Kategoriler
Eğitim - öğretim Genel Konular Günlük hayat Kişisel makaleler Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Vatanımı Düşünürüm Mutlu Olurum

“Ben ülkemin sevdalısıyım. Bir ölümsüz fedai yatar yüreğimde. Dostu öyle uzaklarda değil, en güzel günümde de değil; zor günümde ama bazen bir atın ayaklarında bazense bir gökkuşağının renklerinde ararım. Dedim ya ben ülkemin sevdalısıyım/ övünmek gibi olmasın ama Türküm! İnsanım! Kulum! Askerim!”

Bazen yaslanırım bir ağacın gövdesine, baharın gelişini beklediğimden falan değil hani ama beklerim bir şeyleri. Çoğu zaman bilmediğim, ihtimalini bile düşünmediğim olaylar uğrar kader çizgime… Bazen ağlarım, sonra gülerim ağladığım olaya ve gün bittiğinde hani o karıncalar kaybolduklarında, bende güneşle birlikte çekilirim yeryüzünden… Bazen yaslanırım vatan toprağındaki o yaşlı çınarın gövdesine. Bazen anarım dedemin çınar ağacının altında yaptıklarını, mutlu olurum!

Bugünlerde vatan aşkıyla doluyum. Kalemim hep ülkemin kapanmayan yaralarına uğruyor. Bir sızı ki hep yapılmaması gerekenlerle karşılaşıyor. Çözülemeyen sorunların giderek artması, binlerce gencin umutsuzlaşması ve ebeveynlerin tepkisizliğe giden ürkek bakışları giderek alışılmaya başlanıyor. Sorunda burada zaten, olunmaması gerekene doğru bir tepkisizlik var. Ve susuluyor! Neden böyle dağlaşan sorunlar çoğaldı anlamıyorum. Fırtına öncesi bir sessizlik var sokaklarda, artık limon satan pazarcılar bile bağırmıyorlar eskisi gibi… Kanayan bir sızı var bedenlerde ve susuluyor-nedense!

Dedemden kalma al-sancak bayrak bile, yıllar geçmesine rağmen daha bir kızıllığa bürünmüş vaziyette. Bu Anadolu toprağında yaşayan canlıların tepkisizliği belki de şehit atalarımızın kemiklerini sızlatıyor olmalı ki bu kadar canlı duruyor bu al-bayrağımız! Çoğu kez mucizelere şahit olduğumuz bu vatan topraklarında acaba diyorum gerçekten yaşamayı hak edebiliyor muyuz? Yoksa farkında değil miyiz, kapıdan içeri giren düşmanın ayak tıkırtılarının… Televizyonlarda hüküm süren anlamsız programların daha ne kadar kölesi olacağız! Daha ne kadar tarihimizden bihaber, geçmişimizi unutup-yarınlara yöneleceğiz. Ben şimdi genç bir Türk evladı olarak sormak istiyorum:” atalarımız yarınlarını düşünmemiş olsalardı! Bu Anadolu toprakları kimlerin vatanı olurdu, hangi ırkların, hangi dinlerin ayakları altında ezilirdi?

Lanet olsun şu paranın alım gücüne… Lanet olsun üç kuruş fakirin ekmeğine göz dikenlere… Lanet olsun zenginliği adamlık sananlara… Lanet olsun şerefi, hasiyeti maddiyatla ölçenlere… Lanet olsun geçmişini unutup, vatan hainliği yapanlara… Lanet olsun sevginin gücüne inanmayanlara… Lanet olsun bin yıllık kardeşliği bozmak isteyenlere… Lanet olsun analarını, babalarını tanımayanlara…

Bakmayın böyle yazdığıma, içim o kadar rahat ki-öyle bir huzur doluyum ki anlatamam. Gözlerimi uykuya bıraktığımda, bedenimi önce yaradanın kollarına sonra şehitlerimizin nöbet tutan imanlarına emanet ediyorum. İçimde zerre kin, nefret yok! Tam aksine sevgi, hoşgörü, aşk, merhamet ve sadakatle doluyum. Çünkü dolduruyorlar uyanıncaya kadar yaradanım, şehitlerim, peygamberim…

Boşuna sevinmeyin insan düşmanları, din acizleri, vatan hainleri; bizde ne yiğit tükenir, ne sevgi tükenir, ne de iman tükenir!

