Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi Kişisel makaleler Spor Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Terim Gitti, Kavga Bitti…

Fatih Terimİmparator lakabını ne kadar hak ettiği konusunda çekincelerimin olduğu, bu ülkeye ve milli takıma yetecek bir teknik adam olduğu konusunda da aklımda soru işaretleri olan Fatih TERİM en sonunda doğru olanı yaparak Milli Takımı rahat bıraktı.

Geçtiğimiz yıllarda Ersun YANAL Hakan ŞÜKÜR’ü kadro dışı bırakınca çarmıha gerilmiş, aslında yaptığı işin doğruluğu göz ardı edilerek kapı önüne koyulmuştu. Şimdi bana Hakan ŞÜKÜR nasıl kadro dışı bırakılır demeyin. Bu takım her an gençleşmesi lazım olan bir takım. Ve Hakan bu takımdaki misyonunu çoktan doldurmuştu.

Kaldı ki Ersun hocadan sonra görevi alan Fatih TERİM’de ona fazla şans vermedi ve siyasi bir manevra gibi yağdan çık çekercesine milli takımdan çıkardı. Ersun hocanın ilk 11’ini kullandı uzun süre. Yani ondan çok daha fazla çaba sarf edip, takıma katkı yaptığını söylemek biraz zor olacaktı.

Neyse gelelim elemelere. Geçtiğimiz yıllarda İsviçre karşısında Dünya kamuoyu önünde bizi ne hallere sokan Fatih TERİM, aynı şekilde bu elemelerde de gereksiz sinir, kapris ve egoları yüzünden hem takımı yalnız bıraktı, hem de kamuoyunda kendi yüzüne kara leke çaldı.

Onun dışında kadro dışı bıraktığı yetenekleri saymak bile istemiyorum. Rusya liginde oynadığı her maçta gol atan bir Fatih TEKKE ve aynı ligde takımının ilk 11’inde değişmez oyuncu olan Gökdeniz KARADENİZ’i sırf kendi ego ve istekleri nedeniyle kadro dışı bırakması gerçekten anlaşılabilir bir durum değildi. Bu tarz oyunculara her zaman ihtiyaç duymamıza rağmen kendi malıymış gibi Milli Takımı yönetmesi bence yaptığı en büyük hata idi.

Gelelim elemelerdeki başarısız sonuçlara. Takıma aldığı veya almadığı isimlere. Bence kazanılan birkaç maç onun değil, bazı oyuncuların bireysel çabaları ve şansımızın yaver gitmesi ile oldu. Açıkçası elemelerden çıkamadığımıza üzülmedim çünkü üst turda daha rezil olabilirdik. Alınan yenilgiler sonrasında bile gerek oyuncuları, gerek seyircileri, gerek hakemleri suçlayan sayın Terim, ne hikmetse kendi üzerine bir türlü toz konduramıyor.

Gerçi adı üstünde İmparator. Ona bu lakabı Galatasaray’ı Süper Kupa şampiyonu yaptığı zaman verilmişti. Ancak o zaman bile hazıra konan bir yapısı vardı. Kadro hazırdı. İlk onbirler bile kendinden önce gelen hoca tarafından belirlenmişti. O ise sadece oynattı. Sonunda kupayı alınca da imparator ila edildi.

Şimdi gelelim günümüze. Acaba Fatih Terim gidince yerine kim gelecek. Türk teknik adam mı, yoksa Yabancı bir teknik adam mı geçecek Milli Takımların başına.

İlk etapta Yerli bir hocanın Milli Takımın başında olmasını savunanlardan olsam da şuan bu ağırlığı ve stresi kaldıracak hocanın çok az olması beni düşündürüyor. Ersun YANAL yada Bülent UYGUN ismi aklıma ilk gelen isimler. Ersun Hocanın Milli Takım kariyerinin olması, Bülent hocanın ise gerek sakin yapısı, gerekse takımda bütünleştirici bir etki taratması ilk göze çarpan özellikleri.

