Kategoriler
Aklımdan geçenler Anketler Avrupa Birliği Az önce öğrendim Çevre Konuları Deneme Yazıları Doğa ve Yaşam Dünya ülkeleri Gazeteci Günlük hayat Hayat üzerine Şair siyasetci Şuan Düşündüklerim Türkiye üzerine Yazar

Durulmaya Ramak Varken

Kuzey İrlanda’da yapılacak G8 zirvesi öncesi kapitalizm karşıtı gruplara Gezi Parkı protestocuları madem dünyanın her bir köşesinden destek geldiğini söylüyorlar o zaman şiddetin tam ortasında kalan ve cehennem acısı çeken ingilizleri destekleyecekler mi acaba? Ya da dünyada olan çevreci olaylara ne kadar duyarlılar? Araştırmalara göre “Gezi Parkı”,nın çok önemli bir yer olmadığı söylenmekte. İstanbulda yaşayan eş-dost gözlemlerine göre gezi parkı bir fahişe yatağı, uyuşturucu satan-alan ayyaş ve serserilerin mekan tuttuğu yer olarak söyleniyor ki virtüel alemdeki bilgiler de bunu doğruluyor. Gezi Parkı,nda bulunan ağaçları koruma hevesi ile yola çıkanlar acaba geçmiş zamanda Koç Üniversitesi orman alana yapılmıştı ve üstelik binlerce ağaç katliamı yapıldı ve O zaman “Neredeydiniz?” diye sormak gerekmez mi? Gezi Parkı olaylarında olgu, gerçeklik ve algı birbiriyle çelişen bir durum izledi. Olaylarda bir polis öldü ve geride gözüyaşlı ailesi kaldı. Hatta bir vatandaşımızın da beyin ölümü haberini duydum bu iki elim olay “Gezi Parkı” kadar önemli değildir.
Bu arada İsrail gazetesi Yedioth Ahoronot’ta yayınlanan ve Türkiye uzmanı olarak bilinen Prof. Dror Ze’evi’nin imzasını taşıyan makalede, İstanbul’da yaşanan olaylardan sonra Türk siyasetinde hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağından söz edip sevinmekteler.  (ki kursaklarında koymasını bilir Türk Milleti)

Her zaman oldugu gibi masa başında haber yapmayı şerefli gazetecilik sayan hiçliğin boşluklarında yaşayan bir kısım alzheimer hastası medya uşağı gezi olaylarında sağduyulu olmamaya özen göstermiştir. Ama Batı basını demokrasi ve özgürlüklerin Türkiyede kısıtlı olduğunu iddia ederek ki (İngilteredeki G8 zirvesinde Türk Medya,sına canlı yayın yasağı getirildi) bu gezi olaylarını bir isyan olarak lanse etmiştir ve her zaman fırsatçılığını “Gezi Parkı Olayları”,nı görerek bize karşı kullanmaya çalışmışlardır üstelik, İngiltere hükümeti kendi polisinin sert müdahalesi olurken multi-riyakar ingiliz basını BBC ve Reuters başta olmak üzere suskun kalmakta.

Eylemciler arasında yapılan ankette ilginç sonuçlar elde edildi; Aileniz dışında dünyada en çok sevdiğiniz kişi kimdir?” sorusuna yüzde 54,8Atatürk, yüzde 9,0 Abdullah Öcalan yanıtını verdi. Gezi ‘Parkı olaylarının asıl sebebi nedir?’ sorusuna yüzde 58’i Tayyip Erdoğan yanıtını verdi. ‘Geçmişte kimlere oy verdiniz?’ sorusuna ise yüzde 74’ü CHP, yüzde 16’sı BDP, yüzde 2,1’i TKP, yüzde 2,1’i de İşçi Partisi olarak yanıtladı. demek ki bu işler başka işlermiş! yeşili korumak felan bir bahane olduğu aşikar. Sonuç; yıllar önce piyonlarla oynanmış ve bugün de farklı şekillerde oynanmaya çalışılan bir oyun sahnedeki.

Bendeniz yakup icik bu ülkeyi çok seviyorum, ülkem dünyadaki bir çok ülkeden iki adım ötede ekonomik olarak. Avrupa,nın hali içler acısı ekonomi açısından cendereler içinde kıvranmaktalar ve halkı mutlu değil. Şu an Turizm seköründe parmakla gösterilen ülkelerin başında geliyoruz ki bu bizim özellikle turizm çevrelerinin zihnini kurcalayan bir sorun olmaktan çıkmalı. Ülkemizde sanayi gibi bir çok sektörlerde trendler git-gide yükselmekte. Herkes bir defa değil, iki defa düşünmeli. Üstelik Milenyum çağı başlarında ideolojiler öldü.

Araştırma: Icik Yakup

Kategoriler
Günlük hayat Hayat üzerine

Vav

Tülden bir dalga var altın saçlı.Suskun plakaların karla örtülü tenine dokunan ışıktan nasiplenmiş bana bakıyor gecenin bir yarısı.Duvarla arasında ufak bir boşluk bırakmış,çocuksu duygularım buğulanmış yüzüne isimler çizsin diye pencerenin.Çıplak ayaklarım kalorifere değerken usul usul kar yağıyor.Dışarısı Konya havası.Bir kuşun terk ettiği yuvaya bakıyor gözlerim.Bir dal düşüyor yere.Yarın öğlene kadar kırılmayı bekleyecek çamurlar üzerinde.Naâşı bir lastiğe sıkışıp görmediği yerler gezecek.Kim bilir kaç çamurlu çer çöpü misafir edecek.Sonra diyecek ki,dal olsam iyiydi dediğim günler vardı.Şimdi yuvayı özlüyorum.Düştüğüm an havada pervasız olmayı.Bilmemeyi,düşünememeyi özlüyorum.Üstümden eksilen her bir kahverengi talaş tozu,ağaç artığını özlüyorum.

