Cuma Mesajları – Resimli Cuma Mesajları Yazıları ~ Kuaza

Sayfamızda resimli Cuma Mesajları, Cuma Sözleri ve Cuma yazılarını bulabilirsiniz. Okumaya devam et Cuma Mesajları – Resimli Cuma Mesajları Yazıları ~ Kuaza

İklim Elemanları Nelerdir Kısaca

Atmosfer olaylarının ortalama gitmesi durumuna iklim denir. İklim oldukça geniş alana sahiptir ve aynı kalan hava yapılarını inceler. İklim hem insanların hem de hayvanların yaşantısında önemli bir yere sahiptir. Bu hayatımızı etkileyen iklimin sıcaklık, basınç, rüzgar, nem, yağış ve bulutluluk gibi elamanları vardır. Bir bölgenin hangi iklime sahip olduğunu bulmak için iklim elamanların da yararlanılıyor. Bu iklim elemanlarını şu şekildedir. Okumaya devam et İklim Elemanları Nelerdir Kısaca

Güzel Aşk Sözleri

Aşk, insanın hayatında tadabileceği en değerli ve özel duygudur. Bu nedenle insanlar, ömür boyu aşkı arama ihtiyacı hissederler. Bazıları bu arayış içindeyken yorulup kaderine boyun bükerken kimileri ise bu arayışını sonuna kadar devam ettirir. Her insanın hayat felsefesindeki aşk tanımı farklıdır. İnsan, sosyal bir varlıktır ve ancak aşk ile hayatına bir anlam yükler. Hayata dair bu denli özel ve güzel bir duygu her insanın nasibi olmasa bile, bu şansı elde edenler bazen bu durumun farkına varamayabilmektedirler. Eğer gerçek aşkı bulduğunuza gönülden bu en özel duyguyu dile getirmekten kesinlikle kaçınmayın. Çünkü, aşk bir kenara atılamayacak kadar kıymetli bir duygudur.

Kendisine ilgi duyduğunuz ya da aşık olduğunuzu hissettiğinizi kişiye duygularınızı en güzel kelimelerle ifade etme ihtiyacı duyabilirsiniz. Yoğun bir şekilde yaşamış olduğunuz bu özel duygularınızı tarif etmekte güçlük çektiğiniz zaman şairlerin güzel aşk sözlerine başvurmanızı tavsiye ediyoruz. Yüzyıllar boyu aşkı ve aşkın beraberinde getirdiği mutluluk ile acıyı paylaşan bu kelime ustaları, bu konuda en büyük dayanağınız haline gelecektir. Herkesin yaşadığı aşk kendisi için önem arz etmektedir. Yaşanan her aşk birbirinden farklı bir anlamlar taşımaktadır. Bundan dolayı sevdiğiniz kişi ile paylaşacağınız  sizin içinde buluduğunu ilişki içerisinde harmanlanmalıdır. Duygularımızı.ifade etmekte güçlük çektiğinizde, bu sözler en önemli dayanak noktanız olacaktır.

Akıllı Telefonların Yaşamımıza Katkıları

Gün geçmiyor ki yaşantımıza teknojinin sihirli dokunuşları el sürmesin. Hergün yeni bir gelişme her gün farklı bi yenilik sunarak yaşam kalitemizi yükselten standartlarımız genişleten teknoloji ve teknolojinin ürünü olan akıllı telefonlar; belki de artık hepimizin elinin altında,cebinde, çantasında en önemli aksesuar gibi yerini aldı.Hepimizin daha dün gibi aklında değil mi bi arkadaşımızla veya sevgilimizle buluşacağımız zaman sadece ev telefonlarının olduğu dönemde görüşmelerimizin , buluşmalarımızın ne kadar da zor olduğu. Hele ki arkadaşımızın ev telefonunu çevirdiğimiz de telefona çıkan anne veya babasının evden çıktı nereye gitti bilmiyorum demesi üzerine gün boyu arkadaşımızın gidebileceği yerlere gitmek ve onu bulmaya çalışmak. Hepinizin yüzünde bi tebessüm belirdi değil mi? Evet yaww ne günlerdi o günler der gibi olduğunuzu duydum sanki…