Ancak ülkemiz futbol konusunda çok acımasız bir ortama sahip. Ersun Hocanın uzun süredir takım yönetmemesi, daha önce yaşadığı Şükür krizi sorun oluştururken, Bülent hocanın Sivas’tan yeni gönderilmesi ve Milli takım anlamında fazla deneyim sahibi olmaması sorun oluşturuyor.

Yabancı teknik adam olayı ise daha karmaşık. Şu aralar Hiddink gelecek denilse de kabul edip etmeyeceği belli değil. Başka birinin gelmesi ise zaten ilk etapta Milli takıma Milli Teknik adam gelsin diyenler açısından bir koz olacaktır. Bu sayede her başarısızlık yabancı teknik adama yıkılacaktır.

Kaliteli bir yabancı teknik adamın şu ortamda ülkemize gelmesine pek inanılmasa da gelecek sağlam altyapılı ve egoları olmayan bir kişinin takımı bundan sonrası için toparlayabileceği de bir gerçek. Gerek kadro dışı bırakılan Fatih ve Gökdeniz gibi isimlere, gerek kadroya girse bile küstürülmüş olan diğer oyunculara bu açıdan yeni bir ışık doğabilir.

Bakalım zaman nasıl bir dönemece sokacak bizi. Ancak bildiğim bir gerçek var ki Fatih Terim’in istifası bize yarayacak. Dün akşamki maçta sırf o gitsin diye Milli Takım’ın yenilmesini isteyecek kadar çaresiz bir duruma düşen milyonlarca insan varken, artık o koltuğa başkasının gelme zamanı gelme zamanı gelmiş demektir…

Kategoriler
Kişisel makaleler Makale Yazıları - Yarışma

Çözümlerimizden mi, hatalarımızdan mı tecrübe ediniriz?

    İnsan, hataları ve çözümleri ile var olan bir canlıdır. Kaderinin yapılanmasında bu iki kavram çok önemli bir rol oynar. Düşüncelerimizde yer alan, bizi biz yapan karakterimiz sadece iki ana duygu arasında oluşur; acı ve mutluluk. Duygularımız tek bir şekilde harmanlanır ve geleceğimizi belirler. Peki, bu kadar önemli bir kararı sadece iki durgu mu verir? Tabi ki hayır; her şeyin temelinde, yaratılışımız da var olan güven bir şekilde terbiye edilmelidir. Aksi takdirde hiçbir şekilde tecrübe edinilemez.

    Bizi biz yapan; hayat ile olan bağlantılarımızı kuran güven duygusu sayesinde bu evrende var oluruz. O olmadan hiçbir şeye anlam kazandırılamaz. Bütün iliklerimize, kaslarımıza ve hatta beynimize hükmeden baş kavram güvendir. Ama onun da temelinde bir şeyler olmalı. Yoksa sadece bizler ile basit bir ot arasındaki fark ne olabilirdi? Hayat bize her türlü acıyı ve mutluluğu yaşattırır. Acı ve mutluluk her hareketimizin sonunda evren tarafından verilen mükâfattır. Kozmos ve kaos gibi her an çarpışmakta olan bu yapılar her bir sonuçta artı veya eksi güven değerleri verirler. Hayatımızın geri kalanında bu değerler asla unutulmaz; ancak affedilir. Yalnız affetmek sonucu eksi değerleri silmez, sadece bize mutluluk gibi duygular yaşatır.

    Gördüğünüz gibi hayatla olan bağlantımız evrenin kargaşası ve kişilik arayışı gibi kısır döngü şeklinde gitmiyor. Kader denilen kavram sayesinde belirli yapılar elde ediliyor. Bahsettiğimiz gibi bunların en büyüğü güven. Gerisi ise sadece onun üstüne kurulan birer karar makamı. Yalnız güvenin bize direkt olarak yaratılıştan bahşedildiğini söylemeyiz. Duygularımıza hakim gelmemiz birçok dinin kültüründe yer alır. Bu kavgayı birbirinden ayırt eden kişilere semavi dinlerde; ermiş veya veli, Budizm gibi dinlerde ise Nirvana’ya ulaşmış adı veriliyor. Demek ki bir ilahi güç tarafından kendimizle olan kavgamıza son verilmesi isteniyor. Yalnız çok kolay anlaşılabileceği gibi bu iki duygu arasında soğan zarından daha ince bir çizgi var; zaten bu yüzden ayrılmaları tek seferde gerçekleşmiyor.

