TCDD’nin yeni yolcu trenleri üzerinde ummalı bir çalışma içerisinde olduğu, yapmış olduğu atılımlarla her gün kendisini geliştirmeye, adından söz ettirmeye başladığını hepimiz biliyoruz. İşimiz eleştirmek ya kendimizce yine belirli hususları göz önünde bulundurarak bazı mevzuları irdeleyeceğiz.

Öyle komik durumlarla karşılaşıyorum ki anlatsam fıkralara konu olacak nitelikte hususlar. Neyse ki konumuz mizah olmadığı için, sizleri dudaklarınızda oluşacak tebessümden mahrum bırakacağım ne yazık ki.

Gelelim eleştirdiğim konulara. Birincisi tren seferlerinde karşılaştığım ve şiddetle karşı çıktığım konu olan sigara içme mevzusu. Eğitimimi Manisa dolaylarında sürdürmem sebebiyle her gün tren yolculuğu yapma ayrıcalığı bulan bir öğrenci kardeşiniz, bu ülkenin bir evladı olarak, devletimizin güzide kuruluşlarının birinde kendisine iş imkanı bulan yine de yapmak zorunda olduğu birtakım görevlerin farkında olmayan, kaçınması gereken bir takım davranışlardan kendilerini alıkoyamayan birkaç görevliye rastladım.

Bilirsiniz ki, personelin görevi trene binen kişilerin biletlerinin kontrol edilmesi, oluşacak pürüzlerde ilk müdahaleyi yaparak güzergahtaki istasyonlarla veya harekat merkeziyle iletişim kurmaktır. Yolcularla birebir diyalog halinde bulunan bu büyüklerimiz bazı zamanlar görevleri dışında tavırlar sergileyerek memleketin her köşesinden insanı barındıran, o  şu sıralar dillerde çok kullanılan mozaik denilen o olgunun içinde bulunan bu personellerimiz ne yazık ki yaptığı şeylerin yanlışlığını sorgulamak konusunda huzursuzluk içinde değiller gibi geliyor bana, en azından gözlediğim kadarıyla…

Ben maaşımı alırım, kimse bana dokunamaz rahatlığını hissediyorlar gibime geliyor sanki, hoş bizim ülkemize yabancı bir durum değil. Öyle ki geçen gün rastladığım ilginçlikten biri tren vagonunun içinde sigara içen, gençliğine verelim diyemeyeceğim yaşta büyük ve tecrübeli olduğu kanaatinde olduğum personel bir büyüğümün gözlerimin önünde sigara yakması oldu. Tren teknik bir arıza sebebiyle istasyon dışı bir mevkide durmak zorunda kalmıştı ki bizler şaşkınlık içerisinde ne oluyor diyerek etrafımıza bakınırken vagon dışında sigara tüttüren tren personelimizin rahatsız edici davranışına istemeyerekte olsa şahit olduk. Hadi bize yapılan saygısızlığı bir kenara bırakalım, bu kişi kapalı alanda sigara içme yasağı uygulaması ve cezalandırma prosedüründen de mı bir haber?

Oysa ki günlük gazeteleri yol boyunca doya doya okuma fırsatına sahipler. Tren benim saham havalarında dolaşarak, kimi zaman bana dokunamazlar devlet memuruyum tavırlarından uzaklaşmamaları, yolcuların efendisiyiz tavırları da açıkçası söyleyeyim beni aşırı rahatsız ediyor. Yine de devletimizin gözbebeği olan bir kurumda çalışan kişilere olan saygımızdan dolayı olanları sineye çekebilme gibi bir kabiliyetimiz var millet ve özellikle Türk gençliği olarak.

Gelelim ikinci hususa. Sanki tren yolculuğu konusunda bir Japonya, bir Fransa kadar ilerlemişiz de bir hızlı tren hevesidir aldı başını gidiyor. Türk gençliğinin olaya bakış açısı ve değerlendirmesi öylesine düşündürücü, akıl dolu ve farklı ki, hatta paylaşım sitelerinde hızlı trenimizi ti’ ye alan videolar bile mevcut. Sanki şehir içi tren, metro çalışmalarımızı tam manasıyla bitirmişiz de sıra şehirlerarası yolculuk yapmayı kısaltmaya gelmiş. Seneler öncesi tedavülden kalkması gereken trenlerin hala sefer yapmakta olduğunu düşünürsek, birilerinin de bunları düşünerek konuya el atması gerektiği kanısındayım.

Üçüncü şikayetimize gelecek olursak, bilet alma konusunda gişelerde çekmiş olduğumuz sıkıntı. Her istasyonda böyle midir araştırmak gerek tabi ki ama benim şahit olduğum olayı anlatacağım. Öyle ki her gün duymakta aşina olduğumuz sistem arızalı bilet kesemiyoruz cümle dizileri artık pekte yabancı gelmiyor. Yaşlısı genci bir ağızdan sanki bilgisayar sistemi bozuk değil de işleyiş, yönetim, denetim bozuk dermiş gibi hep bir ağızdan sistem bozuk diye bağırması ayrıca dikkat çekici başka hususlardan bir tanesi. Haklılar da. Öyle ki sistemin arızalı olması sebebiyle aynı sınıfı paylaştığım arkadaşıma bilet kesemeyen yetkililer, tren içerisinde bilet keseceklerini söyleyerek arkadaşımı trene yönlendiriyorlar. Biliyorsunuz ki tren içerisinde bilet almak her ne hikmetse cezalı bilet almayı zorunlu kılıyor. Beş liraysa, yedi lira ödüyoruz örneği. Sistemin kilitli olduğunu, içeride bilet kesileceği konusunda ifade verdiği halde cezalı bilete tabi olduğuna şahit oldum arkadaşımın örneğin. Komik değil mi?

Bu gibi örnekleri sıralamak mümkün. İşte memleketimizden tren yolculuğu manzaraları. Son örneğe gelelim. Geçenlerde istasyon şefine vagonlarda dolaşırken sorduğum, pardon sıra numarası yazılmadı biletime birinci vagona geç otur dediler, koltuk sahibi geldiği an bir sorun yaratır mı şeklindeki kibar soruma, öyle dedilerse öyledir hala ne soruyorsun madem öyle dediler tarzı, mevkisine yakışmayacak düzeyde bir hitap şeklini tasvip etmediğimi de ayrıca belirtmek isterim.

Hızlı tren şu an bizim neyimize. Önce bir insan olmayı öğrenelim de, işin teknik kısmı günümüzde artık basit. Bir şeyleri hoş gösterme, dünyaya ilerliyoruz imajı vermek amacıyla silüeti süsleme alışkanlığından kurtulacağımız gün bizim için bir milat olacaktır. Benim inancım bu yönde…

Not: Tcdd’de  görevli personelleri şikayet eden, her birini kötü, işini doğru yapmayan kişiler olarak lanse eden cümleler kurmadığımı, birtakım kişilerin yapmış olduğu yanlışların tüm personele mal edilemeyeceğini ayrıca bildirir, kurmuş olduğum rencide edici cümleler varsa değerli görevli personelimizin ve siz değerli okuyucuların affına sığınırım…

Bir Cevap Yazın