Pazartesi, Şubat 3, 2020
Elimde bir kitap. Buram buram hasret kokulu: Vatan hasreti, öze dönüş hasreti, Turan hasreti…Türk elinden Türk eline gönül köprüsü. Uzakta kalmışlığın sesi soluğu adeta.   İçindeki şiirler ve mektuplar gönül damlalarından oluşmuş birer inci. Adı: ‘Selam Getirdim’ İşte Türk yurtlarından Gök...
     Ben, o son zamanlarda elinden düşürmediğin vampirleri ya da cennetten kovulmuş meleklerin insanlara olan aşkını ele alan kitapları yazan, okudukça seni hayretler içinde bırakan, iddialı insanlara benzemem. Benim derdim çok başka. Ne vampirler; ne de cennetten kovulmuş...
Hilmi Yavuz, Vural Bahadır Bayrıl için “Daha bugünden Türk şiirinde göz ardı edilmeyecek bir birikimle kendini kabul ettirdi. Artık V. B. Bayrıl’sız bir 21. yüzyıl şiirinden söz edilemez” 1 derken, çok önemli ve doğru bir tespitte bulunuyor.   Bayrıl, sadece şiire...
“… Şair için bir demet papatya aldım… ortalık çamur içindeydi… Üzerime çamur sıçramasın diye adımlarıma özen gösterdim… Eve doğru yaklaştıkça heyecanım da artmıştı… Ya şair bana ilgisiz davranırsa; ya bahçe kapısından girerken gördüyse ve kapıyı açmazsa… kapı açıldığında ne söyleyeceğimi geçirdim kafamdan. Bir türlü istediğim selamlamayı tutturamıyorum… Her şey kendiliğinden gelişmeli.”
Bir bakıma Atalı’nın, yaşama dair “bir şey”leri sorguladığı felsefî denemelerin ağırlıkta olduğu kitapta, ‘Sesin Öncesi’ gibi benzer öykülerin veya okuru düşünmeye yönelten “Büyüktüm” gibi şiirlerin daha fazla olmasını dilerdim. Ancak ‘Adamdan Üstün’ yapıtı, bu haliyle bile, Marguerite Duras ve Anton Çehov’u anımsatan güzel bir çalışma.
Sanatçı sözcüğünün anlam ve karakterini hakkıyla yansıtan, sedef oymalı bir ayna Işık Tüzüner. Ressam ve Heykeltıraş Işık Tüzüner’in çalışmalarının, kendisiyle yapılan söyleşilerin ve çeşitli bilgilerin yer aldığı ‘Post Art I ve Işık Tüzüner’ adlı kitabı okudum. Ressam Ayhan Öner (Tüzüner’in annesi)...