Kategoriler
Deneme Yazıları Genel Konular Kişisel makaleler Şair

” HANİ ”DİYORUM,,,,,

HANİ DİYORUM , YAZILACAK YÜZLERCE HARF BESTELENECEK BİNLERCE DİZE VARKEN,ÇIĞLIKLARA KAPILIP HAYKIRMAK GİRDAP GİBİ AYNI SEYİ TAFAF ETMEK OFFFFF, USULCA BİR SESİZLİK SARIYOR ,,,,HADDİNİ BİLDİREMEDİĞİM DAHA ÇOK YARIM KALMIŞ MİMARİ BÜTÜNLÜK VAR BÜNYEMDE,,, ŞİMDİ BİR NADASA MUHTAÇ, BİR GÖLGEYE AÇKEN BİDE ÜŞÜYORUM ŞU YAZ AKŞAMLARINDA…BİR HUMMALI BAKIŞ, BİR GÜÇ YOKUŞ BOĞAZIMA KİLİT O…LMUŞ BİRAZ KIRIK BİR ALFABE, BİR BASMALI AZIK, KORKARAK AYAK SESLERİMDEN YÜRÜYORUM …ŞARLOLAR TİTANLAR HİPERAKTİFLER VE BENİM GİBİ ANTİPATİKLERLE… BU ARADA EN ÇOK TİTAN OLMAK İSTERDİM YA NEYSE.. SAPI KIRIK BİR TESTİ ELİMDE,, GÖZ GÖRMEZ, YOL BİLMEZ HADDİMİ HADSİZLEŞTİREREK,, SOL YANIM UFALANMIŞ,, SAĞIMA DA HA GAYRET DİYEREK KORKARAK AYAK SESLERİMDEN YÜRÜYORUM ….BİR DEMLİ ÇAY, SERT BİR KAHVE, BİRAZ TÜTÜN V.S.. ZAMANA BİR MOLA ,,AWUÇLARIMI AÇIYORUM O ÇOK SEVDİĞİM YAĞMURDA GÖĞE GÖĞE EN YÜKSEĞE YETİŞİLEBİLİNİR Mİ ??????? ÇIPLAK AYAKLARIMLA ? YETİŞİYORUM … TÜM (- HANİ- )LER ANLAMINI YİTİRİYOR…-HADİ- DİYORUM -HADİ- HAZIRIM,, İÇLERİ DOLMUŞ AWUÇLARIMI KAPATARAK RAHMETİNİ ÖPÜYORUM UZUNCA…….. KEDERLE OYNAMAYI ÖĞRENEN BEN BİR DE KEDERDEN ARTIK KÜSTAHÇA ZEVK ALIYORUM.. BUNUN İÇİN SANA ŞÜKREDİYORUM BİR SALAVAT BİR TEKBİR -HADİ- BUNA DA ŞÜKÜR VE,,,,,,,,,,,,,, ELHAMDÜLÜLLAH DİYORUM……
SVD..

Kategoriler
Şiirler

AŞK..

Benim için sonsuz bir aşk…

Benim için bir ışık…

Yolumu aydınlatan güneşsin sen…

Karanlıkta yolumu bulduran…

Aşkın mucizeler gerçekleştireceğine inanıyorum…

İki insan bir birini bu kadar severse eğer…

Bu kadar severse, kavuşurmuş aşıklar…

Benim için bir düşsün sen, ama içimden bir düş…

Şimdi başucuna gelsem, seni hep sevdim, hep seveceğim desem…

diyebilsem…

Kategoriler
Şiirler

AŞK…

Adının anlamı gibi…

Saf, tertemiz, güzelsin…

Seninle aşk…

Senden önce aşk senden sonra aşk…

Korkarım ikimizde bir birimizi seviyorum diyemeden,

bu dünyadan göçüp gideceğiz…

Aşk..

Herşey bana seni hatırlatıyor…

Eski sandalyeler , eski evler, sokaklar…

Aşk…

Her yerde aşk…

Seninle aşk…

Aşk acı cekmek…

Acı vermeyen aşk varmıdır?