Sonra cep telefonları girdi hayatımıza artık fazla kontörümüz gitmesin diye aradığımız kişi telefonu açar açmaz hemen mevzuya girişlerimiz ya da hemen Nerdesin? diye sorup yanıtını aldıktan sonra iyi günler bilede demeden telefonu aradığımız kişinin suratına kapatışlarımız, mesaj yollarken ikinci mesaja geçmesin diye karakter eksiltmelerimiz, sevgilimizi saat başı çaldırıp ve ondan çağrı bekleyip AKLIMDASIN AŞKIM anlamını taşıyan çağrı atışlarımızın olduğu döneme girmiştik artık. Evet doğru cep telefonu olmayan döneme göre daha güzel dönemdeydik artık biraz daha rahattık en azından önemli durumlarda aradığımız kişiye ulaşabilmek , nerde olduğunu öğrenebilmek gibi bir imkanımız vardı artık; ama bi şeyler eksikti sanki!!! Tek başımıza kaldığımızda bizimle zaman geçiren ,yanlızlığımıza ortak olup bize dert ortağı olan , istediğimiz anda istediğimiz kişiyle kontörümüz gidecek kaygısı yaşamadan konuşabileceğimiz , yeri geldiğinde en güzel anlarımızın resmini en yüksek kalitede ve netlikte çekebileceğimiz, aklımıza takılan bir sorunun cevabını anında bulabileceğimiz , bir konuyu araştırabileceğimiz, bir filmi izleyebileceğimiz ve bunların benzeri bir çok şeyi yapabileceğimiz bir araç değildi ve yetmiyordu bize.

İşte burada yine teknoloji cebimizdeki daha doğrusu erkekler için kemerlere bağlı bir kılıfın içindeki , bayanlar için ise çantalarında ki telefonlara sihirli bir dokunuş yaparak belki de cep telefonu adını ve kavramını değiştirerek akıllı telefon olarak hayatımızda yerini almasını sağladı. Peki gerçekten bu telefonlar akıllı mıydı? Ya da ne kadar akıllıydı ? Ne yani artık elimizde , cebimizde, çantamızda yerini alan bu telefonlarla sadece konuşup, mesajlaşmak yerine daha öte şeyler de mi yapabilecektik? Evet artık daha öte bir yerlerdeydik artık sadece fotoğraf stüdyolarına veya elimizde ayrıca gezdirmemiz gereken bir fotoğraf makinasına ve bu fotoğraf makinasının içine koymamız gereken 24 ‘lük , 36 ‘lık pozlara ihtiyacımız yoktu.

Artık istediğimiz yerde isteğimiz an ve poz boşa gitmesin kaygısı taşımadan istediğimiz kadar fotoğraf çekebilirdik sadece fotoğraf mı peki ? Tabiki hayır artık en yakın dostumuz olmuştu telefonlarımız yanlız kaldığımızda ilgimize göre oyun yükleyip oynayarak vakit geçirebildiğimiz, kaybolduğumuzda nerde olduğumuzu öğrenebildiğimiz , kendi şehrimizde bile bilmediğimiz adresleri bilip bize tarif eden , bir çok uygulama sayesinde çaldır kapat kontör gitmesin derdi olmadan istediğimiz kadar konuşabildiğimiz konuşurken kilometrelerce uzakta olan kişiyi hem görüp sohbet ettiğimiz hatta yan yana olmasak bile oyunlar oynayabildiğimiz , mesaj yazarken karakter sıkıntısı yaşamadan bol bol yazıp derdimizi, sevincimizi paylaşıp aşkımızı haykırabildiğimiz , en özel anlarımızı videoya alıp yıllar sonrasına saklayabildiğimiz, aklımızda ki her soruya anında cevap bulabildiğimiz , hatta ders çalışabildiğimiz, haber okuyabildiğimiz ve bunlar da yetmezse işsizsek iş başvurusu yapabildiğimiz , işlerimizin takibini yapabildiğimiz ve daha da önemlisi para kazanabildiğimiz bir döneme taşıdı akıllı telefonlar bizi artık cevabını siz verin sizce ne kadar akıllı bu telefonlar??

İSLAM GÜZELLİKLERİN YAŞANDIĞI DİNDİR

İslam, Allah’ın sonsuz merhametinin ve şefkatinin dünyamızda tecelli ettiği huzurun, barışın ve güvenin yaşandığı bir hayatı yaşamamız için indirilmiş bir dindir. Bu güven ve huzur ancak, Kuran’da belirtilen ahlak ile hayata geçirilebilir. Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyuruyor bizlere;
“Ey iman edenler, hepiniz topluca “barış ve güvenliğe (Silm’e, İslam’a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. “ (Bakara Suresi, 208)

Demek ki barış ve güvenlik için rehberimiz Kuran olmalı. Rabbimiz bize bu şekilde öğüt veriyor. Samimi bir şekilde O’na yöneldiğimizde aklımızı hidayetimizi basiretimizi ferasetimizi arttıracaktır. Bizler yalnızca samimi olmalıyız. Bütün kapıları açacak olan anahtar budur inşaAllah.