    Peki, duygularımızı nasıl terbiye ederiz? İşte hayatımızın anlamı, kaderin bize mesajı olan tecrübe burada kendini gösteriyoruz. Her insanın bir şekilde hayatına devam etmesi gerekiyor ve her fiilden sonra bazı bilgilere sahip oluyor. İşte bunlara tecrübe adı verilmiş durumda. Tecrübesiz insan var olamaz; tıpkı düşünmeyen bir insanın var olmayacağı gibi. Aslında bütün evren, kozmos ve kaos birbiri ile bağlantılı. Onların kavgaları sayesinde bizler mesajlar ediniyoruz. Öğrendikçe duygularımıza şekiller veriyoruz. Her duygu güven mekanizmasına birer puan veriyor ve sonunda insan denilen kavramsal yaratık ortaya çıkıyor. İşte sadece bu şekilde; ufacık bir kelebeğin kanat çarpmasıyla fırtına çıkabileceği gibi bağlantılar mevcut. Asıl mesela bu bağlantıların farkında olup yapımıza yol gösterebilmemiz.

    Şimdi sadece kendinizi sorgulamanız gerekiyor. Ben nasıl tecrübe ediniyorum? Sadece bir dakika düşündükten sonra yaşamınız boyunca o kadar çok mesaj aldığınızı göreceksiniz ki şaşıracaksınız. Birçok başarı ve doğamızda olduğu gibi birçok hata… Hatasız kul olmayacağı gibi başarısız bir kulda olamaz. İşte bu kanuna ben kısaca “çözümleme” ismini vermek istiyorum. Lütfen şu anda kendinize bakın. Yeteneklerinizin var olduğunu, hayatınızın belki de yetenekleriniz doğrultusunda yapılandığını göreceksiniz. İşte bizim asıl konumuza geldik; çözümlerimiz mi yoksa hatalarımız mı tecrübeler edinmemizi sağlar? Çözümleme kanununu hatırlıyorsunuz değil mi? Bir insan yapabildikleri ile var olur diyor çözümleme kanunu. Bu durumda başarılarımız bizim için önemsizdir. Çünkü potansiyelimizin yettiği noktalar için ekstra bir enerji harcamayız. Onları zaten başarabiliyoruzdur ve gücümüzün son noktasına dair kullanmamızı gerektirir. Sonuçta ise başarı elde edilir. Bu durumda başarılarımız güven duygumuza sadece artı puanlar verir. Fakat çözümleme kanununa göre hiçbir puan vermez. Sadece kişi başarabileceklerinin farkına varır ki bunun bizim konumuzla şu anda alakası yok. Fakat ya başaramadıklarımız? Eğer ki kişi gücünün bittiği noktayı, asıl önemli olan güçsüz olduğu noktalarını keşfederse tecrübeler kazanır. Çünkü eksik noktalar, yeteneklerin yetersiz olduğu noktalar tekrardan kapatılabilir hale gelir. İşte çözümleme kanuna göre; insanlar başarabildikleri ile var olurlar, başaramadıkları ise onların fark etmesi gereken tecrübelerdir.