EMRE ONBEY

Kategoriler
Günlük hayat Sevgi ve Ask Dünyası

Acılarım Düşlerimi Öldürüyor

“Artık yeni bir yaşam kurmak için çok geç! Üstelik günlerdir yağmurlar dövüyor hayallerimi. Bir samimi gülüş ya da sıcak bir sarılış şu günlerde tek istediğim. Ömrüme ömür katacak, daha çok anlamlaştıracak bir şeye ihtiyacım var. Ama bu bile ne demek onu dahi bilmiyorum işte!”

Kendime kaldığım binlerce geceden bir acı var içimde. Anlatamıyorum ki kimseye derdimi, anlamalarından korkuyorum çünkü. Bir garip tebessüm yer etmiş yüzümde, ne yana baksam kırık dökük hayallerim can çekişiyor. Acılarım düşlerimi öldürüyor, günlerdir bu böyle sürüp gidiyor işte.

Her ayrılık biraz daha tüketiyor beni. Gençliğimin en solgun yıllarındayım. Umutsuzluk bulutları karartıyor dünyamı. Bir sebep arıyorum kurtulmak için bu girdaptan; kolay değil bu oyuna ayak uydurmak, hiç kolay değil. Bana göre hiç değil, tek taraflı yaşamak! Olmaz böyle kabullenmek her şeyi. Bu en çok yaradana isyandır.

Bugünlerde çok yalnızım, öyle-böyle değil atılmış bir kitap gibiyim. Kaç yıl oldu bu dünyada yaşayalı ama hiç çözemedim oyununu. Elimde kaldı hep umutlarım, sonra yine ona döndüm. Çokta önemsememek gerekiyor yaşananları, hele her şey bittikten sonra da çok yıpratmamak bedenini…

Oysa en kolay söylenen sözler yine de. Ağzımızdan çıkan ne kadar kelime varsa, hepsinin kölesiyiz aslında. Tutamadığımız sözlerin esiriyiz ve daha söyleyecek o kadar sözümüz var ki, hepsi şimdiden zafer kutlamalarında. Biz var ya biz, neyiz, neredeyiz ve kimleyiz hiç bilmiyoruz. Bildiklerimizle yaşadığımızı sanıyoruz, oysa aynı bilindiklerden kaç kez darbe yedik hatırlamıyoruz.

Küçük bir oyunun içinde sallanıyoruz. Kendi adıma yaptığım birçok şeyden haz duyduğumu sanıyordum, daha düne kadar. Şimdi içimde binlerce elekten geçen kum tanesi kadarım. Merak ediyorum benden mutlu bir evin duvarı olur mu? Hadi onu geçelim bir bahçe duvarı ya da merdiven, sahi ne olur binlerce elekten geçen kum tanesinden, ben çıkamadım bu işin içinden de…

Kusuruma bakma anam! Senin öyle dünyaları deviren bir oğlun yok, hiçbir zaman olamayacakta. Zaten sen bu yazdıklarımı hiç okumayacaksın. Ben hep yazacağım, nedenini bilmeden, çoğu kez soru sormadan karalayacağım beyaz kâğıtları. Kimseler bilmeyecek neden yazdığımı, hani neden yalnız yaşadığımı bilmedikleri gibi. Her zaman ki gibi hüzün yazma diyecekler, inadına hüzün yazacağım. Senin oğlun inatçı anam, asi ve akıllanmaz…

Artık yeni bir hayat kuramayacak kadar dermansızım. Korkuyorum! Nedenini bende tam olarak bilmiyorum, içimden garip bir duygu var ki zayıflığımı çıkartıyor her defasında. Oysa ben yaşamayı seviyorum ve inanıyorum mutluluğun güzelliğine. Ama öyle bir yerde takılıyorum ki çıkamıyorum.

