Kategoriler
Genel Konular Toplumsal Konular

İSLAM GÜZELLİKLERİN YAŞANDIĞI DİNDİR

İslam, Allah’ın sonsuz merhametinin ve şefkatinin dünyamızda tecelli ettiği huzurun, barışın ve güvenin yaşandığı bir hayatı yaşamamız için indirilmiş bir dindir. Bu güven ve huzur ancak, Kuran’da belirtilen ahlak ile hayata geçirilebilir. Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyuruyor bizlere;
“Ey iman edenler, hepiniz topluca “barış ve güvenliğe (Silm’e, İslam’a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. “ (Bakara Suresi, 208)

Demek ki barış ve güvenlik için rehberimiz Kuran olmalı. Rabbimiz bize bu şekilde öğüt veriyor. Samimi bir şekilde O’na yöneldiğimizde aklımızı hidayetimizi basiretimizi ferasetimizi arttıracaktır. Bizler yalnızca samimi olmalıyız. Bütün kapıları açacak olan anahtar budur inşaAllah.

Toplumda genel olarak bilinen İslam, Kuran’ın dışındaki bir ahlakı anlatmaktadır bizlere. Sevginin yerine nefretin hakim olduğu bir din anlayışına kuşkusuz İslam denilemez. Günümüzde mezheplerin tarikatların hatta aynı cemaatten olanların dahi birbirlerine düşman durumdadırlar. Olaylara Kuran ahlakı ile bakılmadığında bencil, egoist ve menfaatine yönelik çıkar çatışmaları yaşanmakta. Oysa ki Allah, Müslümanları tarif ederken, cömert, tevazu sahibi, alçak gönüllü, merhametli, şefkatli, sevgi dolu ve dost canlısı bir insandan bahsetmektedir. Kuran, samimi olarak okunduğunda Allah, mutlaka kalpleri yumuşatmakta enaniyet, kibir ve gururları yok etmektedir. Bütün sır samimi bir şekilde Allah’ı düşünmekten geçmektedir. Sonsuz güç sahibi Rabbimiz bizlere asla zulm etmez. Ancak bizler kendimize zulm ederiz. Bu nasıl olur peki ? Samimi bir şekilde Rabbimize yönelmez ve samimi bir şekilde Kuran ahlakını yaşamaya gayret etmez isek işte o zaman hayatımız içinden çıkılmaz bir yaşama dönüşür. Güvenin, sevginin, neşenin, kalitenin,dostluğun,şefkatin yaşandığı ve anlatıldığı İslam ahlakı üzerimizde zuhur etmemiş olur. Kendi kendimize belaları üzerimize çekmiş, Allah’ın rahmetinden uzaklaşmış oluruz. Müslüman denilince tüm dünyada akıllara, neşenin, kalitenin, güvenin, şefkatin merhametin, dostluğun yaşandığı örnek bir din sunulmalı ve gösterilmelidir. Bunu tesis etmekte hepimizin görevidir.

Çok önemli sırlar içeren aşağıdaki ayetin üzerinde derin düşünelim;

“Allah, içinizden iman edenlere ve salih (samimi) amellerde bulunanlara va’detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, onları da yeryüzünde ‘güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. “ (Nur Suresi, 55)

Sevgilerimle
Hüseyin Uçkun

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat İslam Dini Toplumsal Konular Türkiye üzerine

KADIN NEFRETİ YALNIZCA BAĞNAZLARDA OLUR

 

Bağnazlık yani kaliteden uzak, tutucu, müziğin resmin olmadığı içine kapalı, Kuran’ın değil atalardan duyulan sözlerin inanç kabul edildiği ve bir takım din adına uydurulan hurafelere inanılan yanlış inanç sistemidir. Yobazlık da aynıdır. Bağnazlıkta sevgi olmaz. Yerine alabildiğine nefret vardır. Bağnazlıktaki bu nefret, yanlış bilinen hurafelerden kaynaklanmaktadır. İslam ile Kuran’la hiçbir ilgisi olmayan ve dinde çok muteber görülen sahih hadis kitaplarında geçen ve güzeller güzeli nurlu peygamberimiz (sav) adına söylenen bu iftiralara bir bakalım ;

 

– Aklı başında bir erkeğin aklını sizin kadar çelebilen aklı ve dini eksik başka bir varlık görmedim. (Müslim, İman, 34/132; İbni Mace, Fiten 19/4003)

– Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir. (Sahih-i Buhari)

– Doksan dokuz kadından biri cennette, diğerleri ise cehennemdedir. (Sahih-i Buhari)

Kadınlar olmasaydı Allah’a hakkıyla ibadet edilirdi. (Suyuti, Buhari, İbn-i Adıyy, Ebu Hatim, İbn-i Cevzi, Muhammed Nasuriddin, İbn-i Hıbban hadisi mevzu kabul ederler.) (Silsiletul Ehadisuzzaif: 74, Tenzihuşşeria: 1/62, El-leali : 2/59)

Kadınlarla istişare edin, onlara danışın ve onların söylediklerinin zıttını yapın. (El- Makasıdul Hasene: 248, Tezkiretul mevzuat:128, Tenzihuş Şeria: 2-204, Silsiletul Ehadis: 432)

 

Üstelik bu mevzu hadisler Diyanet İşleri dahil bütün İslam aleminde kabul görmektedir. Kuran ile tamamen zıt olan bu çirkin sözler, kadınlara duyulan nefretin başlıca kökenidir. Haşa Allah’a ve peygamberimiz sav’e atılan bu iftiraların güzel dinimiz İslam ile hiç bir ilgisi yoktur. Bağnazlık dini, kadın düşmanlığı üzerine kurulmuş vahşi bir sistemdir. Kadın cinayetlerinin temelinde de kadını, eksik ve yarım akıllı görmek gelir. Kadın, kendisine sürekli karışılan laf sokulan, aşağılanan bir varlık değildir. Çevremiz, sevgi göremediği için içine kapanan, mutsuz ve güvensiz olan kadınlarla doludur.

