Kategoriler
BlackPhone

Dünyanın En Güvenli akıllı telefonu “Blackphone”

MWC 2014 etkinliğinde ilk kez tanıtımı yapılan Blackphone yakın zamanda birleşen Geeksphone ve Silent Cirçle birlikteliğinden ortaya çıkmış. Dünyanın en güvenli akıllı telefonu olarak adlandırılıyor. Hoş özelliklerini görünce bu slogana katılmamak mümkün değil. İkili görüşmelerde veya mesajlaşmalarda veri leri şifreleyerek herhangi bir sızıntı riskini ortadan kaldırıyor.

blackphone

Bu şifreleme olayını açmak istiyorum. Aynı türde bir başka blackphone akıllı telefonu ile herhangi bir iletişimde bulunursanız “kendine özel veri şifreleme özelliği” sayesinde veriler şifreleniyor. Bunun yanında backphone olmayan başka bir telefon ile iletişime geçerseniz eğer burda da Silent Circle sunucuları devreye girerek verileri şifreliyor ve sızıntı ihtimalini ortadan kaldırıyor. Ne gerek var demeyin, artık günümüzde izlenemeyen hiçbisey kalmadı. Bu telefon bence Kendini rahat hissetmeyen, güvenliğe önem veren, iş adamları veya gizli işler çevirenler için biçilmiş kaftan. Daha önceki android ve virüsler ile ilgili konumda da bahsettiğim uygulamaların yetkileri dahilinde olmayan bölümlere erişmek istemesi yada sizin farketmeden buna izin vermeniz durumunda oluşabilecek sorunlardan bahsetmiştim. Bu telefonda böyle bir sorun oluşmayacak, çünkü herhangi bir özel alana müdahale etmek isteyen uygulama olursa blakphone hemen devreye girerek işlemin gerçekleşmesini engelleyecek yada boş bilgisi gönderecek.

PrivatOS işletim sistemi: Wi-Fi güvenliği, anonim web tarama, VPN, kişiye özel bulut depolama, uzaktan silme ve koruma gibi özellikler barındıran cihaz PrivatOS adlı özel bir Android türevi kullanıyor. [shiftdelete]

Cihazın özelliklerinden de biraz bahsetmek istiyorum. Siyah polikarbonat dış kasa ile çevrili. 1-2 gb ram (bundan tam emin değilim, bazı yerler farklı bilgi barındırıyor). 4.7 inç ekran 720p çözünürlük, 5MP on kamera ve 8MP arka kamera ile geliyor. Dört çekirdekli blackphone 2.7GHZ Nvidia Tegra 4i işlemci ile güçlü bir yapı barındırıyor. 16 GB depolama alanı (ve artırılabilir) bulunuyor.

Onsipariş verenlere ilk dağıtımı yapılan blackphone 14 temmuzda genel satışa sunulacak ve meraklılarını mutlu edecek. Tabi 630-700$ civarında bir fiyat etiketide bulunuyor.

Kategoriler
Kişisel makaleler Makale Yazıları - Yarışma

Bir kefede aşk bir kefede dost…

Aşkın dünya üzerindeki etkisi göz ardı edilemez…Çoğu şairin,yazarın, hatta hepsinin

kaynağı aşktır…Her şarkıda aşk vardır..Her romanda ,şiirde.. 

 Aşkı yaşamakta, o mutluluğu yaşatmakta inanılmaz bir duygudur… İnsanın “Aşkım” dediği kişiyle gezmesi, eğlenmesi, sohbeti, sevişmesi doyumsuz duygulardır.

 Ama…

Ama… Terazinin diğer ucuna dostum dediğin inandığın, güvendiğin yeri geldiğinde canını tehlikeye attığın, birlikte sokaklarda bile yattığın kişiyi koyarsan hangisi ağır basar? 

 Şuan yanındaki sevgiline yâda eşine bir bak… Onu ilk gördüğün an ne hissetmiştin? İçinde bir şeyler kıpır kıpır olmamışımıydı? Yada seni tanıştıranlar aranızı yapmaya çalışmadılar mı?

 Şimdi bir de dön bak dostuna…Onu ilk gördüğün anı düşün,tanışmanı…Gerekirse çocukluğunu…Kafana top attı diye onun ayağına tekme attığın anı.İlk gördüğün zaman onu hemcinsin olsun yada olmasın içinde bir kıpırtı oldu mu?Yada seni dost olun siz diye zorlayan dost olmanız için uğraşan biri?Dostluk kendiliğinden mi oldu ? Bir anda mı? 

 Sizce hangisinde daha çok emek var? Daha çok yaşanmışlık? 

 Bu güne kadar kaç kişiye aşık olduğunu sandığını bir düşün? Bir de kaç kişiye “dostum” dediğine ya da şuan kaç dostunun olup kaç yıldır dostluğunu paylaştığına? 