Bir yalnızlık ölüm kadar değerlidir bence…

Emre onbey

Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Kişisel makaleler Toplumsal Konular

Mutlu Ömürler (eskiyen dünyaya)

“yeni bir yıl daha geliyormuş, her şey çok güzel olacakmış… Ne kadar ikiyüzlüyüz, vefasızız! Daha geçen yıl için de ne güzel diyorduk, şimdiyse nefret ediyoruz. Bu gireceğimiz yıl çok mu farklı olacak sanki! Değişen bir rakam sadece, boşa harcadığımız bir zaman… Hadi kutlayın yine; bağırın, sokakları inletin! Ama geçen yılı sakın ha unutmayın, çünkü gelecek yılda bir gün geçmişte kalacak…”

Çok olumsuz bakmıyorum hayata, böyle düşünmenizi istemem. Ben hayatı sorgulamayı seviyorum ve değerini bilmeyi, bazen en basit bir şeyin bile, günün birinde benim için çok anlam taşıdığını… Bu yılda kaybettiğim birçok şeyin biri bana yen yılda kazanacağımın garantisini veriyor mu? Ya kalp kırıklarım ne olacak? Bu dünyayı terk eden sevdiklerim gelecek mi yeni yılda… Güldürmeyin beni, inanın bu umut denen küçük çukurlar bizi oyalamıyorsa, bu yazdıklarımı unutun gitsin!

Vefa bilirim ben, şimdilerde semt ismi diyorlar. Yakında o semtin ismini de değiştirirlerse hiç şaşırmam. Zaten neye şaşırsam hep gerçek oluyor. Dünya gerçekten de yuvarlak, yoksa dönüp-dolaşıp bizi bulmazdı bu yaptıklarımız. Dini kitaplar gönderilmeseydi bile, aptal olan biri dahi anlardı ilahi bir gücün adaletini. Hani bire on veren o sonsuz güce. Evet, aynen öyle! Bir sistemin içindeyiz. Dışından baksak, çok güleceğimiz kesin, en çokta kendi hallerimize. Halimize demiyorum, hallerimize… Bunu da unutun-gitsin!

Şimdi kimileri bana çağ dışı der, kimileri yobaz, kimileri çokbilmiş… Desinler, demedikleri zaman zaten yaşamıyorlardır bu dünyada. Sizler yaşayın dostlarım, ben sizlerle bu dünyayı paylaştığım için çok mutluyum! Yalnız bazen farklı düşünebilmek, insanın gerçeği görmesini sağlar. İlk doğduğunuz yılı hatırlamazsınız, ama sizin doğduğunuz yıl aileniz için ne kadar unutulmazdır. Ve siz geçmişte kaç tane yıl hatırlıyorsunuz ki sizin için çok anlamlı ve unutulmaz. Rakamlara aldanmayın, öyle küçük sevinçlerle ömrünüzü törpülemeyin!

İnsanoğlu farklı uğraşları kendine layık göremedikçe, isterse on yıl sonraki yıllar birden gelsin, değişen hiçbir şey olmaz. Artık yeni yıllara çok anlamlar yükleyip, onlarıda derdimize, kaderimize ortak etmenin bir anlamı yok! Kaybettiklerinden, hatalarından ders alan ve yapmamaya çaba gösteren her insan için yeni bir gün zaten yeni bir umut demek değil midir? Değişime, güzelliğe, insanı insan yapan duyguların samimiyetine inandığımız sürece zaten her şey daha güzel olacaktır.

Dünya, sandığımız kadar çok iyiye gitmiyor. Açlık, işsizlik, aklınıza gelebilecek her türlü kötü işler çoğalmakta. Sebepleri var bunların hepsinin. Kendimize aynadan bakamıyoruz hiç! Yüzleşemiyoruz, yarın bizim de kötü durumda olabileceğimizi aklımıza getiremiyoruz! İnanın insanın cebimdekilerin değeri azaldıkça, etrafı çok değişiyor. Bir tek ilahi güce eskisinden daha da çok bağlanıyor. Bu senede bir seferlik farklı düşünün, bildiğiniz-tanıdığınız bir aileye yardım yapın. Boş-verin gereksiz eğlenmeyi; ailenizle tombala oynayın. Annenizin kucağına yatıp, çocukluğunuzu anlattırın! Belki gelecek yılda en sevdikleriniz olmayacak yanınızda. Tabi çok olumsuzda düşünmemek gerekir. Gelecek zamanda güzel bir iş sahibi olursunuz, belki evlenirsiniz. Bunları da düşünmek lazım ama önce biraz vicdan…