Doğrusu şöyledir ;

Kadın, dünyanın en güzel varlığıdır. Süstür kadın. Güzelilktir,nezafettir, ince düşüncedir, kalitedir. Müthiş detaylı ve zeki varlıklardır. Allah, kadına bir çiçek gibi özen ve ilgi gösterilmesini istemiştir. Sevgi, şefkat ve merhamet verilmelidir. Güven verilmeli, vefalı olunmalıdır. Dinimiz İslam, kadına en yüksek değeri göstermiştir. Yüce Rabbimiz bir ayetinde kadınlara nasıl değer verilmesi gerektiğini şöyle bildirmiştir (Bu ayette geçen, örnek Müslüman kadın Hz Meryem’dir) ;

Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi… (Al-i İmran Suresi, 37)

Sevgilerimle

Hüseyin Uçkun

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat İslam Dini

GERÇEK İYİLİĞİ KAZANMAK ELİNİZDE…

Her gün yazılı ve görsel medyada pek çok haber yer alıyor…. Cinayetler, terör eylemleri, hırsızlıklar, kıskançlıklar, çocuk tacizleri, tecavüzler, şiddet eylemleri, adaletsizlikler ve  hayvanlara yapılan eziyetler…… Aslında bu tür davranışların tek bir ortak bir adı var: Kötülük… Peki kötülük sadece bu saydığımız davranışlarla mı sınırlı? Ya da kapsamı daha mı geniş?  İnsan doğduğunda veya  çocukluk yıllarında saf ve masumken, nasıl oluyor da zaman içinde acımasız ve gaddar bir kişiliğe bürünüyor? Niçin kendi çıkarları söz konusu olduğunda intikam hissinin, öfkenin, kinin, kıskançlığın, bencilliğin, yalan söylemenin mümkün olacağını düşünebiliyor? Ya da  başka insanların hakkı yenirken, eziyet görürken, işkence ve katliamlara maruz kalırken “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığını savunabiliyor? Peki, katil veya hırsız olmak kötülük olarak kabul edilirken nasıl oluyor da duyarsızlığı, vurdumduymazlığı kimse kötülük olarak algılamıyor? Bir kişi ister eli kanlı bir katil, ister kendi çıkarları uğruna zaman zaman güzel ahlak özelliklerinden taviz veren biri, isterse kendisi dışında kimseyi düşünmeyen bencil biri olsun, aslında, kötülük kavramına dahil edilecek tüm bu davranışların ortak bir  noktası var… Ruhlarda oluşan boşluk… İnsanı kötülük işlemeye açık hale getiren ve kötülüğün kapsamını genişleten ruhtaki bu boşluğun ise tek bir sebebi var. Sevgisizlik…

Sevgisizlik kişinin kalbini zaman içinde adeta kemikleştirir. Nihayetinde de bu kişiler kendilerini merhametsizliğe, öfkeye, nefrete, kine hatta şiddete coşkun bir şekilde kaptırabilirler.

İşte sevgisizliğin getirdiği gaddar ruhun etkisiyle kimseye değer vermeyen bu kişiler katil de olabilir,  hırsız da… Merhametsizliğin sardığı kalbiyle acı çeken insanlara karşı umursamaz da…. Aslında kötülüğün en sinsi olanı bu sonuncudur. Yani acı çeken insanlara karşı duyarsızlık…

Duyarsızlık, adeta salgın bir hastalık gibi, toplumları sarmış çok tehlikeli bir beladır. Çünkü bu hastalık bazen kendi evlatları için canını vermekten çekinmezken, başkalarının açlıktan, katliamlardan ve savaşlardan acı çeken çocuklarına  karşı kayıtsız kalan bir anneye, bazen sosyal medyada paylaşılan şiddet görüntülerini tıpkı bir film gibi izleyip kısa bir süre sonra unutan ve kendi günlük işlerine dalan bir babaya, bazen de öfke dolu yorumlarıyla, paylaşımlarıyla, sivri diliyle herkesi incitmeye çalışan genç kız ve delikanlılara kadar herkese sinsice bulaşabilmektedir. Yani hergün günlük hayatta karşılaştığınız sıradan insanlar kötülüğün bu sinsi tehlikesine kapılabilmektedir.. Bu insanlara sorulsa her biri çok iyi insan olduğunu büyük bir gururla söyler. Öyle ya ne kimseyi öldürmüş, ne hırsızlık yapmış, ne de herhangi bir şiddet olayına karışmıştır. Oysa ki şefkate, merhamete, iyiliğe dair yaptıkları pek bir şey  yoktur.