Aşk…

Bazen mutlu olmak…

Bazen de mutsuz olmak…

Aşk…

Eğer iki insan birbirini bu kadar severse

Yollar birleşir, Aşıklar buluşurmuş…

Aşk…

Senden önce aşk…

Senden sonra aşk…

Kategoriler
Kadın ve Erkek Yazıları Şair Sevgi ve Ask Dünyası şiir edebiyat Şiirler

Sıkıştırılmış An……

sonrazq4[1].jpg
sonrazq4[1
Hiç bir izin yok, ne arsız alaycı gülüşün
Nede bana sövüşün,
İyi şeyler olmadı olamadı aramızda…
Geç kalınmışlıkların öfkesi ağ attı
Sardı, sarmaladı, iyi güzel ne varsa hırpaladı.
Secdeye kapanır gibi her gün bir kere,
Bakıyorum resmine uzuncaa…
Kimi zaman mavi gözlü kızlar,
Kimi zamanda sarışın yağmurlar oluyor.
Ben diyorum, hiç hiçmiyim senin hiçliğinde ?
… Ne mavi gözlüyüm, nede sarışın
Benlik, koca bir hiçlik sende anlıyorumm..
Sıkıştırılmış bir an’dım bir yalandım,
Serinlemek için uzandığın alalade bir gölgeli ağaçtım.
Daralıyor göğüs kafesim, sıkışıyor iştee zaman zaman,
Duymazsın yaa!! Adını boş odalara kaç kere ağıtlarla haykırdım.
Şimdi çırpınan yüreğimi sormazsan epeyce iyiyim.
Pulu yapıştırılmamış zarfa konmamış adresi hiçlik olmuş
Bir kaç gece itafından öte değilim.
svd
Kategoriler
Sevgi ve Ask Dünyası şiir edebiyat Şiirler

,,,,, SENİ YAZMAK İÇİN ””””

  
kalem-1[1].jpg
kalem-1[1
Seni yazmak için iyi bir bilek kuvvetli bir de yürek lazım.
Olabildiğince kafiye olmamalı uyum barındırmamalı ki,
Seni tam olarak ifade edebilsin.
Aslına bakarsan, pervasız sözcükler çokça barındırmalı
En az senin ka…dar kırıcı olmalı kelimeler.
Titreyen yüreğimin, çığlıklarıda yansımalı
Tarafsız olmalıyım seni yazarken…
Birde senin kadar duyarsız.
İhtiraslarının ateşi kadar sıcak
Bakışlarının soğuğu kadar da temkinli…
Gel-git ler çokça yaşanmalı devasal medcezirler
Karikatürizede etmeliyim ki, nefes payımız olsun.
Tüm düşünürlerden bir buket yapıp,
Seni de o bukete sarıp dağlarında harmanlamalıyım
Filiz bile vermezsin bilirim yaa…
Güneşten korkan tohum misali,
Toprak altı olursun vaadlerin gibi…
Yaman çelişkiler ister seni yazmak…
Kahraman olmak lazım önce ülke kurtarmak
Direnişe hazır olmak, kanı kurumuş yaralara aldırmamak lazım.
Seni yazmak için…
Şimdi hangi kalem gönüllü olur?
Hangi kağıt kabullenir seni üstünde taşımayı?
Seni çözemeyen beni, seni bilmeyen seni,
Hangi şiir hangi delikanlı beste kabul eder?
Seni yazmak için.. soyut bir deli olmak lazım.
Vazgeçtim dünyadan yazamıyacağım seni…..   

SVD..

Kategoriler
Sevgi ve Ask Dünyası

Sana…

ask4.jpg
ask4.jpg
Sana…

“insan sevgiyi ne kadar sahipsiz yaşarsa o kadar yalnızlaşır ve ne kadar sahiplenirse kendini elbette yalnızlığın bile bir anlamı olur o zaman…”

Veda ettim içimdeki o umutsuz adama artık! Kendimi öyle bir kandırdım ki damla damla düştü içime bir kadın… ilmek ilmek ömrüme işliyor güzelliğini, saçlarıyla öyle bir bağlıyor ki ruhumu sanki hiçbir pranga onun kadar anlamlı gelmiyor bu bedene… bir kadın adamlığımı sunuyor ve bir kadın bana gerçek dünyanın anahtarını kalbimden çıkartıp gözler önüne seriyor.

Diyorlar ki, batan her güneşte binlerce güzellik örtülür geceyle ama hiç mi açılmaz o perde hiç mi aşikar olunmaz karanlığın içindeki o masumiyete… sahi geceyle daha mı yalnız yaşanır sevdalar?

