Ülkemizde mürekkep yalamış veya okulun kapısının önünden dahi geçmemiş insanlar eğitim sisteminde her zaman yadırgayacak, yargılayacak uygulamalar bulurlar. Bu yapılanların bazıları yersiz olsa da bir çoğu genelde eğitim sisteminin kanayan yarasını işaret etmektedir. Peki neden bu yaralar bilindiği halde önlem alınmaya çalışılmıyor? Aslında bu sorunun tek bir cevabı yok. Kimi zaman alınan önlemler yetersiz geliyor ve insanlar tarafından beğenilmiyor, kimi zamanda ciddi anlamda görmezlikten geliniyor ve olumsuzluğun üstüne gidilmiyor.

Son yıllara kadar görmezlikten gelinen ve çözüm üretilmesi gereken aksaklıktan bir tanesi de ÖSS’nın son dönemecine girildiği, çalışmalara daha da hız verildiği Mayıs ayında lise son öğrencilerinin yaşadığı sıkıntılar. Aslında bu sıkıntı eğitim sistemimizdeki aksaklığın en büyük örneği diyebiliriz. Yaklaşık olarak 5 sene önce aynı durumda olduğum için yaşanılan sıkıntıları iyi biliyorum. Öğrenciler dersane ve okul arasında sıkışıp kalıyor, bir yandan okuldan devamsızlık yapmamak için çeşitli yöntemlere başvururken, bir yandan dersanelerinin "son atak" adı altında uyguladıkları deneme sınavlarına katılmaya çalışıyorlar. Atalarımız ne güzel söylemişler  "iki karpuz bir koltuğa sığmaz " diye.

Son aylarda sıcakların rehaveti, "büyük sınav" ın yaklaşması ve çalışmaların hızlanması nedeniyle lise son sınıflarında ders işlenmesi neredeyse imkansız hale geliyor. Öğrencilerin büyük bir kısmını son ayda sınıflarda göremeyeceklerini bilen öğretmenler sınav takvimlerini ona göre öne çekip, işlerini biraz daha hızlandırıyorlar. Okul ve dersane stresini bir arada kaldıramayacak olan öğrenciler ise ya devamsızlık haklarını kullanıyorlar ya da devamsızlık hakları kalmamış ise doktor kapılarında dolaşarak kendilerine yeni hastalıklar "yakıştırarak" rapor almanın yoluna bakıyorlar. Olan yine bizim özel doktora gidecek parası olmayan, tanıdık doktoru olmayan gariban öğrencilerimize oluyor. Her sınıfta mutlaka bu tip öğrenciler vardır ve son güne kadar okula devam etmek zorundadırlar. Bu öğrencilerin yapabilecekleri en iyi şey arkadaşlarının yokluğunu fırsat bilip test kitaplarını okul sıralarına taşıyıp oralarda yayılarak soru çözmektir. Hatta şansları yaver giderse çözemedikleri soruları kendi öğretmenlerini sorup yardım alabilirler.

Yukarıda yazdıklarımın hepsi lise eğitimimizin bir gerçeğidir. Bunlar ya bizim ya çocuğumuz ya bir tanıdığımızın başına gelen yaşanmış gerçek olaylardır.Son yıllara kadar bu gerçekler hep görmezden gelindi. Resmi olarak yapılıyor gibi gözüksede bir şekilde bir yerlere maddiyat ve gayri resmilik bulaştı. İşte burada Milli Eğitim Bakanlığı’nın müjdesi devreye giriyor ve bu aksaklık, bu gayri resmilik, bu eşitsizlik ortadan kalkıyor. Sadece lise son sınıflara geçerli olacak uygulamada artık öğrencinin "özürlü devamsızlık" yapabilmesi için doktor kapılarında dolaşıp, yeni hastalıklar üretmesine gerek kalmayacak. Öğrencinin "özürlü" sayılabilmesi için; öğrenci velisinin okul müdürlüğüne yazılı olarak başvurması yeterli olacak. Sadece bu yıla mahsus olan bu uygulama ile öğrencilerin sınav streslerini azaltmak, sınava daha iyi motive olmalarını sağlamak amaçlanıyor. Sınava girecek olan lise son sınıf öğrencilerine bu müjdeyi verirken şimdiden sınavda başarılar diliyorum. Çalışan kazansın…

Bir Cevap Yazın