Dostunun kalbini aşkın için kırarak yapacağın hatanın büyüklüğünü düşün… 

Onla simidini paylaştıysan her simit yiyişinde, çayını paylaştığında her çay içişinde, bir sigara paylaştıysan her duman çekişinde onu yine içine çektiğini düşün…

 Aşık olduğunu sandığın kişi ve kişileri 1 yıl 2 yıl 3 yıl sonra unutabileceğini,dostunu ise seni sen yapan değerlere sahip olduğu için hiç unutamayacağını bir düşün…ve dur sonra tekrar düşün…

Kategoriler
Kişisel makaleler Makale Yazıları - Yarışma

Kendine Güveneceksin

 Hep dediler bizlere bu hayatta sadece kendine güven diye… İnsanların birbirlerine bu kadar kötü oyunlar oynadığı, her şeyin para olduğu bu hayatta zaten kime güveneceksin ki? Tabi ki kendine. Güveneceksin de ne olacak? Güzel bir yaşam hayal etmeye başlayacaksın ama 10 yaşını geldiğin zaman sınavlarla tanışacaksın. Daha sokaklarda ip atlamak,kan ter içinde kalana kadar mahalle maçı yapmak isterken…Öyle yada böyle bu çembere alacaklar senide.Liseye başlayacaksın artık büyüdüğünü anlayıp hayatın başladığını kavrayacaksın..Yoksa hayatın bittiğini mi?Seni sen yapan değerlere kavuşacaksın…Dost olacaksın,aşık olacaksın,paranı çaldıracak,ekmeğini paylaşacaksın.Engellerle savaşıp kendine güvenmeyi bu yaşlarda öğreneceksin.Kendine güvenmeye başladığın an hayallere yine dalacaksın..Engel yine aynı sınavlarda başarılı olup kapıyı açman gerekecek..İşte anahtar bu..İsyanlara başlayacaksın..Hayatım sınav diyeceksin..”Hayat zaten sınav değil mi?”diyecekler…Çekip gideceksin uzaklara ama uzun sürmeyecek bu yine dönüp çembere gireceksin…Yağmurlu bir günde sırılsıklam olana dek sevgilinle gezmek yerine

 

dershaneye gideceksin…Ağlamak isteyecek, dişlerini sıkacaksın…Hayallerinin peşinden koşmayı öğreneceksin…Hayatından on yıl gittiğini düşünüp,sınavda başarılı olup kapıyı kırarak girecek ve üniversite hayatına başlayacaksın kendine güvenerek.. Yeni dostlarınla tanışacaksın..Yada rakiplerini tanıyacaksın…İş hayatına atılmaya iyi bir biçimde hazırlanacaksın…Çok kazık yiyip çok zormuş

 

hayat diyeceksin…İş yaşamında ise ya

 

batacaksın, ya çıkacaksın…Hayallerine ulaştın sanacaksın…Belki gün gelecek aileni,yada işini kaybedeceksin.. 

 Ve sonunda tanrıya kazandığın her şeyi bırakıp doğduğun o sokağa dönmek için yalvaracaksın… Hayatın zor olduğunu ve herkesin tek olduğunu bir kez daha anlayacaksın… Yatağında tek başına dönüp duracak… Aynaya baktığında yine güvenmen gereken tek kişi olduğunu göreceksin…

 

 

 

 

Kategoriler
Kişisel makaleler Makale Yazıları - Yarışma

Çözümlerimizden mi, hatalarımızdan mı tecrübe ediniriz?

    İnsan, hataları ve çözümleri ile var olan bir canlıdır. Kaderinin yapılanmasında bu iki kavram çok önemli bir rol oynar. Düşüncelerimizde yer alan, bizi biz yapan karakterimiz sadece iki ana duygu arasında oluşur; acı ve mutluluk. Duygularımız tek bir şekilde harmanlanır ve geleceğimizi belirler. Peki, bu kadar önemli bir kararı sadece iki durgu mu verir? Tabi ki hayır; her şeyin temelinde, yaratılışımız da var olan güven bir şekilde terbiye edilmelidir. Aksi takdirde hiçbir şekilde tecrübe edinilemez.

    Bizi biz yapan; hayat ile olan bağlantılarımızı kuran güven duygusu sayesinde bu evrende var oluruz. O olmadan hiçbir şeye anlam kazandırılamaz. Bütün iliklerimize, kaslarımıza ve hatta beynimize hükmeden baş kavram güvendir. Ama onun da temelinde bir şeyler olmalı. Yoksa sadece bizler ile basit bir ot arasındaki fark ne olabilirdi? Hayat bize her türlü acıyı ve mutluluğu yaşattırır. Acı ve mutluluk her hareketimizin sonunda evren tarafından verilen mükâfattır. Kozmos ve kaos gibi her an çarpışmakta olan bu yapılar her bir sonuçta artı veya eksi güven değerleri verirler. Hayatımızın geri kalanında bu değerler asla unutulmaz; ancak affedilir. Yalnız affetmek sonucu eksi değerleri silmez, sadece bize mutluluk gibi duygular yaşatır.

