Allahı Zikir:
 
    Ebu Hüreyre r.a. naklettiği bir hadisi şerifte peygamber efendimiz şöyle buyurmuşlardır; “ Allah-u Teala şöyle buyuruyor: ben kulumun bana olan zannı üzereyim. O beni anarsa onunla beraber olurum. O beni kalbinden anarsa, ben de onu içimden anarım. O beni bir toplulukta anarsa, beni onu, ondan daha üstün bir toplulukta (yani masum ve günahsız melekler topluluğunda) anarım. Kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak gelirim. “

    İZAH: bu hadiste birçok konu geçmektedir. Birincisi, “ben kulumun zannına göre muamele yaparım”. Sözüdür. Bundan maksat, Allahın lütuf ve kereminden ümitli olmak ve onun rahmetinden asla ümit kesmemektir. Şüphesiz bizler günahkârız, baştanbaşa günaha batmışız. Kendi yanlış davranışlarımızın ve günahlarımızın cezasını çekip karşılığını göreceğimize kesinlikle inanıyoruz. Fakat yine de Allahın rahmetinden ümidi kesmemeliyiz. Allahu Teala’nın yalnız kendi lütfü ve kerimi ile tamamen af etmesi olmayacak bir şey değildir. Kuranı kerimde şöyle buyrulmuştur.
    Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz: bundan başka (günahları) dilediği kimse için bağışlar. (Nisa 48)
    Fakat illa da affetmesi gerekmez, bundan dolayı âlimler “iman korku ile ümit arasındadır” demişlerdir. Resulullah s.a.v. ölmek üzere olan genç bir sahabenin yanına gitti ve “nasılsın” diye sordu. O genç “ya Resulullah, Allahın rahmetinden ümitliyim ve günahlarımdan korkuyorum” dedi. Resulullah s.a.v. buyurdu ki: “bu ikisi, yani ümit ve korku bir kulun kalbinde bu şekilde bulunursa Allahu Teala ona ümit ettiğini nasip eder, korktuğundan da emin kılar.
  

 Bir hadiste söyle buyruluyor: “mümin günahlarını, altında oturduğu ve üzerine yıkılmakta olan bir dağ kabul eder. Münafık ise günahlarını üzerine konup da, kovaladığı sinek gibi zanneder. “yani zerre kadar aldırış etmez. Bundan maksat günah korkusu, günaha eşit olmalı, rahmet ümidi de ona göre olmalıdır.
    

Hz.Muaz r.a. hastalığından dolayı şehit oldu. Vefatı yaklaştığında sık sık bayılıyordu. Ayıldığı zaman “Allah’ım biliyorsun ki ben seni seviyorum. Senin izzetine yemin olsun ki, bunu sen biliyorsun” derdi. Artık ölümü tamamen yaklaşınca söyle dedi: “ey ölüm, senin gelişin mübarek olsun, ne mübarek bir misafir geldi. Fakat bu misafir yokluk halinde geldi” sonra şöyle dedi: “Allah’ım, sen biliyorsun ki, ben daima senden korktum. Bugün senden ümitliyim. Allah’ım ben hayatı seviyordum ama ırmaklar akıtmak ve bağlar, bahçeler yapmak için değil, aksine şiddetli sıcaklarda susuzluğa sabretmek, din uğrunda meşakkatlere katlanmak ve zikir meclislerine kendimi vererek âlimlerle beraber oturmak için.”
    

Bazı âlimler, yukarıdaki hadiste anlatılan “zanna göre muamele “ insanın genel durumuna göredir. Sadece mağfiretle ilgili değildir. Dua, sıhhat, bolluk, emniyet ve bunun gibi durumların hepsi buna dâhildir demişlerdir. Örnek olarak duayı ele alalım. Eğer kul benim duam kabul olacak diye kesin inanırsa, onun duası kabul olur. Eğer benim duam kabul olmuyor” demediği müddetçe onun duası kabul olunur. Sıhhat, bolluk gibi bütün durumlarda böyledir. Bir hadiste söyle buyrulmuştur. “kimin başına yokluk gelirde, insanlara söyleyip duyurursa ona bolluk nasip olmaz. Allah-u Teala’ya arz ederse, bu hali çabuk geçer” fakat şu kesinlikle bilinmelidir ki, Allaha hüsnü zan beslemek aynı şeydir, (amel yapmadan) boş yere Allaha güvenmek ayrı şeydir. Kuranı kerim de çeşitli ifadelerle bu hususta uyarılar yapılmıştır.  Allah-u Teala buyurur ki: ve sakın aldatan (şeytan ) sizi Allaha güvendirmesin (Allah, herkesi bağışlar diye, şeytanın atlatışın uymayın) lokman 33
    

O gabya muttali mi olmuş, yoksa rahmanın huzurunda bir söz mü almış? –kesinlikle hayır! (Meryem, 78–79)
    

Hadisteki ikinci konu, “kulum beni hatırladığı müddetçe, onunla beraber olurum sözüdür. Bir hadiste söyle buyruluyor: “ kulum beni zikrettiği ve dudakları beni anmaktan dolayı kıpırdadığı müddetçe onun yanında olurum.” Yani: “ona özel olarak yönelirim. Ayrıca ona hususi rahmetim inmeye devam eder”. Demektir.
    