Elbette kimse bilinçli olarak bu ruh hali içinde olmaz. Sevgisizlik, adeta bedeni saran bir kanser gibi, günümüz toplumlarında insanların çoğunun ruhunu öylesine boşaltmıştır ki, onları duyarsızlık ve vurdumduymazlığa sezdirmeden sürükler. Peki, bir insan kötü olarak doğmadığına, kötülüğün bu sinsi tuzağına zaman içinde düştüğüne göre bundan  kurtulabilir mi? Allah’ın beğendiği gerçek iyiliği hemen kazanabilir mi? Elbette, hem de çok kolay olarak….

Gerçek iyiliğe ulaşmanın tek bir yolu vardır: “İman”

İman beraberinde Allah sevgisini getirir. Allah sevgisi insanın üzerinde çok güzel ve pozitif bir etki yapar. O zaman kişi Allah’ın beğenisini kazanabilmek için güzel ahlak gösterir, hiçbir menfaat beklentisi olmadan, samimi niyetle ve yalnızca Allah rızası için sever, Allah rızası için şefkat duyar, Allah rızası için merhamet gösterir, Allah rızası için dost olur. İnsanları Allah’ın yarattığını, bilir. Allah’a olan muhabbetini, sevgisini O’nun tecellisi olan tüm varlıklara gösterir. İşte gerçek iyilik budur.

Unutmayalım, Allah dünyayı sevgi, güzellik ve iyilik için yaratmıştır. İslam’ın ve Kuran’ın ruhundaki  ana konu da budur. Allah’ın tüm evreni, dünyayı yaratma amacı da budur. Dünya hayatındaki imtihanımız sevgi ve Allah’ın beğendiği iyi insan olma imtihanıdır. Sevgi dolu bir kalp, bırakın bir insanı incitmeye, Allah’ın yaratttığı küçücük bir böceğe dahi  zarar veremez. Sevgisiz, kirli, paslı kalpten arınan bir insan için iyilerden olmak tıpkı ekmek, su gibi hayatının vazgeçilmez bir  gıdası olur.  Üstelik Allah’ın beğendiği gerçek iyiliği  kazanmak için sadece Kuran Müslümanlığını yaşamak yeterlidir. Yüce Rabbimizin bir ayetinde bildirdiği gibi gerçek iyiliği yaşamak ve Yüce Yaratan’ı hoşnut etmenin tek yolu budur:

Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır.(Bakara Suresi, 177)

 

Hürmetler

Kategoriler
Fransa uzerine Genel Konular Güncel Haberler İslam Dini Toplumsal Konular

İSLAMAFOBİNİN BİLİNMEYEN YÜZÜ

 

Dünyada son yıllarda özellikle çok fazla terör olayları gerçekleşiyor.Bu olaylara baktığımızda bir kısmının El Kaide ve İşid gibi örgütler tarafından gerçekleştirildiğini görüyoruz. Peki bu örgütler nasıl ortaya çıktılar? İdealleri neler ? Felsefeleri düşünceleri nedir ? Nasıl bir bilgi alıyorlar da bu eylemleri gerçekleştirebiliyorlar ?

 

Şimdi bu adamların düşünce yapısını daha iyi anlayacağımız bir örnek verelim ;

“Ureyne kabilelerinden bir kaç (7-8) kişi, Medine’ye gelmişler; biraz hastalanmışlardır. Kır insanları olduğu için Medine’nin havası kendilerine yaramamıştır. Muhammed’e başvururlar. Muhammed, “tedavi” için kendilerine “deve sütü” ile “deve sidiği” içirir. Sonra da “zekât develeri”nin bulunduğu yere (kırlara) gönderir. Burada da “deve sütü” ve “deve sidiği” içeceklerdir. Kırda iyileşir adamlar. Sonra develerin çobanını öldürürler; develeri de önlerine katıp götürürler. Hz Muhammed bunu öğrenir. Onların ardından, yakalasın diye adam gönderir. Sonunda katil ve hırsızların tümü yakalanır. Ve Hz Muhammed’in verdiği ceza:

Hz Muhammed, yakalananların ellerini, ayaklarını kestirir; gözlerini oydurur ve Harre denen (son derece sıcak) yere attırır. Adamlar sızlanırlar, su isterler. Su verilmez. Adamlar taşları kemirirler. Ve sonunda ölürler. (Buhari’nin 7 yerde ve 9 yoldan aktarıp yazdığı bu hadis için bkz. Buhari, e’s-Sahih, Kitabu’z-Zekat/68; Tecrid, h. no: 172; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’l-Kesame/9-14,h. no: 1671; Ebu Davud, Sünen, Ki-tabu’l-Hudud/3, hadis no: 4369.) “

Şimdi bu hadisler İslam’ın en önemli kaynakları Buhari,Müslim,Ebu Davud ve Ebu Sünen’de geçiyor. Yani Kütüb-i Sitte denen kaynaklarda. Bu hadislere benzeyen daha yüzlerce hadis var. Hz Muhammed’in işkence ettiği, gözlerini oyduğu,aç susuz bıraktığı gibi birçok konu anlatılıyor. Ayrıca Kütüb-i Sittede, kişinin öldürülmesi için o kadar çok fazla konu var ki. Sakalını kesmek, dinden çıkmak, namaz kılmamak, oruç tutmamak gibi bir çok meseleninin karşılığı direk kafası kesilerek öldürülmek olarak geçiyor.