Yolu sevgiye çıkmayan hangi duygu gerçekten yaşanmıştır ki, birini sevmek bir kalp ispatıdır. Aslında ona inanmak, onunla hayallere dalmak bir yaşam kanıtıdır. Herkes bunu yapar veya yapamaz diyemeyiz ama başlı başına bir cesaret, kararlılık ve inanç gerektirir… öyle derin bir an’dır ki bu hal, dibe indikçe güzelleşir insan!

Meğer en güzel yalan aslında söylenemeyen gurur dolu sözlerin isyanıymış! Tıpkı benim seni sevdiğimi kendime bile itiraf etmemdeki zorluk gibi… ola ki günün birinde çalarım kapını, belki geleceğimi bilmiyorsundur ama şunu sakın unutma gelmeyeceğimi nerden biliyorsun?

Sana ilk defa bu yazıyla sevgilim diyeceğim, sonrasını mevlam bilir; e ne de güzel söylemiş erzurumlu ibrahim hakkı “mevlam neylerse güzel eyler…”

İşte böyle gültanem: “Gökyüzünde çiçekler açar, yeryüzünde yıldızlar el ele dolaşır. Başımda deli bir sevda, ellerim şimdilik öksüz ama bu gidişle diğer yetim duygularımda kavuşur cennetine; biliyorum inanırsam olur, çünkü öyle söylüyor tüm sokak çocukları…”

İnancımla seninim..!

Emre onbey (sizden biri/ belki sen)

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat

SAKLI KELİMELER

 

İçimdeki duygular öyle kabarık ki bir sahile çarpsa, tsunami olur. Facebook’a girip insanlara laf attım. Herkes bir havada; kimileri birileri ile ilişki durumu yaptı diye sevinirken, bir diğeri aşk acısı çekerek feryadı figan etmektedir.

O Leyla’nın aşkı için çöllere düşen Mecnun, aşkı iki paralık edenlere ne derdi?  Zamane aşıkları der geçer miydi Yoksa bize kinle mi bakardı? Orasını bilemiyorum.

Ya Ferhat bu zamanda yaşasaydı gene Şirin için dağları deler miydi yoksa O da bizim gibi sosyal paylaşım sitelerinde aşk denilen bilinmezi kirletir miydi?

Ya da Kerem ile Aslı o saf,  tertemiz aşklarını karşılıksız sevmeye devam mı ederdi yoksa o da iki öpücük niyetine aşkı kirli mendil gibi çöpe mi atardı?

Aslında ben o insanların nasıl yapacaklarını merak ediyorum. Ama gene de kendi kanaatimi söylemekten duramıyorum bu çağa gelselerdi yaşayamazlardı, tahammül etmeleri zor olurdu. Çünkü onların sevgisi; beden sevgisi değil onlarınki gönül sevgisiydi. Ve adını AŞK koydular. Onun uğrunda yılmadan, her zorluğa göğüs gererek hakkını vermeye çalıştılar ve verdilerde.

Biz acaba yaşadığımız bu kepazelikleri başka bir kelime ile mi telaffuz etsek yoksa bu şekilde yaşamasak mı? İsmini değiştirsek bir şey değişmeyecek. Yaşamayalım desem beni dinleyen olmayacak herkes gene bildiğini okuyacak. En iyisi biz kendimizi değiştirelim biz bu anlattığımız gibiysek. Yoksa halimiz aşağıdaki örnekteki adamın haline döner. Adamın biri ben dünyayı değiştireceğim demiş. Gel zaman, git zaman bakmış bir gelişme yok. Aradan aylar, yıllar geçmiş kafası, aynı Newton’un kafasına elma düşer gibi bir gün dank etmiş. Eyvah! Demiş. Ben hata ettim.  Önce kendimi değiştirmem gerekti diye üzüntü duymuş. Ben kendimi değiştirirsem; ailemi,  mahallemi, şehrimi, ülkemi ve nihayetinde dünyayı değiştirirdim demiş.

Gelin kendimizi değiştirelim, dünya değişsin.

