Mesut Yar ile Söyleşi
Mesut Yar ile Söyleşi

Benim için tüm anılarım unutulmaz; ama matematik dersinde hoca son notu verecek. Beni sözlüye kaldırdı. Ondan sonra takıldım kaldım bir formülde, çıkamıyorum. Kafaya bir tebeşir yolladı. Hemen aklıma geldi nasıl olduysa. Öyle geçtim dersi. Sonra gittim elini öptüm. Belki de ondan sonra açıldı benim öğrencilik hayatım.

Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz Biz ve Söz adına. Sempatik bir insan olmanız ve bizim okuldan mezun olmuş olmanız size ulaşmamızda en büyük etken oldu; ancak Mesut Yar’ı biraz araştırdık ve karşımıza çok yönlü bir insan çıktı. Kendi Web sitenizde “Ben sahici bir adamım, Kurtuluşla yürürken beni her an görmeniz mümkün.” demişsiniz. Gerçekten de kendinizi bu yaşamın ve halkın içinde hissediyor musunuz?

Mesut Yar ile Söyleşi
Mesut Yar ile Söyleşi

Güzel bir soru; ama öncelikle o sitedeki yazıları ben yazmadım. İş yerim bu siteyi bana armağan etti, yazmış kafasına göre sahici bir insan falan. Güncellemediğimden dolayı mahalle olduğundan nasıl başlarsa öyle devam ediyordu. Ben sonradan şımaranlardan olmadım. Motor Meslek Lisesinden mezun olmama rağmen 38 yaşıma kadar ehliyet almadım. Dolayısıyla 39 yaşımda ilk kez araba kullanmaya başladım. O yüzden hep halkın içinde oldum. İster istemez otobüste, dolmuşta beni görünce şaşırıyor insanlar.

İstanbul’un Kurtuluş semtinde doğdu. Lisans eğitimini  İstanbul Üniversitesi- Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi bölümünde tamamladı. 1985 yılında Hürriyet gazetesinde stajyer olarak gazeteciliğe başlayan Yar, daha sonra çeşitli yazılı yayın kuruluşlarında; muhabirlik, editörlük, yazı işleri müdürü olarak görev yaptı. 1993 yılında televizyon çalışmalarına başladı. 1994 yılında kurulan Kanal E isimli ekonomi kanalında, daha sonra Number One TV, Euro Show, Kanal 6, HBB kanallarıyla gece haber programları hazırladı. On da 10 isimli haber programı, Mesut Yarla Gece Hattı ile, Pasaparola isimli yarışma programı, Cine 5’te Başka Yerde Yok, Star’da Tuhaf Şeyler ve Cümle Alem isimli talk shovları hazırladı ve sundu. 2006 yılının mayıs ayından beri Star TV’de Mesut Yarla Uyan Türkiye’nin yapımcı/sunuculuğunu yapmakta. Bu programın yayın saatleri 07.00 – 08.30 arasındadır. Evli olan Mesut Yar, bir çocuk sahibidir.

Rahat tavrınızı halktan almış gibisiniz ekranda?

. Evet, yani ben ekranda neysem dışarıda da öyleyim. Ya mesela geçen hafta İzmir’e gittik. İzmir’in Selçuk köylerinde dolaşırken bir köy kahvesine aldılar, oturttular beni. Soruyorlar sanki devlet bakanı gelmiş. Onu soruyor, bunu soruyor, birisi de kapatma davasını sordu. Ben de o dosyayı aldık inceleyeceğiz, konuşacağız diyorum. O insan işte o sıcaklığı istiyor ve bazıları kendini izole ediyor halktan da televizyondan da. Yani sahtekar olmayacaksın ve nasılsan öyle davranacaksın.

Sizin için çok yönlü bir insan dedik. Mesela Prehistorya ve Önasya Arkeoloji bölümü mezunusunuz; ama şimdi gazetecilik ve televizyonculuk yapıyorsunuz. Kitaplarınız var. Bunun için ne söylemek istersiniz?

