Gerilen Bir Turkiyede artik kardes olarak gordugumuz, yillarca beraber ic ice yasadigimiz kurtlerden yanimizda olduklarina ve gercekten kardes duygular beslediklerine kanaat getirdikleri gormek, duymak istiyoruz. Kirgizistanda oldugu gibi ortaligi karistiran, sukunet’i ve barisi istemeyenlerin oldugunu goruyoruz. Bu sekilde yillar boyu Turkiyede bir ic sorun haline gelen dis guclere bagimli bir orgut dogmustu, hala birileri uzerinden beslenmeye devam etmekte, Turkiyenin huzunu bozmaktadir. Bu donemde verdigimiz sehitlerin acisi sadece Turklerin degil kurtlerinde icini yakmali. Korumaya calistiklarimiz sadece turkler degil bunu kimse unutmasin, bu koruma ve haksizliga karsi bir reflesk olarak Turklerde dogustan gelen bir olgudur, buna gore davraniriz. Belkide yillar boyunca hep bu dusunmeden hareket ettigimiz icin zafer kapilarini bir turlu aralayamadik..

Ve Artik duymak istiyoruz, Kurt kardeslerimizin yanimizda olduklarini ve dusmanimizi kendi dusmanlari olarak gorduklerini, dostumuz olanlarida dostlari olarak gorduklerini bilmek, duymak, okumak istiyoruz. Bugun pkk nin saldirdigi karakola duzenlenen kahpe hareketin haberinde gordugum bir yorumu aynen aktarmak istiyorum. Zaman icerisinde gecmiste de bir cok kurt den bu sekilde gorusler okudum. Artik bunlarin artmasini ve yayilmasini istiyoruz:

“ben bir kürdüm inanınki seve seve ne mutlu türkümde diyebiliyorum.siz bu ülkenin askerine mermi sıkan teröristler kürt değilsiniz.kanınızda biraz kürtlük olsa türk ve kürdün bir olduğunu bilirsiniz.yaşasın türk-kürt kardeşliği..”

Yorumdaki samimiyeti artik gercekten duymaya ihtiyacimiz var. Dis guclerin etkisinde kalmamak ve gercek kardeslik duygusana kavusmamiz gerek. Yillar boyunce belli politikalar ve dis guclerin ugrasitigi Turk-Kurt kargasasi ve savasi asla gerceklesmemeli. Bunun yerine dostluk ve baris icinde kardesligimiz sonsuza kadar surmeli. Kurt arkadaslarimizdan Turkiyede bizimle birlikte yurumelerini istiyoruz, ne olursa olsun amac birlikte yasamak olmali…

7 YORUMLAR

  1. kisa bir bilgi;

    Kurtuluş Savaşı’na “canla, başla” destek veren Kürtler, savaşın ardından başlayan Lozan görüşmeleri sırasında da, Türklerle kader birliği yaptılar.
    Lozan’da da, Avrupalı devletler Kürtler’in “azınlık” olduğunda ısrar edince, İsmet Paşa buna karşı çıkarak şöyle demişti:

    “Türkler ve Kürtler Türkiye’nin ana unsurlarıdırlar. Kürtler bir azınlık değildir. Ankara Hükümeti hem Türklerin hem de Kürtlerin hükümetidir.”

    Lozan’daki Türk heyetinin azınlıklar konusundaki en büyük destek ise, Meclis’teki Kürt temsilcilerden gelmişti. Erzurum milletvekili Necati Bey ile Bitlis milletvekili Yusuf Ziya Bey, 3 Kasım 1922′de Meclis kürsüsünden yaptıkları konuşmalarda Lozan’daki Türk heyetinin tezine yürekten destek vermişlerdi. Yusuf Ziya Bey, Sevr’i bir “paçavra” olarak niteleyip Avrupa devletlerine karşı çıkarak, Türk-Kürt kardeşliğini vurgulamıştı. Bu konuşma, Meclis tutanaklarında şöyle geçiyor:

    “Avrupalılar diyorlar ki: ‘Türkiye’de yaşayan azınlıkların en büyüğü, en kalabalığı Kürtlerdir. Bendeniz Kürdoğlu Kürdüm. Binaenaleyh bir Kürt mensubu olmak sıfatiyle sizi temin ederim ki Kürtler hiç bir şey istemiyorlar. (Alkışlar) Biz Kürtler vaktiyle Avrupa’nın Sevr paçavrası ile verdiği bütün hakları, hukukları ayaklarımız altında çiğnedik ve bütün manasıyle bize hak vermek isteyenlere iade ettik. Nasıl ki Elcezire Cephesi’nde çarpıştık. (Alkışlar) Nasıl ki, Türklerle beraber kanımızı döktük, onlardan ayrılmadık ve ayrılmak istemedik ve istemeyiz. (Alkışlar) Binaenaleyh sözüme son verirken muhterem heyetinizden rica ederim ki, azınlıklar mevzuubahis edildiği zaman Kürtlerin hiç bir talebi olmadığını ve Kürtlerin kanaatine tercüman olarak buradan söylediklerimi söylesin ve iddia etsin.”