 

Kategoriler
Sevgi ve Ask Dünyası

Bir kadın, pencere ve yağmur

Bir kadın vardı… aslında o hep vardı içimde yani bir süredir öyle kemirip duruyordu ruhumu, içten içe dağılıyordum, biraz nemli mendil tadındaydım. Şimdi öyle bir dolanıyor ki kalbimin kapılarında, “buyur gir, hangisinden dilersen oradan gir” diyesim var, ama yapamıyorum nedense-

…onu hep gülerken görüyorum. Yakışıyor çoğu zaman, anlatılacak bir ifadesi oluyor gülünce yüzünde, daha bir insanlaşıyor gözümde, gitgide büyüyor ve ben onun büyüklüğünü küçüldüğümden çok rahat anlayabiliyorum. Kocaman bir kadın aslında o yaşlı değil elbette, en körpe halinde aslında, en saf, en masum, en sevecen… hep o en’lere sığabilecek bir bütünlükte; parçalara bile bölseniz yüzlerce insan fırlayabilir teninden, sanki kayıp kıta Mu’dan çıkma gibi, sanki hiç çizilmemiş resim gibi ve hiç çekilmemiş bir fotoğraf karesi gibi… kocaman bir kadın aslında o, büyüdükçe ufaldığımı hissettiğim…

Usulca açıyorum penceremi ben ona nefes alıyorum, o yüzüme çarpan yağmur taneciklerinde bana dokunuyor, biliyorum o beni gitgide kendine hazırlıyor, gitgide üşüyorum ve bir sessizlik çöküyor ruhuma, sanki artık o’yum!

“yağmur taneleri koşturuyor penceremde, hissediyorum o gitgide herşey olmakta..!”

Seviyorum yağmur damlacıklarını çünkü yalnızlığımı şimdi onlarla paylaşıyorum her biri sanki bedenimi temizliyor. Ruhumu gitgide ona hazırlıyorlar, öyle hissediyorum çünkü sebebim oluyorlar… sanki devamlı bir tavsiye halindeler kalbime, “doğru yoldasın, durma ona koş” der gibiler ve yüzlercesi aslında… yağmur taneleri vuruyor cama, sanki onun kapıma vurması gibi, sanki onun teni tenime dokunuyor gibi… öyle bir şey ki bu tuhaf sadece tuhaf, çok tuhaf.

Bir kadın uyandırıyor beni yaşama
Hiç yalnız adam düşünür mü beklemeyi
Sevmek bu kadar düşmeseydi dillere
Bu kadar demlenilir miydi hayallerde…

Bir kadın yetti ömrümü anlatmaya
“hayatımız birleşti”daha demedi ama
Gölgem gölgesiyle el ele dolaşmaktaydı…
Ansızın ölüvermiştim o an, sonrası tuhaflık işte!

Yağmur taneleri emekliyor penceremde, kalbimin kapıları, resmedilmemiş bir fotoğraf karesi ve o gülücüğe yakışan bir yüz… akşamlar artık güneş gibi, atacaksa insan büyük atacak sözleri, yoksa gerisi çok tuhaf!

Benim dilimde aşk tamamen pencere…Emre onbey (sizden biri/belki sen)

Kategoriler
Sevgi ve Ask Dünyası

Bir Dilim “Aşk”

   Boş bir kâseyi tıka basa aşkla doldurarak yaptık en büyük hatayı. Anlayıştan, hoşgörüden, huzurdan, sadakat ve güvenden bihaber yavaş yavaş karıştırdık hayatlarımızı. Eksik bir şey var mıdır diye düşünmeden pişirip, kalbe indirdik. Nefis bir tat kaldı ruhlarımızda, kalplerimizde ve akıllarımızda. Bu böyle gitti bir süre. Tazeledik durduk aynı karışımları, belleklerimize işledik bu doyumsuz tarifi. Her şey ne kadar da güzeldi değil mi? !

   Derken… Bir kramp girdi kalbe, hazımsızlık baş gösterdi.Habire içimizden dilekler tuttuk, gözlerimizi kapattık, açtığımızda yoktuk… Bari bir tatlı kaşığı mantık ekleseydik. Katı kalplerimizi, mumdan düşen damlalarla sulandırıp, aşkı daha güzel detaylarla harmanlasaydık. Öyle şaşaalı tariflere gerek mi vardı? Her aşkın tadı, barındığı kalbe güzel gelmez miydi? Elbette durum öyleydi fakat biz sadece “aşktan” aşlar yaptık kendimize. Hiç sudan, undan, tuz ya da şekerden tek başına yemek olur mu? Madem “olmaz” diye cevap veriyoruz; ne diye sadece “aşkla” yoğurduk kalplerimizi? Mantığımızı körelttik, sadakati gücendirdik. Şimdi de kalkmış “eksik bir şey var” diye çıkıyoruz sevdiklerimize. Elbette var hem de sonradan eklendiğinde hiçbir işe yaramayacak kadar önemli ölçülerde… Pişmiş aşa su eklenmez ve “aşk” asla böyle büyümez.

