Kategoriler
Genel Konular

Değer olarak tecrübe

Hayat tecrübesi olanlarla konuşmak insana ayrı tat verir. Kitabi bilgilerimizin faydası mutlaka olur, bunun yanında şifai bilgi dediğimiz tecrübeye dayalı bilginin yeri de başkadır.

Teorik bilgilerin uygulamasını görmediğimizde, teorik bilgileri anlamakta zorlanırız. Yaşayan biri teorideki bilgimizi yaşamışsa, onun anlatımından faydalanarak uygulamakta zorluk çekmeyiz.

Geçmişte benzeri durumları yaşayanların bize örnek olmaları hayatımıza zenginlik katar. Büyüklerimizden almış olduğumuz dersler, fikirler hayatımızda ki yanılgıları azaltır.

Kusur işleme oranımızı azaltır.

Gün görmüş insanların öğütleri insanların hayatındaki hata sayısını en aza indirir.Böylece insanların içinde ki itibarımız artmış olur.

Hayatımızda tecrübenin katkısı azımsanmamalıdır. Bizlere tecrübesini aktarmak isteyenler olursa can kulağıyla dinlemeliyiz. Boş ver onların zamanıyla bizim zamanımız farklı gibi yanılgıya düşmemeliyiz.

Büyüklerimizden birisi tecrübelerini anlatmaya başladığında üzülerek söylemeliyim ki, çoğumuz burun kıvırıyor. Nasihati de bitmez deriz.

Hiçbir beklentisi olmayan büyüklerimizin ve bizim için faydası olsun diye tecrübelerini paylaşmak isteyen ,iyilikten başka düşünceleri olmaz. Tecrübemi anlatayım ki, benim düştüğüm hata ve yanlışları yaşamasın diye anlatırlar.
Sırf iyilik olsun için öğüt verirler.

Tecrübelerin anlamı hayatın bütününü okumaktır. Hayatın içinde olan, halkın arasında bulunmuşların her cümlesi çok değerli bilgilerdendir.

Genelde yaşlılarımızın niyeti temizdir. Her konuda olduğu gibi tecrübe aktarımında da niyet konusu çok önem arz eder. Büyüklerimizin niyetinden şüphemiz olmamalıdır.

Genelde eskiden insanların niyetleri bugünün nesli gibi karışık değildi. Hayatta başarılı olmanın anahtarlarından biride tecrübeli insanlara danışılmasıdır.

Tecrübeliler bizim yaşayacaklarımızı bizden önce bire bir yaşamış olabilirler genelde de yaşamışlardır.

Yaşanılan olaylar , genelde tarihler değişse de , sonucu aynıdır.Haksızlıkla mal sahibi olmak geçmişte de suçtu. Şimdi de suçtur. Eskiden belki ayıp tabiri kullanılıyordu. Fakat aynı sebepler, aynı sonuca ulaşır.

Tecrübelerin bize verdiği mesajlar aynı olaylar için önlemdir. Gelebilecek olumsuzlukları önlemektir. Girişimde bulunacağımız konu hakkında tedbirdir.

Dünya kurulalı beri insanların yapısı aynı, dünyanın dönüşü aynı, zaman aynı fakat içinde ki insanlar farklı.

Dünya kurulalı beri hep aynı dünya. Yıl üç yüz almış beş gün. Bir ay otuz gün . biz insanların da eylemleri de aşağı yukarı aynıdır. Dünyamızın karmaşıklığından, çetrefilli olmasından , dostların azlığından dolayı tecrübelere ihtiyacımız daha çok.
Eskiden insanların amacı karnını doyurmakmış. İnsanımız yardımlaşmayı severmiş. Çoğu zaman duyarız şu sitemleri duyarız “ eskiden böyle miydi”?

Eskilerin öyle davranmadığını bilmekle beraber onların doğrularını alarak günümüze uyarlamak olmalı amacımız. Geçmişin hadiseleriyle günümüz hadiselerinin sebep ve sonuçları aşağı yukarı aynıdır.

