-ÇARESİZLİK PSİKOLOJİSİ-

Günümüzün iyileştirilemeyen hastalığı olarak görünen ‘’Çaresizlik ’’  toplumda çok büyük bir yer kaplayıp, sadece insanı beyinin küçük bir oyunu olarak görülen ve size aşırı derecede bunalıma sokan bir duygu biçimidir.

Sadece bu beyinde başlayıp ve aynı noktada bitirdiğimiz bir şeyi neden bu kadar çok abartıyoruz ki?

İnsan kendini her şekilde bu bitkinlik durumuna aktarabilir. Bunlar;

  • AYRILIK
  • ÖLÜM
  • YALNIZLIK
  • ÖZ GÜVENSİZLİK
  • ALDATMA
  • YANLIŞ ANLAŞILMA gibi kuramlarla nitelendirilebilir.

AYRILIK: Sadece bir kimseden veya nesneden uzaklaşmayı ifade eden bir sözcüktür. Bu sözcük insanı nice dertlere, sıkıntılara sokar ama bir yandansa bu bizim için belkide paha biçilemeyen bir Hint Kumaşı niteliğinde olabilir.

Bu konuya sadece negatif bakmamalıyız, İnsanoğlu birçok nedenden dolayı ayrılmayı ve bulunduğu zamandan ve yerden ayrılmayı istemez, bu sadece dünya genelinde küçük bir kavramdır.

Bu kavram dolayısıyla bizi birçok nedene sürükleyebilir, ayrılık denince akla ilk olarak gelen bir insanın bir insandan dolaylı bir yolla birbirinden uzaklaşması anlamına gelir.

Veya başka bir anlam katarsak bu normal bir günün sonunda insanların birbirlerinden geçici bir süreliğine uzaklaşmak anlamına da gelebilir. Konumuza dönersek;

Böyle bir endişe içine kapıldığında vücut otomatik olarak kendini sistem dışına atar ve insan vücudunu bunalım hali denilen ‘’  Yalnızlık Biçimi’’  nin işleyişine bırakır.

Bu ‘’Yalnızlık Biçimi’’ insan psikolojisinde öyle bir yer kaplar ki ileriki safhalarında kendisini çaresizliğe bırakır.

ÖLÜM:  Vücudun hayati fonksiyonlarının ruhun çekilmesi ile bir anda durması anlamına gelmektedir. İnsan bu ölüm denilen kaçınılmaz son ile kendisini birçok sebeple çaresizliğe yahut ölüm korkusuna sevk etmektedir. Bir başka gözle bakarsak;

Hayatta tutunacak başka bir şeyi olmayan bir insanı göz önünde bulunduralım, en değer verdiği insan yahut (kedi, köpek, kuş) vb… başka bir şeyde olabilir, kişinin yalnız kalma duygusunun bir anda üst safhalara çıkmasına sebebiyet verir. Çünkü bu âlemde derdini paylaşabileceği kimse kalmamıştır, o dakikadan sonra kendisinin yaşamış olduğu hayatın bir anda zindan gibi gelmesini beyin kabullenmiş ve bunun psikoloji kavramına oturtmuştur.

Ölümü birçok şekilde anlatabiliriz, lakin genellikle kişi dünyasında böyle şeylerle karşılaştığı için genelleme olarak dünya çapında böyle bir tabir uygun görülmüştür.

YALNIZLIK:  İnsanın kendisini bir anda duygu boşluğuna sokması anlamına da gelen psikolojik bir kavramdır. İnsanın genellikle huzur biçimi olarak gördüğü bu psikolojik kavram aslında düşünülürse insanın kendi hayatının kahrolmasına veya yaşayış biçiminin bozulmasına sebep verir.

Bu duyguyu rahatlama biçimi olarak gören insanlar genellikle toplum gözüyle, dünyada aktif olmayı ve paranoyak tavırlar içinde bulunan kişiler olarak tanımlamaktadır.

Yalnız kalmayı seven insanlar genellikle hayattan fazla bir beklentisi olmayan sadece birkaç amaç yüzünden bu şekil yaşamayı tercih sebebi olarak görmüş ve bu şekil yaşamı kendisine görev yapmış insanlardır.

Ama bazen ise küçük birkaç neden yüzünden tek kalan kişiler yalnızlığı seçtim diyerek kendisini bu halkanın içine sokmuş ve sadece çaresizce hayata tutunmaktan başka bir şeyi kalmamıştır.

ÖZ GÜVENSİZLİK: Kişinin kendisine olan saygısını kaybettiren ve karşı taraflı olarak başka bir kişi tarafından aşağılanmayı ve çevresinin ona sanki işe yaramazmış gibi düşündürmesini sağlayan psikolojik sorundur.