    Çözümleme kanunu mantıksız gelebilir, saçma sapan bir şey diyebilirsiniz. Yalnız her anın akıp gittiği şu koskoca evrende sadece verilmek istenen mesajları görerek aslında tecrübenin ne kadar ince bir çizgi olduğunu, bütün hayatınızı oluşturduğunu, kimlere nasıl güvendiğinizi sadece bu şekilde açıklayabiliriz. Acı veya tatlı tecrübeler yaşamadan insan olamayız. Düşünmek, karar vermek, güvenmek bizim içimizde olan ve asla söküp atamayacağımız kavramlardır…

    Herkese bol çözümlü günler…

Kategoriler
Hosting Konuları internet hizmetleri Webmaster yardım

Yeni Baslayanlar icin Host Klavuzu ve Host firmalarinin CPU limitleri

Yeni olan arkadaslar icin mutlaka bilinmesi ve okunmasi gereken bir makale, sonradan uzulup kafanizi taslara vurmayin..

Yeni baslayanlar cogu zaman ucretsiz host ararlar yada bilmeden acemice gordukleri ucuz hostlari alirlar. Bu arkadaslar icin hata yapma ihtimali cok fazladir, ancak hata yaparak daha cok sey ogrenecekler. Yalniz bu isin icinde olan ve orta duzey bir kullanici, helede projeleri ciddi ise bir onceki arkadaslarin yaptigi acemilikleri ve bilgisizlikleri tekrarlamamalidirlar. Helede piyasada LIMITSIZ adi ile sunulan hostlara dikkat edin. Bu hostlarin sinirsiz olmasi sizi cezbedebilir, ancak sitenizin harcadigi islemci gucu fazla ise projeniz ve hesabiniz kapanabilir..

Simdi sorar arkadaslar, neden kapatiliyor hersey sinirsizdir hani??

Arkadaslar sinirsiz olan ozellikler bellidir: TRAFIK, ALAN

diger kisimlarda kullaniciyi cezbetmek icin artirilabilir, ancak ALAN ve TRAFIK kadar onemli olan bir diger konu  CPU kullanimidir.

Yani sitenizde kullandiginiz kodlama ve veritabani kullaniyorsaniz DB sorgulari ana host makinesi ucerinde belli bir  CPU tuketir. Eger bu CPU kullanimi asiri derecede artarsa, dogal olarak hem kendi sitemizi hemde Ayni sucunucu uzerinde barindirilan diger siteleri etkileyecektir..

Host islemcisini (CPU) ‘sini neler etkiler: Onceki bolumde belirttigim gibi siteniz komple HTML ile yapilmis olsa bu limiti fazla zorlamayacaktir. Ancak  diger kodlama gruplari php, asp en basit kodlama bile olsa, coderlerin gozunden kacan kucuk bir nokta, kodlamayi bozacaktir. Bu gibi durumlarda host islemcimiz yazdigimiz kodlamayi islemeye calisirken karsilasacagi hatali sorgular sebebiyle kendini cok yoracaktir, ve yorumlamaya calistigi donguler, sonsuz bir dongude devam ediyorsa kisa surede hesabiniz SUSPENDED edilecektir. Diger bir konu eger sisteminizde veritabani kullaniyorsaniz ve bu sorgularda yanlislik var ise yada veritabaniniz cok kullaniliyorsa sitenizde hatali kodlama ve veritabanindaki fazla yuk dosyalari sebebiyle CPU zorlanacak ve hesabiniz durdurulacaktir.

Bir ornek vermek gerekirse: phpbb3 sisteminde veritabaninda session tablosu vardir, bu tablo asiri kullanimlarda hasar alabilir ve ek yuk bolumu artabilir, bunun sonucunda host php ile bu tabloyu islemeye calistiginda tablodaki sorunlar nedeniyle sitenizde yavaslamalar olacak, hatalar cikacaktir. Ve dogal olarak bu hatalarin sonucunda da Siteniz kisa bir sure SUSPENDED edilecektir..

Eger cok ziyaret edilen ve bir cok kategoriden olusan bir forumunuz var ise veritabaninizi devamli olarak onarmanizi tavsiye ediyorum ve hatali kodlamalardan uzak durmanizi oneriyorum.. Bunu onermemim sebebi, sitenizdeki bozuk php yada asp betikleri CPU yu zorlayacagi icin hesabiniz kisa surelide olsa Durdurulur ve sitenize 5-10 dakika giremezsiniz.