Yazı yazmayı seviyorum… Her an her dakika her sorulduğunda problemlerini paylaşabilen bir doğam yok zaten. Belki de yazarken kendimi rahat hissetmemin altında yatan sebebi de budur: soru soran yok cevap bekleyen yok kendini cevap vermek zorunda hissetmiş kapana kısılmış bir ben yok.  Burada sadece kendi istediği zamanda kendi istediği şekilde kendiyle dertleşen bir ben var. Ki zaman zaman gerçekten karşımda kendimi görüp onunla konuşmak sanki aynı şeyleri yaşayan o değilmişçesine akıl danışmak en çok ihtiyacım olan şey oluyor. Böyle de söyleyince şimdi benim en huysuz zamanlarımı çeken insanlara haksızlık da etmemek gerek; gerçekten de sorun onlarda da değil bende. Ruh sağlığı bu kadar değişik olan ama belli etmeyen bir insanla ancak bu kadar baş edilir bu kadar idare edinilirdi. Şu son günlerde zaten kendi ruh halimin ceremesini çekmekle meşgulüm. Bunu ergen bunalımına girmiş bir tipin hezeyanlarına benzetip indirgeyebilirsiniz lakin gerçekten de insanlar kendi mutluluklarını yakalayınca sizin dostluğunuzu bir kenara atıyorlar ta ki o mutlulukları bozulana kadar. Sonra yine gelip sizin yanınızda huzur bulup sizinle dertleşip sizinle sıkıntılarını atıp rahatlıyorlar. Sonra tekrar başa…  Siz de böyle, kendi mutluluğunu da yaşasa yine de benim dostum olduğunu unutmuyordur şu an benimle vakit geçirmese de bu düşüncesizlikleri yapsa da beni bu kadar kırsa da unutmuyordur dostluğumuzu diye teselli edersiniz kendinizi. Hayattan zamanla her şeyi öğreneceğimin farkındaydım ama beni en çok korkutan bencilliği başkalarından öğrenmekti hele ki kendime en yakın bulduğum insanlardan dostum dediğim insanlardan. O da biliyor ki şu an hayatına kim girerse girsin dostu olarak sadece ve her zaman ben yanında olacağım e biliyor da bu bencillik bu beni umursamazlık neden? Aramızda çıkan anlaşmazlıklarda “senden anlayış bekledim göstermedim.” bencilliği neden? Karşındaki insanı biraz olsun düşünmemek neden? İnanıyorum ki dost dostun halinden anlar, kırılmaz; yalnız gün gelir bencillik onları uçurumun kıyısına savuruverir. O noktada anlarlar dostlukları sandıkları kadar güçlü mü yoksa esen bir melteme yenik düşecek bir yaprak narinliğinde mi?

1 YORUM

Bir Cevap Yazın