 

Şimdi şunu düşünelim ; Bu uydurma hadisleri okuyan ve bunun gibi yüzlerce hurafeyi, fetvayı,icmayı okuyan ve bunlarla yetişen bir insan nasıl bu eylemleri gerçekleştirmesin ? Hemen her konunun cezasının kafa kesmek olduğu bir İslam dini olduğu inancında bu insanlar. El Kaide ve İşid, kendilerine taraftar toplarken bu hadisleri gösteriyor ve okutuyor. İşte diyor (haşa) peygamber böyle söylüyor. Kendi inancımız dışındakileri Müslümanların dışındakileri hatta hatta kendi mezhebimizin dışındakileri işte bu bu nedenlerden dolayı asmalıyız kesmeliyiz işkenceler etmeliyiz diyor. Bu şekilde tam bir takva müslüman olursunuz diye telkin veriliyor bunlara. Düşünebiliyor musunuz alınan bilginin vahşiliğini ve yanlışlığını. Bir insan bu bilgileri aldıktan sonra eline silahı verirsen neler yapmaz ? Yapılanları görüyoruz. Suriye’de Fransa’da Nijerya’da ve dünyanın bir çok bölgesinde kafa kesmeler, işkenceler, masum insanları katletmeler gerçekleşiyor.

 

 

Demek ki burada büyük bir yanlışlık var. Hepimiz demiyor muyuz İslam barış dinidir sevgi dinidir merhamet dinidir şefkat dinidir. Rabbimiz bir çok ayetinde insanlara affı, merhameti, barışı, kardeşliği, dostluğu, güveni,neşeyi,huzuru anlatıyor. Kuran’da Rabbimiz şöyle diyor ;

“Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah azabınızla ne yapsın ? “ (Nisa Suresi, 147)

Allah bize azap etmek istemiyor. İnsanlar kendi kendilerine azap ediyorlar şu an. Kuran’ın dışındaki uydurma bilgilerle, peygamberimiz sav’e atılan iftira dolu sözlerle bunları yapıyorlar. Kuran’ın dışına çıkmak bir felaket oluyor Müslümanlar için. Kuran’ın bütünlüğüyle,içeriğiyle hiçbir alakası olmayan bu iftiralar Müslümanlar için ve dünya için bir fitnenin doğmasına sebep oluyor. Şu anda dünyada büyük bir fitne var. Kuran’ın nuruyla dikkatlice baktığımızda bunu fark edebiliyoruz. Kuran nurdur, hidayet kaynağıdır. Müslümanlar Kuran’a yönelmeliler artık. Kuran’ın sevgiye, kardeşliğe,barışa,affa yönelten çağrılarını dikkate almalıdır. Müslümanların birlik olmalarını ve bir arada olmalarını öğütleyen Rabbimiz bir ayette şu şekilde bildirmiştir ;

Eğer siz bunu yapmazsanız (birlik olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73)

 

O halde Müslümanlar artık birlik olmayı konuşmalı, İslam Birliğini Cenabı Allah’tan istemelidirler. Müslümanlar için ve dünya için huzurun tek kaynağı Kuran’dır. Ve ahirette yalnızca Kuran’dan sorulacağız. Bunu unutmamalıyız !

 

Sevgi ve Saygılarımla

Hüseyin Uçkun

 

Kategoriler
Genel Konular Güncel Haberler İslam Dini Toplumsal Konular Türkiye üzerine

HÜKÜMETLE CEMAATİN ARASI BULUNMALI

 

Bir düşündüm. Baktım ki herkes bir taraf oluyor. İşte Cemaat şöyle haklı böyle haklı. Bir kısım da Hükümet haklı vs…  Daha öncesinde birbirlerinin dostu, arkadaşı, kardeşi olan bu insanları, kardeşlerimizi neden barıştırmak için gayret sarf etmiyoruz ? Kavgayla, hakaretle, yıkmakla, nefretle, sevgisizlikle sorunlar çözülebilir mi hiç ? Ya da daha önce hiç çözüldüğü oldu mu ?  Elbette ki hayır….  Dünyada hiçbir sorun sevgisizlikle çözülemedi. Allah insanların fıtratını sevgi,dostluk,kardeşlik,iman bağı üzerine kurmuş.Bunlar zarar gördüğünde hemen sorunlar başlıyor. Şu anda da olan budur.

 

Mesela ben durup biraz düşündüm ve nacizane kendi aklımca çözüm için birkaç düşüncem oldu. Mesela,  Cemaat, kendi içerisinde bir durum değerlendirmesi yapabilir. Biz daha önce bu hükümeti destekliyorduk. Ne oldu da içimizden bir kısmı hükümete karşı değişik organize faaliyetler içine girdiler. Kim bunlar vs…. gibi sorular sorarak bir oto kontrol sağlanabilir.Çok çok az bir kesmin yaptığını, çok büyük bir cemaate mal etmek doğru olmaz. Hükümeti destekleyen kardeşlerimiz de bunu iyi fark etmelidir. Yıkıcı, nefret ve kin dolu sözlerden özenle kaçınılmalıdır. Bir hata yapan var ise onun tespit edilmesini beklenilmelidir. Her kim fitne çıkartmaya çalışıyor ise aklı selim davranılarak bu kişiler uzaklaştırılmalıdır. Hükümet, nurlu imanlı bu kardeşlerimizi topyekün silen tarzda ifadelerden kaçınmalıdır. Derin bir yapılanma olduğu hissediliyor. Bu çeşitli birimlerin içine sızmış olabilir. Bu fitnecilerin temizlenmesinin üzerine özenle gidilmelidir. Ayrıca daha fazla şefkat,merhamet ve sevgi içeren bir üslupta olunmalıdır. Bütün Müslüman kardeşlerimiz şeytanı sevindirecek hareketlerden özenle uzak durmalıdır.  Her Müslüman barış için bir adım atabilir. Bir insan bir insanla birleşerek büyük bir güç doğar ortaya. Ben ne yapabilirim dememeliyiz.