Hayatımızda hatadan uzak kalmak istetiyorsak büyüklerimizin uyarılarına kulak tıkamamalıyız.

Çünkü büyüklerimizin niyetleri temizdir, bizim iyiliğimizi isterler, hatadan uzak yaşamamızı düşünürler ,yaşlılarımızın en güzeli art niyetli olmamalarıdır.

Yetmiş yaş üzerinde ki büyüklerimin genelinde gördüğüm davranışlarını çok severim. Eğer sizi severlerse kendinden bir parça olarak görürler.

“Eski toprakta dediğimiz” büyüklerimizin ileri görüşlülüğününde farkında olmalıyız.” Onların bakışı ,konuşması, değerlendirmeleri genelde isabetlidir. Bilgi tecrübe ve iyi niyet olunca yanılgılar az olur.

Büyüklerimizin de bizden istekleri vardır. Bunların başında saygı, hürmet ,ellerini öpme gibi. Onlara gösterdiğimiz saygı aslında kendimize gösterdiğimiz saygıdır. Hürmetimiz kadar bize olan sevgileri artar. İtimatları çoğalır.
Bize iyilikleri o kadar artar.

Kategoriler
Kişisel makaleler Makale Yazıları - Yarışma

Çözümlerimizden mi, hatalarımızdan mı tecrübe ediniriz?

    İnsan, hataları ve çözümleri ile var olan bir canlıdır. Kaderinin yapılanmasında bu iki kavram çok önemli bir rol oynar. Düşüncelerimizde yer alan, bizi biz yapan karakterimiz sadece iki ana duygu arasında oluşur; acı ve mutluluk. Duygularımız tek bir şekilde harmanlanır ve geleceğimizi belirler. Peki, bu kadar önemli bir kararı sadece iki durgu mu verir? Tabi ki hayır; her şeyin temelinde, yaratılışımız da var olan güven bir şekilde terbiye edilmelidir. Aksi takdirde hiçbir şekilde tecrübe edinilemez.

    Bizi biz yapan; hayat ile olan bağlantılarımızı kuran güven duygusu sayesinde bu evrende var oluruz. O olmadan hiçbir şeye anlam kazandırılamaz. Bütün iliklerimize, kaslarımıza ve hatta beynimize hükmeden baş kavram güvendir. Ama onun da temelinde bir şeyler olmalı. Yoksa sadece bizler ile basit bir ot arasındaki fark ne olabilirdi? Hayat bize her türlü acıyı ve mutluluğu yaşattırır. Acı ve mutluluk her hareketimizin sonunda evren tarafından verilen mükâfattır. Kozmos ve kaos gibi her an çarpışmakta olan bu yapılar her bir sonuçta artı veya eksi güven değerleri verirler. Hayatımızın geri kalanında bu değerler asla unutulmaz; ancak affedilir. Yalnız affetmek sonucu eksi değerleri silmez, sadece bize mutluluk gibi duygular yaşatır.

    Gördüğünüz gibi hayatla olan bağlantımız evrenin kargaşası ve kişilik arayışı gibi kısır döngü şeklinde gitmiyor. Kader denilen kavram sayesinde belirli yapılar elde ediliyor. Bahsettiğimiz gibi bunların en büyüğü güven. Gerisi ise sadece onun üstüne kurulan birer karar makamı. Yalnız güvenin bize direkt olarak yaratılıştan bahşedildiğini söylemeyiz. Duygularımıza hakim gelmemiz birçok dinin kültüründe yer alır. Bu kavgayı birbirinden ayırt eden kişilere semavi dinlerde; ermiş veya veli, Budizm gibi dinlerde ise Nirvana’ya ulaşmış adı veriliyor. Demek ki bir ilahi güç tarafından kendimizle olan kavgamıza son verilmesi isteniyor. Yalnız çok kolay anlaşılabileceği gibi bu iki duygu arasında soğan zarından daha ince bir çizgi var; zaten bu yüzden ayrılmaları tek seferde gerçekleşmiyor.