Bizim dünya canlıları olarak eğlenmeye lüksümüz yok artık! Biz yeterince eğlendik, eğlendikçe de tükettik her şeyimizi. Farkında değiliz neleri kaybettiğimizi. Duyarsızlığımızdan, tepkisizliğimizden, korkaklığımızdan neden bu halde olduğumuzu görebilsek! Ve önce değişime kendi ailemizden, çevremizden, semtimizden, ülkemizden başlasak çok mu komik olur acaba? Olsun gülünç olsun, inandırıcı olmasın ama o yolda yürümek başkadır yine de. Sanki saçma umutlarla girilen yeni yıllarda her şey çok mu güzel oldu! Boş verin, yine bildiğiniz gibi yaşayın, zaten ne söylenilse önemsenmez ki hiç. Ne aydınlar, ne peygamberler, ne liderler söylemiş, altı üstü emre onbey söylemiş ne olacak ki…

Siz en iyisi bu yazdıklarımı hiç hatırlamayın… Ama yine de mutlu yıllar be!

Emre onbey

Kategoriler
Doğa ve Yaşam Genel Konular Günlük hayat iletişim Sevgi ve Ask Dünyası Toplumsal Konular

Hoş-geldin Sevgilim (güzel tabiatına)

“nihayet geldin! Kavuşmak, hiç bu kadar yaslanmamıştı bedenime. Teninin sıcaklığını hissetmek, bunca yıl aldığım nefese eş değer de. Sen geldin ya, ardından mutlulukta, sevinçte, cennette koşarak gelir… Hoş geldin sevgilim!”

Yokluğunda hava güzelse, gölü seyretmeye giderdim. Kıyıya vuran dalgaların sesine aldanıp, hayallerle oynardım. Ara sıra cebimden çıkardığım resmine bakıp-konuşurdum. Sen duymazdın beni, belki kulakların çınlamıştır. Öyle anlatılacak mutlu bir yaşam hikâyem yok, eskisi kadar yalan da söylemiyorum. Geçici zevklerle de öldürmüyorum zamanımı… Sana benzesin diye bu yüzüm, her gece resmine bakıpta yattığımı, bil istiyorum!

Kalabalık bir kentte yaşamıyorum. İnsanlarla görüşmekte artık çok sıktı beni. Farklı yüzlerde aynı anlamları görmek inan hiç hoş değil. Aslına bakarsan kaçtım her şeyden, herkesten, kendimden… Bazen saçma bir düşünce içinde, “insanlar benim yüzümü tanımamış olsalardı, huyumu bilmeselerdi ne iyi olurdu” demek geçse de, zaman öyle çabuk çıkmadı acılarımdan. Yokluğunda bestelediğim şarkıları hangi bülbüle dinlettiysem, bir daha uğramadılar pencereme. Seni sevmek, bütün dünyaya düşman etti! Aldırmadım…

Neden anlatıyorsun tüm bunları dediğini biliyorum. Gözlerin her zaman seni ele verirdi zaten. Şu an karşımda oturmuş sarı saçlarınla güneş gibi içime işlediğini de söyleyeceğim. Ama sensizken, başka bedenlerin namahremine uğramadığımı anla istiyorum. Yokluğunda, kaçtıysam bu dünyadan, bu seni benden almasın diyedir. Başka kollarda, yalancı sevda sözlerini söylemeyen bir bedenle, seni beklediğimi ve neden böylesine sevildiğini umarım daha iyi anlamışsındır! Yoksa kahrolurum…

Hoş-geldin Sevgilim (güzel tabiatına)
Hoş-geldin Sevgilim (güzel tabiatına)

Kategoriler
Genel Müzik Konuları Günlük hayat İnternet Dünyası Türkiye üzerine Videolar

