Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat İslam Dini Toplumsal Konular Türkiye üzerine

KADIN NEFRETİ YALNIZCA BAĞNAZLARDA OLUR

 

Bağnazlık yani kaliteden uzak, tutucu, müziğin resmin olmadığı içine kapalı, Kuran’ın değil atalardan duyulan sözlerin inanç kabul edildiği ve bir takım din adına uydurulan hurafelere inanılan yanlış inanç sistemidir. Yobazlık da aynıdır. Bağnazlıkta sevgi olmaz. Yerine alabildiğine nefret vardır. Bağnazlıktaki bu nefret, yanlış bilinen hurafelerden kaynaklanmaktadır. İslam ile Kuran’la hiçbir ilgisi olmayan ve dinde çok muteber görülen sahih hadis kitaplarında geçen ve güzeller güzeli nurlu peygamberimiz (sav) adına söylenen bu iftiralara bir bakalım ;

 

– Aklı başında bir erkeğin aklını sizin kadar çelebilen aklı ve dini eksik başka bir varlık görmedim. (Müslim, İman, 34/132; İbni Mace, Fiten 19/4003)

– Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir. (Sahih-i Buhari)

– Doksan dokuz kadından biri cennette, diğerleri ise cehennemdedir. (Sahih-i Buhari)

Kadınlar olmasaydı Allah’a hakkıyla ibadet edilirdi. (Suyuti, Buhari, İbn-i Adıyy, Ebu Hatim, İbn-i Cevzi, Muhammed Nasuriddin, İbn-i Hıbban hadisi mevzu kabul ederler.) (Silsiletul Ehadisuzzaif: 74, Tenzihuşşeria: 1/62, El-leali : 2/59)

Kadınlarla istişare edin, onlara danışın ve onların söylediklerinin zıttını yapın. (El- Makasıdul Hasene: 248, Tezkiretul mevzuat:128, Tenzihuş Şeria: 2-204, Silsiletul Ehadis: 432)

 

Üstelik bu mevzu hadisler Diyanet İşleri dahil bütün İslam aleminde kabul görmektedir. Kuran ile tamamen zıt olan bu çirkin sözler, kadınlara duyulan nefretin başlıca kökenidir. Haşa Allah’a ve peygamberimiz sav’e atılan bu iftiraların güzel dinimiz İslam ile hiç bir ilgisi yoktur. Bağnazlık dini, kadın düşmanlığı üzerine kurulmuş vahşi bir sistemdir. Kadın cinayetlerinin temelinde de kadını, eksik ve yarım akıllı görmek gelir. Kadın, kendisine sürekli karışılan laf sokulan, aşağılanan bir varlık değildir. Çevremiz, sevgi göremediği için içine kapanan, mutsuz ve güvensiz olan kadınlarla doludur.

Doğrusu şöyledir ;

Kadın, dünyanın en güzel varlığıdır. Süstür kadın. Güzelilktir,nezafettir, ince düşüncedir, kalitedir. Müthiş detaylı ve zeki varlıklardır. Allah, kadına bir çiçek gibi özen ve ilgi gösterilmesini istemiştir. Sevgi, şefkat ve merhamet verilmelidir. Güven verilmeli, vefalı olunmalıdır. Dinimiz İslam, kadına en yüksek değeri göstermiştir. Yüce Rabbimiz bir ayetinde kadınlara nasıl değer verilmesi gerektiğini şöyle bildirmiştir (Bu ayette geçen, örnek Müslüman kadın Hz Meryem’dir) ;

Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi… (Al-i İmran Suresi, 37)

Sevgilerimle

Hüseyin Uçkun

Kategoriler
İslam Dini

Müşrik Zan ve Tahminle Yalan Söyler

Gerçekten, Allah, Kendisi’ne şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur. (Nisa Suresi, 48)

Şirk , Allah’ın Kur’an’da da bildirdiği en büyük günahlardan ve ifitralardan biridir.  Allah Kur’an’da müşrikleri de şirk eyleminde bulunan kişiler olarak anlatmaktadır. Kur’an’da müşrik karakterinde olan insanların yaşantılarının Kur’an’a uygun olmadığı ayetlerle açıkça anlatılır.

