Yosun tutmuş renkler bile baksana.Her biri yeşil,sulanmış savrulup akıyor.Bir tutam nefes alabilmek için üst üste yatan taşları görmez misin?Piknik sevdalısı toprağı alıp götüren palyaçolar gibi sürekli mutlu ve rengarenk kaygan bedenleri.Doğanın en cilveli yerinde vıcık vıcık yapış yapış olmuş tutunmuşlar bir kayaya.Yer yer siyah tutmuş,yer yer uzaklardan gelen,hangi çocuğun içtiği belli olmayan teneke kola durmuş kopup gelen dallarının arasına.Güneşin battığı vakit dolunayın vurduğu teninde bembeyaz ışıltılar içinde bir balık uyurmuş,kayalarının altında.Ailesini bırakıp ta tepelerden gelmiş.Burayı çok aramış.Siyahı örter beyazı bile saklar dermiş balıklar bu cennet için.Kaçı feda etmiş kendini bu diyar için.Yosunlar bize yapışkan onlara yumuşmuş.Gözlerini rahatça kapatıp uyurmuş burada.Sabahları da avlanırmış pusuyla.Ama bilmediği bir şey varmış.Bekleyen aslında kendisi değil pususunu yaptığı yerin sahibiymiş.Yosun da ondanmış.Heybet de.Ve bir gün elinden kurtulamamış.

Ondan bihaber balıklar da sefayla yaşadığını ve geriye dönmeyi düşünmedikleri,onun yoluna gitmişler tek tek.Ta ki o yolun kendilerinde olduğunu anlayacak birileri çıkana;vardığında değil yuvasında ölene,avcı olmayı gerçekten öğrenene dek,yüzmüşler..

 

mustafa şenay

Bir Cevap Yazın