Güzel Bir Gece (gizemli mutluluğa)
Güzel Bir Gece (gizemli mutluluğa)

“Ruhum sarışın bir kadına aşık! Bedenimse halen bir esmerin koynunda, köleliliğini sürdürüyor. Tenim yanıyor, içimde adamlığımın kısaldığını hissediyorum. Anladığım kadarıyla bu hayatta en zor şey, bir kadına ait olabilmekte… Gizemli bir mutluluk bu!”

Ellerim kayıyor asi bir tenin kıvrımlarında, sevgisizliğim akıyor. Anlıyorum, nefsim çok şey götürüyor benden. İnanmadığım bir güvensizlik içinde çırpınıyorum. Üstelik neden buradayım ve neden kulaklarımda o garip sesler, anlayamıyorum. Ama uçuyorum, öyle bir özgürlük değil bu, bambaşka… Sonra gece, gündüze bir göz kırpıyor, ağlıyorum.

Bir kadına ağlıyorum, üstelik yanımda tam karşımda. Benden daha güçlü, acıdığını hissediyorum bana. O da biliyor artık sırrımı… Zaten kadınları en çok bu yüzden seviyorum, bir tek onlar konuşmadan anlayabiliyorlar beni. Muhteşem bir sezgi kuvveti, bu yaradanın kadınlara en büyük emaneti olsa gerek. Garip bir his ve gözlerimden düşen sevdiğim kadının hasretliği… Akıyorum zamana!

Bilindik bir sabah telaşı var üzerimde. Gecenin heybemi ağırlaştıran yükünden, gözyaşlarımla kurtulduğumu sanıyordum. Ama bu gerçek değil, gerçek sebebini son satırımda söyleyeceğim! Gülmeyi özlemişim. Uzun zamandır hiç böyle anlamlı bir geceye emanet etmemiştim ruhumu ve bedenimi aynı anda. Çoğu satılık bir gece gözüyle bakar, çoğu boşa zaman harcama ve ben onca çoğunluğa sadece bir söz söyleyebilirim. Düş ve gerçek arasındaki farkı sadece kadınlar anlamlaştırır!

Güzel Bir Gece (gizemli mutluluğa)
Güzel Bir Gece (gizemli mutluluğa)

Hayata bana neden hüzünlü baktığını sormadım, hemde hiçbir zaman. Oysa bunu en çok sorması gereken fanilerden biriyim ben. Gitgide eriyip giden bedenimle ruhum arasındaki dengeyi kurmakta zorlandığımı biliyorum. Saçma bir cümle kurmadım ki ben, hayatımın gidişatını sadece paylaşıyorum sizlerle, üstelik en saf halimle… Çıplağım hayata karşı, donatmasını istiyorum çırpınışlarımın beni. Belki bu yüzden bir kadına sığınma gereği duyuyorum. Çok mu çaresizim, isterseniz güçsüzlük deyin. Ama ayıplamayın!

Hayatta herşey yalnızlıkla başlıyor. Doğumda bile öyle, ölümde neden farklı olsun ki… Yaradan bir tane ve çok merhametli! Bizde öyleyiz bir taneyiz; hayallerimizde, düşüncelerimizde, günahlarımızda hep bir tane. İki tane olan, birbirine benzeyen hiçbir şey yok ki… Neden olsun ki zaten, olmamalı bence de. Bazen istesekte olmuyor. Biten bir gecenin sabahı gibi, kayıp giden bir ay ışığında takılı kalan dünüm gibi…

Bugün bir kadın hayatıma girdi ve bana adamlığımı geri verdi. İnsan kaybettiği bir şeyi çok özlüyor. İnanın bana bazen yaşamımızdaki girdapların değerini bilemiyoruz! Dürüstlüğümüzü sunamıyoruz başka bedenlerdeki insanlara. Güvenmek çok zor değil! İnanmak hiç bu kadar basit olamaz hem…

Hiçbir kadın et değil, olsaydı sevişirdim o kadınla. Ben o gece yaradana ısmarlandım, cenneti çıplaklığımla gördüm. Yeniden doğdum! Ki ben yaşadığımı sandığım onca yıla, şimdi ağlıyorum o kadının kollarında…

Emre onbey

PAYLAS
Önceki İçerikHoşgörü Ya Da Hoşgörüsüzlük
Sonraki İçerikDiş Çürümesi ve Nedenleri
Bir asi adam o. Kapıları olmayan dünyasının, karanlık girmez odalarında yaşayan. Gizemli, ruhani esaretin en yakın zindanında gezen, basit bir adam. Çocukluğunun oyun hikâyeleriyle yaşadığını sanan küçük bir polyannacı/ biraz pinokyo! Bedelini ödediği tek şey yazdıklarında saklı. Kendi kalemiyle,” ben asla ispatlama gereği duymam kendimi; olmayan bir şeyi, ispatlamak aptallıktır!” diye hayıflansa da, annesi onu” hüzünlü efe” diye anlatır. Yazarken içinde bulunduğu kimlikse, sadece muammadır! “neden yazdığımı bilmiyorum, ama şayet bir gün neden yazdığımı anlarsam, işte o gün bu işi bırakırım” diyebilecek kadar da cesurdur… Biz, onun hep yazmasından yanayız! En çok kendi hikâyemizi…

6 YORUMLAR

    • Genelde senin yazilarina gore fotograf bulamiyorum çektiklerim arasinda, çok fazla insan konulu resimler cekmedim epeydir :) ins havalar isindiginda daha guzel hediye edebilecegim foto’larim olacak :)

Bir Cevap Yazın