategoriler
Domain İnternet Dünyası internet hizmetleri Webmaster yardım

Türkçe karakter domain almak

 Merhaba arkadaşlar

Bu yazıda normal domain fiyatına nasıl türkçe karakter domain almayı öğreneceğiz.

Örneğin : turkiye.com u alıcağız ama dolu içimizden keşke türkiye.com u alabilseydik diye geçiyor.

Bunu yapmak için önceli firefox tarayıcımızın adres çubuğuna "türkiye" yazıyoruz

Ve karşımıza "xn--trkiye-3ya" gibi bir sonuç çıkıyor. Bu sonuç türkiye kelimesinin ASCİİ Karakter sistemindeki gösterimidir.

Bu kodu bir domain firmasında domain alırken yazarsak türkiye.com u almış oluruz..

 

Kategoriler
Webmaster yardım

UTF-8 nedir?, kodlar, karakterler ve hakkında herşey!

UTF-8 8-bitlik bir Unicode dönüşüm formatıdır (İng: Unicode Transformation Format ‘ın kısaltması). Unicode karakterlerini değişken uzunluklu bayt guruplarıyla kodlamakta kullanılır. Rob Pike ve Ken Thompson tarafından geliştirilmiştir.

UTF-8 kodlaması Unicode karakterlerini 1-6 byte uzunluğunda diziler olarak kodlar. ASCII kodlaması içinde 0-127 arasında kalan karakterler aynen kendi kodları ile kullanılır, diğerleri ise byte dizileri haline gelir.

UTF-8 Özellikleri

Evrensel kodlama ile aynı sayfada farklı lisanları göstermek mümkün olabilmektedir. Ayrıca özel hazırlanmış klavyeler ile matematiksel ifadeleri yazmak da mümkün. Bütün bu farklı karakterler UTF-8 sayesinde aynı sayfada görüntülenebilmektedir. Eski stil kodlama ile türkçe karakterlerin – aslında latin alfabesinde olmayan ya da özel işaretli harflerin de – gösterimi için oldukça karışık olan harf ve rakam dizgileri kullanmak gerekiyordu. Mesela Ş harfini yazmak için Ş küçük ş içinse ş yazmak gibi.

UTF kullanarak 1 milyondan fazla karakter kodlanılabilinmektedir. Sıklıkla kullanılan 65536 karakterin kodlaması bu 1 milyondan fazla kodlamada ilk sıralarda yer almaktadır.

UTF-8 Örnekler

A = 00000000 010000012, yani sağ baştan sıfırdan başlayarak sayıldığıda 2′nin katları şeklinde 20 ve 26′yı toplayarak 65 sayısını elde ediyoruz. Windows için ALT-tuşuna basılı tutarak nümerik klavyeden 65 yazdığı zaman A harfı çıkar.

天 = 0×59 0×298 = 01011001 001010012 = ALT-tuşu + 22825
⇔ = 0×21 0xd38 = 00100001 110100112 = ALT-tuşu + 1587
α = 0×03 0xb18 = 00000011 101100012 = ALT-tuşu + 945

Veritabanı ve Programlamada UTF-8′in yeri:

Programlama ve Veri depolamada UTF-8‘in yeri oldukça önemlidir.

UTF-8′in çeşitleri vardır, bunlar temel olarak:
utf8_bin : Unicode – Çok Dilli (Universal Code – Unicode) – İkili (Binary)
utf8_czech_ci : Çekçe – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_danish_ci : Danca – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_esperanto_ci : Esperanto – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_estonian_ci : Estçe – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_general_ci : Unicode (çokdilli) – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_hungarian_ci : Macarca – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_icelandic_ci : İzlandaca – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_latvian_ci : Litvanyaca – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_lithuanian_ci : Litvanyaca – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_persian_ci : Farsça – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_polish_ci : Polonyaca – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_roman_ci : Batı Avrupa – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_romanian_ci : Romence – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_slovak_ci : Slovakça – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_slovenian_ci : Slovence – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_spanish2_ci : Geleneksel İspanyolca – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_spanish_ci : İspanyolca – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_swedish_ci : İsveççe – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_turkish_ci : Türkçe – Büyük ve Küçük harfe duyarsız
utf8_unicode_ci : Unicode – Çok Dilli (Universal Code – Unicode) Büyük ve Küçük harfe duyarsız
21 çeşittir.

Eğer Türkçe karakterler ve bunun yanında birkaç dilin karakterlerini kullanmayı düşünüyorsanız UTF-8 Unicode (utf8_unicode_ci) tam sizin için.
Eğer UTF-8 Unicode kullanırsanız, artık yazılım geliştirme ortamınızın, veritabanınızın ve html kodlarınızın karakter setlerinin farklılığından kaynaklanan görüntüleme problemlerinden kurtulacaksınız.
Şimdi size birkaç yazılım geliştirme ortamında UTF-8 ayarının yapılabilmesi için izlemeniz gereken yönergeleri anlatacağım:
Zend Development Environment:
Araçlar (Tools) -> Tercihler… (Preferences…) -> Masaüstü (Desktop) tabının içinde Kodlama (Encoding) seçeneğini UTF-8 olarak ayarlamanız yeterli.
Notepad :
Dosya (File, Save) kayıt penceresinde, Kodlama (Encoding) seçeneğini UTF8 olarak ayarlamanız yeterli.
Notepad++ :
Ayarlar (Settings) -> Tercihler (Preferences) -> Yeni bir Belge (New a Document) -> Encoding bölümünden UTF-8 seçmeniz yeterli.
Dreamweaver :
Düzen (Edit) -> Tercihler (Preferences) -> Fonts (Yazı tipleri) -> Unicode ve ayrıca Yeni (New Document) bölümünden Unicode’u seçmeniz yeterli.