Kişi yaptığı bir işin, ‘’Acaba ben bunu yapabilir miyim’’ düşüncesine kapılması şahıs tarafından büyük bir yoksunluk nedeni olarak görülmektedir. Eğer yaptığın ya da yapmayı düşündüğün bir işte daha başlamadan çaresizlik ya da ümitsizliğe kapılırsan o işten vazgeçmen an meselesidir.

İllaki bu psikolojik bozukluğu sadece verilen bir görevde değil başka konularda daha görmekteyiz. Örneğin;

Öz güvensizlik gibi bir hastalığa yakalanan herhangi bir kişi, saldıran biri olarak ta görülebilir. Amaçladığı sonuca ulaşamamak insana bu psikolojik bozukluğu verir ve insanın temel yapısını bir anda çökertebilir, hatta bu sebeple çaresiz kalmasına neden olabilir.

ALDATMA: Genellikle cinsel yönden başkasına bağlıyken hayatında değişiklik olsun diye başka bir karşı cinsten hoşlanmasıyla başlayan cinsel aktivenin ilk başında gelir. Bu konu detayları ile 4 sıra halinde nitelendirebiliriz;

  • CİNSEL
  • DUYGUSAL
  • SANAL
  • FLÖRT

Cinsel Aldatma: Bir ilişkiyi yaşarken bir anlık gaflete düşme sebebi ile başka bir karşı cinsle yakınlaşıp ilişkiye girme olarak ta görülebilir. Ancak bu olay ilk önce aldatmayı bir çocuk oyuncağı olarak benimseyen ve bu durum başka amaçla dahi olsa istediği zaman istediği şekle büründürebilen bir insandan çıkabilir.

Bu olay sadece insanlarda görülen bir konu değildir, bunu hayvanlarda dahi görebilir ve bir hayvan topluluğunda mantıken olumlu yönde karşılanmayabilir.

Bu şekil bir aldatma sonucu insan bunalıma girip psikolojik olarak kendini çaresiz olarak görmesine neden olur.

Duygusal Aldatma: Bu aldatma çeşidi cinsel olarak algılanmamalı sadece karşı cinse o anki yaptığı ya da hissettirdiği herhangi bir şeyin hoşuna gitmesi sonucu, konunun sahibi olan kişiye duygusal olarak eğilim göstermesidir.

Sanal Aldatma: Genellikle İnternet başında zaman geçiren ve toplumumuzun hemen her kesiminde görülebilen kişilerin tercih ettiği bir konudur. Bilgisayar başındayken 2 cins birbirini görmez ve istediği şekle girebilir. Düşünün ki;

Sanal olarak bir cinsle görüşüyorsunuz fakat onla konuşurken başka bir cinsi etkileyebilirsiniz. O zaman bu konu tamamen insan arasındaki sanal ilişkiyi başka boyutlara çeker ve insanı umutsuz bırakır.

Böyle bir konuyla baş başa kalan kişi kendini eksik hissetmesine ya da konu yüzünden ölüme kadar götürebilen sebebiyetler zincirini oluşturabilir.

Flört Şekli: Bu aldatma şeklini günlük ilişki(sosyal aktivite) vb… olarak da değerlendirebiliriz. Bu olay, aşk veya sevgili konusunun tamamen karşısında olan her iki cinste de görülebilir. Bu tipe girmiş insanlar genellikle karşı cinsin bulunduğu mekanda takılır ve bir avcıymış gibi sadece o gün ki avını bekler, çünkü amaçları yoktur sadece o anı yaşamak ister. Bu şekilde olan insanlar genellikle cinslerin birbirine olan güvensizliğinden kaynaklanır ve hayatta doğru gördüğü şeyin ilerisi zamanlarda sadece biçare olarak yaşamasına sebebiyet verir.

YANLIŞ ANLAŞILMA:  Çağımızın en büyük ve çözülemeyen sorunu olan bu konu, yaptığı bir işi ya da şeyi bir başkası tarafından ters bir düşünceye sokmasını sağlayan anlık psikolojik travmadır.

Bu psikolojik sarsıntı hayvanlarda dahi görülür, bir insana yardım edeyim derken önündeki insanın bir anlık olayı ters görmesi veya hissetmesi saniye sürmez ki

O kişiye somut olarak bir zarar verebilir yahut iyilik kavramının çökmesinin nedeni olabilir. Bu olay tamamen kişi tarafından benimsenip çok ağır bir soruna dönüşmesiyle beraber şahısı çaresizlik sendromu içine sokabilir.

Bir Cevap Yazın