Ben Motor Meslek Lisesinden mezun olduğumda üniversiteyi kazanamadım, bir sene bekledim. O da benim çok ağrıma gitti. İşte o dönemde bizim gördüğümüz dersler haricinde Türkçe, Sosyal fazla olmayınca istediğim bölümü kazanamadım. Ben Arkeoloji Bölümünü kafaya takmıştım. Okuyacağım dedim yani. Çoğu arkadaşım sayısal bölümleri seçti ve kazandı. Mesela bizim sınıftan çok kazanan oldu. Yazı yazmaya lisede başlamıştım. Dolayısıyla o bölümü seçtim. 20 gün kapattım kendimi eve, sadece Türkçe Sosyal çalıştığımı hatırlıyorum. Birincilikle de girdim ve birincilikle de çıktım. Arkeolojiden ve hatta Roma Üniversitesi’nden burs kazandım. Nişanlıydım, yeni evlenecektim. O yüzden gidemedik. Ondan sonra Müzecilik Bölümünde Yüksek Lisans yaptım. O da bitti. Türk İktisat Tarihinde doktora yaptım. Ben aslında iktisat doktoruyum. Tüm bunlarla uğraşırken mecburen Arkeoloji Bölümüne girdiğimde nasıl insan Motor Meslek Lisesinde matematik aklı gelişiyorsa diğer tarafta da biraz daha sosyal aktivite de gelişiyor ve dolayısıyla bugüne kadar öğrendiğim şeyleri tekrardan tasnif ediyorum. Bu, iyi bir şey. Başka yetenekleri de geliştiriyor. Gazeteciliğe geçişimde paraya ihtiyacım vardı. Öğrencisin, kendi paranı kazanman lazım. Kupon tasnif elemanı olarak başladım. Öyle işte…

Medya Sözlük Sitesinde sizin için “Sabah haberlerine farklı boyut kazandıran kişi” denmiş. Biz de katıldık buna. Siz katılır mısınız?

Ben yaptığım bütün işlerde ezberin karşısında bir duruş sergiledim. Yani herkes bir şeyleri ezber eder. Toplumda salgın haline gelir. Ben bilinenin dışında bir şey yapmaya çalıştım hayatım boyunca. Dolayısıyla sadece sabah haberleri değil. En çok konuşulan gece haberlerini de biz yaptık, Gece Hattı’nda. Gece Hattı’nın da 60’tan fazla ödülü vardır. Hepsi de saygın ödüller bunların. Ben katılıyorum tabii, sabah haberlerinde böyle bir tarz yoktu; çünkü genelde gazeteciler haberin ciddi bir iş olduğunu söyler. Haber iyi olabilir; ama somurtkanlık gerektirmez. Yani bir haberi mizahla da anlatabilirsin. Dolayısıyla şimdi yaptığımız şeye daha yeni isim koyduk: Haber Kaberesi diyoruz. Yani tiyatro ve oyunculuk var, hem de haber var. İkisi bir araya gelince… Amerika’da çok uzun süredir yapılıyor. Avrupa’da da örnekleri var; bizde de bizimle birlikte iyi oluyor, katılıyorum.

Sohbetimizi isterseniz öğrencilik yıllarınıza sürükleyelim. Mesut Yar nasıl bir öğrenciydi? Lisede kötüydüm. Üniversitede bana ne olduysa oldu. Galiba rüyamda bana bir ak sakallı dede yürü yavrum dedi. Lisede açıkçası derse odaklan­mama rağmen kafam basmıyordu bazı derslere. Lisede tatlı bir öğrenciydik, aman hocam canım hocam diyerek geçirdik kendimizi ama lise yıllarında zorlandığımı hatırlıyorum. Üniversitede ne olduysa, bir sayfalık şeyi okuyup sınava girmem yetiyordu. Yani bir insan bir yere yönelip gidince kafası çok rahatlıyor.

Ne zaman, hangi bölümden mezun oldunuz?

Motor bölümünden, yanılmıyorsam 1984’te mezun oldum.

Yakın bir zamanda okulumuzu ziyaret ettiniz. Sizin yıllarınızdan şu ana çok değişiklik var mı okulumuzda?

Geçen sene ziyaret ettim, çok değişmişti, modernleşmişti. Bizim bölümlerde birkaç atölye vardı, iyice ustalaştıktan sonra oraya girebiliyorduk; ama şimdi o eğitimi hemen gösteriyorlar. Ben bir de şeyi severdim, torna atölyesini. Benim en keyifli geçirdiğim zamanlardı onlar.Ben bir kaynak atölyesinde gözlerimizin şiştiği o ilk günü unutmam.Patatesle indirmeye çalışmıştık.İlk stajımı orda yaptım.İlk paramı da orada kazandım.  Benim için tüm anılarım unutulmaz; ama matematik dersinde hoca son notu verecek. Beni sözlüye kaldırdı. Ondan sonra takıldım kaldım bir formülde, çıkamıyorum. Kafaya bir tebeşir yolladı. Hemen aklıma geldi nasıl olduysa. Öyle geçtim dersi. Sonra gittim elini öptüm. Belki de ondan sonra açıldı benim öğrencilik hayatım.

