Kategoriler
Günlük hayat

Alışverişimi Kendimden Yapıyorum

Türkiye’de yıllardır uygulanan bir alışveriş taktiği vardır ki bu taktik dışında kalmak neredeyse olanaksız hale gelmiştir.

 

Eskiden çarşıya pazara çıkıldığı zaman özellikle küçük yerleşim yerlerinde alışveriş yaparken ya da herhangi bir ihtiyacımızı giderirken ya tanıdık, ahbap bir esnafın veya bir hemşeri esnafın dükkânına uğranılırdı; esnaf da bunu beklerdi. Tanıdık birisi yoksa alışverişler fiyat ve kalite gibi ölçütleri de dikkate alınarak en uygun bir yerden yapılırdı.

 

Diğer taraftan esnaf tabelalarında daha çok müşteri çekmek amacıyla belli oluşumlara cazip gelen sözcükler bulunurdu.

 

Bir işsiz işe gireceği zaman büyük oranda dernek, ocak, parti gibi belirli siyasi oluşumlardan referans götürmek zorunda idi.

 

Bu şekilde iş sahibi olma, müşteri tutma veya alışveriş yapma yolları devam etmekle beraber büyük değişimlere uğradı. Bizler birey olarak belli odakların etkisiyle ister istemez bu değişimlere ayak uydurmak zorunda kaldık.

 

Yıllarca oturduğum binanın altında bir bakkal dükkânı vardı. Özellikle mutfak ihtiyaçlarımın büyük bir bölümünü buradan temin ediyordum. Zaman oldu dükkân sahibi kirayı ödeyemeyecek duruma geldi ve dükkânını kapatmak zorunda kaldı. Kapatmak zorunda kaldı çünkü müşteriler yeni alışveriş yapacakları yerlere çoktan yönlendirilmişti.

 

Müşteriyi çeken yeni alışveriş merkezleri her türlü ihtiyacı giderecek özellikle donatılmanın yanında aynı zamanda da hangi cemaate, hangi mezhebe, hangi tarikata, hangi siyasi oluşuma, hangi etnik kökene yakın olduğunun da en azından ipuçlarını verirken müşteri servisi, hediyeli çekiliş, indirimli alışveriş kartı gibi cazip gelen yöntemleri de kullanır oldu.

 

Diğer taraftan dernek sendika gibi sivil toplum oluşumları da kendi üyelerine daha uygun alışveriş yapabilecekleri değişik esnafla anlaşarak üyelerini yönlendirme yaparken küçük esnafta bile seçicilik yoluna gidildi.

 

Hayra yapılan yemekli toplantılar, kermesler, yardım kampanyaları vs de bu yöntemin tuzu biberi olurken ‘‘Alışverişimi Kendimden Yapıyorum’’ sistemi ekonomik ve ticari hayatta yerini sağlamlaştırmış oldu.

 

Bu sistemin dışında kalıp parasının nereye gittiğini bilmeyen Türk evladı!

Türkçü Turancı mısın? Dünyanın neresinde olursan ol, sen de alışverişini kendinden yapmak ister misin?

İşsiz isen bir Türkçünün iş yerinde çalışmak ister misin?

Türkçü bir işveren isen Türkçülerle çalışmak ister misin?

Esnaf isen müşterilerinin arasına Türkçü Turancıların katılmasını ister misin?

Gerek yüz yüze gerek internet aracılığı ile alışverişini kendinden yapabilir, iş sahibi olabilir, yeni müşteriler kazanabilir, Türkçülerle çalışabilirsin.

Nasıl mı? İşte yolu:

İçerdiği bilgileri devamlı güncellenen:

https://www.facebook.com/turkcuisyerleri

bağlantısından yararlanarak, en güzeli ise:

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.kamdavulu.erlikhan.turkcuisyerleri programını android uyumlu cep telefonunuza indirerek her an için alışveriş yapabileceğin işyerlerinin adresini, iş bulabileceğin işverenlerin adresini, iş arayanların adresini öğrenebilirsin.

 

Sürekli güncellenerek geniş bir adres potansiyeli oluşturmayı hedefleyen bu hizmet programının içinde yerini almak veya alışverişini kendinden yaparak paranın nereye gittiğini bilmek senin en doğal hakkındır. Bu hakkı kullanmak aynı zamanda da görevindir. Haydi, o zaman!

