Kategoriler
Eğitim - öğretim Geçmiş Tarih Günlük hayat Öğrenci Konuları

Tarihin Sınıflandırılması – Tarihin Özellikleri

Tarihin ilgi alanı, zamanı ve konuları oldukça geniş olduğu için, geçmişin incelenmesini kolaylaştırmak amacıyla tarih; zamana mekana ve konuya göre sınıflandırılmaya tabi tutulmuştur.

a) Zamana Göre Sınıflandırma

Tarihin yüzyıl, ilkçağ, ortaçağ gibi zamana göre sınıflandırılmasıdır. Amaç, tarihin incelenmesini ve öğrenilmesini kolaylaştırmaktır.

Kategoriler
Deneme Yazıları Doğa ve Yaşam Dünya ülkeleri Eğitim - öğretim Genel Konular Güncel Haberler Günlük hayat iletişim İnternet Dünyası Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türk Tarihi Türkiye üzerine Yazar

Zehirli Kan Kimde? Hrant Dink ve Türkler hakkındaki görüşleri

Ermeni gazeteci Hrant Dink’in yargılanmasına ve kimilerine göre öldürülmesine yol açan sözleri hatırlayalım;

“ Türk’ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni’nin Ermenistan ile kuracağı asil kanında mevcuttur. “

Bu sözlerin geçtiği yazının sahibi Hrant Dink, Türk’ün kanının zehirli olduğunu iddia etmekte, Ermeni kanının asil olduğunu söylemektedir. Peki gerçekten öyle midir?

Tarihe bakalım…

1915 olaylarını herkes bilir. İbrahim Paşa’yı evinde ki Ermeni hizmetlileri bile ihanet ederek cinnet geçirmesine sebep olmuşlardı. Yani, Ermeniler ekmek kazandıkları yere bile ihanet içerisinde idiler. Millet-i Sadıka olarak adlandırılan Ermeniler, Fransız-Rus yanlısı tavır sergilemeye başlayınca, Ermeni’nin kanında ki asil (!) durumu fark eden emperyalistler boş durmadılar. Onlara, kendi askeri üniformalarını giydirdiler. İhanetleri öyle boyutlara ulaşmıştı ki çare, zorla göç ettirilmelerinde bulundu…

Ancak o bile yetmedi!

Bu sefer çeteler halinde saldırılara devam eden Ermeniler, şehit ettikleri masum Türkler’in kafataslarından 7 metrelik duvarlar yaparak, gururla poz verdikleri resimler çektirdiler!

Pakize adında ki Türk kadınına, tecavüz edip öldürdüler…

Kimi Türkler’i fırına attıklarını, hamile kadınların karnını yardıklarını öğrendikten sonra hangi Türk unutabilmiş?

Milli mücadele dönemine geldik…

Hulki Cevizoğlu’nun çok büyük önem taşıyan bir kitabı var. Adı, “ 1919’un Şifresi “. Mükemmel bir kitap. İçerisin de önemli bilgi ve belgeler var…

Bunlardan birisi, ABD-Ermeni lobisinin ortak çalışmaları. Bu çalışmaların son aşamasına gelen Amerikalılar, İstanbul’a General Harbord’u gönderiyorlar. Harbord, İstanbul’da beklediği sırada bulunduğu gemiye Ankara’dan gönderilen genç bir Türk gazeteci gelip Harbord’u Ankara’ya davet ediyor. Harbord’un verdiği cevap, Ermeni lobisinin nasıl çalıştığını açıklar nitelikte;

“ Yaptığınız vahşet, kabul edilemez! “

Öyle ya, Harbord hiç gezmeden görmeden Ermeniler’e soykırım yapıldı diye rapor yazacak, Amerikan kongresi de bu raporu onaylayıp Türkiye’nin doğusunu tazminat ile ele geçirerek Büyük Ermenistan kuracak! Amaçlanan bu…

Ancak, Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK buna izin vermiyor. Harbord, gazetecinin davetini kabul ediyor. Gelip, doğuyu geziyor. Türkler’e, hayran kalıyor. Lobinin etkisinden çıkıyor…

Geri döndüğünde, verdiği rapor da Ermeniler’e değil Türkler’e soykırım yapıldığına dair bilgiler var! Ancak, Lozan antlaşmasını onaylamayan ABD, bunu da kabul etmiyor! Rapor da, sadece arşiv de işlev kazanıyor…

Yine, o yıllar da Kaçaznuni’nin kendi anılarında yazdığı sözleri önemlidir;

“ … İtiraf etmeliyiz ki, savaşı biz çıkardık. Ermeniler’e soykırım yapılmadı. Büyük Ermenistan hayali ile arada biz Türkler’e katliam yaptık… “

Son bir belge! O dönem, emperyalist güçlerden bir ajanın yazdığı raporun başlığı şudur;

“ Ermeniler soydan suçsuz değillerdir! “

Bütün Acun anlamış meseleyi kısacası!

