1.Dünya savaşı sonrasının Irakını şekillendirmiş, kralını tayin etmiş hatta ve hatta neredeyse cetvelle sınırları kendisi çizmişti. Ayrıca tarihimiz onu Osmanlı, Arap sürtüşmelerini organize eden kişi olarak ta tanır. İngiltere’nin hatta Dünya’nın saygın üniversitelerinden biri olan Oxford’un Tarih, Coğrafya ve Arkeoloji Bölümünü iyi dereceyle bitiren ilk bayandır. Çölün kızı olarak bilinir. Evet bir İngiliz ajanıdır Gertrude Bell. Yıllarca Ortadoğuyu karıştırmış, hatta Arabistanlı Lawrence’le yarışacak derecede bu konuda başarılı olmuştur. Bir arada yaşayan halkların arasına nifak tohumu ekmekte üzerine yoktur. Fakat başarısızlığını babasına anlatmakta tereddüt dahi etmeyecek kadar dürüsttür de…

Gertrude Bell 14 Ağustos 1921 tarihinde babasına yazdığı mektubunda şöyle der. ” Referandum sonucunda Kral Faysal seçildi fakat Kerkük kral lehine oy kullanmadı. Kerkük’ün içi ve ilçelerinin nüfusunu büyük oranda Türkmenler oluşturmaktadır, bazı köylerde ise Kürt nüfus mevcuttur.” Türkmen nüfus her fırsatta barış içinde yaşamanın çabası gayreti içerisinde olmuştur. Anlattığımız bu İngiliz ajanının varlığı dahilinde bile. Fakat tepkilerini dile getirmekten hiçbir zaman çekinmemişlerdir. Bildiğiniz üzere Kral Faysal Arap milliyetçiliğinin simgelerinden biridir. Nitekim beraberindeki yıllar itibariyle özellikle Kerkük yoğun Arap göçünün adresi olmuştur. Bu konuda aslında hiç kimseyi rahatsız edecek bir husus yoktur fakat göçün ne amaçlı olduğunu gözden geçirdiğimizde pek te iyimser bir tabloyla karşılaşamıyoruz ne yazık ki. Öyle ki uzun bir süreci gerektiren casusluk çalışmaları meyvesini o yıllardan bu yana vermiş ve vermeye de acı bir şekilde devam etmektedir. Senaryo henüz tamamiyle oynanmadı. Halkları birbirine Şii- Sünni, Türkmen, Kürt diyerek ayrıştıran bu zihniyetler, ayrıca medeniyet etiketini yakıştırmışlardır sıfatlarına.

Şimdilerde ise bu oyunun ülkemiz üzerinde oynandığını çok rahat görebiliyoruz. Bu uzun soluklu bir proje ve belki de yüzyılların getirmiş olduğu nefreti yeni bir Haçlı seferine gerek kalmadan tamamlamak istiyor malum oluşumlar. Bunu halkları birbirine düşürerek çok iyi gösteriyorlar. En önemli Türkmen şehri olan Kerkük’ün birileri tarafından sahiplenmesine seslerini dahi çıkarmıyorlar yıllardır. Ayrıca medeniyet denen o birileri Kerkük’ün Türkmen şehri olduğunu herkesten daha iyi bilecek kapasitedeler. Öyle ki o yıllar okutulan ders kitaplarında dahi Kerkük nüfusunun Türkmenlerden oluştuğuna dair yeterli bilgiler mevcuttur fakat birilerinin işine gelmiyor ya çark böyle devam etmeye mahkum olmuştur. Irak 90’lı yıllar itibari ile kuzey odaklı bölünmenin adresidir. Türkmen nüfus sindirilerek, yok sayılarak geri dönüşü olmayan bir sürecin içine girilmiştir. Ve bu süreç ne vahimdir ki bizlere çok geç aktarılmıştır. Özerkliğe adım adım giden süreci çok iyi görmek gerekirdi. Şimdiyse istenen şey gayet açık. Amaçları Türkiye’nin Güney Doğu Anadolu ve Doğu Anadolu’nun birtakım illerini de içinde kapsayan büyük Kürdistanı kurmaktır. Bunun arkasında kimlerin olduğu gayet açıktır. Öyle ki içimizde Gertrude Bell benzeri hainler türemektedir. Masum bölge halkı da aynı oyunların kurbanı olmaya devam etmektedirler. Kazananlar ise ne yazık ki Gertrude Bell ve onu yönlendiren zihniyetlerin menşei olmuştur. Umarım bu kez kazanan taraf onlar olmayacaktır. Saygılarımla…

1 YORUM

Bir Cevap Yazın