Toplumda genel olarak bilinen İslam, Kuran’ın dışındaki bir ahlakı anlatmaktadır bizlere. Sevginin yerine nefretin hakim olduğu bir din anlayışına kuşkusuz İslam denilemez. Günümüzde mezheplerin tarikatların hatta aynı cemaatten olanların dahi birbirlerine düşman durumdadırlar. Olaylara Kuran ahlakı ile bakılmadığında bencil, egoist ve menfaatine yönelik çıkar çatışmaları yaşanmakta. Oysa ki Allah, Müslümanları tarif ederken, cömert, tevazu sahibi, alçak gönüllü, merhametli, şefkatli, sevgi dolu ve dost canlısı bir insandan bahsetmektedir. Kuran, samimi olarak okunduğunda Allah, mutlaka kalpleri yumuşatmakta enaniyet, kibir ve gururları yok etmektedir. Bütün sır samimi bir şekilde Allah’ı düşünmekten geçmektedir. Sonsuz güç sahibi Rabbimiz bizlere asla zulm etmez. Ancak bizler kendimize zulm ederiz. Bu nasıl olur peki ? Samimi bir şekilde Rabbimize yönelmez ve samimi bir şekilde Kuran ahlakını yaşamaya gayret etmez isek işte o zaman hayatımız içinden çıkılmaz bir yaşama dönüşür. Güvenin, sevginin, neşenin, kalitenin,dostluğun,şefkatin yaşandığı ve anlatıldığı İslam ahlakı üzerimizde zuhur etmemiş olur. Kendi kendimize belaları üzerimize çekmiş, Allah’ın rahmetinden uzaklaşmış oluruz. Müslüman denilince tüm dünyada akıllara, neşenin, kalitenin, güvenin, şefkatin merhametin, dostluğun yaşandığı örnek bir din sunulmalı ve gösterilmelidir. Bunu tesis etmekte hepimizin görevidir.

Çok önemli sırlar içeren aşağıdaki ayetin üzerinde derin düşünelim;

“Allah, içinizden iman edenlere ve salih (samimi) amellerde bulunanlara va’detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, onları da yeryüzünde ‘güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. “ (Nur Suresi, 55)

Sevgilerimle
Hüseyin Uçkun

Öcalan, Gülen, Vatikan

 

Başlık ilginç, daha önce böyle bir başlık duymamış olabilirsiniz. Ben bu üçlemeyi aşağıda 20 maddede tarihleriyle beraber anlatmaya çalıştım. Buyurun bir de siz okuyun.

 

1-) Fethullah Gülen 97 yılında ilk olarak ABD’ye sağlık sorunlarıyla ilgili gidip gelmeye başlamıştı.

 

2-) Gülen 4 Şubat 1998’de Vatikan’a gitmeden önce Ecevit ile görüşme yapıyor.

 

3-) Gülen, 9 Şubat 1998’de Vatikan’da Papa ile 30 dakikalık bir görüşme yapıyor.

 

4-) Gülen, 10 Şubat 1998’de Papa II. John Paul’e diyalog çağrısı yapan bir mektup gönderiyor.

 

5-)Gülen 19 Şubat’ta Ortadoğu Barışı İçin Dünya Kiliseler Birliği(CMEP)’in üç kişilik heyetiyle görüşüyor. 6 gün sonra da Hahambaşı Doron ile görüşüyor.

 

6-)Gülen yine 7 Mart’ta Semavi Dinlerin önde gelenleriyle Cemal Reşit Rey’de toplantıda bir araya geliyor. İki gün sonra da ABD Yahudi Heyeti ile görüşüyor.

 

7-) 13 Nisan 1998’de PKK’nın eski ikinci adamı Parmaksız Zeki(Şemdin Sakık) Özel Harekât Birimlerince ele geçiriliyor.

8-) 20 Nisan 1998’de Almanya’nın ünlü dergisi Der Spiegel, PKK ile ilgili yazısına, ‘PKK Efsanesinin Sonu’ başlığını attı.