    Gördüğünüz gibi hayatla olan bağlantımız evrenin kargaşası ve kişilik arayışı gibi kısır döngü şeklinde gitmiyor. Kader denilen kavram sayesinde belirli yapılar elde ediliyor. Bahsettiğimiz gibi bunların en büyüğü güven. Gerisi ise sadece onun üstüne kurulan birer karar makamı. Yalnız güvenin bize direkt olarak yaratılıştan bahşedildiğini söylemeyiz. Duygularımıza hakim gelmemiz birçok dinin kültüründe yer alır. Bu kavgayı birbirinden ayırt eden kişilere semavi dinlerde; ermiş veya veli, Budizm gibi dinlerde ise Nirvana’ya ulaşmış adı veriliyor. Demek ki bir ilahi güç tarafından kendimizle olan kavgamıza son verilmesi isteniyor. Yalnız çok kolay anlaşılabileceği gibi bu iki duygu arasında soğan zarından daha ince bir çizgi var; zaten bu yüzden ayrılmaları tek seferde gerçekleşmiyor.

    Peki, duygularımızı nasıl terbiye ederiz? İşte hayatımızın anlamı, kaderin bize mesajı olan tecrübe burada kendini gösteriyoruz. Her insanın bir şekilde hayatına devam etmesi gerekiyor ve her fiilden sonra bazı bilgilere sahip oluyor. İşte bunlara tecrübe adı verilmiş durumda. Tecrübesiz insan var olamaz; tıpkı düşünmeyen bir insanın var olmayacağı gibi. Aslında bütün evren, kozmos ve kaos birbiri ile bağlantılı. Onların kavgaları sayesinde bizler mesajlar ediniyoruz. Öğrendikçe duygularımıza şekiller veriyoruz. Her duygu güven mekanizmasına birer puan veriyor ve sonunda insan denilen kavramsal yaratık ortaya çıkıyor. İşte sadece bu şekilde; ufacık bir kelebeğin kanat çarpmasıyla fırtına çıkabileceği gibi bağlantılar mevcut. Asıl mesela bu bağlantıların farkında olup yapımıza yol gösterebilmemiz.

    Şimdi sadece kendinizi sorgulamanız gerekiyor. Ben nasıl tecrübe ediniyorum? Sadece bir dakika düşündükten sonra yaşamınız boyunca o kadar çok mesaj aldığınızı göreceksiniz ki şaşıracaksınız. Birçok başarı ve doğamızda olduğu gibi birçok hata… Hatasız kul olmayacağı gibi başarısız bir kulda olamaz. İşte bu kanuna ben kısaca “çözümleme” ismini vermek istiyorum. Lütfen şu anda kendinize bakın. Yeteneklerinizin var olduğunu, hayatınızın belki de yetenekleriniz doğrultusunda yapılandığını göreceksiniz. İşte bizim asıl konumuza geldik; çözümlerimiz mi yoksa hatalarımız mı tecrübeler edinmemizi sağlar? Çözümleme kanununu hatırlıyorsunuz değil mi? Bir insan yapabildikleri ile var olur diyor çözümleme kanunu. Bu durumda başarılarımız bizim için önemsizdir. Çünkü potansiyelimizin yettiği noktalar için ekstra bir enerji harcamayız. Onları zaten başarabiliyoruzdur ve gücümüzün son noktasına dair kullanmamızı gerektirir. Sonuçta ise başarı elde edilir. Bu durumda başarılarımız güven duygumuza sadece artı puanlar verir. Fakat çözümleme kanununa göre hiçbir puan vermez. Sadece kişi başarabileceklerinin farkına varır ki bunun bizim konumuzla şu anda alakası yok. Fakat ya başaramadıklarımız? Eğer ki kişi gücünün bittiği noktayı, asıl önemli olan güçsüz olduğu noktalarını keşfederse tecrübeler kazanır. Çünkü eksik noktalar, yeteneklerin yetersiz olduğu noktalar tekrardan kapatılabilir hale gelir. İşte çözümleme kanuna göre; insanlar başarabildikleri ile var olurlar, başaramadıkları ise onların fark etmesi gereken tecrübelerdir.

    Çözümleme kanunu mantıksız gelebilir, saçma sapan bir şey diyebilirsiniz. Yalnız her anın akıp gittiği şu koskoca evrende sadece verilmek istenen mesajları görerek aslında tecrübenin ne kadar ince bir çizgi olduğunu, bütün hayatınızı oluşturduğunu, kimlere nasıl güvendiğinizi sadece bu şekilde açıklayabiliriz. Acı veya tatlı tecrübeler yaşamadan insan olamayız. Düşünmek, karar vermek, güvenmek bizim içimizde olan ve asla söküp atamayacağımız kavramlardır…

    Herkese bol çözümlü günler…