Müşrikler, hiç bir zaman Allah’a samimi olamazlar. Çünkü müşriklere göre, Allah’ın Kur’an’da bildirdiği din yeterli değildir (Allah’ı tenzih ederim). Onların çarpık mantık anlayışlarına göre, dinin kolay bir şekilde yaşanıyor olması uygun değildir. Bunun için de sırf çevrelerine ihlaslı , takva biri olarak görünmek adına zan ve tahmine dayalı, Kur’an’da bahsedilmeyen  kurallar uydururlar. Taassup üzerine kurulu bir dinleri vardır. Bu şekilde dışarıya karşı çok dindar kişi imajı vermeye çalışırlar. Her zaman için etraflarındaki insanlara karşı gösteriş yapmayı tercih ederler. Sadece Allah’a karşı samimi olmak onlar için yeterli değildir.  Halbuki Allah bizden Kendisi’ne gönülden katıksız bağlı olmamızı istemektedir.

‘Gönülden katıksız bağlılar’ olarak, O’na yönelin ve O’ndan korkup-sakının, dosdoğru namazı kılın ve müşriklerden olmayın. (Rum Suresi, 31)

Ama müşrikler bunu yeterli görmeyip insanlara karşı gösterişi tercih etmektedirler. Bu yüzden hiç bir zaman Allah’la samimi bir bağlantı kuramazlar, hep bir aracıya ihtiyaç duyarlar. Bu aracıların rızasını kazanmak onlar için daha önemlidir. İlahlaştırdıkları aracıların kendilerine şefaat edeceklerine inanırlar.

Allah’ı bırakıp kendilerine zarar vermeyecek ve yararları dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve: “Bunlar Allah Katında bizim şefaatçilerimizdir” derler… (Yunus Suresi, 18)

Dinin kolay bir şekilde yaşanıyor olması bir müşrik için asla kabul edilebilir bir şey değildir.Hurafeler, sapkın uygulamalar, batıl inanışlar bu kişilerin dinleridir. Bu yüzden sürekli yalan söyleyerek Kur’an’da olmayan kurallar uydururlar ve şirk batağından Allah izin vermedikçe kurtulamazlar.

Allah, bu tutumlarından dolayı müşriklerin kalplerini,kulaklarını, gözlerini mühürlemiştir. Hiç bir zaman müminlerin Allah’a duydukları samimiyetin lezzetini hissedemezler. Allah onlara bunu yasaklamıştır. Kur’an’ı samimi olarak okuyup anlamaya çalışmadıkları için, Kur’an ahlakından uzak bir yaşantı içinde hayatlarını devam ettirirler. Kendilerinin hidayette olduklarına olduklarına inanırlar ve şeytanla dost olduklarını akıllarına dahi getirmezler. Oysa Allah, bir ayetinde , şeytanın, Allah’ın zikrinden uzak olanların yakın dostu olduğunu bildirmiştir.

Kim Rahman (olan Allah)ın zikrini görmezlikten gelirse, Biz bir şeytana onun ‘üzerini kabukla bağlattırırız’; artık bu, onun bir yakın dostudur. (Zuhruf Suresi, 36)

Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar. (Zuhruf Suresi, 37)

İnsanın üzerine düşen Rabbimiz’i tanıyıp ,  çok candan samimi bir hissiyatla Rabbimiz’den korkmak ve Rabbimiz’i sevmektir. Bunun için de kendimize sadece Kur’an’ı Kerim’i ve Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in sünnetlerini rehber edinmeliyiz.

Kategoriler
İslam Dini

Bağnazlığın İlacı Dinin Özüne Dönmektir, Allah’a Kaçmaktır

Din gerçek anlamda Kur’an ile yaşanır. Allah, Kendisi hakkında ispatlayıcı bir delil indirmediği şeyi şirk koşmayı ve Kendisi hakkında bilmediğimiz şeyleri söylemeyi haram kılar. (A’raf Suresi, 33) Ancak derin değil yüzeysel düşünen, ürettikleri ilavelerle dini karmakarışık hale getiren bağnaz zihniyet sürekli yeni bir hurafe ortaya atar. Kur’an dışı yepyeni bir din geliştiren, ne Kur’an’da ne de Resulullah (sav)’in hayatında/sünnetinde bulunmayan hurafelere uyanların yaşadıkları din değil, kendi kabuslarıdır.

 

Allah, “Kendilerine okunan bu Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?” buyurarak, bağnaz müşrik ve münafıklara dine neden hurafeler ilave ettiklerini sorar. Onlar Kur’an’a değil, atalarından gördüklerine uyar, Kur’an’ı yeterli görmez, Kur’an’ın ifadesiyle “dillerinin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram” derler.