***

Eğer Türkçe karakterler ve bunun yanında birkaç dilin karakterlerini kullanmayı düşünüyorsanız UTF-8 Unicode (utf8_unicode_ci) size önerilir.

Utf-8 Sorun ve Çözümleri
Utf-8, Google’ ın en çok tercih ettiği karakter dili olması ve SEO,Pretty Url gibi optimizasyon araçlarının desteklediği karakter grubu olması nedeniyle webmasterlar bu dili tercih ederler.Fakat bu dil SMF scriptinde “ISO-8859-9″ karakter dilini kullananlar Türkçe karakter sorunları yaşamaktadır.Bu sorunlar nelerdir ve çözümleri nelerdir:

1- Utf-8 i sorunsuz şekilde kurabilmek(Modifikasyonlar bozulmadan):
Admin/Forum Bakımından “Veri ve veritabanını utf-8 e dönüştür” seçeneği ile önce veritabanı utf-8 e dönüştürülür.Daha sonra gerekli utf-8 dosyaları default ya da kullandığınız temanın languages klasörüne atılır.Modifikasyonları bozmamak için de:
Mesela “Modification.turkish.php” dosyasında modifikasyonların dil değişkenleri yer alıyorsa bu dosya Notepad dosyasında açılarak Farklı Kaydet seçeneği seçilir ve kodlama Utf-8 olarak işaretlenerek dosya ismi sonuna -utf8 yazılarak kaydedilir.Daha sonra languages klasöründekiyle yer değiştirilir.(mesela Modification.turkish-utf8.php gibi) Şayet hata alırsanız “ayarlari_onar.php yi çalıştırın ve dil kısmına “turkish-utf8” yazın.Ayrıca Settings.php dosyanızda

 

?>

 

kodundan evvel

$db_character_set = ‘iso-8859-9′;

diye bir karakter seti kodu varsa silin.Forum Seçenekleri/Sunucu Ayarlarından

da dil seçeneklerindenturkish-utf8i işaretleyin.

Bu işlemlerin en sonunda kategori ve forum başlığınızdaki isimler de (şğ,ç…) gibi karakterler ve ondan sonraki karakterler silindiği için tekrar yazmanız gerekiyor

2- Utf-8 i sorunsuz ve güvenli bir yoldan kaldırma

phpmyadmin den tablolarınızı tek tek seçerek “İşlemler” seçeneğinden karakter karşılaştırmasını değiştirip,languages klasörünüzden utf 8 dil dosyalarını silerek kaldırabilirsiniz.

Türkçe karakter Desteği UTF-8

Bir cok kisinin biligi gibi utf kodlama yapisinda turkce karakterlerin sekli asagida verdigim tablodaki gibidir, yani utf-8 karakter setini kullandiginiz bir sayfada turkce karakterler duzgun cikmayacaktir, ve bozuk gorunerek sayfanizi bakilamaz hala getirecektir, isde burda asagidaki tablodaki turkce karakterlerin altigi utf-8 karakterini kullandiginizda normal sayfaya bakarkan turkce karakterler duzgun sekilde gorunecektir..

Bu durum şöyle açıklanabilir:
“latin_1,latin_5″ gibi ükle dil kodlarında,diğer ülkelerde ki dili standt hale getirebilmek için,o dil de geçen karakterlerin html karşılıklarını yazmak

gerekir.Bunlar:

UTF-8 Türkçe karakter seti tablosu

Ü <=> Ãœ
Ş <=> ÅŸ
Ğ <=> ÄŸ
Ç <=> Ç
İ  <=> Ä°
Ö <=> Ö
ü <=> ü
ş <=> ÅŸ
ğ <=> ÄŸ
ç <=> ç
ı  <=> ı
ö <=> ö

Yukaridaki ornege bakarak turkce karakter iceren bir kelime yazmaya calistigimizda, asagidaki gibi yazmamiz gerekecektir.

Aşkım ========> AÅŸkım

Web sayfasinda gorunusu

Aùk^m ======== Aşkım

yukaridaki ornekte gordugunuz gibi turkce karakter iceren bir kelimeyi utf-8 turkce karakter karsiliklariyla yazmamiz gerekli..

ama bu problemi çok kolay da halledebilirsiniz. notepad2 yi indirin ve turkce karakterlerin oldugu dosyamizi bu programla aciniz

dosyayı açtıktan sonra menülerden file>encoding>UTF-8 sectiginizde yazilarinizdaki karakterler artik utf-8 formatinda olacaktir..

Utf-8 charset karakter dil setiyle,bu karşılıkları yazmaya gerek kalmadan kendi dilinizde kullanılan karakterleri bütün dil karakter setleriyle ortak hale getirebilirsiniz.

Kaynak Listesi ve derleme

Bir kısım: Sinan ANDIRMAN

Bir kısım: wordpress-tr

Bir kısım: Kuaza.org

Bir kısım: Selçuk Kılıç

Bir kısım: frm.ekshi.net