    Peki, duygularımızı nasıl terbiye ederiz? İşte hayatımızın anlamı, kaderin bize mesajı olan tecrübe burada kendini gösteriyoruz. Her insanın bir şekilde hayatına devam etmesi gerekiyor ve her fiilden sonra bazı bilgilere sahip oluyor. İşte bunlara tecrübe adı verilmiş durumda. Tecrübesiz insan var olamaz; tıpkı düşünmeyen bir insanın var olmayacağı gibi. Aslında bütün evren, kozmos ve kaos birbiri ile bağlantılı. Onların kavgaları sayesinde bizler mesajlar ediniyoruz. Öğrendikçe duygularımıza şekiller veriyoruz. Her duygu güven mekanizmasına birer puan veriyor ve sonunda insan denilen kavramsal yaratık ortaya çıkıyor. İşte sadece bu şekilde; ufacık bir kelebeğin kanat çarpmasıyla fırtına çıkabileceği gibi bağlantılar mevcut. Asıl mesela bu bağlantıların farkında olup yapımıza yol gösterebilmemiz.

    Şimdi sadece kendinizi sorgulamanız gerekiyor. Ben nasıl tecrübe ediniyorum? Sadece bir dakika düşündükten sonra yaşamınız boyunca o kadar çok mesaj aldığınızı göreceksiniz ki şaşıracaksınız. Birçok başarı ve doğamızda olduğu gibi birçok hata… Hatasız kul olmayacağı gibi başarısız bir kulda olamaz. İşte bu kanuna ben kısaca “çözümleme” ismini vermek istiyorum. Lütfen şu anda kendinize bakın. Yeteneklerinizin var olduğunu, hayatınızın belki de yetenekleriniz doğrultusunda yapılandığını göreceksiniz. İşte bizim asıl konumuza geldik; çözümlerimiz mi yoksa hatalarımız mı tecrübeler edinmemizi sağlar? Çözümleme kanununu hatırlıyorsunuz değil mi? Bir insan yapabildikleri ile var olur diyor çözümleme kanunu. Bu durumda başarılarımız bizim için önemsizdir. Çünkü potansiyelimizin yettiği noktalar için ekstra bir enerji harcamayız. Onları zaten başarabiliyoruzdur ve gücümüzün son noktasına dair kullanmamızı gerektirir. Sonuçta ise başarı elde edilir. Bu durumda başarılarımız güven duygumuza sadece artı puanlar verir. Fakat çözümleme kanununa göre hiçbir puan vermez. Sadece kişi başarabileceklerinin farkına varır ki bunun bizim konumuzla şu anda alakası yok. Fakat ya başaramadıklarımız? Eğer ki kişi gücünün bittiği noktayı, asıl önemli olan güçsüz olduğu noktalarını keşfederse tecrübeler kazanır. Çünkü eksik noktalar, yeteneklerin yetersiz olduğu noktalar tekrardan kapatılabilir hale gelir. İşte çözümleme kanuna göre; insanlar başarabildikleri ile var olurlar, başaramadıkları ise onların fark etmesi gereken tecrübelerdir.

    Çözümleme kanunu mantıksız gelebilir, saçma sapan bir şey diyebilirsiniz. Yalnız her anın akıp gittiği şu koskoca evrende sadece verilmek istenen mesajları görerek aslında tecrübenin ne kadar ince bir çizgi olduğunu, bütün hayatınızı oluşturduğunu, kimlere nasıl güvendiğinizi sadece bu şekilde açıklayabiliriz. Acı veya tatlı tecrübeler yaşamadan insan olamayız. Düşünmek, karar vermek, güvenmek bizim içimizde olan ve asla söküp atamayacağımız kavramlardır…

    Herkese bol çözümlü günler…