 

 

Bakıyoruz ki iki grupta Müslüman. İkisi de aynı Allah’a aynı kitaba aynı peygambere iman ediyor. O halde çok hızlı bir şekilde aradaki sorunları akılla,sevgiyle,merhametle,şefkatle çözmeye gayret etmeliyiz. Allah bizim bunu yapmamızı istiyor,bizim kardeş olduğumuzu bildiriyor ;

 

“Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah’tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz.” (Hucurat Suresi 10)

 

Unutmayalım ki bu dünya geçici. Yarın ahirette pişman olacağımız bir duruma sokmayalım kendimizi.  Rabbimiz, sevecen, şefkatli, sevgi dolu ve merhametli insanları sever.

 

Sevgi ve Saygılarımla

Hüseyin Uçkun

 

Kategoriler
Genel Konular Toplumsal Konular Türkiye üzerine

SORUNLAR ŞİDDETLE ÇÖZÜLMEZ

Dünya tarihine baktığımızda çok fazla savaş,ihtilal,baskınlar,harekatlar,katliamlar görürüz. Sadece I. ve II. Dünya savaşlarında 300 milyondan fazla insan öldürülmüş. Milyonlarcası da sakat kalmıştır. Bu savaşların kökenine baktığımızda, çeşitli ideolojilerin baskın ve üstün olma isteğini görüyoruz. Amerika’nın Japonya’ya atom bombası atması, Hitler’in milyonlarca yahudiyi öldürmesi de kanın ve şiddetin dünyada ne kadar yaygın olduğunun bir

Günümüze baktığımızda ise; ABD, Ortadoğuda bir çeşit baskı sistemi kurma gayretinde.Bazı ülkeleri işgal ediyor, gerektiğinde giriyor,bombalıyor ve savaşlar çıkartıyor. Bunun arka planında da Ortadoğu’daki bağnaz ve radikal grupların oluşturduğu tehlikeleri ortadan kaldırma gayretinde olduklarını görüyoruz. ABD, yıllardır bunu yapıyor. Vietnam’da, Japonya’da, Irak’ta milyonlarca ton bomba atıldı. Milyarlarca mermi atıldı. Binlerce askerleri öldü. Milyonlarca masum, sivil, yaşlı, kadın ve çocuk şehit oldular. Hiçbir zaman çözümü şiddetle sağlayamadı. Sağlayamaz da.

Fikri mücadeleyi hiçbir zaman düşünmedi Amerika. Karşındaki idelojinin yanlışlığını anlatmadı. Hep yıkma bombalama düşüncesinde oldu. Doğru fikri doğru düşünceyi broşür yapıp bomba yerine atılabilir mesela. Televizyonlarda ilmi yayınlar yapılabilir gazete ve sosyal medyada şefkat temelli bir yaklaşımda bulunulabilir. İnsanları yok etmeye değil ıslah etmeye yanaşmalı. Nefretin yerine sevginin şefkatin merhametin tesis edilmesi için mücadele etmeli. Amerika, büyük ülke olduğunu ancak bu şekilde tüm dünyaya gösterebilir. Ki örnek alınabilecek bir ülke olsun. Şu anda dünyanın gözünde katil bir ülke pozisyonunda. Bunu artık değiştirmeli.

Aynı şekilde Türkiye’de pkk’ya karşı yıllarca mücadele etti. On binlerce şehit verdik. Ama asla  fikri bir mücadele denenmedi. Aklın yolu birdir denir. Aklın yolu, Kuran’da anlatılan ve imanla birlikte gelen akıldır. Komünist ideolojiye sahip pkk’ya karşı topla, tüfekle hiçbir zaman çözüm sağlanamaz. Bilakis gelişir. Şu anda olan da budur. Pkk, yıllar geçtikçe daha da gelişmiştir. O halde bu yöntem bırakılmalı. Pkk’nın savunduğu komünist ideolojiye anti komünist fikri,ilmi ve bilimsel telkinle yaklaşılmalıdır. Devletin televizyonlarından bu şekilde bir propaganda yapılsa çok kısa sürede büyük neticeler alınabilir. Ayrıca komünizmin dayandığı darwinizm hala daha okullarda çocuklarımıza anlatılıyor. Bunun bir an önce kaldırılması gerekiyor. Kendi elimizle yıkım yapamayız.Türkiye için önümüzdeki yıllar çok güzel olacak inşaAllah. Bunu öngörmek hiçte zor değil.

“Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip-iletir.” (Yunus Suresi, 25)

 

Sevgilerimle

Hüseyin Uçkun

Kategoriler
Genel Konular

Köşe yazısı kıvamı

Bir kar tanesi ol kon dilimin ucuna.. Bu şarkıyı yana yakıla dinleyeceğim aklıma gelmezdi ben ki güneşi, ışıl ışıl havayı, hafif yaz esintilerini severim hatta baya baya severim yahu. Ama bu nedir arkadaş; yağmurlar bitti diye sevindik sıcaklar ürkütmeye başladı. Aslında bazen ikiyüzlülük yaptığımı itiraf edeyim size. Kışın yazdan kalma son günleri yaşarken hiç bitmemelerini isterdim; ama daha geçen hafta son bulan yaz yağmurları için de bir an önce bitse de yaz gelse diye düşündüm. Şimdi ikiyüzlülük bunun neresinde? Aslında iki türlüsü de doğru değil; yazın yaz kışın kış yani denklem en başında böyle kurmuş tutup bozuyoruz biz insanlar olarak. Kışın yağmurlar bitsin güneş açsın isteriz ama kışa bir dirlik vermek lazım ki hüküm sürsün rahatça. Malum “barajlarımızın” dolması lazım(!); ne barajmış ki arkadaş etrafı sel götürdü hala yarısı dolmamıştı. Barajdı seldi derken aklım yine bak şimdi tatile ve daha çok da denize gitti açıkçası. Dur dedim bir araştırayım; güzelim İstanbul sınırları içinde doğru düzgün bir deniz kum güneş keyfi yapabilir miyiz diye de sonuç tam bir fiyasko. Her şeyde olduğu gibi bu konuda da uçlarda yaşamayı seviyoruz; ya çok ya az ki siz bence ne demek istediğimi anladınız; cümlenin ucunu açık bırakmak daha makbul geldi gözüme şu an için. Bu arada şunu biliyor muydunuz: üç silahşörler aldıkları isme rağmen hiç silah kullanmazlarmış; tam beş dakika önce duydum bunu da yani her türlü paralel yapıya rağmen aynı zaman diliminde yaşadığımız için içimden geldi paylaşmak.

***

Teoman şarkısıyla başladık bari oradan ufak bir girişle daha devam edeyim… Yine o müthiş şarkılarından biri olan “Daha 17” nin bir aşk şarkısı olduğunu sanan kaç kişiyiz? Klibinde de o dünyalar tatlısı genç kıza rağmen hiç bilmeyenler için söyleyebilirim ki uzaktan akrabası olan Erdal Eren için yazdığına dair güçlü yorumlar duydum. Ne kadarı doğrudur bilmem ama tekrar tekrar dinlerken “ömrü kelebek kadarmış” dizesi şimdi daha da çok bana dokunmaya başladı ne yalan söyleyeyim. Keza Teoman’ın içinde bulunduğu her işin koşulsuz kalıcı olacağını da düşünürsek bu da onun arşivlik parçalarındandır. Aynı 64 yılındaki Erdal Eren idami ya da cinayetinin ,artık nasıl isimlendirirsiniz size kalmış, hafızalara kazınması gibi; ama tozlu arşiv raflarına değil. Ne de olsa güzide ülkemizde tarih tekerrür ve paralellik(!) göstermeye pek yatkın.

***

Gelgelelim Altın Kelebek ödül törenine.. Pek severiz öyle kırmızı halılar, tuvaletler, smokinler.. Tamamen kişisel fikrim olmakla beraber bence üzerimize uymayan bu şekle girmek için daha fazla uğraşmasak hani biraz rahatlasak.. Hayır Cannes başarımızı asla es geçmemek lazım; gurur tablosuydu. Ama gerçekten biz yapamıyoruz o kırmızı halı işlerini. Hâlbuki oyunculuk deseniz yönetmenlik deseniz Cannes’da bulunmak zaten boynumuzun borcuydu. Şahsen özetle özensiz buldum. Yani tabi güzel ve takdir edilesi bir düşünce ama bu tarz organizasyonlarda illa Türk tasarımcı kıyafeti giyme düşüncesi de bilmiyorum olmasa da olur. Malum giden iki bayan oyuncumuzda olan fizik çoğu yabancı oyuncu da yok; ama değerlendiremediklerini düşünüyorum bu fırsatlarını. Bunun sebebi ülkece yaşadığımız Soma yasımız da olabilirdi ki zaten orda da oyuncularımız acımızı unutmadığımızı hatırlattılar cümle âleme. Helal olsun demek düşer bize de…Ülkece bu tarz başarılara açız; devamının gelmesi dileğiyle…

Kategoriler
Aklımdan geçenler Çevre Konuları Deneme Yazıları Kadın ve Erkek Yazıları Kişisel makaleler kompozisyon Psikolojik sorunlar Romansal ezgiler Toplumsal Konular Yazar

DÜŞLERİN MESAFE DUVARLARI █⋑ Bir bardak çay eşliğinde . .

Asker Xeca SêvîBazen diye başlayıp, her defasında bazenleri  sıklaştırıyoruz. ( Lütfen çay eşliğinde başlayın)

Şimdi aynen bu noktadayım.Bazenlere koyduğum düşümü sıksık kuruyorum.

Hadi az cesaret beraber  kuralım bu düşü odaklansak sık sık belki Rabbim gerçeğe dönüştürür mü? Ne tuhaf gözümüzün gördüğü herşeye sahip olmak bir kader ötesi , varla  yok arası hani yıldızları tutmak istek daha mı kolay ne? Olasılık hesapları yaptığınızı inkar etmeyin, yapıyoruz.Hesapsız kitapsız düş bile kuramayız.

Düşlerimizin katili kim?

Sizi paronoyaya sokmayacağım biziz, değişik beyin labirentlerinin yalancı koridorlarınada gerek yok zaten herşey yeterince karışık.Kahrolası mesafeler duvarı örülü her yanımızda hala anşılmadığımı biliyorum.

Israrla devam ediyorum .Mesafe koyuyorum işte yazarken; size okuyan her bir kişiye, hadi mesafeyi aralıyalım biraz; kastım şu diyerek ilk adımı attım ki ziraa okuma engelli bir toplumda şu yazıyı dikkate alırak okumuş olmak bana gösterdiğiniz bir lütuf olsa gerek, hakkınızı helal edin!