    “Türk, Kürt Tek Bir Vücuttur”

  2. Aynı ülkenin vatandaşıyız. Aynı topraklarda yaşıyoruz. Peki, hepimiz eşit miyiz? Hadi, daha net soralım. Türklerle Kürtler eşit mi? Hiç duraksamadan “tabii ki eşitiz” diyecekler olacaktır. Ne kadar eşitiz biz Kürtlerle? Türkler Türkçe konuşuyor, Kürtler Kürtçe. …Devletin resmî dili ne? Türkçe. Demek dilde eşit değiliz, ülkede yaşayan bir grubun dili “devletin resmî” dili, diğer büyük grubun dili “resmî” değil. Ülkede eğitim hangi dilde yapılıyor? Türkçe. Kürtçe eğitim yapan okul var mı? Yok. Kürtçe eğitim yapan üniversite var mı? Yok. İngilizce, Fransızca bile eğitim yapılabilir ama Kürtçe yapılamaz. Demek, eğitimde de eşit değiliz. Anayasaya göre bu ülkenin vatandaşlarına ne deniyor? Türk. Kürtlere ne deniyor peki? Onlara da Türk deniyor. Kürtler, Türk mü? Değil. Niye onlara da Türk diyoruz öyleyse? Çünkü anayasa öyle emrediyor. Anayasaya göre, bu ülkenin “Kürt” vatandaşı Kürt olabilir mi? Olamaz. Demek anayasaya göre de eşit değiliz. Dilde eşit değiliz, eğitimde eşit değiliz, anayasada eşit değiliz. Peki, nerede eşitiz? Askere giderken eşitiz, Kürt Türk ayırımı yapmadan herkesi askere alıyorlar. Vergi verirken eşitiz, Kürt Türk ayırımı yapmadan herkesten vergi alıyorlar. Demek ki devlete karşı “sorumluluklarımızda” eşitiz. Ama devletten aldıklarımızda eşit değiliz. Sizce bu hakkaniyete uygun mu? Adamı askere götür, vergisini al ama dilini, eğitimini, anayasal eşitliğini kabul etme. Sonra da “sorun ne” diye sor. “Sen niye mesele çıkartıyorsun” diye kız. Adamları öldürüp kuyulara at, sokaklarda vur, hapishanelerde işkence yap. Bu tabloya baktığınızda sizce “Kürt sorununun” temeli ne? Bence bu sorunun bir tek nedeni var. Eşitsizlik. Bir halkın diğerini esir gibi görmesi. “Benim ırkımı, benim dilimi, benim üstünlüğümü kabul edeceksin” demesi. Biz niye Kürtlerle eşit değiliz peki? “Eşit olursak, aynı hakları verirsek ülkemiz bölünür” diyorlar. Kimin ülkesi bölünecek? Bizim ülkemiz. Biz kimiz? Türkler. Kürtler kim peki? Burası onların da ülkesi değil mi? Cevap hazır, “elbette onların da ülkesi.” Peki, burası “hepimizin” ülkesi de neden ülkeyle ilgili korkularımız “eşit” değil? Biz “bölünürüz” diye korkuyoruz da, Kürtler neden “bölünürüz” diye korkmuyor? Aynı ülkenin “ortak sahiplerinin” o ülkeyle ilgili ortak korkuları olması gerekmez mi? Biz korkuyoruz çünkü Kürtlere “eşit” davranmadığımızı, onları esir gibi gördüğümüzü ve onların buna bir son vermek isteyebileceğini düşünüyoruz. Bir ülkedeki iki büyük halktan biri diğerine hâkimiyetini zorla kabul ettirmeye kalkarsa sürekli olarak “bölünmekten” korkar. Sonunda da bölünür zaten. Kürtlerin dili de resmî dillerden biri olsa, onlar da Kürtçe eğitim yapsa, anayasa onlara zorla “Türk” demese Türkiye’de Kürt sorunu olur mu? Olmaz. Öyleyse sorunun çözümü belli. Üstelik kolay ve basit. Eşit oluruz, sorun biter. Niye sorunu bitirmiyoruz? Çünkü “eşit” olmak istemiyoruz. Peki, “biz neden Kürtlerle eşit olmak istemiyoruz?” Türkleri Kürtlerden daha üstün kılan ne? Daha kalabalık olmak ve bir orduya sahip bulunmak mı? Silah mı yani? Siz silahı baştan ortaya koyarsanız, dağlarda silah patlamasına niye şaşıyorsunuz? Siz silahı ortadan kaldırın, zorla “efendilik” taslamayın, dağda silah filan kalmaz. Sorun da kalmaz. Ama önce tanrının ve kulun önünde “eşit” olmayı kabul edin… Mustafa

