Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat İnternet Dünyası Kişisel makaleler Türk Tarihi Türkiye üzerine Videolar

30 Kupona Almadık ki 30 Köpeğe Sattınız

Facebook.com sitesinde izlediğim bir videoyu paylaşmak istedim, başlığı çok güzeldi, aynen aldım zaten burayada. Son zamanlarda Türkiyede yaşananlar, Türkiye üzerinde oynanan oyunlar, tarihlerdir Türk insanının bir türlü rahata kavuşamadığını gösterdi. Ve Gördü ki gerçekten bir güç Türk insanının üzerine devamlı dolaşmakta. Bence İnsanlarımız önce kendilerini toparlamalı ve birlik içinde olmalı. Eminim eski ihtişam ve kuvvetine çok kısa sürede yeniden dönecektir.

Türk kardeşlerim, üzerimizden oyun oynanmasına asla izin vermeyelim. Ve verdiğimiz şehitlerimizin kanınıda asla yerde bırakmayalım. Şu an gündemdeki kardeşlik naraları atanların asıl amaçlarının Türkiyeyi bir bütün haline getirmek değil, ileriyi göremedikleri için oluşan kutuplaşmayı düzenlemeye çalışan şaklabanlardan başkaları değildir.

T.S.K. ya atılan her suç, iftira zamanı gelince bu oyunu oynayanların suratında patlayacaktir. Tutuklanan askerlerimizi suçladıkları krokileri bende bir sonraki konumda burada paylaşacağım. Dünyada herkesin elinde olabilecek, ve bir program kadar yakında olan bu krokiler nasıl oluyorda askerimizin bilgisayarında bulundu diye dikkate alınıyor ? Nedenini herkes biliyor. T.S.K ya sonsuza kadar güvenim var çünkü beni onlar koruyor, mecliste 3 öğün yemeklerini yeyip çiftçimizin anasına laf atan şerefsizler değil. Dönüp kendi ananıza bakmanızda yarar var.

Bu ülkede yaşamayan, sorunlarını, sıkıntılarını görmeyen, çilesini çekmeyen hiç kimse ne demek istediğimi anlayamaz. Mecliste bulunanlar dönüp geçmişlerine bi baksınlar, misyonları 70 milyon Türk’ün AHI ile yarışabilecek mi? merak ediyorum.

Son olarak görevi bizleri korumak olan Türk Silahlı Kuvvetlerine yapılan her iftirayı, hareketi kınıyorum. Amaçları ne biliyorum, tek temennim Türk halkının gerçekleri basında çıkan boyama ve taraflı haberler ile birbirine karıştırmaması.

Mustafa Kemal Atatürk bizleri bırakmadan önce Gençliğe Hitabe’sinde yazmış olduğu aşağıdaki cümleler ile yazıma son veriyorum. Sizce Atatürk ileri görüşlü değilmiydi?

Gençliğe hitabeden kısa bir alıntı:

İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Kategoriler
Doğa ve Yaşam Günlük hayat iletişim Kişisel makaleler Toplumsal Konular

Benim Ömrüm Yalancıdır (denizcilere)

“ne zaman denize açılsam, sular yanardı! Ardımda, belki dönememenin vereceği gel-gitler olurdu. Beynimi fırtınalar savururdu. Ne zaman denize açılsam, yaslı bir gece ağlardı. Peşin sıra kurulan hayaller, dalgaların köpüğüne karışır, benimle alay ederlerdi… Bu hep böyleydi!”

Benim ömrüm yalancı… Bunu bilen bilir, hemde çok iyi; karmaşık, gizemli ve asi bir adamımdır. Çocukluğumun pranga yüklü oyunlarında, kandırırdım arkadaşlarımı. Aslında kazanmak istediğimden değil, kaybetmeyi sevdiğimden yapardım bunu. Evet, hep kaybederdim saklambacı, körebeyi, dokuztaşı… Ağladığımda, papatyalar olurdu gözyaşlarımın aktığı yerde. Yani ben, ne zaman ağlasam, papatyalar canlanırdı. Öyle hüzünlü yanım vardı. Bir gün hiç unutmuyorum, çimenlerin üzerine uzanmış, bulutları izliyordum. Güneş ışınlarının, bulutların arasından nasıl sızdığını hiç merak etmemiştim. Şimdi özlüyorum her şeyi; kaybettiğim oyunları, papatyaları, bulutları falan işte!

Akşamları, öyle deniz kenarına gidip-gezmek gibi, balon patlatmaca, pamuk şeker yeme gibi özlemlerimiz olmadı hiçbir zaman. Çünkü köyümüzde deniz yoktu ve bu yüzden özlenecek bir hayalide kuramıyorduk. Çakıl taşlı köy yolunda çekirdek yemek, köpeklere taş atmak gibi gülünç yanımız vardı. Ne zaman bir sahil kasabasına yerleştik bende terfi ettim. Köpeklere taş atmayı bırakıp, denize taş atmaya başladım. Kaç defa sektireceğiz diye, az yassı taşı yerinden-yurdundan etmedim. Bazen öyle aklıma geliyor ki, mideme kramplar girinceye kadar gülüyorum.

Öyle-böyle değil hanide, çok yaramazlık yapıyordum. İçine kapanık bir çocuktum, sessizdim. Masum yüz hatlarımı da, hep yalancılık için kullanıyordum. Ama öyle birde adaletli yanım vardı. İş ciddiyete bindiği zaman, asla dürüstlüğümden taviz vermezdim. Eğlenmek başka, insanlık başkaydı! Zamanla duruldum… Sanki üç günlük kelebek yaşantıları konuyor da, öyle yaşıyor gibiyim kaderimi. Bir elimde çalamadığım mızıkam, diğer elimde bir mum. Yatsı ezanı okunup-eve gitmeyince hala, babamın beni kapıda soba demiriyle beklediğini hayal edip, söyleyeceğim yalanları düşünürdüm. Bir kafada kırk tilki çarpışmadan yaşatanlardandım. Ama işte masumdu yüz hatlarım… Zaten yazarlık mesleği, laf aramızda yalancılıktan gelir.

Benim Ömrüm Yalancıdır (denizcilere)
Benim Ömrüm Yalancıdır (denizcilere)

Kategoriler
Bilimsel Makale Bitki ve çiçekler Doğa ve Yaşam Dunyadan Günlük hayat Günün Tarihi insan vücudu Sağlık Teknoloji Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Genetiği İle Oynanmış Organizmalar… (GDO veya GMO)

Malumunuz ülkemizde her şeyin bir çıkar yolu vardır. Sonunda insan sağlığı ile oynamak dahi olsa sonuca ulaşmak için, rant elde etmek için, birilerinin kazancına kazanç katmak için yapılmayacak şey yoktur.

İşte bunlardan biride Genetiği İle Oynanmış Gıdalar.

Getirilen yeni düzenleme ve kanun ile eline bir tüp birkaç genetik içerik ve şırınga alıp laboratuara giren herkes yeni nesil bir tohum üretebilecek. Gerçi bunlar belirli şartlara tabi tutulsa da elbette ki sınırlar asla sınırda kalmayacak. Hep aşılacak.