Düşlerimiz bize kurduğumuz mesafeler kadar uzak, bu düşün yada isteğin karşılığı ne olursa olsun. Elimizde ki veriler bu düşü kurmak için yeterli ise  bize tahsis edilen akılla buna ulaşmakta o kadar yakın öyleki Rabbim  isteklerimizi bizim elde edebileceğimiz yolların üstüne kurmuş , o yolu göstermiş  muhakkak ona ulaşabileceğimiz yolları verileri önümüze sunmuş.İrademizin eline kalmışız,İRADE   bize herşeyi abartır, zor ve yorucu hatta imkansız gösterek bizim  en miskin yanımızı onure eder. ”ben kim öğretmen olmak kim,- ben kim o sınavı kazanmak kim,- şimdi kalkıp o kadar uğraşıcağımda o evi alıcağım imkansız-, ben bu dili öğrenemem,- o işe beni almazlar, -hayır bu hastalığı yenemem,-bu alışkanlıktan asla  kurtulamam,-ben onu haketmiyorum bile,-bu halimlemi olacak,- yaşım kaç ya olmaz,- ileride başlarım namaza daha  gencim,-benim halim de  kim olsa böyle umutsuz olurdu bu imkanlarla ona sahip olamam,- ”  v.b

SENİ DİĞERLERİNDEN FARKSIZ YAPMAYA BÜTÜN GÜCÜYLE GECE GÜNDÜZ ÇALIŞAN BİR DÜNYADA KENDİN OLARAK KALABİLMEK DÜNYANIN EN ZOR SAVAŞINI VERMEK DEMEKTİR. BU SAVAŞ BİR BAŞLADI MI ARTIK  HİÇ  BİTMEZ !. .

E. E. CUMMİNGS

Hadi İrademizi en güçlü  hale getirelim .Yani çocukluğumuzda ki gibi içimizde tek kişi olsun şu an olduğu gibi üç beş  kişi birden konuşmasın yüzümüz altın da ! Farkında olalım bir taş bir ağaç olarakta yaratılabilirdik,   bize verilen en büyük  değer İNSAN  olmamız ise  İradede bunu en büyük delili ise BİSMİLLAH   diyerek yolun başına geçiyoruz; işte orada ”düşünüz ,hayaliniz, emeliniz” herkesin yol haritası farklı   ama  kudret  sahibi öyle cömert ki;  kaldıramayacağı yükle azık yapıp yola düşürmemiş ,hep bir ferah kapısı açık bırakmış, şimdi yola düşme zamanı  kader denen yüklerimizin üstüne koyduğumuz tüm olumsuz, vesvese veren ve bizi yolumuzun zor imkansız olduğunu düşündüren o şeytani zayıflıktan arınıp, Rahmani kader yükümüzle yola revan olalım,attığımız adımların her mesafe duvarının bir tuğlasını daha düşürdüğünü gördükçe AZİM denen beşeri kudret yol arkadaşımız olacak, o sağlam bir dosttur ! Onun eline sıkıca tutunalım. Sil baştanlara inanmıyorum! Silmeyin sizi bu yola hazırlayan iyi veya kötü yaşanmış tecrübeleri onlar azığınız onlara bakıp doymak var bu yolda,  hadi düşünüze düşün, koşun  .. Bu yolların çukur ve tümsekleri dinlenme yerleriniz öyle görün.

Nasıl bakarsanız öyle gülümser dünya size.( ÇAYINIZI YUDUMLAYIN)

Defaatle( sık sık, defamlı olarak) inancınızı tazeleyin  bu  yol inanç olduğu sürece  yoldur.Yollarınızı kaybetmeyin haritanız ellerizde, iki avuç içinde korkmayın kaldırın haritanızı açın serin tüm ayalarınızı isteyin ve dileyin yürüdüğünüz yolun kolaylığı çabukluğu için” düşünüz ”için dilenin Rabbimiz’den ışığınız  imanınız olsun. Yola düşeni yolda bırakmaz Rabbim . .

Kalkın kalkalım VAKİTTİR!

ve çay için . .

sevda

 

Kategoriler
Aklımdan geçenler Kadın ve Erkek Yazıları Öylesin Esti Şair şiir edebiyat Şiirler

______vasati 40 çöp

  • En tatlı acı____________ gitmeleriydi, Kangren olmuş bir_-_ bir kar yağardı. Soğuktu üşürdüm…. Şarapnel parçaları batardı Süzülürken aynı yağış yüzümde … Hakka çok Şükrettim En tatlı acı ____________gitmeleriydi. Pek tekin değil dünya,  ısmarlamaydı çoğu şey Bazı doktorların reçetelerine bile güven olmuyor Yersiz bir dünya için, yersiz bir yalan için Ne çok doğrular biriktirirdik,,,, En tatlı acı _____________gitmeleriydi. Eski kibrit kutuları vardı VASATİ 40 ÇÖP yazardı. Vasati _-_ortalama demekmiş ! Hep merak ederdim anlamını Huyum kurusun elime geçen herşeyi okuma gibi Kötü bir yanım daha var. İşte geçen bir gün daha ___vicdani muhasebeye çek Gözün kapakları birleşime geçmeden önce Kaç doğru bir yanlışı götürür izle Bu arda ___________________ En tatlı acı ______________gitmeleriydi…
  • sevda
Kategoriler
Aklımdan geçenler Hayat üzerine Şair Sevgi ve Ask Dünyası şiir edebiyat Şiirler

