Kategoriler
Sevgi ve Ask Dünyası

Bu Benimkisi Aşk Değil

“Yeni bir yılın sabahındayım, dinlediğim bir şarkı aklıma düşürdü seni. Diyor ki, “seni görebildiğim yer rüyalar artık,” rüyalarda olmasa hani… Yanmışım sevgilim, öyle bir tutuşmuşum ki hayatın tam ortasında kalakalmışım. Şimdi seninle yalnızlığımı paylaşsam, çok ayıp etmiş olurum. Ama bunu yapmayacağım. Seninle geçmişimi yâd edeceğim sadece. Beni, ben yapan o güzel kadına bir değil, bin anlam katacağım bugün de…”

Son sevdiğim olduğunu mu sandın, söylenen her söze inanıyorsun güzel sevgilim. Ama evet, sen benim son sevdiğimsin ama aynı zamanda da ilk sevdiğimsin! Bunu unutma, yarın senin için öleceğim…

Sensiz(ken) yanıyordum. Küllerimden anlıyorlardı, tanıyorlardı beni artık. Biliyorlardı neden yandığımı, her günün batımında… Öyle yüreğimden tutuşmuştum ki, ateş olmasa da, yanıyordum. Her yanımda yokluğun kol geziyordu. Sensiz olmayan tek şey sevgiydi! Ey benim nazlı yanım, sevgisizde yaşanmıyor ki hani. Hadi tutsana yüreğimden, hadi kalsana yanımda, bırakmasana gün batımlarına… Hadi nasırlı ellerime, ellerini kenetlesene!

Zamansız gittin sevgilim. Bir vedayı bile çok gördün. Belki de haklıydın gitmelerinde, nedenlerin vardı. Zaten kızamıyorum bu yüzden sana. Her şeyde bir neden aramak çok saçma, hele aşksa bu mantık ötesi bir durum işte! Umarım gittiğin yerde, çok mutlusundur. Yüzün gülüyordur. Kapısını açtığın adam elinde çiçeklerle, dilinde sevgi sözcükleriyle geliyordur her defasında. Yoksa üzülürüm…

Yeni bir yılın sabahındayım, bir şarkı aklıma düşürdü seni. Diyor ki, seni görebildiğim yer rüyalar artık, rüyalarda olmasa hani… Yanmışım sevgilim, öyle bir tutuşmuşum ki hayatın tam ortasında kalakalmışım. Şimdi seninle yalnızlığımı paylaşsam, çok ayıp etmiş olurum. Ama bunu yapmayacağım. Seninle geçmişimi yâd edeceğim sadece. Beni, ben yapan o güzel kadına bir değil, bin anlam katacağım bugün de…

Bak yarın, bugün oldu. Sen gideli heybem iyicene hafifledi. Dört bir tarafta yokluğun halay çekiyor. Bilmez misin efe torunuyum ben, şöyle ağırdan bir zeybek nasılda giderdi, gözlerinin tam karşısında. Etrafında bir dönsem, başım üstüne-dizlerimi yoluna çökertsem hiçte fena olmazdı hani. Galiba ufaktan kaderimin kaybedişlerine çöküyorum. Olsun varsın. Sevmek, bilmeden tüketmekmiş ömrü… Varsın sana harcansın ömrüm, hiç gocunmam!

Seninle geçirdiğimiz o zamanları arıyorum halen. Nereden başlasam, nereye uzansam şöyle bir, aklıma çakılıyorsun. Sitemim asla olmadı sana. Nasıl olsun ki, insan sevdiğine de sitem ederse, ne anlamı kalır o aşkın değil mi? Yoksa etmeli mi… bilirsin, ben pek beceremem duygularımı yansıtmayı. Yazarım, çizerim sadece. Ara sıra resimde yaparım ama söyleyemem bir türlü. Söylersem, gizeminin gideceğini düşünürüm aşkımın. Korkarım ama bilirim ki sevmek, sevdiğini keşfetmektir! Beni yeniden bulmanı çok isterdim.

Benim öyle yeni bir yılda beklentilerim olmadı hiçbir zaman. Nasıl olsun ki, olmadı işte! Biliyorum hiçbir zaman bir kadın tarafında onurlandırılmayacağım. Çünkü unutamıyorum seni, belki de bu yüzden acılarım yenileniyor. Kadınların sezgileri çok kuvvetli, ne halde olduğumu anlıyorlar. Öyle işte, özledim seni… Çok!

Bu benimkisi aşk değil, başka bir şey. Üstelik bu ben de, ben değilim/ seninim…

Emre onbey

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi Kişisel makaleler Spor Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Terim Gitti, Kavga Bitti…

Fatih Terimİmparator lakabını ne kadar hak ettiği konusunda çekincelerimin olduğu, bu ülkeye ve milli takıma yetecek bir teknik adam olduğu konusunda da aklımda soru işaretleri olan Fatih TERİM en sonunda doğru olanı yaparak Milli Takımı rahat bıraktı.

