Ne yapsam gelmiyorsun… Sevmeleri bilmiyorsun demek istemiyorum. Aslında asıl sevmeyi bilmeyen benim belki de. Yanlış bir adamım senin için ya da hep ikinci bir erkek kötü zamanında. Ama aslında farkındayım ben ne olduğumun, “hiçbir kadının seni unutturamayacağı bir adam…”

Nedensiz sevmelerden geliyorum, nedensiz bir kadına bakıyorum, tapıyorum. Ama ona yetemiyorum. Senden önceki ilişkilerimde de böyleydim ben. Hep yanlış sevdim. Neden mi dersin? Çünkü benim öyle incir çekirdeğini dolduramayacak tartışmalarım hiç olmadı. Hiç nefret dolu bakışlarla bakamadım sevdiğim kadınlara. Acabalara, keşkelere, tedirginliklere hiç yer vermedim yüreğimde. Bir an olsun nerededir, beni aldatıyor mudur demedim. Ben hep o mutlu olsun diyenlerdendim… Çoğuna göre kaybettim!

Kime sorsan beni, inan hep güzel adamdır derler. Biliyorum, bir insanın kendini böyle övmesi çok doğru değil ama öyle söyledikleri için, birde güzel kelimesi özel diye yazdım. Ama seninde çok hakkın var şahsıma güzel denilmesinde ki “beni güzel gösteren sevdiğim kadındır” diye hep gururla söylenirim zaten.

Bedenime çok haksızlık yaptım ben. En çok gözlerime çünkü senden sonra hiçbir kadına bakmadım. “güzele bakmak sevaptır” sözünü hep ayyuka çıkardım bu yüzden. Ya dudaklarım hele onlar daha bir yoksun isminin geçmediği seni seviyorum da… Kalbime ise artık ne söylesem boş, o hepsinden perişan hepsinden mahrum mutluluğa… Ben, senden sonra hiç hakkını veremedim vücudumun; şimdi akıyorsa damarımda kanım sensizliğe isyanıdır aslında kalbimin ve ben kendi kalbini kıran tek kişi olarak ölmeye mahkûmum artık!

Ardımdan ne söyleseler haklılar biraz… Biri dese ki, “ sen aşkın katilisin?” cevap veremem. Üstelik inanırım bu söze de. Çünkü inandırıyorsun sende. Oysa düne kadar “güzel adamdım” aslında şimdide değişen bir şey yok ama onlar öyle diyorlarsa vardır bir bildikleri. Kırk yıllık komşumuz bile selam vermiyorsa, ben sende insanlığımı mahvettim demektir. Bahçede ektiğim çiçekler renk vermiyorsa, bahara inat kötü kokularıyla kuşları zehirliyorlarsa, “ben katilim” demenin en güzel zamanıdır bu aşkta!

Unutma sevgili dünya değiştikçe bizde değişiriz. Yaşadığımız sürece hala bir umudumuz var demektir. Ama biliyorum gelmeyeceksin yine çünkü ben seni geçen her gün de gitmelere biraz daha hazırlıyorum. Ve hakkımı yalnızlığa, gözyaşına devrediyorum. Belki de unutmakla en güzel hatırlamayı yapıyoruzdur…

Özür dilerim seni sevmek de geç kaldığım için…
Ama işte hayattır bu, ne olacağını hiç bilemeyiz!
Aşk, dostluk, karşılıksız sevmek neymiş bir gün sen de anlarsın?

Emre onbey (sizden biri/belki sen)

PAYLAS
Önceki İçerik…bitaneme…
Sonraki İçerikRuhsal bunalım geçiren kaç kişiyiz ki..
Bir asi adam o. Kapıları olmayan dünyasının, karanlık girmez odalarında yaşayan. Gizemli, ruhani esaretin en yakın zindanında gezen, basit bir adam. Çocukluğunun oyun hikâyeleriyle yaşadığını sanan küçük bir polyannacı/ biraz pinokyo! Bedelini ödediği tek şey yazdıklarında saklı. Kendi kalemiyle,” ben asla ispatlama gereği duymam kendimi; olmayan bir şeyi, ispatlamak aptallıktır!” diye hayıflansa da, annesi onu” hüzünlü efe” diye anlatır. Yazarken içinde bulunduğu kimlikse, sadece muammadır! “neden yazdığımı bilmiyorum, ama şayet bir gün neden yazdığımı anlarsam, işte o gün bu işi bırakırım” diyebilecek kadar da cesurdur… Biz, onun hep yazmasından yanayız! En çok kendi hikâyemizi…

Bir Cevap Yazın