___________lazım !

HASSASİYETE EL SÜRÜLDÜĞÜNDE   BIÇAK GİBİ KESKİN OLMAK LAZIM   AŞAĞISI   HİÇ  KURTARMAZ BİR TIR DOLUSU HÜKÜMLER YEMİŞ BENLİK___________ ÖN AYAKLARINI ŞAHA KALDIRMALI İPE DİZİLMİŞ KUŞLAR MANALI BİR   HÜRMETLE _________BEKÇİLİK YAPAR   GÖĞÜN VAADİNE__________ ŞU SAATLERDE _____ ÜRKÜTMEMEK LAZIM …   KİRPİK UÇLARIMA KADAR HİSSETTİM   ÇARESİZLİĞİ ____TÜTÜN KOKARKEN ELLERİM ŞEFFAF BİR ŞEY LAZIM___ SU__ GİBİ SEVMELERİ CİDDEN GEÇMEK LAZIM   BENCİL BEKLEYİŞLERİ ASMAK   ALFABEYE GİRMEMİŞ HARFLERİ HİÇ OKUNMAMIŞ BESTELERİ   ŞEHİT DÜŞÜRMEK________ LAZIM
LUZUMUNDAN AZ ACI VAR   KATMER KATMER DEŞİLMEK LAZIM   AMA ŞİİT SUS ______________   YAZARI BİLE BELLİ OLMAYAN BU OYUNU   SAMİMİYETİN EN ÜCRA YERİNDE   SAMİMİ BİR DUAYA_____ ÜFLEMEK LAZIM
SİTEM ETME YETKİM BİLE YOK   HİÇLİĞİMİN_________ MEŞHUN TAŞKININI   BALON HABER OLARAK ____ GELİN YAYALIM   ALIŞIĞIZ DEVŞİRME BARINAKLARA   ALIŞIĞIZ KAĞITTAN GEMİLER BATIRMAYA   YADA ALIŞIK DEĞİLİZ DE _________BELKİDE   ALIŞIK ROLU YAPMAK LAZIM
BİR MADAM  VE BİR BURJUVA   ONALTINCI YÜZYILDAN KALMA   HATTA BİR KUTUDA  KURŞUN ASKER   LİMONCU BİR ÇOCUK EKŞİ EKŞİ GÜLÜMSEYEN   GÖZLERİ BAKAN GÖRMEYEN ÜSKÜDAR DA BİR BALIKÇI   BU DÜNYA VE  LİSANINI EZBERLEMEYİ REDDEDEN   BİR DEV____  DEVİN VARLIĞINA ŞÜKRETMEK LAZIM
BENDE UMUT DİYE BİR İKLİM YOK   ACİZLİKLE İSTENEN  KALDIRILMIŞ ARZA____ İKİ EL TELAŞI   DÜNYAYA NAZIR HIÇKIRIKLI BİR ___DUA   TIĞ GİBİ KALAN BİR ___BAŞ GAMMIN EN UZUN MA_KA_MI ŞİMDİ VE ŞİMDİ BİR ŞİZOFREN SIFATIYLA   TARİHTE YENİDEN ANILMIŞ OLMAK LAZIM
İSTEM DIŞI KAS HAREKETLERİ DUDAKLARININ TİTREMESİ ELLERİNİN UYUŞMASI   YADA BOĞAZINA MÜHÜRLÜ BİR GÜLLE______ OTURMASI   AKLI HESABA ÇEKTİĞİNDE   MANTIĞINA DÜŞEN ________KOCA BİR SIFIRIN YANSIMASI   KADAR NET_____________   SONRASI YEDİ DÜVEL _KLİŞE   BU KADAR SESSİZ BAĞIRMA_MA_LI   ÇIKMAZLARA SES ÇIKARMAK LAZIM
DER___UN DİYE BİR OSMANLICAYA YELTENİRKEN   KENDİNDEN SONRA Kİ GELECEK KELİMENİN   BİTHAP DÜŞMÜŞLÜĞÜ__________ VAZGEÇİRDİ
LUZUMUNDAN FAZLA ŞEYLER LAZIM İŞTE   YAŞANMIŞ___ SAVAŞLAR ___________AKLIN SINIRINI ZORLAYACAK DİRENİŞLER________EZİYETİN TAZE KOKULARI   BİR FİLM SENARYOSU BELKİ OSCARA ADAY ______ SIKI BİR GERİLİM LAZIM
ULVİYET LAZIM TAM MANASIYLA   KIYAM _RUKU_ SECDE_ BUNA  HAZIR GÖNLÜM  YARADA NAZIR   GENİŞ BİR UFUK LAZIM   SABIR LAZIM _AF LAZIM   ANLAYIŞI HATMETMEK LA__ZIM   DÜNYADA EKSİK BİTMEZ !!! ŞİKAYET BİTMEZ_____ UZAK BİR MABED LAZIM   DAHA NELER NELER ___MABEDE PENCERE, PENCEREYE PERDE   ____________________________________   YARADANA NAZIR MUHATTAB OLMAK LAZIM   ____________________________________   BİTMEZ İŞTE BİTMEZ____ GELDE GÖR ÜSTADIM   LAZIMDA LAZIM…
sevda
  ” La havle vela kuvvete illa billah ! “