“ vatanı, vatan yapan özgür insanlarıdır! Kardeş gibi bağrına bastıkları, hiç vazgeçmedikleri, geleceği-geçmişi, şerefi, kanı, namusu, örf-adetleri eğer bu kara toprak üzerinde yaşamışsa, bu topraklar-asla sıradan bir toprak olamaz! “

Yıl 1071, yıl 1453, yıl 1918, yıl 1938 hadi gel de hatırlama! Unuttum de, geçmişte kalmış de… Ama şunu unutma 1918 de şehit olan ataların-asla 1071’i unutmadılar! Sahi sence neden unutmamış olabilirler ki… Yıllardır düşünürüm acaba yaşamış olduğum bu yılların, o yıllardan ne farkı var. Huzurlu oluşum mu, rahat ibadet yapışım mı, sevgilimle gezebilmem mi, ailemle piknik yapabilmem mi, her şeyden haberim oluşum mu, yoksa bu kadar rahatlık içinde geçmişimi unutmaya başlayışım mı? Ben çıkamadım bu işin içinden…

Penceremde asılı duran al bayrağım her zaman ki gibi asil! Yüreğimde anlayamadığım bir cesaret ve bedenimi titreten bir ses: “istiklal marşı okunuyor!” herkes hazır olda, dünyada hiçbir marş ayakta-kıpırdanmadan okunmuyor! Bu bir ülkenin atalarına olan bağlılığı, bir nevi onursal bir saygı duruşu-bu yüzden bunun bir tarifi yok! Ama her Türk gencinin hissettiği bir duygu var:” bizler özgür, kahraman olan atalarımızın torunlarıyız, özgürüz!”

Bir an için düşünüldüğü bile, insanı etkisine alan bu ülkede yaşamanın bir bedeli var. Asla ne koşulda olursan ol, ümitsizliğe düşüp-bu dünya hayatını çok önemseme- ülken için ölmeyi en onursal davranış bil! Bu senin en kıymetli, en insani, en cömert davranışın çünkü… Bir insan eğer vicdanlıysa, geleceğindeki torunlarını düşünüp her şeylerini kaybeden atalarını düşünüp-daha iyi bir gelecek bırakmak için her şeyini kaybeder! Ve hatta sadece geçmişini düşünüp-rahat bir uykuya emanet edebilir bedenini. Ataların gibi olmayı dene Türk evladı! Senin tek çaren tarihini bilen, unutmayan, sevgi dolu bir fert olarak ölmektir!

Ama asla geçmişine güvenip, sığınma! Kendini bir birey olarak sorgula; çözüm bulduğunda aileni sorgula, sonra çevreni… Her zaman güzel düşün, güzelliğe ait ol ve asla terk etme onu- o seni terk etse bile! İnandığın bir şey için mantığına danış ama kalbini de es geçme! İnsanları sevmenin, yüreğinden geçtiğini ve onların da seni sevebilmesinin yolunun icraattan geçtiğini hiç unutma! Hatırla sevdiklerini! Komşularının hatırını sor… Hani güzel yaşamak istiyorsun ya, o güzel kalbini koru-kendi nefsinden bile! Unutma sen öyle-böyle bir topraklarda gezinmiyorsun! Mahkûmsun iyi bir insan olmaya, ne demiş büyük şair “ unutma altında binlerce kefensiz yatanı” sen onlardan daha değerli değilsin bu topraklarda, ama uğraşırsan-hak edersin, öldüğünde bile hatırlanmayı…

Allah bizi bu yıllarda yaratmış. Bazen keşke derim kurtuluş savaşı yıllarında olsaydım diye, hayıflanır dururum işte! Sonra düşünürümde kolay yıllar değil hiç, bizler şimdilerde her şeyin en lüksünü kullanmaya çalışırken, fakir-fukarayı görmezlikten gelirken, nasıl o yıllarda olup da canımızı vermeyi hak edebiliriz? O kadar kolay mı şehit olabilmek… Allahın o hikmetini taşıyabilmek, bizden geçti artık, hem zaten bu düşüncelerle bizler cennette de göremeyiz o güzel insanları… Hak etmek lazım!

Yaşadığınız ülkenin tarihini bilmeden sakın ola topraklarına basmayın!

EMRE ONBEY

PAYLAS
Önceki İçerikDüşünmekten Kaçarak Yüzeysel Yaşamak
Sonraki İçerikBedelli Yaşamlar
Bir asi adam o. Kapıları olmayan dünyasının, karanlık girmez odalarında yaşayan. Gizemli, ruhani esaretin en yakın zindanında gezen, basit bir adam. Çocukluğunun oyun hikâyeleriyle yaşadığını sanan küçük bir polyannacı/ biraz pinokyo! Bedelini ödediği tek şey yazdıklarında saklı. Kendi kalemiyle,” ben asla ispatlama gereği duymam kendimi; olmayan bir şeyi, ispatlamak aptallıktır!” diye hayıflansa da, annesi onu” hüzünlü efe” diye anlatır. Yazarken içinde bulunduğu kimlikse, sadece muammadır! “neden yazdığımı bilmiyorum, ama şayet bir gün neden yazdığımı anlarsam, işte o gün bu işi bırakırım” diyebilecek kadar da cesurdur… Biz, onun hep yazmasından yanayız! En çok kendi hikâyemizi…

4 YORUMLAR

  1. ( Türk(ler) Özgürlüğün Sembolüdür! ) sesimizin duyulmasi icin ” Türken ist ein Symbol der Freiheit! ” ya da ingilizce ” Turk is a symbol of freedom! ” diyerek bu iki dilde baslikla dikkat cekmeliyiz…
    sevgili EMRE ONBEY edebiyatta oldugu gibi siyasi alanda(yazilarda) da basarilisin…

    sevgiler

  2. teşekkürler güzel dostlarım. çok siyasi değil ama insani bir yazı oldu. zaten uzun yıllardır da hep insani duygular üzerine yazıyorum. umarım amacına ulaşan bir yazı olur. ilginiz için çok teşekkürler dostlarım!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here