Osman Öcal

Kategoriler
Günlük hayat Kişisel makaleler Türkiye üzerine

Al gülüm Ver gülüm

Bende bir yetki var ,sende bir ihanet var;ben sana yetkiyi vereyim sende ihanet et.Sakın ola ki ihaneti bana etme.Bulunduğun bölgedeki asli unsulara yap.Ekmek yediğin çanağa tükür ha öyle bir tükür ki o çanak bir daha kullanılamaz hale gelsin.
Bunları niye anlatıyor diyebilirsiniz. Bir adam vaktinde irticadan dolayı hapise atılır ve bunu kendine yediremez.Öyle hırslanır öyle hırslanır ki gözü intikamdan başka hiçbir şeyi görmez.Ve Aslında zeki, hitabetin yüksek olursa birde bezirganlık yaparsan bu iş tutar.
Bu adamı birileri görür derki; madem hırslısın senle bir anlaşma yapalım.Anlaşmaya göre şöyle;sen istediğin intikamı al,bende istediğim projeyi gerçekleştireyim.Bu bizim dünden razıdır eline istediği fırsat çıkmıştır; körün istediği bir gözdü, allah verdi iki göz.
Önceliklerini belirler;1.Bir numaralı koltuk ele geçirilecek.
2.Anayasa adı altında intikam yolu açılacak.
3. Onu hapise atan devlet bölünecek.
Bu özellikleri saydıktan sonra mevcut bir numaralı makamın engellemeleri ile bir türlü işlevi yapamaz. Bakar olmuyor zamanda yaklaştı. Oraya bir kişi seçmesi lazım. Ama bu kişinin özellkleri şöyle olmalı; Hiçbir şeye itiraz etmeyen,kimsenin etlisine butlusuna karışmayanve gerektiğinde desteği esirgemeyen biri. Unuttum birde herşeye evet demesi lazım.Bu aradığı özelliklere sahip malum kişiyi bulur.Ve iyimser halkında desteği ile bu iş olur.
Sonra başlar anayasa anayasa anayasa….. diye.Bu insan çok zeki.Önce kendine yakın kişilere anayasayı telaffuz ettirir.Sonra bir başkası ve derken bir numaraya gelir o da dünden razıdır. Ve nihayetinde kamuoyu anayasaya alıştırılmıştır. Bir kişi hazırlar anayasaya geçiş metinlerini. Araya da istediklerini sıkıştırırlar, nasıl olsa toptancılık hakim. Onlara zamanında yapılanın aynısını yapmakta ısrarlıdır.Halkın önüne yararlı olanı yararsız olanı yazılmış bir paket geldi. Halkımız zaten açlıktan nefesi kokmakta. Bunlarla mı uğraşacak. Nasıl olsa bir paket makarna verecekler, oy atıyor ya. Ve istenilen oldu.
Baktık ki içinde darbeleri yargılama ile ilgili madde varmış, biz görmemişiz vay bize. Başladık kanlı kansız darbeleri yargılamaya. Aslında darbe yargılamak değil amaç rovanş almaktı. Ve başladılar sesini çıkaran paşayı , komutanı, hatta utanmasalar çavuşu da alacaklar. Bunların kimisinin suçu darbe yapmak kimisinin teşebbüs kimisinin yan bakmak. Amaç sindirmek bir darbenin d’sini bile telaffuz ettirmeyecek kadar korkutmaktır.Ve oldu herkes korkmaya başladı.
Tabiki dostlar bu yargılama olmadan önce yargılama yapan kişileri kendi adamları yapmaya özen gösterdiler. O vardı ya paket, onda mahkemelerin üye sayısı artırılmış ve mevcut olanlara yenileri atanmıştı. Tabiki kim atadı bir numara.
Acaba hiç düşündünüz mü anlaşma yapan adam neden bu hırslı arkadaşı seçti diye.Çünkü hırslı arkadaş,antimilitarist diğerleri ise militarist, onlarla anlaşamazdı.Bir savaş olsa savaşacak askerimiz yok. Niye mi? Çünkü hepsi hapiste. Yıllarca eğitilen ve tecrübelerle dolu askerler.
Gelelim başka konuya ülke elden gidiyor. Sakın demeyin! bu adamda şom ağızlı diye.Çünkü birileri bu aralar başkanlık dedi, birileri onayladı ve kartopu gibi bu savunanlar git gide büyüyor.Ve bir numara onaylar gibi renk verdi.Başkanlık olursa büyük ihtimal ülke eyaletlere bölünür.Bizim bir bölgemiz zaten cadı kazanı.Bunlar bu eyalet sistemi ile iyice zıvanadan çıkar.Zaten orada TC yasaları geçmiyor. Niye mi oralarda kahvelerde falan sigara serbest sadece kahve değil bütün kapalı ortamda serbest. Ayrıca internet filtreleri bile yok herşey serbest.Kaçakçılığın alası var, şekeri dahi irandan kullanıyorlar.
Ve allah bunların oyununu bozacak inşaallah.Bunlar M. Kemal’den ne kaldıysa değiştirme ve yok etme peşindeler.Ulusal bayramları bile kutlamaya tahammülü yok.Belki de milli duyguların uyanmasını istemiyorlar.
Velhasıl al gülüm ver gülüm.(Bu yazılan tamamen hayal ürünü.Kurumlar ve kuruluşlar kurgu.)