Haramı helal, helali haram kılmanın, Kendisine karşı yalan uydurmak, iftira atmak olduğunu haber verir Yüce Allah. Ve böyle yapanların asla kurtuluşa eremeyeceklerine dikkat çeker.  (Nahl suresi, 116)

Müşrikler, “Allah dileseydi ne biz şirk koşardık, ne atalarımız ve hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de, Bizim zorlu-azabımızı tadıncaya kadar böyle yalanladılar… (En’am Suresi, 148) ayetinden de anlaşıldığı gibi samimiyetsizdirler. Şirk koşmayı kendilerinin istemediği mazeretini ileri sürerken diğer taraftan “haram kılmazdık” diyerek itirafta bulunurlar. Allah, onların zanna uyan yalancılar olduklarına dikkat çeker.

Kur’an’ın, ” Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?”, “Ey iman edenler, Allah’ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın” gibi birçok uyarısı karşısında müşrik ve münafığın istekleri şu olur:  “Bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir.” (Yunus Suresi, 15)

İslam adına ortaya çıkan bağnaz sevgisizdir, ruhu kapkaradır, anlayışsızdır. Her türlü güzelliğe, estetiğe, sanata, bilime, neşe, sevinç ve mutluluğa düşmandır. Kısacası hayata düşmandır. Bu zihniyetin hakim olduğu dünya adeta cehennem gibidir.

Dine hurafe ilave etmek, dini içten vurmaktır, en acımasız yoldur. Bir ateistin, komünistin, Darwinist’in dışarıdan vurmaya çalışmasından çok daha etkilidir. Hurafe, sinsice vücuda yayılan kanser gibi içten çökertir.

Her dönem dine en büyük zararı veren bu karanlık zihniyet Allah’ın dilemesiyle, “Yalan yere iftira düzüp Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiklerini haram kılanlar elbette hüsrana uğramışlardır.” ayetinde bildirilen acı sona uğrayacaklardır.

Çıkardıkları fitneler yüzünden dini fırkalara ayıran, kendileri de parça parça olan müşrik ve münafıklar en doğru yolda olanın kendileri olduğunu zannederler. Allah ise tüm Müslümanlara dini dosdoğru ayakta tutmayı, Kur’an’a sıkı sarılmayı, onda ayrılığa düşmemeyi, İslam aleminin parçalanmayıp birlik olmasını emreder. 

Kur’an’ı yeterli görmeyip, ilavelerde bulundukça daha takva sahibi olunacağını zanneden, her biri kendi dinini yaşayan müşrik kesime 1400 yıl öncesinden yapılan uyarılardır bu emirler. Sevgi, şefkat, merhamet, akıl, kültür ve görgüden yoksun, bilim ve sanata adeta düşman olan bağnazlığın ilacı tevhidi yaşamaktır. Bu zehrin panzehiri dini özüne döndürmektir.

Peygamberimiz (sav)’in, ahir zaman konusunda “Son zamanlarda bir takım fitneler olacaktır” buyurduğu rivayet edilir.. Onu dinleyenler: “Ey Allah’ın Resulü, (o zaman) nasıl ederiz?” diye sorduklarında, Resûlullah’ın cevabı: “İlk durumunuza dönersiniz” olur. [Taberani]

Günümüzü tam olarak anlatıyor ve yapmamız gerekeni de bildiriyor Peygamberimiz (sav); ilk durumumuza dönmek. Yani Asr-ı Saadet’e dönmek. Bu dönüş nasıl gerçekleşecektir?.. Peygamberimiz (sav) bu soruyu da şöyle cevaplar:

“İnsanlara yalan söyleyip yemin ederek günaha girmeksizin hayatın (geçimin) çekilmez bir hale geleceği bir zaman gelecektir. O zaman gelince de kaçmak gerekir.” Dinleyenler; “Ey Allah’ın Resulü kaçış nereye olacaktır?” diye sorunca, şöyle cevap verir Peygamberimiz (sav):

“Allah’a ,Kitabına, ve Peygamberinin sünnetinedir.” [Deylemi]

Allah’ın emrettiği dinin gerçek anlamda yaşanacağı, dinin samimi müminler tarafından aslına döndürüleceği dönem yakındır. Üzerimizdeki zincirleri kaldıran, sıcak, sevgi dolu, özgürlüklerle dolu bir İslam anlayışı hakim olacaktır. İslam’ın sıcaklığı, sevgisi, güzelliği, medeniyeti, sanatı, bilgisi, özgürlük anlayışı, neşesi ve sevinci Allah’ın dilemesiyle tüm insanlığı saracaktır. Bugün, Allah’a, Kur’an’a ve Peygamber(sav)’in sünnetine kaçma zamanıdır…

Öyleyse, Allah’a kaçın. Gerçekten Ben sizi, O’ndan yana açıkça uyarıyorum. (Zariyat Suresi, 50)

 

Fuat Türker