İnsanlar ölümü düşünmekten şiddetle kaçınsalar da ölüm, hiç ummadıkları bir anda ve ummadıkları bir şekilde karşılarına çıkacaktır. Ölümden kaçış yoktur. Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra bize döndürüleceksiniz. (Ankebut Suresi -57) ayeti gereği, ne kadar sağlıklı olursanız olun, ne kadar güvenli mekanlarda yaşarsanız yaşayın, er ya da geç siz de öleceksiniz. Bu gerçek, Rabbimiz tarafından bir ayette şu şekilde bildirilmiştir:

Her nerede olursanız, ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile…(Nisa Suresi -78)

Daha önce hiç, öldükten sonra tekrar dirilip, ölüm anında yaşadıklarını anlatan bir kişi olmamıştır. Ölüm anında yaşanacakları öğrendiğimiz tek kaynak, bizlere yaşamı bahşettiği gibi, adı konulmuş bir zamanda da geri alacak olan Rabbimizin kitabı Kuran’da, açıkça ve detaylı olarak anlatılmıştır.

Kuran’da, ölüm esnasında çevredeki insanların göremediği, ancak ölen kişinin muhatap olduğu görüntüler olduğundan bahsedilir.

Hele can boğaza gelip dayandığında, Ki o sırada siz (sadece) bakıp, durursunuz, Biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz. (Vakıa Suresi – 83, 85)

Bir başka ayette de, bu “gözlemlenemeyen olaylar”ın inkarcılar için zorluk anı olduğu şu şekilde haber verilmiştir:

Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin; Allah bunlarla, ancak onları dünyada azablandırmak ve canlarının onlar inkar içindeyken zorluk içinde çıkmasını istiyor. (Tevbe Suresi – 85)

Ayette de haber verildiği gibi inkar edenler, dünya nimetlerine aldanmış ve boş emellerle oyalanıp ölümü unutmuşlardır. Ancak inkarcıların unuttukları ölüm, bütün ihtişamı ile tezahür ederken, yaşadıkları son pişmanlık artık fayda etmeyecek, malları ve çocukları da onların zorluk içinde çıkan canını asla geri getiremeyecektir.

Gerçekten inkâr edenlerin ise, ne malları, ne çocukları, onlara Allah’tan yana bir şey sağlayamaz. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda temelli olarak kalacaklardır. (Al-i İmran Suresi–116)

Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki: “Rabbim, beni geri çevirin.” (Mü’minun Suresi -99)

Ölüm anında, ölen kişinin görüntüsü ile çevresinde bulunanların görüntüleri çok farklıdır. Uykusunda, hiç acı çekmeden öldüğü zannedilen kişi eğer bir inkarcı ise, canı zorluk ve acı içinde alınır. Yine çok acı çekerek öldüğü düşünülen kişi eğer müminse, onun canı da melekler tarafından kolaylıkla ve acısız alınır. Ölüm bir boyut değiştirmedir. Mümin için ölüm, asla korkulacak bir şey değildir. Ölümle beraber kolaylıkla canı alınan müminin, cennet görüntüsü başlar.

Ki melekler, güzellikle canlarını aldıklarında: “Selam size” derler. “Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin.” (Nahl Suresi -32)

Hayatı boyunca düşünmekten kaçarak kendini müstağni gördüğü ölüm, inkarcı için sonsuz azabın hafif bir başlangıcıdır sadece. İnkar edenlerin canları, yüzlerine ve sırtlarına vurularak, boğazlarından dikenli çalılar çekilip çıkartılırcasına acı içinde alınır. Batında yaşanan bu görüntüler, inkar edenlerin dünyaya sımsıkı sarılarak yaşadıkları vurdumduymaz hayatlarının, ihtişamlı bir şekilde sona ermesidir. Bu gerçekler, Rabbimiz tarafından şu şekilde haber verilmiştir:

Öyleyse melekler, yüzlerine ve arkalarına vura vura canlarını aldıkları zaman nasıl olacak? İşte böyle; çünkü gerçekten onlar, Allah’ı gazablandıran şeye uydular ve O’nu razı edecek şeyleri çirkin karşıladılar; bundan dolayı (Allah,) amellerini boşa çıkardı. (Muhammed Suresi – 27, 28)

Ölüm meleklerinin, inkarcılara verdikleri azap müjdesi ise şöyledir:

Melekleri, onların yüzlerine ve arkalarına vurarak: “Yakıcı azabı tadın” diye o inkar edenlerin canlarını alırken görmelisin. Bu, ellerinizin önceden takdim ettiği işler yüzündendir. Yoksa şüphesiz Allah kullara zulmedici değildir. (Enfal Suresi – 50, 51)

Ölümle beraber ruh bedenden ayrıldıktan sonra, artık bedenin hiçbir değeri kalmaz. İnsanın hayatı boyunca bakımlar yaptığı, kokular sürdüğü, beslediği bedeni, bütün anlamını yitirir. Zira toprağın altına girdiği andan itibaren beden, hızlı bir parçalanma sürecine girer. Gazın diyaframa yaptığı basınçtan dolayı ağızdan ve burundan kanlı köpükler gelir. Karın bölgesinde toplanan gazlar deriyi zayıf noktasından patlatarak bedenden tahammül edilemeyecek kadar pis kokular yayar. Geride kalan görüntü ise, henüz ölümle tanışmayan insanlar için, üzerinde düşünülüp öğüt alınması gereken önemli bir konudur.

Bir saat veya bir gün sonra siz de ölüm melekleriyle karşılaşabilirsiniz. Şuana kadar okuduklarınız, belki ölüm ve sonrası üzerinde düşünmeniz için size yapılmış son uyarı olabilir. Ölüm her şeyin sonu değil, asıl başlangıcıdır. Ölüm anında canınızın kolaylıkla mı çıkmasını istersiniz, yoksa zorluk içinde, yüzünüze ve sırtınıza vurularak mı?  Allah, insanlara bütün bunları düşünecek ve uygulayacak kadar süre vermiştir. Ancak önemli bir detay da vardır ki, size tanınan süre ölümle beraber son bulacaktır. Ölümün ne zaman geleceğini bilemediğimize göre, erteleyecek vaktimiz de yok demektir. Zira son pişmanlık fayda etmeyecektir.

İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: “Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım.” Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur. (Fatır Suresi – 37)

Bir Cevap Yazın