Meslek liseleri, sizin yıllarınızda oldukça başarılıydı. Özellikle öğrencilerin üniversiteyi kazanma oranları bakımından; ama şu an durum öyle değil. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Bu, eğitim sisteminin getirdiği bir sorun. Bizim bunu okulun durumuna bağlamamamız gerekiyor. Çocuk kendi alanının dışında bir iş yapmaya kalkınca yapması mümkün değil galiba. Bizim zamanımızda şu bölüme gideceğim diye bir şey vardı ve oraya gitmek için derslere ilgimiz artıyordu ve başarmaya çalışıyorduk. Bizim zamanımızda eğitim çok sıkıydı. Bizim okul çok mezun verdi üniversiteye. Sadece dersle ilgilenmekle de bir şey olunmuyor bu yıllarda. Ne olacağın az çok belli oluyor ve o yöne yönelmekte yarar var.

Kurtlar Vadisi için yeni bir açılım yapmışsınız dünkü yazınızda: “Parti kursalar kazanır.” diye. Bu dizinin başarısından mı yoksa insanlarımızın şiddetle gerçeği görme arzusunun aynı oranda insanları yönlendirmesinden midir?

B şıkkı. Bu dizi toplumumuzdaki bazı kişileri çok etkiliyor. Mesela haber binasına geldiğimizde çaycı bu hafta Kurtlar Vadisi yayınlanmadı diye depresyona girmiş. Böyle bir gerçek var. Kurtlar Vadisi sanal bir dünyada doğru cevaplar veriyor belki de; ama insan öldürme olayları bize göre ters. Memleket meselelerini göstermeleri güzel bir şey. Bu diziyi izleyenlerin bazıları sadece okumuş insanların değil, çaycının bile kahraman olabileceğine inanıyor.

Biliyoruz ki son dönemde Polat Alemdar öğrencilerin ikonu oldu; ama pek şık durmuyor bu vazıyet öğrencilerde. Değişik yankılar uyandırıyor; çünkü öğrenci okumalı, şiir yazmalı, müzik yapmalı, aydınlatmalı kendini. Yani apolitik şiddetli bir gençlik var, katılıyor musunuz?

Ne yazık ki katılıyorum. İnsanın kendini güvence altına alması, içindeki canavarı dışarı çıkarıyor. Çocuklar hayali kahramanlar yaratarak kendini avutuyor. İnsan belli bir yaştan sonra kendine sormalı ben kimim, ben ne için görevlendirildim diye? Çünkü bu dünyaya herkesin bir gelme nedeni var.

Siyasete mesafeniz ne boyutta?

Mesafeliyim.

Yavuz Seçkinin geçen yılki size yaptığı başarılı şakaya gelelim. Bahseder misiniz biraz?. Demek başaralı şaka.. .Evet, fena faka bastırdı beni. Seçkin sınıf arkadaşımdı, yani eskilerden beri iyi arkadaşızdır. Bir gün okuldan aradılar, Mesut Bey açılışımız var diye, biz de kalktık geldik okula. Bir de ne göreyim, tören düzenlemişler belediye bando ekibi hazır. Bahçeye benim heykeli dikmişler. Şaşırdım tabii ki ve mahcup oldum. Önceleri Yavuz’a ya senin şakalarını insanlar nasıl yiyor diye takılmıştım; ama ne bileyim, adam sıkı hazırlanmış, uyumamış bu şaka üzerinde çalışmış. Neyse tam törenle heykeli açarken Yavuz çıkmaz mı sahneye. Artık gerisini anlatmaya gerek yok galiba. Evet, galiba başarılı bir şakaydı.

Okulumuza ve öğrenci arkadaşlarımıza bir mesajınız var mı? Ne söylemek istersiniz?

Şimdi siz mesajdan oldukça sıkılmışsınızdır; ama sıradanlaşmış şeyler söylemek istemiyorum. Diyeceğim tek şey, teknolojiyi kabul edin; ama bilgisayarın başındayken dışarıdaki o sosyal yaşamı unutmayın. İnsanın sosyalleşmesi gerekir. Sporla, müzikle, dostlukla, edebiyatla vs vs. Yaşam avuçlarınızın içinde; ama hakkını verdiğiniz ölçüde. Yaşamı avuçlarınızdan sakın kaçırmayın.

Çok teşekkür ediyoruz. Sizi en kısa zamanda okulumuzda görmek istiyoruz. Size başarılar diliyoruz.

Ben teşekkür ederim.

Biz ve Söz Dergisi Sayı 4’e bu söyleşi için teşekkürler.

3 YORUMLAR

  1. Mesut Yar,i hepimiz taniriz. Onu dinlerken “ayricalikli” oldugumu hissederim. Sabahlari ise kalktigimda asik suratima gülücük konduran adam. Olaylara satirik bir bakisacisi var bazen, obsesyon labirentlere takiliyor mizahi ruhu ama yine de yüzümüze en güzel tebessümleri konuabilmeyi en iyi becerebilen spikerlerimizden…

    selam-sevgi-saygi ile daima…

    Yakup Icik Almanya

Bir Cevap Yazın