Yüce Rabbimiz Allah, Kuran’ı Kerim’de birçok ayetle nefsimizin bizi daima kötülüğe çağıracağını bildirmiştir. Nefis insana hem her türlü kötülüğü hem de ondan sakınmayı ilham eder.

Nefse ve ona ‘bir düzen içinde biçim verene; sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). (Şems Suresi, 8)

Ayetten de anlaşıldığı gibi nefsimiz bize sınır tanımadan günah ve kötülüğü emrettiği gibi vicdanımız da günah ve kötülükten sakınmayı ilham eder. Böyle bir durumda insana düşen Allah’ın vicdanına ilham ettiğine göre hareket etmektir. Allah’ın hoşnutluğunu, sevgisini kazanmaya hangisinin uygun olduğunu anlamak da hiç zor değildir. Kişi Allah’a karşı son derece samimi olursa hangisinin en doğru olacağı konusunda hiç tereddüt etmez.

Allah’ı dürüstçe ve samimi seven insan hayatının her anında en dürüst hareketin hangisi olduğunu bilir. Nefsini tatmin etmeye değil aksine ezmeye çalışır. Her şeyde Allah’ın rızasını arar. Kur’an’ı Kerim’i samimi olarak okuyan bir kişi, Cenab-ı Allah’ın Kur’an’da yaptığı birçok uyarının, nefsin terbiyesi için olduğunu anlayacaktır. Allah, Kendisi’nden gerektiği gibi korkmamızı emreder çünkü nefislerine uyanların sonunun hüsran olacağını da bizlere bildirmektedir.

…Nefislerini hüsrana uğratanlar, işte onlar inanmayanlardır. (6/12)

Dediler ki: “Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız.” (7/23)

İnsan acz içinde olan bir varlıktır. Yemek yemeden, uyumadan, temizlenmeden yaşayamaz. En ufak bir virüs hastalanmasına hatta ölmesine sebep olabilir. Bunu çok derin düşünen bir insan, asla Allah’a karşı büyüklenerek nefsine uyamaz. İçi korkuyla titreyerek Rabbine teslim olur. Her an Allah’a muhtaç olduğunun bilincinde olur. Peygamberimiz Efendimiz (s.av)’de “Allah’ım! Göz açıp kapayıncaya kadar dahi beni nefsimle baş başa bırakma!” diye Rabbimize dua etmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) böyle derin bir korkuyla Allah’tan korkup, O’na sığınmıştır. Bizim de nefsimizi terbiye etme konusunda Peygamberimiz (s.a.v)’i örnek almamız gerekir.

Bediüzzaman Hazretleri de Risale’ler de hep nefsine seslenmiştir. “Ey nefs-i emmarem! Sana tabi değilim. Sen istediğin şeye ibadet et ve istediğin şeyin peşine düş. Ben ancak ve ancak beni yaratıp şems ve kameri ve arzı bana musahhar eden Fatır-ı hakim-ı Zülcelal’e abd olurum” (Nursi, Mesnevi-i Nuriye, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1994, s. 94)

Kısacası nefis, insanın en büyük ve en tehlikeli düşmanıdır. İnsan bu tehlikeli düşmanına karşı imanını daima diri tutmalıdır. Bunun için de Kuran-ı Kerim’i rehber edinip, iman hakikatlerini öğrenerek Allah korkusunu arttırmalıdır.

Bir Cevap Yazın