Hadisteki üçüncü konu: “ben onu meleklerin meclisinde anarım.” Sözüdür.
    

Yani Allah-ü Teala ondan övünerek bahseder. Bunun binci sebebi, insanın yaradılış terkibine uygun olarak ona itaat ve isyan duyguları konmuştur. Böyle konu sekizinci hadisin izahında gelecektir. Övünmenin ikinci sebebi, insanın ilk yaradılış vaktinde melekler, Allah-u Teala’ya “sen dünyada kan döküp, fesat çıkaran biri mi yaratacaksın? Demişlerdi. Bunu söylemelerinin sebebi, insanda fesat çıkarma duygusunun bulunmasıdır. Bunun asine meleklerde böyle bir duygu yoktur. Bu yüzden onlar, “ hâlbuki biz seni teşbih ve takdir ediyoruz” demişlerdi. Övünmenin üçüncü sebebi şudur: “insanın ibadet ve itaatinin meleklerin ibadetinden üstün olması, insanın (ahiret) görmeden ibadet yapmasından dolayıdır. Meleklerin ibadetinin ise ahiret âlemini görmekle ilgisi vardı. Nitekim bir hadisi kutside Allah-u Teala “eğer onlar cennet’i ve cehennemi’i görselerdi ne yaparlardı” buyurarak o yöne işaret etmektedir. Bu sayılan sebeplerden dolayı Allah-u Teala kendini ve ibadet edenlerin örnek davranışlarını iftiharla anlatmaktadır.
Hadisteki dördüncü konu, bir kul Allah-u Teala’ya ne kadar yönelirse, ondan daha fazla Allahın teveccüh ve lütfü o kula nasip olur. “yakın olurum, koşarak giderim” ifadeleri “benim lütufum ve rahmetim hızla o kula doğru gider” demektir. Artık herkes ne kadar rahmet ve lütfu ilahiyi kendine yöneltmek isterse o kadar Allah’a yönelmekte serbesttir.

Bu hadisteki beşinci konu, melekler topluğunun zikir yapan kişiden daha üstün olduğunun söylenmesidir. Hâlbuki insanın “en şerefli yaratık “ olduğu bilinen bir şeydir. Meleklerin üstün olmasının bir sebebi, hadiste açıklandığı gibi onların özel bir vasfı olan masum olmaları ve onlardan hiçbir günahın meydana gelmemesidir. Meleklerin üstün olmasının ikinci sebebi ise sayı itibarı iledir. Şöyle ki meleklerin çoğunluğu, insanların hatta müminlerin çoğunluğundan üstündür. Yalnız en yüksek dereceli müminler olan peygamberler meleklerin hepsinden üstündürler. Bunlardan başka bahsi uzun olan daha birçok sebepler de vardır.

3 YORUMLAR

  1. daha cok yorumsuz kalan yazilari takip etmeye calisoyurm http://www.makaleci.com ,da…
    bu arada ben burayi sevmeye basladim
    kreaktiv yazarlarin olmasi beni bu yazilarin arasina gemiyor ;) bundan keyf aliyorum…
    ayrica bir üye olarak bu sitenin kalkinmasi acisindan reklamlari zaman zaman tikliyorum! özür dileyerek, bunu diger arkadaslarima böylelikle söylmis olayim;)
    birliktelligimizin daimiyeti icin reklamlari tiklamak bu portalin gücünü artirir düsüncesi ile…

    selam-sevgi-saygi ile

    y..icik almanya

    http://www.schair.de.tl (özel)

  2. hersey icin tesekkurler y.icik ustam :) dusuncenize saygi duyuyorum, ancak reklamlara tiklanmasada amacimiz sizin gibi degerli yazarlar, sairler ile bir ortamda olmak. reklamlar bizi kalkindirmasada, siz degerli yazarlarin varligi bizi paradan cok daha cabuk kalkindiracaktir.. bu samimi dusunceleriniz icin tesekkurler..

Bir Cevap Yazın