Ülkemizde Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan İnkılâplar…

Osmanlı Devletinin çöküşüne sebep olan konulardan biri son yıllarda düşen eğitim kalitesi olduğunu hemen hemen hepimiz biliyoruz. Özellikle ilim ve fen alanında yeterli gelişimin yaşanmamış olması, Kurtuluş savaşı sırasında da birçok eğitimli gencin şahadet mertebesine ulaşması yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinin yeniden eğitim ve öğretimi düzenlemesine sebebiyet vermiştir. Bu kapsamda ülkemizde yapılan bazı düzenlemeler aşağıdaki gibidir.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924):

Eğitim ve Öğretim kavramları bir araya getirilerek kontrolü Milli Eğitim Bakanlığı kapsamına alınmış, kısacası eğitim ve öğretim devlet himayesi altına alınmıştır. Bu kanun kapsamında Osmanlı’nın en önemli eğitim kurumlarından olan Medreseler kapatılmıştır.

Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun (1926):

Bu kanunla beraber ilk ve orta öğrenim kurumlarının esasları tespit edildi. Eğitimin modernleşmesi için gerekli adımların atılmasına yönelik çalışmalara başlandı.

Harf İnkılâbı (1 Kasım 1928)

Yıllar boyu kullanılan birçok dil saf dışı edilmiş. Tek ve resmi dilimiz olacak Türkçe Latin alfabesi kullanılarak üretilmiştir. Bu kapsamda yıllarca kullanılan Göktürk alfabesi, Uygur ve Arap alfabesi ve Osmanlı alfabesi tarihteki yerlerine koyulmuş, eğitim ve öğretim alanı da dâhil olmak üzere tüm işlemlerde yeni Türk alfabesi kullanmaya başlanmıştır.

Millet Mektep’lerinin Açılması (1928)

Yeni kabul edilen Türk Alfabesinin halka öğretilmesi için açılan bir nevi ilköğretim okulu gibi görülebilecek okullardır. Günümüzde bu işlemi Halk Eğitim Merkezleri halen okuma yazma bilmeyenlere eğitim hizmeti götürerek sürdürmektedir.

Türk Tarih Kurumu’nun Kurulması (15 Nisan 1931)

Yüzyıllar boyunca hayatta kalan Türk devletlerini, yılların getirdiği ahlak ve kültürü kısacası Türklerin tarihini araştırması için kurulan bu kurum, bizi bizden birilerinin araştırmasına ön ayak olmuştur. Önceki yıllarda da bu tarz işlemlerin Padişah tarafından görevlendirme usulü ile yapılması nedeniyle bu tarz bir kurumun oluşmamış olmasından kaynaklanan boşluk doldurulmuştur.

Türk Dil Kurumu’nun Kurulması (12 Temmuz 1932)

Türkçeyi yabancı dillerin boyunduruğu ve tehdidinden korumak, halka Türkçeyi doğru şekilde işleyebilmek amacıyla kurulmuş bir kurumdur. Bu kapsamda Türkçeyi sadeleştirmek, yabancı kelimeleri çıkararak gerçekten Türkçeye ait kelimelerin kullanılmasını sağlamak için çalışmalarına devam eden kurum, yayınladığı eserler ile de Türkçe için yararlı birer kaynak olmaktadır.

Üniversite Reformunun Yapılması (1933)

Geçmiş yıllarda ve Osmanlıda etkin bir eğitim kurumu olan ve günümüz Üniversitesi ile eşdeğer olan Darülfünun kaldırılmıştır ve adı İstanbul Üniversitesi olarak değiştirilmiştir. Modern bilime açık olan bu okul ilerleyen dönemlerde Hitler mezaliminden kaçan bilim adamlarına da ev sahipliği yapmıştır.

1925 yılında ise ilk yüksekokul olarak anılan Ankara Hukuk Mektebi açılmıştır. 1933 yılında ise Yüksek Ziraat Mektebi açılmıştır. Bu iki yüksekokul Türkiye için önem arz eden iki konunun bilimsel olarak çözüme kavuşması açısından göz ardı edilmemesi gereken tercihlerdir.

1936 yılında ise ilk fakülte olarak anılacak olan Ankara Dil, Tarih ve Coğrafya fakültesi kurulmuştur. Ardından ise Devlet Konservatuarı ve Güzel Sanatlar Akademisi açılarak sanat alanında da atak yapılmıştır.

Bir Cevap Yazın