9-) Birileri bunları söylerken Öcalan, Ağustos’un 29’a kadar ortalıkta görünmeyecekti. Göçebe hayatı yaşayan Apo, o tarihlerde Suriye’deydi.

10-) Ekim’in başında Öcalan’a destek veren Suriye’ye karşı genelkurmay gerekirse her yolun deneneceğini söylüyor.

11-) Türkiye’nin ithamına karşı Suriye, 14 Ekim’de Abdullah Öcalan’ın Suriye’de bulunmadığı ve bir daha ülkeye sokulmayacağını bildirdi.

12-) 20 Ekim 1998’de Suriye, Adana’da imzalanan antlaşmayla, PKK’ya 20 yıldır verdiği desteği çekeceğini taahhüt etti.

13-) Bu tarihlerde Öcalan’ın Rusya’da olduğu ortaya çıktı. Ardından 6 Kasım’da Rusya Öcalan’ın sığınma talebini kabul etti.

14-)Apo’ya bu kez Rusya sahip çıkıyordu. Aynı tarihte MİT Başbakanlığa sunduğu Susurluk Raporunda Gülen ile ilgili bilgi notuna yer veriyor.

15-) 12 Kasım’da Roma Havaalanında yakalanan Öcalan’ın iadesi için Türkiye Adalet Bak. 19’unda İtalya’ya resmen müracaat ediyor.

16-)17 Aralık 1998’de Roma İstinaf Mahkemesi,Türkiye’nin iade talebini kesin olarak reddetti ve Apo’nun zorunlu ikamet kararını da kaldırdı.

17-) Ve ardından 99’da 16 Şubat 03.00’de Öcalan Türkiye’ye getiriliyor. Örgütün geri çekilme süreci başlıyor.

18-) Gülen de bundan 33 gün sonra Amerika’ya sağlık sorunları ile ilgili gidip bir daha Türkiye’ye dönmüyor.

19-) Gülen’in iadesi ne zaman kabul edildiyse Öcalan aynı vakitlerde iade edilmiştir.

20-) Zannımca Gülen’i ve Türk Devleti’ni ikna çabaları uzun sürdüğü için Öcalan Rusya, Suriye, İtalya, Kenya arasında mekik dokumuştur.

Anlattıklarıma paranoyaklık mı dersiniz bilemem ama benim komplo teorim bir takas olduğu yönünde. Vatikan aracılığı ile sıcak savaş.

 

Oğuzhan Sandıkcıoğlu

 

[email protected]

Windows bölüm yöneticisi – EaseUS Partition Master Free

Ve nihayet Windows 10 işletim sistemine geçiş yaptınız. Tebrikler. Microsoft’un en güncel işletim sistemi olan Windows 10 her konuda pek çok yeni özelliğe sahiptir. Gpt’den mbr’ye veya mbr’den gpt’ye geçiş yapmanın daha kolay bir yolu olduğunu biliyor muydunuz? Ya da Windows 10 işletim sistemi üzerinde sistem bölümünüzün genişletilebilmesini ister misiniz? Okumaya devam et Windows bölüm yöneticisi – EaseUS Partition Master Free

PKK VE ATEŞKES

Hepimizin de bildiği gibi son günlerde ülkede yaşanan  terör olayları hız kesmeden onlarca ailenin ocağına ateş düşürmüştür. Bu gün ise PKK terör örgütünün daha önceki yıllarda bilindik kaçma veya köşeye sıkışmış tabirleri olan ateşkes çağrısı dır. Sözde ateşkes çağrısı yaparak savaşçı ve anlaşma yanlısı olmayan bir Hükümet algısı yaparak kamoyunu yeni bir siyasi oyunun içine sürüklemektir. Şanlı ordumuz Türk Silahlı Kuvvetleri PKK terör örgütüne yönelik başarılı operasyonlarında terör örgütü ağır darbeler alarak büyük kayıplar verdiği buradan anlaşılmaktadır. Kendilerini bir kurum olarak görüp birde utanmadan ateşkes ilan etmeyi ve bunu da karşı taraftan onay bekletmeyi bir resmi görev olarak gören PKK terör örgütü için artık bardak taşmış ve ne pahasına olursa olsun bu uğurda canları hiçe sayarak vatanımızı savunan kıymetli askerlerimize, polisimize tam destek veriyor, aziz şehitlerimizi rahmetle anıyoruz ayrıca bizim şehitlere olan haklarımızın değilde şehitlerimizin bize olan haklarını helal etmeleri için PKK terör örgütünün ateşkes çağrısına aldanmayıp bu uğurda taviz verilmeyeceği bilinmeli.