OnuR Koç – Candamarımsın

Merhaba arkadaslar, amator arkadaslari tanitmaya devam ediyorum. Bu seferki sarkicimiz Trabzon farozlu, benimde buyudugum yerlerden, ismi Onur Koç. Gayet guzel bir ses tonu var, gitari o derece iyi kullanmasi bence onur’un en buyuk artisi oluyor. Sanirim bu yetenegini sarki kluplerinde kullaniyor, yari profesyonel sayilir. Internette bir cok sarkisini dinledim, hankisini konuya eklesem diye, karar veremedim. Hepside guzeldi. Iclerinden birini secip bu yazinin ustune ekliyorum. Isteyenler icin Facebook.com Hayran sayfasindan kisiyi daha iyi taniyabilir, hayran olarak ekleyebilir. Youtube ye erisimi olan arkaslarda buradan diger videolarina ulasabilirler. Bundan sonraki yasaminda kendisine basarilar diliyorum ve asagiya Onur Koç ile ilgili hayran sayfasinda yer alan kendisi hakkindaki kisa bir bilgiyi ekliyorum.

OnuR Koç Kimdir?

OnuR Koç
OnuR Koç

Kategoriler
Günlük hayat iletişim İnternet Dünyası Kişisel makaleler Toplumsal Konular Türk Tarihi Türkiye üzerine Videolar

Ne Mutlu Türküm Diyene! (Video Klip)

Merhaba arkadaslar, bir sure once Youtube.com sitesinde gezinirken bir videoya rastladim. Bordo Berelirler ismi altinda uyelik alan bir arkadasim cok guzel videolar paylasmis. Girebilen arkadaslar buradan kullanicinin sayfasina bakabilirler. Belki bazi arkadaslar borbo bere ismini bilmezler, kisaca aciklamak gerekirse TSK (Türk Silahli Kuvvetleri) icerisinde en iyi egitimlerden gecerek, ciddi ve buyuk operasyonlarda en etkili kuvvetlerden biridir diye yazabilirim. Cehennem haftasi, v.s gibi egitim zamanlarini en zor sartlar altinda idare edip bitirerek ciddi anlamda yetenekli ve Serefsiz Teroristlerin en korkulu ruyalarindan birisi haline gelir. Her Komandonun hayali Bordo Bereli olmaktir. Benimde hayallarimden birisidir ayrica:)(: Neyse kisa bir aciklamadan sonra simdide Ne Mutlu Türküm Diyene klibini ve sarkisini dinleyelim. Bence harika bir sarki olmus. Soyleyeninde videoyu hazirlayaninda agzina, yuregine, ellerine saglik. {Video bu yazinin ustunde cikacaktir arkadaslar}

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat iletişim Toplumsal Konular

Evinizin Dekorasyonunu Yenileyin

Kış ortalarında artan soğuklar ve yağmurlarla beraber evimizde daha fazla zaman geçirmeye başlarız. Ve bu yüzden de evimizin eksikleri ve değiştirmek istediğimiz noktaları çok daha fazla gözümüze batmaya başlar. Eğer biraz boş vaktiniz varsa ve ya eviniz için boş vakit yaratabilecek bir durumdaysanız. İşe başlamanız için çok uygun bir zaman olduğunu söyleyebilirim.
Öncelikle evinizde en çok zaman geçirdiğiniz odaları yenilemeye başlayın. Hangi oda da daha fazla zaman geçiriyorsanız bu odanın gözünüze çok daha güzel ve yenilenmiş gelmesini sağlamak en doğru karar olacaktır. Dekorasyonunuz da farklılıklar yaratmak istiyorsanız kesinlikle kendi tarzınıza uygun bir şekilde yenilemelisiniz. Evinizde sevdiklerinizle geçireceğiniz sıcak ve keyifli anlar için sizin de aynı şekilde evinizden memnun olmanız gerekir. Bu durumda yapılması gereken ilk hareket doğru odanın seçimidir. Buna karar verdikten sonra ufak ayrıntılarla odanızı baştan aşağıya değiştirmeniz mümkün. Bunun evinizin hangi odası olduğunun hiçbir önemi yoktur.

Evinizin Dekorasyonunu Yenileyin
Evinizin Dekorasyonunu Yenileyin