Kategoriler
Günlük hayat Kişisel makaleler Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Emeğiniz emanetimizdir

Vaktimiz olsa da sabaha kadar yazsak bu ülkenin acayipliklerini, bugün malumunuzdur ki YDS yapıldı.yapıldı ama bir dolu tuhaflıklarla…
Güvenlik üst düzeyde ki bozuk paraları , kemerleri bile sorgular oldular sanki kopyayı çekipte birinci oldu millet.
kendileri ki siz biliyorsunuz onları, 2010 yılında ve ondan sonra kitapçıkları belirli ücret karşılığı sattılar sonra da halkı kopya çekmiş diye yaftaladılar.
Güvenlik o kadar üst dzey ki bizi adeta ablukaya aldılar. ÖSYM’nin sayesinde BBG evine döndük,her yerde kameralar artık öksürsen bile şüpheleniyorlar.
Güvenliğin üst düzeyde olması ülkem adına sevindirici ama bunlar insanı enayi yerine koyuyorlar.Önce dolap çevirip sonrada milli serveti kalemdi, peçeteydi ve şeker derken çarçur ettiler/ediyorlar.Sorgulamak lazım acaba kalem , silgi , vb. dağıtılan malzemelerin sahibi kim? Biz kimi zengin ediyoruz.
Yoksa kopya falan bahaneydi de yandaş kuruluşları zengin etmek için mi bu komplolar kuruldu?
Zaten fakir insan nereden bulsun o cihazları da kopya çeksin, zenginin de ihtiyacı yoktur bence.
Ben artık güvenemez oldum bunlara, sizi bilmem birde kalemin üstüne yazmışlar;’emeğiniz emanetimizdir’diye. Nereden bakarsan bak ironi…

Kategoriler
Kişisel makaleler Şiirler

Çöpe Atılmış Duygu ve Düsünceler(2)

Çöpe Atılmış Duygu ve Düsünceler(2)

Türk Edebiyatinin koynunda güzellikler yatar…

” Arkadaslarim gerek dostlarim, bana bunca yil hep sinir verdiler ama, ben onlara icimden kosarak gelen neseyi verebildim. ”

Hic kuskusuz Turk Edebiyati vürtüel alemin getirdigi polifonik ironi ile guzelliginden hic bir sey kaybetmedi. Lakin; bati kültürlerinde bunu söylemek zor.
Bizim, kültür farkliligimiz sosyal-kültürel acidan düsünülürse batidan daima bir adim önde olmustur.
Kültürümüzü bir sekilde yasatmayi, icinde bulundugumuz olumlu veya olumsuz her ortamda  ele almisiz. Bunu edebi alana yansitarak siir yazmaya meyilli amator sairler dile getirmislerdir ya da gercek sairler.
Bir cogumuzun ” siirler okunmuyor ” figani aci aksetse de bir sekilde Türk Edebiyatina önem veren okurlar ” ipin inceldigi yerde ” siir yazmaya ilk adimlarini atarak Türk Edebiyatina katkilari ile zenginligi asilamislardir.

Sair, ruhen icinde bulundugu pozitif-negatif her atmosferden en iyi sekilde duygu ve düsünceleri ile siiri ileriye götürmeyi basarmis olup, bu basarilarindan okunmadigini bilse de büyük hazlar almistir.
Dünya Edebiyatinin büyük sairlerinden olan üstad Fransiz ozani SARL BODLER der ki; ” Bu fani dünyaya sürgün edilmis olup özlemini cektigi yüce alemlere ucmak icin durmaksizin cirpinan, fakat ucmasina kanatlarinin büyüklügü engel olan bir yaratiktir! “

Öyle ya..yüzyillardir siirler yazildi, kalemlerin ucu bitmedi. Duygular sayfalardan tasti, gözler irmak oldu akti, satir satir gam, keder, elem demlendi misralarda. Sonra dizildi bir bir ask, sevgi ve mutluluk ve de sefa ama, yine de dolduramadik gönlümüzdeki boslugu…

Kimi zaman bir arkadas icin yazdik, kimi zaman bir güzel kiz icin ama, sevgidir dedik yazilanlar. Biz gözüyasli yasadik sevgileri. Mutluluklari cefaya gömüp, yalandan yasadik sefalari. Kimseler mutlu oldugumuzu bilmedi. Mutlsuzlugumuzu umursamadi. Bizde kiyidan köseden acisiyla karisik yasamin ucundan tutup yasiyor gibi yapip. sevmeyenleri sevip sevilenlerle sevgileri yasadik.

Biz insanoglu(Sairler), acisiyla, tatlisiyla sinir dolu onca günleri sirf arkadas ve dostlarimiz icin sirtimizda tasiyoruz. Cünkü; bizlerin bir anlik mutlulugu ve nesesi, bizim icin aci günlerimizde bile en neseli, tatli günlerimiz oldugunu bilmesek bile mutlulugu ve neseyi birbirimize borcluyuz. Hic bir zaman diyemeyiz ki; ” hic sevmedim, mutlulugu ve neseyi bulmadim. “

17.05.2009

Yakup ICIK