    • Sordugun sorular yanlis, cevaplari dogru olabilir ancak kesin tabilerle cogu soru seni kendi bildigin ve istedigin sonuca goturecek seyleri icerdiginden yorumunu pek ciddiye almiyorum. Vergi verdiginizi ve karsiligini almadiginizi ima ediyorsunuz. Tamamiyle safsatadan ibaret, cunku su anda doguda bir cok aileye yardim yapilmaktadir. Burda haklisin esit degiliz, cunku Turklere boyle bir yardim yapildigini gormedim. Ama senin verdigin cevaba gore biz haksiz durumdayiz.

      Askere gittiginde esit oldugunu soyledin, oraya ulkeni ve aileni, sevdigin insanlari korumak icin gidiyorsun. Devletin diger amacida ulkesinde yasayanlarin guvenligini ve huzurunu saglamaktir, askerlik bunlari saglamak icin kullanilan kurumlarin bir tanesidir. Burada esitlik vurgusu yapmak sacma oldugu kadar da gereksizdir.

      Kurtce egitimi devlet vermez, ozel kurslar acilabilir bunun icin ki devlet bunu yasaklamiyor. Devletin gorevi resmi dilde egitim vermek ve bunun icin araci kurumlar olusturmaktir. Resmi olmayan bir dilin egitimini veremez, gorulmemistir. Ek dil olarak verilen ingilizce, fransizca gibi derslerde secmelidir, secmek zorunda degilsin.

      Turkiyede Kurtce konusuluyor, hemde ozgurce, bunu kimsenin kisitladigi yada yasakladigi yok, Son 5-10 yilda Turkiye cok degisti, cok duzeldi. Artik bu tarz dusunceler yavas yavas kendini curutecek mazi olacak..

      Resmi dil tek dir, iki tane olamaz, yoksa belcikadaki durumu yasar Turkiye, bunu sakin yok olmaz oyle sey gibi laflarla gecistirmeyin, zamaninda bu ulkede de ayni sekilde bir dusunce hakimdi..

      Kulakdan dolma, fasifsiz duyumlar ile hareket etme devri bitti, artik dogu sehirleride kalkinmaya basladi, pkk teroru eskisi kadar bu bolgelerde etkili olamiyor, cunku halk artik neyi sececegini cok iyi anladi..

      Zamaninda kurt agirlikli cogu kouye yollar yok iken simdi coguna asfalt yol yapildi, ozel ve turizme acik bolgeler devlet ve belediyeler tarafindan korumaya ve restorasyona alindi..

      Bunlari nerden mi biliyorum ? neden mi bu kadar eminim ? Sanirim cevremdeki kurt arkadaslarim sayesinde. Fazla yanli haber okumadigim icin. Haberi sizden aldigim icin. Ancak sizin duyduklariniz, duyurulmak istenen. Bu sebeple su gercegin farkina varin. Kurtce resmi dil olamaz, olursa turkiye kalmaz..

      Bu ana yasadaki “herkes Turkdur” sozunede aciklik getireyim: Anayasalar degisebilir…

  3. Biz kürtlerden bunları boşuna beklemeyin hemde üniversite okuyan bu kadar kürt varken hiç beklemeyin. Sadec atalarımız kurtuluş savaşında yanlış karar verdi ve sonuçları acılarını cektik. Uzun yıllar sonra üniversite kürt gençleri silahlandı ve bugünlere geldi.Kürt türk kardeşliği masaldan ibaret herkes bunun bilincinden . Kimse türklerle kardeş olmak istemiyor eşit olmak istiyor.Eğer kan ise kurtuluş savaşında kanımızı akıttık ve halen kan akıtıyoruz.Böyle sürerse bin yıl daha akıtırz.

Bir Cevap Yazın