Yaşamınız süresince bir şeyleri elde etmek için ne çok çaba harcamışsınızdır. Örneğin gençlik döneminden akılda en çok yer etmiş olan şey, hiç kuşkusuz, üniversite giriş sınavıdır. Genellikle her genç insan için üniversite sınavı yaşamının dönüm noktasıdır. Geleceklerine yön verecek olan bu üç dört saatlik imtihan onlar için ne büyük önem taşır. Yıllarca ders çalışır, okul dışındaki saatlerde dersaneye gider, uykusuz kalır, sosyal etkinliklerden, tatil ve eğlenceden uzak dururlar. İstedikleri üniversiteye girebilmek için sabır ve kararlılıkla gayret gösterirler.

Bir başka kişinin de yaşamındaki en büyük amacı da güzel bir arabaya sahip olmaktır örneğin. Bunun için önce iyi bir iş sahibi olması, para kazanması gereklidir. Sonunda kişi istediği arabaya kavuşur ancak istekleri bununla sınırlı kalmayacaktır. Ardından daha fazla çalışır, özveride bulunur bir ev sahibi olabilmek için çaba gösterir.

İnsan, uğrunda pek çok şeyi göze aldığı amacına ulaşabilmek için yıllarca süren bir çaba ve kararlılık gösterir, zorlukları sabırla karşılar. Toplumda saygınlık kazanmak, takdir görmek gibi hedefleri için de pek çok zorluğu göze alır, pek çok şeyden ödün verir. Tüm bu örnekler, insanın “göz açıp kapama süresi kadar kısa olan” dünyadaki hayatı süresince sahip olabileceği geçici yararlardır. Tümü de ölümle birlikte ya da henüz yaşıyorken, herhangi bir nedenle yitirilebilecek şeylerdir.

Örneğin yıllarca çalışıp biriktirdiği parasını çekmek için gittiği bankanın önünde kişi aniden kalp krizi geçirerek yaşamını yitirebilir. Ya da sahip olabilmek için uğraşıp didindiği evi bir anda ani bir depremle yerle bir olabilir. O halde dünya hayatında elde edilmek istenen tüm yararlar geçicidir, yok olucudur.

Diğer yanda ise asla yok olmayacak/tükenmeyecek güzelliklerin bulunduğu ve insanın sonsuza dek yaşayacağı gerçek bir hayat vardır. İşte inanan insanlar dünya hayatı boyunca bu sonsuz ahiret yaşamı için ciddi bir çaba sarf eder, tüm önceliklerini buna göre belirler ve asla ölümü, cennet ve cehennemi akıllarından çıkarmazlar. Onlar bunun için çalışırlar.

Dünya hayatı insanın sonsuz ahiret yurduna ulaşmak için sınandığı yerdir. İnsan, yaşamı boyunca ahirete yönelik bir sınav yaşar ve bu konudaki çabasıyla imtihan olur. Yaşam aslında Allah’ın bizleri denemek ve eğitmek için yarattığı bir süre, dünya da bu amaçla hazırlanmış geçici bir mekândır. İnsana yüklenen sorumluluk, tüm bu gerçekleri düşünmek, Allah’ı tanımak, sonsuz gücünü kavramak, O’nun buyruklarına uymak ve yalnızca O’nun hoşnutluğunu amaçlamaktır.

Bu imtihan hayatı süresince insan, karşılaştığı her şeye sabır göstermek, Rabb’ine tevekkül etmek ve güzel ahlak sergilemekle sorumludur. Her imtihanda Allah’ı görmek, tümünden zevk almaya, yaşanan her olayı şevkle karşılamaya yol açar. İşte bu, dünya hayatındaki imtihanın samimi inananlara özel sırrıdır. Kuşkusuz bu sırrın bilincinde olmak, hem dünyada hem de ahirette asla son bulmayacak bir kazanç getirecektir.

Dünya hayatındaki imtihan, yaşamın son anına kadar devam eder. Seksen yıl yaşayan insanın, sekseninci yılın son günlerinde dahi imtihanı ve yükümlülükleri sürmektedir. Bu nedenle insan yaşamının her anında Allah’ın buyruklarını gözetmeli, ibadetlerini yerine getirmeli, O’nu hoşnut edecek davranışlarda bulunmalıdır. İnsanın yaşamı, ölümü, ibadetleri, her şeyi Allah içindir çünkü.

Koşullar her ne olursa olsun Allah’a sadakatten ödün vermeyen, teslimiyetle gönülden Rabb’ine yönelen, sabır ve kararlılıkla ahirete yönelik yaşayan kişileri bekleyen karşılık, ödüllerin en güzeli olacaktır. “…Allah, sabredenleri sever. Onların söyledikleri: “Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı (bastıkları yerde) sağlamlaştır ve bize kafirler topluluğuna karşı yardım et” demelerinden başka bir şey değildi. Böylece Allah, dünya ve ahiret sevabının güzelliğini onlara verdi. Allah iyilikte bulunanları sever. (Al-i İmran Suresi, 146-148)

[email protected]

Bir Cevap Yazın