Peki yakın tarihte neler yaptılar? Sanıyorum bunu anlatmama pek gerek yok ancak bilgisi olmayanlara söyleyelim…

***

1974 yılına kadar, Kıbrıs’ta Türkler, Rumlar’ın soykırımına uğradılar. En son, Türkiye daha fazla beklemeyip Kıbrıs’a asker çıkardı. İşte, bu tarihten sonra Amerika’nın bize verdiği karşılık, yine eski sadık (!) Millet Ermeniler…

Önce silah ambargosu deyip, sonra Asala’yı yarattılar!

Bugün, birilerinin ölümüne savunduğu Filistin’de ki Filistin Kurtuluş Halk Cephesi’nin desteği ile, Agop Agopyan tarafından Asala kuruldu!

O tarihten sonra, çok sayıda diplomatımız şehit edildi. Bu bela bitene kadar da, her türlü kini kustular…

Ve Hrant Dink, onca tarihi gerçeğe rağmen, Ermeni’nin kanı “ Asil “, “ Türk’ün kanı zehirlidir. “ dedi.

Bu aydınlık mıdır? Belki öldürülmesini doğru bulmuyorum ama…

Bu kadar yanlış, Türkler’e hakaret eden bir insanın aydın olarak algılanmasını, Türkçüler’den beklemeyin!

19 Ocak’ta ne olmuştu diye soranlara siz de 20 Ocak’ta ne olmuştu diye soru yöneltin. Bakın, Halkların Kardeşliği diye böğüren Mankurt kitle, 20 Ocak’ta çok sayıda Azeri Türkü’nün tankların altın da ezilerek şehit edilmesine karşın, “ Hepimiz Türk’üz, Hepimiz Azeri’yiz “ diye meydanlara inemiyorlar! Korkuyorlar mı?

Onların kafasına deve derisini geçirenler, onlara Ermeni olmayı öğretenler, Türk’ü ve Türk’e düşman olmanın ne olduğunu öğretmediklerinden, zerre korkmuyorlar!

Biz, Türk’ü yok etmeye çalışanlara asla meydanı bırakmayacağız. Her birimiz yok olana kadar, her birimizin bedeninden ruhu uçana kadar, savaşacağız!

Bu uğur da savaşana ölmek yok çünkü!

Tanrı Türk’ü Korusun!

Yusufhan Güzelsoy

Kategoriler
Dünya ülkeleri Genel Konular Günlük hayat Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Musibet-Nasihat ve çılgın Türkler

            "Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü…"    Böyle başlar devletimizin en üst makamında oturan cumhurbaşkanımızın yemini. Bu yemin, tarihin Türk ulusuna sık sık hatırlattığı nasihatin ifadesidir.

          Türklerin tarih sahnesine bir devlet teşkilatlanmasıyla ilk çıkışı Asya Hun Devleti ile olmuştur. Tarihi kaynaklar, bu dönemi, Türk boylarının ilk kez tek bayrak altında toplandığı, güçlü ve huzurlu bir dönem olarak anlatır. Bu güç, Çin ordusuna set çektirtti ama Çin’in ikilik çıkarışına güç yetiremedi. Bir millet, bir devlet kuzey-güney diye ayrıldı. Derken yıkım ve kıyım.

          Göktürk kitabeleri, Türk tarihi ile ilgili en eski yazılı kaynaklar olarak günümüze ulaştı. Bu kitabelerde, 7. ve 8. yüzyıllarda çok geniş coğrafyaya hükmeden Göktürk Devletini, yöneticilerini tanıyoruz. Ama derin bakan gözler, bu kitabelerdeki nasihatlerin farkına varabilirler.

          Ne var ki o büyük, o güçlü devlet, zamanın büyük gücü Çin Devletinin marifetiyle doğu-batı diye ikiye bölündü. Derken o musibet… Yıkım ve kıyım.

                Asırlar gelip geçerken Anadolu’nun derin bakan gözleri nasihat ediyordu. “Biz birleştirmek için geldik, ayırmak için gelmedik” diyen Mevlana gibi Yunus Emre bir şiirinde:

“Ben gelmedim da‘vâ için benim işim sevi için
 Dostun evi gönüllerdir gönüller yapmaya geldim” 

diyerek Anadolu halkına birliği, dirliği nasihat ediyordu. 