Geçtiğimiz yıllarda Ersun YANAL Hakan ŞÜKÜR’ü kadro dışı bırakınca çarmıha gerilmiş, aslında yaptığı işin doğruluğu göz ardı edilerek kapı önüne koyulmuştu. Şimdi bana Hakan ŞÜKÜR nasıl kadro dışı bırakılır demeyin. Bu takım her an gençleşmesi lazım olan bir takım. Ve Hakan bu takımdaki misyonunu çoktan doldurmuştu.

Kaldı ki Ersun hocadan sonra görevi alan Fatih TERİM’de ona fazla şans vermedi ve siyasi bir manevra gibi yağdan çık çekercesine milli takımdan çıkardı. Ersun hocanın ilk 11’ini kullandı uzun süre. Yani ondan çok daha fazla çaba sarf edip, takıma katkı yaptığını söylemek biraz zor olacaktı.

Neyse gelelim elemelere. Geçtiğimiz yıllarda İsviçre karşısında Dünya kamuoyu önünde bizi ne hallere sokan Fatih TERİM, aynı şekilde bu elemelerde de gereksiz sinir, kapris ve egoları yüzünden hem takımı yalnız bıraktı, hem de kamuoyunda kendi yüzüne kara leke çaldı.

Onun dışında kadro dışı bıraktığı yetenekleri saymak bile istemiyorum. Rusya liginde oynadığı her maçta gol atan bir Fatih TEKKE ve aynı ligde takımının ilk 11’inde değişmez oyuncu olan Gökdeniz KARADENİZ’i sırf kendi ego ve istekleri nedeniyle kadro dışı bırakması gerçekten anlaşılabilir bir durum değildi. Bu tarz oyunculara her zaman ihtiyaç duymamıza rağmen kendi malıymış gibi Milli Takımı yönetmesi bence yaptığı en büyük hata idi.

Gelelim elemelerdeki başarısız sonuçlara. Takıma aldığı veya almadığı isimlere. Bence kazanılan birkaç maç onun değil, bazı oyuncuların bireysel çabaları ve şansımızın yaver gitmesi ile oldu. Açıkçası elemelerden çıkamadığımıza üzülmedim çünkü üst turda daha rezil olabilirdik. Alınan yenilgiler sonrasında bile gerek oyuncuları, gerek seyircileri, gerek hakemleri suçlayan sayın Terim, ne hikmetse kendi üzerine bir türlü toz konduramıyor.

Gerçi adı üstünde İmparator. Ona bu lakabı Galatasaray’ı Süper Kupa şampiyonu yaptığı zaman verilmişti. Ancak o zaman bile hazıra konan bir yapısı vardı. Kadro hazırdı. İlk onbirler bile kendinden önce gelen hoca tarafından belirlenmişti. O ise sadece oynattı. Sonunda kupayı alınca da imparator ila edildi.

Şimdi gelelim günümüze. Acaba Fatih Terim gidince yerine kim gelecek. Türk teknik adam mı, yoksa Yabancı bir teknik adam mı geçecek Milli Takımların başına.

İlk etapta Yerli bir hocanın Milli Takımın başında olmasını savunanlardan olsam da şuan bu ağırlığı ve stresi kaldıracak hocanın çok az olması beni düşündürüyor. Ersun YANAL yada Bülent UYGUN ismi aklıma ilk gelen isimler. Ersun Hocanın Milli Takım kariyerinin olması, Bülent hocanın ise gerek sakin yapısı, gerekse takımda bütünleştirici bir etki taratması ilk göze çarpan özellikleri.

Ancak ülkemiz futbol konusunda çok acımasız bir ortama sahip. Ersun Hocanın uzun süredir takım yönetmemesi, daha önce yaşadığı Şükür krizi sorun oluştururken, Bülent hocanın Sivas’tan yeni gönderilmesi ve Milli takım anlamında fazla deneyim sahibi olmaması sorun oluşturuyor.

Yabancı teknik adam olayı ise daha karmaşık. Şu aralar Hiddink gelecek denilse de kabul edip etmeyeceği belli değil. Başka birinin gelmesi ise zaten ilk etapta Milli takıma Milli Teknik adam gelsin diyenler açısından bir koz olacaktır. Bu sayede her başarısızlık yabancı teknik adama yıkılacaktır.

Kaliteli bir yabancı teknik adamın şu ortamda ülkemize gelmesine pek inanılmasa da gelecek sağlam altyapılı ve egoları olmayan bir kişinin takımı bundan sonrası için toparlayabileceği de bir gerçek. Gerek kadro dışı bırakılan Fatih ve Gökdeniz gibi isimlere, gerek kadroya girse bile küstürülmüş olan diğer oyunculara bu açıdan yeni bir ışık doğabilir.

Bakalım zaman nasıl bir dönemece sokacak bizi. Ancak bildiğim bir gerçek var ki Fatih Terim’in istifası bize yarayacak. Dün akşamki maçta sırf o gitsin diye Milli Takım’ın yenilmesini isteyecek kadar çaresiz bir duruma düşen milyonlarca insan varken, artık o koltuğa başkasının gelme zamanı gelme zamanı gelmiş demektir…