    “Aşk bıkılmayandır” der Duclos. Şimdiki aşklardan bıkıldığına göre; bizim yaşadıklarımızın adı başka. Biz ne yaşıyorduk, nasıl başlamıştık, eksiklerimizi yazmış mıydık? Can yaralarını sardık mı ya da hepten mi yaralandık? Bu kadar çok soruyla bir arada kalır mı aşk? Hangi sebepten tutunsun sevdaya, nerden yakalasın aşkı ki tutsun da bırakmasın? Aşk bıkılmayandır, öyle mi?  Bıkılmıyor doğrusu(!)

    O boş kâseyi bir kere alın önünüze.  “Kalp tadı” diye bir şey var canım! Sen; hoşgörüyü seviyorsan, sırf o seviyor diye güven de koyacaksın tarifine.  İster kaşık kaşık ekle, ister huzur gibi serp üzerine… Baktıkça; bir görsel şölene benzeyen minik kristaller gibi parlasın kalbinizde… Mantığa, huzura ve bir dilim Aşk’a…

                                                         

 

AŞK …
Aşk; yalnız bir operadır kış güneşinde dinlenen.
Aşk; bazen bir zaman hatasıdır.
Aşk; bazen kavuşamamak, adını karalamaktır kağıtlara.
Uzun bir suskunluktur ya da durmadan ondan konuşmaktır.
Aşk; bir filmin, bir karesinde takılıp kalmak…
Bazen tuhaf bir cesaretle meydan okumaktır.
Aşk; bazen nedenini bilmediğiniz bir duraksamadır.
Aşk; bir harabenin ortasında birşey bulup da ne yapacağını bilemeyen
iki savaş çocuğu gibi kalmaktır.
Eylül’ün toparlanıp gitmesini izlemektir.
Bir bakış bile anlatmaya yeterken herşeyi
kalbinizi dolduran duyguların kalbinizde kalmasıdır.
Aşk; canınızla beslemektir hüznün kuşlarını.
Aşk; vazgeçmektir gözlerinden.
Geceleri ansızın nedensiz uyanmaktır uykularından, usul usul ağlamaktır.
Aşk; birgün anahtarın ters döneceğine inanıp ışığa kavuşmayı özlemektir.
Aşk; buralardan öylece çekip gitmek ve sonunda kendine bir gül vermektir.
Acını içine alıp, göz damlalarını tutup, güçlü olmaya çalışmaktır.

İclal AydIN

“Rüya”

 

 

Kategoriler
Sevgi ve Ask Dünyası

Ne Tuhaf; Bir Ömür Gerçek Sevgili’yi Aramakla Geçiyor

“Gerçek aşkı hiç tatmadım”, “Gerçek aşk gün be gün inancımı yitirdiğim bir şey” gibi sözler işitiriz insanlardan, “Gerçek aşkı buldum” diyen insan bile bir süre sonra onun da diğer tüm aşklar gibi geçici ve sonlu olduğunu anlar. Dahası başlangıçta ‘o olmadan yaşayamayacağını’ söyleyen çiftler, ayrılırken ağır sözlerle, düşmanca hatta birbirlerine iftiralar atarak ‘aşk’larına son verirler.

Yaşadığımız toplumdaki sistem içerisinde insanların ‘sevgi’ olarak adlandırdıkları şey, kaynağı ve dayanağı sağlam olmayan, karşılıklı çıkarlarla orantılı olarak artan/eksilen bir bağ.  Manevi derinlikten uzak ve daha fazla maddi değerlere bağlı olan bu ‘sevgi’ye gerçek sevgi denebilir mi?

Allah’tan uzak yaşam süren insanların, gerçek sevgiyi yaşamaları zordur. Kaynağını kalbindeki imandan alan gerçek sevgiyi yaşayan insanın yaşamında çok zorlu olaylar da oluşsa, sevgisi asla bitmez. Sevdiği insan hatalar da yapsa, imanından kaynaklanan şefkat, merhamet, hoşgörü ve bağışlama ile yaklaşır.