                   Cumhurbaşkanı forsundaki, tarihte kurulan Türk Devletlerini simgeleyen 16 yıldız, dönemlerinde Tarih semalarında parlamıştır; fakat acı olan "Çılgın" denen Türklerin, tarihleri boyunca benzer musibetler görüp yıkıma, kıyıma uğramalarıdır.

           Savaş meydanında kurşunun önüne atlamak, savaşta çokça can vermek çılgınlık değildir.  Çanakkale’de -menzilleri çok kısa oldukları için- düşman gemilerinin iyice yaklaşmalarını beklemek, beklerken sırayla can vermek, isyanlarda ayaklanmalarda binlerce kardeş kanı dökmek çılgınlıktır.  

           Bilişim Çağı denen günümüzde, tarihte yaşanan musibetleri görmemek, çağları aşan sesleriyle nasihat edenleri duymamak, aynı tarihi oyunla, aynı ikilik çıkarmalarla kardeşleri bölmek, parçalamak ve tek tek yutmak planlarına seyirci kalmak çılgınlıktır.     

           Musibetlerden çok acı çekmiş Türk ulusu, Türk genci Atatürk’ün hedeflerine en zor şartlarda bile umutsuzluğa düşmeden yürüyecektir. Büyüklerinin nasihatlerine uyarak…

         "Dünyada yapamayacağın hiçbir iş yoktur;Çünkü sen Gültekin gibi kahramanlar yetiştirmiş bir ulusun oğlusun! Bunu böyle gör,böyle dinle! Bayrağımızın rengi solmasın, Gölgelice kaba ağaçlarımız kesilmesin, ulusumuzun arasına ikililik girmesin, yurdumuza yağı ayak basmasın, ey büyük Türk Ulusu! (Göktürk Abidesi-Kültigin)

Kategoriler
Tarih Makale Teknoloji Webmaster yardım

Adsense tarihçesi ve Bilinmeyenler

Çoğu kişi Adsensenin devrimsel bir buluş olduğunu sanar , Aslında böyle değildir. Google bu sistemi geşiştirmeden önce  WordNet, (1990lı yılların meşhur arama motoru) firmasının kurucusu olan George A. Miller kişisi tarafından geliştirilmiş olan  ve bu reklam sistmeinin dizaynında Çeşitli Universitelerden James A. Anderson, Jeff Stibel ve Steve Reiss gibi büyük ticari olaylara imza  atan pek çok sayıda  öğrenci ve Profesör tarafından geliştirilmiş bulunan bir reklam sistemine dayanmaktadır

WordNet in geliştirdiği  Simpli reklam sisteminin de ilham aldığı reklam kuruluşlarından  biri de yine 1998 yılında ABD’de kurulmuş olan  Oingo  isimli  bir teknoloji şirketi  kullanmaktaydı. Bu şirket sonrasında (2001 yılında) ticari unvanını  değiştirmiş ve 2003 yılında 150 milyon Tl gibi bir meblağ ile Google satın almıştı.

Google  Adsense sisteminin  deneme versiyonunu  2005 tarihinde internet reklam pazarına  çıktığında bu sistemin başarılı olunacağı konusunda emin değildi.. Reklam tıklama temelli tasarlanmış olan  sistemde Sahte tıklamaların önlemesi ( click fraud)  için oldukça karmaşık ve sofistike bir yazılım teknolojisinin geliştirlmesi gerekmekteydi. Google’ın Simpli ve Wordnet şirketinden yaptığı transferlerin semeresi burada ortaya çıktı. Ama asıl önemli nokta,  Google’nın tüm dünyada yaygın kullanımı sonucunda özellikle  çerez denilen küçük yazılımlarını arama motoru kullananların bilgisayarlarına yerleştirililmesiyle neredeyse tüm internet kullanıcılarının bilgisayarlarının özelliklerini ayrıntılarıyla deşifre edip bunu hileli reklam tıklamalarının önüne geçebilecek bir sistem oluşturmasıydı.

Free Image Hosting At siteGoogle inc  ilk aşamada deneme sürümünü test edebilmek amacıyla 100 seçkin reklamcıyı bu işi teste tabi tutmuştu. Yapılan denemeler ışığında elde edilen tespitler oldukça harikaydı. Reklam sisteminin etkisi yani Internet kullanıcıları tarafından tıklanma oranı daha çok reklam verilen konuyla alakalı içeriklerde etkisini gösteriyordu.