 

Bu haykırışın ardından toprak seslenecek.Uzun zamanlı sükunetini yerde yatan bir kırgına vererek;

Nice karlar gördüm eriyene kadar sükse sattılar.Saksılar gördüm topraktım deyip ağladılar.Varlığını sakın kendinden bilmeyesin,hiçliği anlayıp sevesin.Sev ki hiçliğin haykırışı Mustafa özü Ahmed ismi Muhammed’dir..

 

mustafa şenay

Kategoriler
Doğa ve Yaşam Makale Yazıları - Yarışma

İnsan Yaşamında Ağacın Yeri

Dünya, yaşadığımız evin dışındaki asıl evimiz… Bu kocaman evde yaşantımız doğumla başlıyor. Bizi sevgiyle kucaklıyor dünya…

Dünya yaşamında yer edinmeye başlıyoruz yavaş yavaş. Önce ufacık ve şirin  emeklerimizle ayağa kalkmaya çalışıyoruz. Emeklerimizi zamanla gelişerek adımlara dönüşüyor. Kısa ve yavaş adımlarımız güçlenerek hızlı ve dengeli adımlarla devam ediyor.Bu değişimle beraber çevremizi tanımaya ve algılamaya çalışıyoruz. Önce evimizi tanıyoruz  , sonra mahallemizi. Bu süreç; sokak,mahalle,ilçe,il şeklinde büyüyor.Sonra hayatın içerisinde birey olarak     yer alıyoruz.

Hayatımızı kısaca göz önünde bulundurduğumuzda kendimizden öncekilerin yaşadığının benzerlerini yaşayıp duruyoruz.Çocukken yaşamında tam farkında olmadığımz için günlerimizi oyun şekillendiriyor. En masum, en güzel dönemimiz..

Gençken kendinizi bulmaya ve hayatı özgürce yaşamaya çalışıyorsunuz. Saçınız, kaşınız, giyiminiz, ayakkabılarınız, dinlediğiniz müzik, arkadaşlıklarınız, çılgınlıklarınız, saygısızlıklarınız,sevgiliniz veya sevgilileriniz hayatın merkezine oturmuş.

Yetişkinlik döneminde artık kariyer, evlilik,sosyal güvenceler, mal ve mülk derdine düşüyorsunuz. Güzel bir işiniz, zengin veya güzel bir eşiniz var. Herkesin imrenerek baktığı eviniz ve arabanız var. Veya bunları elde etmek için uğraşıyorsunuz. Kilo problemleriniz varsa kilo vermeye, yoksa kilo almaya çalışıyorsunuz. Saatlerce en iyi diyeti öğreniyorsunuz, uyguluyor, anlatıyorsanız.

Yaşamınızın her anını bilgece önerilerle düzenlersiniz.Sağlıklı yaşamanın sırlarını, uzun yaşamanın sırlarını, estetik mucizesini, tonlarca safsatayı biliyorsunuzdur. Magazin dünyası sizin için güzel bir malzeme olmuştur. Frikikler, dedikodular , ahlaksız teklifler hayatınızı renklendirmiştir. Spor yapmasanız da sportif giyinerek modayı takip ettiğinizi belli ettiniz ve spor bilginiz çok derindir.Ticaretle ilgili püf noktaları biliyorsunuz. Ekonomistlerin birçoğu sizin elinize su dökemez. Çok derin bir insan olmuşsunuzdur artık.

Yaşlılık döneminde , güzel bir hayat yaşamıssınızdır. Torunlarınız, gelinleriniz, damatlarınız sizinledir. Kahkahlarınızın, tebessümlerinizi kimse sınırlandıramıyor.

Aslında hayatı bomboş yaşamışsınızdır. Yaşadığınız her an kullandığınız kağıtlar, içtiğiniz sigaralar, her türlü faturalarınız, kitaplarınız , defterleriniz, yıpratığınız tahta araç ve gereçlerle birçok ağacın sonunu hazırladınız. Ve siz bu koca ömürde tek bir ağaç dikmeden yaşamı sonlandırdınız.

Çözüm olarak devletin ve bilinçli vatandaşların üzerine büyük sorumluluk düşüyor. Yeni doğan çocuk için, askerden dönen için, evlenenler için ağaç dikme şartı getirilmelidir. Her televizyon günde ağaçla ilgili bir reklam ve bir program yapmalıdır. Her yıl 15 milyon öğrencimiz olduğunu söyleyip başka ülkelerin nüfuslarına eşit olmasıyla övüneceğimizle bu öğrencilere her sene bir fidan diktirilmelidir. Önlemler çoğaltılabilir, sizi sıkmak istemiyorum.

Şair’in dediği gibi:

“BÜYÜK RANDEVU..BİLSEM..NEREDE SAAT KAÇTA

TABUTUMUN TAHTASI BİLSEM HANGİ AĞAÇTA”

sözünü hatırlatır şekilde son anınızda da tahtadan bir tabutla son yolculuğumuzu tamamlıyoruz.

Tamamlıyoruz da … Bir ağaç bile dikmeden ! Yazık yaşadığınız günlere, yazık bu yazıyı okuduktan sonra yaşayacağınız günlere..