İnanan insanın sevgisi, Allah’a olan güçlü ve samimi sevgisinden kaynak bulur. Tüm güzellikleri yaratanın ve hepsinin gerçek sahibinin yalnızca Allah olduğunun  bilincinde olarak sevgiyi yaşar.

Gerçek aşk; temeli Allah aşkı ve hoşnutluğu üzerine kurulmuş olan aşktır diyebiliriz. Aşkın ete kemiğe dönüştüğü dünyada, birbirlerindeki Allah aşkından yansıyan güzelliği görebilenlerin aşkıdır gerçek aşk. Bu aşk iman ve Allah’a olan yakınlık doğrultusunda artar. İmanı gönülden yaşayan insanın Rabb’ine karşı hissettiği coşkulu aşk, kişiye O’nun sevdiği bir kul olma umudu verir. Bu aşk, ruhundaki coşkuyu, huzur ve mutluluk duygusunu sürekli diri tutar.

Allah’ın tecellilerindeki güzellikleri ancak Allah aşkıyla sarhoş olanlar görebilir ve onlardan derin bir zevk alabilirler. Allah’a duyduğu aşk, O’nun yarattıklarına karşı da insanın büyük sevgi duymasına neden olur ve Allah’ı seven insanlara karşı sevgisini artırır.   Bu yüzden karşısındaki kişi imanı yaşadığı sürece, yaşlılık, sakatlık ya da maddi kayıp gibi durumlarda sevgisi asla olumsuz etkilenmez. Aksine insanın şefkat ve merhamet duygularını da artırır ve sevgisi daha da derinleşir.

Sevgi, Allah sevgisinden kaynaklanıyorsa o sevgide vefa, sadakat, merhamet ve bağışlama vardır. Allah sevgisinden kaynaklanmayan sevgide şefkat, merhamet ve sabır olmaz. İnançsızlıkla sevgisizliğin, bencilliğin acısı en şiddetli şekilde yaşanır.

Mutluluk ancak Allah aşkıyla olur; bunun dışında kalp tatmin olmaz, kurtuluş yolu bulunmaz. Onlarca yol dener insan ancak başka türlü mutlu olamaz. Yaşaması gereken, bu samimi ve gerçek aşktır. Bu, ruhun ihtiyacı olan gıdadır, ruh ve iman bu döngü ile sürekli beslenir.

Dünyevi aşklar genellikle romantizme dayalıdır ve imani boşluktan kaynaklanır. Gerçek aşkın taklididir; geçici, kısa süreli ve sonludur. Allah için yaşanan sevginin ise belli bir süresi ve sonu yoktur. Bu sevgi kesintisi olmayan, asla bitmeyen, sonsuz yaşamda da devam edecek olan tutku dolu sevgidir. İnsanın kalbinde hem imani coşkuyu tetikleyen ve hem mutmainlik oluşturan başka bir aşk yoktur.

Bu aşk Allah’ın iman eden kullarına bahşettiği bir nimettir. İnsan bu aşkı doruğunda yaşıyor da olsa, ahirette yaşayacağı çok daha büyük bir güzelliktir ve çok daha haz vericidir. Allah, “İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır.” (Meryem Suresi, 96) buyurarak, gerçek sevginin ve muhabbetin ancak imanla yaşanabileceğinin sırrını verir.

Aşk, çok yüksek duygulara dayanan sevgidir. Karşılığı olan sevgi, aşk değildir; maddi karşılığı olan sözde sevgiye aşk denmez. Aşk çok saf, çok temiz, çok asil duygudur. Allah, bir göğüste iki kalp kılmadığını haber verir; o tek kalp Allah aşkı ile dolu olan kalptir. Diğer tüm aşklar onun türevleridir; O’nun yarattıklarına duyulan aşktır. Bu gerçek aşkı içinde hisseden, kalbini O’na tam olarak teslim eden insan, dünyanın tüm güzelliklerine kavuşur.

O, sevginin asıl muhatabı iken insan O’ndan uzak yaşar, yaşamı boyunca gerçek sevgi ve dostluğu arar. Bilmez ki, tek ve gerçek ‘Sevgili’ ona şahdamarından daha yakındır…

Ey gönül! Ne tuhaf değil mi? Bir ömür, şah damarından daha yakın bir Sevgiliyi aramakla geçiyor.” (Mesnevi V 3272)

Fuat Türker