Yaşamınızda elde etmeyi en çok istediğiniz şey nedir? Muhteşem ve konforlu bir ev, güzel giysiler, zenginlik, rahat bir yaşam… Dilediğiniz her ne ise, hepsine istediğiniz an ve sonsuza dek sahip olacağınız bir mekanın varlığı size müjdelense? ”…Orada nefislerinizin arzuladığı herşey sizindir ve istediğiniz herşey de sizindir. Çok bağışlayan, çok esirgeyen (Allah)tan bir ağırlanma olarak.” (Fussilet Suresi, 30-31-32) vaadi kuşkusuz, insanın alabileceği en güzel müjdedir.

Kur’an’da, “Rableri onlara Katından bir rahmeti, bir hoşnutluğu ve onlar için, kendisinde sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler.” (Tevbe Suresi, 21) ifadesiyle de haber verildiği gibi bu, hoşnutluğunu amaçlayarak yaşayan kullarına Yüce Allah’ın rahmetinin ve cennetinin vaadidir.

İnananlar için Yüce Allah, katından bir rahmet olarak sayısız güzellik vareder. Rabb’lerine gönülden teslim olan samimi inananlar henüz cennete girmeden, bu dünyada da Allah’ın nimetlerine ve eşsiz güzelliklerine kavuşurlar. Allah Kendisi’ne gönülden yönelen kuluna yardım eder ve onu dosdoğru yoluna yöneltip iletir.

Allah, rızasına uyanları bununla kurtuluş yollarına ulaştırır ve onları Kendi izniyle karanlıklardan nura çıkarır. Onları dosdoğru yola yöneltip-iletir. (Maide Suresi, 16)

“…Allah’a içten yönelenler ise; onlar için bir müjde vardır, öyleyse kullarıma müjde ver. (Zümer Suresi, 17)

Müjdelenmek, salih amellerinin Allah Katında geçerli olduğunu bilmek ve güzelliklere çok yakın olduklarını umut etmek, müminlerin kalplerine büyük huzur verir.

Yüce Allah’a içten ve kesin bir bilgiyle iman edip, O’na ortak koşmayan, O’nun sınırlarını koruyan ve Kuran ahlakını yaşamına uygulayan takva sahibi kullar böyle bir müjdeyi umut edebilirler. Cenneti şiddetle arzu eden insan için bu müjde, mutluluk ve şevk kaynağıdır.

Mümin olarak huzuruna gelecekler için Allah, içlerinde sonsuza dek kalacakları cennetleri vaat etmiştir. Allah’ın vaadi ise gerçekleşmesi kuşku götürmeyen, en kesin sözdür. Böylece kesin bir bilgiyle inananlar, bu vaadin gerçekleşeceğinden asla kuşkuya kapılmaz ve mümin olarak canlarını teslim ettikleri takdirde günahlarının bağışlanarak cennete kabul edileceklerini umarlar. Samimi mümin bunu hep düşünür, heyecanlanır, umut onu çok değişik bir ruh haline sokar. Sürekli cenneti tefekkür eder…

Müjdeleyen (Mübeşşir) Allah’ın kendilerine cenneti vaat etmiş olması, müminler için dünya hayatının en önemli nimetleriyle dahi kıyaslanamaz. Güven duyulacak gerçek dost ve yardımcı olan Allah’ın vaadi haktır.  Allah’ın “güzel bir vaadde” bulunması, ona kesinlikle kavuşulacağının delilidir. Cennete giren müminler, mirasçı kılındıkları sonsuz barınma yurdunda Allah’ı överek ve yücelterek, şükür içinde yaşayacaklardır.

(Onlar da) Dediler ki: Bize olan vaadinde sadık kalan ve bizi bu yere mirasçı kılan Allah’a hamd olsun ki, cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz. (Salih) amellere bulunanların ecri ne güzeldir. (Zümer Suresi, 74)

Dünyada müjdelenen, imanı kalplerine yerleştirmiş müminler sonunda, bekledikleri, yaşamları boyunca korku ve umutla kavuşmak için dua ettikleri varılacak en güzel yere gelirler. Bu en güzel barınma yurdunun kapıları Allah’ın vaadi gereği onlar için açılır…

Onlar Adn cennetlerine girerler. Babalarından, eşlerinden ve soylarından salih davranışlarda bulunanlar da (Adn cennetlerine girer). Melekler onlara her bir kapıdan girip (şöyle derler:) “Sabrettiğinize karşılık selam size. (Dünya) Yurdun(un) sonu ne güzel.” (Rad Suresi, 23-24)

Orada “esenlik dileği ve selamla” (Furkan Suresi, 75) karşılanan samimi müminlerin “diledikleri herşey onlarındır” ve Rabb’leri Katında “daha fazlası da” vardır… (Kaf Suresi, 35)

Bir Cevap Yazın