PKK/PYD/YPG NASIL ETKİSİZ HALE GETİRİLİR

Makalenin adından da anlaşılacağı gibi bu isimlerin hepsi aynı amacı güden örgütlerdir. Yani hepsi de pkk dır. İsimlerinin farklı olması farklı örgütler oldukları ve farklı amaçları olduğu anlamında değildir. Hepsi de aynı idele yani Türkiye’nin Güney doğusunda sözde Bağımsız bir Kürdistan hedeflemektedirler. Ve Allah’ın izniyle Türk Milleti olarak asla buna müsaade etmeyeceğiz.
Peki bu nasıl olacak ?
Öncelikle karşımızda azılı Komünist, Leninist, Marksist bir örgüt olduğunu çok iyi bilmeliyiz. Bu ideolojiye sahip bir örgüt, amacına ulaşmak için şiddetten asla kaçınmaz. Leninizm toplumda kaos oluşturmayı, devletin kurumlarına saldırmayı, araçlarını yakmayı, polis asker şehit etmeyi, korkutmak ve yıldırmak amaçlı şiddete dayalı eylemler yapmayı, insanlar kaçırmayı öldürmeyi, halkta panik oluşturmayı hedefleyen bombalamalar yapmayı amaçlar. Yani bu düşünceye sahip bir insana “Silah Bırakın da hadi Barış oluşsun” gibi sözler tesir etmez,anlamsızdır da. Bilakis bu gibi sözler pkk’ da kızdırıcı etki oluşturmaktadır. Dolayısıyla Çözüm Sürecinin anlamsız ve boş bir bekleyiş olduğunu şu geçen 3 yıl içerisinde de görmüş olduk. Üstelik pkk, bu süre zarfında, Lenin’den öğrendiği stratejik planı yürürlüğe koymuş, çok fazla mühimmat biriktirmiş, halkı çok fazla korkutmuş, dağa insan kaçırmış ve bunları azılı birer terörist haline getirmiştir. Çözüm süreci şu anda herkesinde ortak vardığı kanıya göre bitmiştir. Devlet yeterince önlem almadığı ve müdahelelerde bulunmadığı için azılı katiller ordusu daha da büyümüştür.

30 yıldan fazla bir süredir bu örgüte karşı Devletimiz milyarlarca dolar para harcadı, onbinlerce şehitler verdik. Fakat, pkk ile mücadele yanlış olduğundan dolayı örgüt etkisiz hale getirilememiştir. Komünizme, Leninizme, Marksizme karşı silahın ve bombanın bir çözüme ulaştırmayacağı ortadadır.
Karşındaki insan hatalı da olsa bir fikre, bir ideale, bir amaca, bir ideolojiye sahip. Ve bu ideolojiye sahip bir insana, sen şiddetle yaklaştığında, kendi fikrinin düşüncesinin doğru olduğuna dair kanaati daha da artmakta. Çünkü ona şu söylenmiyor, anlatılmıyor ; Senin ideolojin düşüncen şundan şundan dolayı yanlıştır. Doğrusu da şudur denilmiyor. Bu hiçbir zaman da anlatılmadı. Devlet komünizme karşı anti komünist ilmi propaganda hiçbir zaman yapmadı. Leninist düşünceye sahip bir insana Leninizmin yanlışlıkları ilmi çalışmalarla ve medya yoluyla bir anti propaganda olarak anlatılmadı. Marksizmin neden yanlış bir fikir olduğu gösterilmedi. Bu hiç denenmedi anlatılmadı.
Bizler birer vatandaş olarak pkk/pyd/ypg ‘ ye ilmi propaganda ve çalışmaların başlatılmasını Devletimizden istirham ediyoruz. Kalıcı,etkin ve kesin çözümün, insanın beynindeki fikrin düzeltilerek kişinin ıslah edilmesi yoluyla olduğu nettir. Dünyadaki en büyük güç fikirdir. İlimle,bilimle,fikirle, sabırla, şefkatle,fikirle ve propaganda çalışmalarıyla, medya yoluyla Türkiye Cumhuriyeti bu fitneden kurtulacaktır inşaAllah. Allah, Milletimizi her türlü fitneden pisliklerden korusun,temizlesin.
Sevgilerimle
Hüseyin Uçkun