Kadın, Allah’ın yaratma sanatının en güzel delillerindendir. Güzel bir kadın, salih bakan gözler için nimettir, berekettir. Kadına duyulan sevgi, şefkat, imanla doğru orantılıdır. Kişinin imanı arttıkça sevgisi de aynı oranda artar. Kadın sevgisi, yakışıklı, heybetli Peygamberimizin de üstün bir özelliğidir. Allah da bir nimet olarak kendisine dünyanın en güzel eşlerini nasip etmiştir.

“Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: güzel koku, saliha kadın, gözümün nuru olan namaz. (Nesâî, İşretu’n-Nisâ 1, (7, 61).)” Hz. Muhammed sav

Yaşadığımız toplumda gerçek Kuran ahlakı yerine, hurafelerin esas alındığı bağnaz bir sistem, din diye yaşanıyor malesef. Allah kadına Kuran’da pek çok hak ve hürriyet vermişken; bağnaz sistem kadını sosyal hayattan uzaklaştırıp eve kapatıyor, erkeğine hizmet edip o ne derse yapması gerektiğini öğütlüyor. Erkek egemenliği üzerine kurulu bu kavruk yapıyı da, Kuran ayetleri ile tamamen zıt sözde hadislerle destekliyor.

Bağnaz yapı kadından öylesine nefret ediyor ki; kocasının vücudu irinle kaplı olsa, kadın onu diliyle yalayarak temizlese bile erkeğin hakkını ödeyemeyeceğini savunuyor. Ve bu Kuran dışı söylemi de Peygamberimize dayatarak, altından kalkamayacakları bir iftiraya batıyorlar. Güya kadınlar cehennemin büyük bölümünü dolduracakmış, aklı yarımmış, ona bir konuda danışıp ne derse tersi yapılmalıymış.

Oysa Allah Kuran’da kadını çiçeğe benzetir. Kadın yarım değil, iki tam hükmündedir. Kuran’da kadın maddi ve manevi mağduriyet yaşamayacağı haklarla desteklenir. Hukuk olarak kadın hep önde tutulur. Kadın isterse çalışır, istemezse çalışmaz. Çalışmak konusunda bir mecburiyeti yoktur. Zorluk gerektiren sorumluluklar erkeğe verilmiştir. Ancak bu, erkeğin kadın üzerinde hakimiyet kurması için değil, kadının korunması içindir.

Kuran’a göre boşandıktan sonra kadın, maddi ve manevi olarak korunur. Boşanan kadının barınması erkeğin sorumluluğundadır. Ve evliyken kadına verilen mallar geri alınmaz. Kadına zorla mirasçı olunması da yasaklanmıştır. Kadın bebeğini emzirmek istemezse erkek, süt anne bulmak zorundadır. Kuran’da her şey, kadının en rahat edeceği şekildedir. Kuran’a göre erkek, kadının hakimi değil, koruyup gözetenidir.

Allah Katında kadın ve erkek amel bakımından tam eşittir. Üstünlük cinsiyette değil, takvadadır. Kuran’da yer alan sorumlulukların tümü hem erkek, hem de kadın içindir. İbadetlerden herkes fert olarak sorumludur. Dolayısıyla erkek, kadın adına bazı sorumlulukları yerine getiremez. Mesela kadın da İslam’ı tüm dünyaya tebliğ ile mükelleftir. Kadın da küfürle fikri mücadele içinde olmalıdır. Kitap ehlini tevhide davet etmelidir. Zulüm gören erkek, kadın ve çocuklar adına mücadele etmelidir. İslam birliği için çabalamalıdır. Bu farzları yapmak için kadının kimseden izin almasına gerek yoktur. Farz sorumlulukları yerine getirdiği için kadın eşi tarafından kısıtlanırsa, buna itaat edilmez. Çünkü esas olan Allah rızasıdır.

Bağnazların kavruk sistemine göre erkek, kadının ibadetlerine karışma hakkına sahiptir. Örneğin; Safvan İbnu Muattal’ın eşinin Peygamberimize; ”namaz kıldığım zaman kocam beni dövüyor” şikayetine karşılık Safvan’ın savunması; ” bir rekatte uzun iki sure okuyor. Halbuki ben bunu yasakladım” şeklinde oluyor. Oysa Kuran’da erkeğe böyle bir hak verilmemiştir. Aksine, Allah yolunda mücadeleden, ibadetten sizi alıkoyuyorsa anne ve babaya dahi itaat edilememesi gerektiği bildirilir.

Bağnaz sistemde erkek, kadının koruyup gözeteni değil, adeta hakimi gibidir. Bağnaz erkek, iman zafiyeti yaşadığı için, Allah’ın bu güzel tecellisinden ruhu zevk almaz. Kadından nefret eder. Kadın sadece kendisine hizmet ve itaat edecek yarım akıllı bir et yığınıdır. Kuran’la tamamen zıt bir hurafede bağnazın kadına bakışı şöyledir;

Hz. Ömer (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Erkeğe, hanımını ne sebeple dövdüğü sorulmaz.” Ebu Davud, Nikah 43, (2147).

Bir başka sözde hadiste ”kadınların dinleri ve akılları yarımdır” denir. Oysa kadının imanı erkekten çok daha güçlüdür. Kadın bir kez iman eder ve ölene kadar vazgeçmez inşaAllah. Kararlılığı ve aklı erkekten daha fazladır. İman eden kadın çok kıymetlidir. Salih bir kadını dövmek, aşağılamak şöyle dursun; gözünün içine bakılır. Sevilir, korunur, kollanır; en güzel sözlerle taçlandırılır. Kadın emanettir. Allah, emanete riayet etmeyi emreder, ihanet etmeyi değil.

Bağnaz erkek, kendi nefsine mukayyet olamadığı için kadını sarıp sarmalayıp eve kapatmak ister. Bu tamamen nefsani bir uygulamadır. Mümin kadın sosyal hayatın her alanında var olmalıdır. Çözüm kadını eve kapatmak değil, erkeğin kadına bakışını Kurani boyuta getirmektir. Erkek, annesine ve kız kardeşine bakışında nasıl irade kullanıyorsa, dışardaki bayana bakışında da aynı iradeyi kullanmalıdır. Allah gözlerinizi koruyun buyurur ayette.

Müminin çevresine baktığında gördüğü ile bağnazın gördüğü aynı değildir. Mesela Sahabeler, Peygamberimizi yakışıklı, zeki, akıllı, nurlu, merhametli… görürken; bağnazlar kendisini haşa sapkın bir deli olarak görüyordu. En başta da belirttiğim gibi, etrafa baktığınızda aldığınız haz, hissettiğiniz sevgi, imanla doğru orantılır. İman arttıkça haz, iman azaldıkça nefret artar. Sevgisizliğin ve bağnazlığın ilacı da Kuran ahlakının eksiksiz yaşanmasıdır. İnşaAllah

PAYLAS
Önceki İçerikRessam Rezzan Erguvan Önal
Sonraki İçerikSevememek!!!
Allah Kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, Aziz olandır. (Hac Suresi, 40)

Bir Cevap Yazın