Kategoriler
Dünya ülkeleri Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

HALK AÇILIMI!

Bence…

Halk açılımı da olsun. Atatürk‘ten sonra hep olması gerektiği gibi!

Bu açılım için önce, sayın Bülent Arınç eline bir kuru ekmek alsın ve bir de yanına zengin birini. Onun eline de yumuşak ekmek versinler.

Sonra Sayın Arınç ağlasın!

Egemen Bağış, evladı var mı yok mu bilmem, ama var olduğunu düşünsün…

Onu terörün en şiddetli yerine yollasın. Sonra oğlunun başına birşey gelirse, tüm kameralar önünde ağlasın. Acaba, evladı için " Şehit ölmez, Vatan bölünmez! " diyecek kuvveti olacak mı?

Ya da Kürt açılımı gereği, " Devlet heyir görmiyeeeeee… " diye Devlet’e lanet mi edecek?

Sonra sayın Recep Tayyip Erdoğan’a çiftlik verin. Başbakan’ı da çiftçi yapın!

Erdoğan çocuklarına iyi bakamasın, isyan etsin!

Ama Başbakan’da oy aldığı Erdoğan’a karşılık versin; " Şov yapma! Ananı da al git lan! "

Ondan sonra o Başbakan çıksın hala Erdoğan’dan oy istesin! Erdoğan acaba oyunu verecek mi?

Sonra, tekrar Bülent Arınç bu üniter Devlet yapısı içerisinde yaşayan Halktan birisi olsun, ben çıkıp resmi dili çiğneyim!

" Çavani başi? "

Resmi dilin Türkçe olduğu fakat Kürtçe’nin ikinci dil yapılmaya çalışıldığı bir ülkede, bunun Amerika’da da var nasıl olsa diyilerek savunulması, ama aynı kişilerin Cumhuriyet’e yabancı proje (!) gözü ile bakması insanı çileden çıkartmaz mı?

Atatürk’e önce diktatör diyorlar. Neden öyle dedin diye sorun;

" E tek parti durumu var ya… "

Çok partiye geçildi, kaos durumlarını buna bağladılar!!!

Ha bir de, işin içerisinde aynı kişilerin tek partili sistemden beter padişahlık sistemini savunması apayrı çileden çıkarıcı bir durumdur!

Şimdi bunlar, 90’lı yıllarda hem laik hem müslüman olunmaz derlerdi…

Şimdi?

İktidara geldiler, Türk insanı bu sözlerin sahiplerinden şüphe eder iken, " hem laiğim hem müslümanım olamaz mı? " diyorlar!

Kürtler’e açılıp saçılanlar kimi kandırıyor?

Türk Milleti’ni mi?

 

Yusufhan Güzelsoy

Kategoriler
İnternet Dünyası Makale Yazıları - Yarışma Teknoloji

YouTube’u Sansürleyen Zihniyet

YouTube Sansürü LogosuGüneydoğuya okul yaparız, öğretmen göndeririz; Hastane yaparız, doktor göndeririz. Irkçı-ayrılıkçı terör örgütü PKK ise, öğretmenleri öldürür okulu yıkar, doktorları öldürür hastaneyi yıkar, işçiyi öldürür fabrikayı yıkar. O zaman ne yapalım? Tekrar okul yapıp, tekrar öğretmen göndermeyelim de, çocuklar cehalet içinde yaşayıp, bölücülere militan mı olsun? Tekrar hastane yapıp, doktor göndermeyelim de, terör örgütü istediğini mi elde etmiş olsun? Tekrar fabrika yapmayalım da, oradaki halk işsiz kalıp terör örgütünün kucağına mı düşsün? Pes mi edelim? Tabii ki hayır! Bölücü terör örgütü PKK’nın istediği de zaten bu! Bu oyuna gelmemeliyiz!

Artık teknoloji gelişti, teknolojiyle birlikte internet de değişti, gelişti. YouTube adıyla bir video paylaşım sitesi ortaya çıktı, dünya çapında popüler oldu. Bölücü terör örgütü, güneydoğuda izlediği politikanın aynısını sanal dünyada da uyguluyor; YouTube’a, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suç oluşturacak videolar yüklüyor. Bu videoları yüklemekteki amaçları, propaganda yapmak değil, mâlum sitenin kapatılmasına sebeb olmaktır! Güneydoğuda, bir daha öğretmen gelmesin diye öğretmenleri öldürmeleri ile, YouTube kapatılsın diye, YouTube’a yasadışı video yüklemeleri arasında pek bir fark yoktur! YouTube’u sansürleme zihniyetiyle, “Öğretmen göndermeyelim, teröristler öldürüyor” şeklinde düşünme zihniyeti arasında hiçbir fark yoktur! YouTube’u kapatmak, terör örgütüne istediğini vermektir!

Bu soruna başka bir formül bulunmalıdır. Eğer başka bir formül bulunamıyorsa, sansürleme hiç uygulanmamalıdır. O videoların yayında olmasındansa, YouTube’un sansürlenmesi halkımıza ve dolaylı olarak da devletimize daha fazla zarar vermektedir.

Bir YouTube yöneticisi, Türkiye Cumhuriyeti Devletinden, kendilerine bu konuda herhangi bir rica ya da istek gelmediğini söylüyor! Buradan da sansürcülerin, ne kadar basit bir şekilde, hiç sorunu çözmek için uğraşmadan, direk sansürleme yoluna giderek, milyonlarca kişinin hakkını çiğnediklerini, halkı hiç düşünmediklerini anlıyoruz. En azından YouTube yöneticileriyle konuşarak, bu sorunun çözümünde onlarla iş birliği yapmaları gerekirdi! Eğer onlar sıcak bakmazlarsa, YouTube’un yayın yaptığı, videoların barındığı ülke ile devlet düzeyinde iletişim kurmak, yasadışı videoların bildirilmesiyle derhâl silinmesini sağlamak en mantıklı çözüm olsa gerek. Yine çözüm bulunamazsa, sadece yasadışı videoların bulunduğu sayfaların engellenebileceği, sitenin diğer sayfalarının ulaşılabilir olabileceği bir mekanizma kurulsun hiç olmazsa! Komple sansür, en son çare olarak bile kullanılmamalıdır!