Kategoriler
Günlük hayat Kişisel makaleler Tarih Makale

Bizim Mühendislerimiz pek piskopat(!) canıım!!!

Geçen senelerde haberlerde okudum:

Ankara’da Tank yapımında görevli bir Aselsan mühendisi,önce bileğini kesmiş,sonrada kafasına sıkmış!

Gurur duyuyoruz onlarla,ama bunun için değil.

Aselsan mühendislerimiz,intihar etmemektedir.İntihar ettirilmektedir.Bu kadar güzel maaşı,sosyal ve aile yaşantısı olan bir adam,Türkiye gibi bir yerde bunu bulmuşta bunayıp intihar mı etmiş?!

Öncelikle,Aselsan bizim medyada aman aman yer bulmasada çok başarılı bir kuruluş.Müthiş askeri gelişmelere imza atmışlar.

Mesela kızılötesi göz…Dostu düşmanı ayırt edebilen füzeler…

Daha neler neler.Ama,bütün bu başarılara imza atan mühendislerimiz,bir gün bakmışsınız intihar etmiş!

Tıpkı,bazı isteklerine,araştırmalarının sonucuna mutlu olarak ulaşmış olmasına rağmen,eleştirdikleri değil de,maşa olarak gördükleri kimseler tarafından öldürülmüş olan Uğur Mumcu gibi!

Tıpkı,kalp krizi teşhisi veren iğnelerle öldürülen başarılı politikacılarımız gibi…

Mesela,arabası Almanya üretimi olan,Lübnan Başbakanı Hariri’nin ki ile aynı markayı kullanan Recep Yazıcıoğlu’nun arabasının yoldan çıkartılmaması(!), yapa yoldan kaza yaptırılmaması(!)gibi…

Ya da ne bileyim,garip kazalara kurban giden Devlet Ajanları gibi…

Peki ya tüm bu tesadüf(!)lerin merkezinde şüpheli ülke kim?

Tabiki,Ortadoğu’nun iki karşıt cephesinden bir maşa olan İsrail…

Mossad, Bursa merkezli olmak üzere bu tip operasyonlar yürütmektedir.

1945 yılında,2.Dünya Savaşı Avrupalı’ların elinde ordu bırakmamıştı…

Sovyet’ler tehlike idi.Amerika,düzenli ordular kurulana kadar,Avrupa’da idealist kimseler ile işbirliği yapıp Gladio yapılanmaları kurdu.Bu yapılanmaların görevi,düzenli ordular kurulana kadar illegal mücadele idi.

Ve,

İtalya’da Mafia,Yunanistan’da Koyun Postu,Türkiye’de ise Ergenekon kuruldu.Ergenekon Sovyet Rusya’ya karşı ileri karakol görevi yapacaktı…

Tüm bunları daha ortalıkta Ergenekon diye bir dava yok iken anlattım.Bunlar,Kurtlar Vadisi Pusu adlı dizide karşıma Deli Hikmet’in diyalogları olarak çıktı.

Gelelim yapılanmanın icraatlerine…

Bu yapılanma Sovyet’lerden sonra Devlet’lerin başına bela oldu.

Türkiye’de,mühendisler intihar(!) etti,Uğur Mumcu’lar öldü…

Daha pek çok fail-i meçhul olay meydana geldi.Bu örgütü çökertmek için görev alan,A.Ç. ise,bütün suçların iftirasına uğrayıp bunların altında kaldı.Ve sonunda hain ilan edildi.Sona meçhul bir kazada hayatını kaybetti.

Daha sonra bu örgüt,Türkiye’deki Hükümetler Üstü bir güç tarafından tasfiye edilmeye başlandı.

Bu güç,Türk’lerin Mu Kıtasından beri Türk’lerin Devlet silsilesini yürüten ayrı bir silsile idi…

Sonuç olarak,

Türkiye’de MOSSAD’ın ve diğer örgütlerin tetikçisi Ergenekon’dur.

Araştırın bakın.

Mühendisler’de Ergenekon yüzünden intihar(!) etmiştir!

 

Kategoriler
Günün Tarihi Kutlamalar Tarih Makale

anneler günü, oluşumu ve Türkiyeye gelişi

   Annelerimize vefa borcumuzu ödeyebilirmiyiz sizce ? Onların bize sunduklarının karşılığını verebilirmiyiz ? Tabiki hayır ne yapsak bizi küçük bi bebekken alıp gözünden sakınarak büyüten annelerimizin emeğenin karşılğını veremeyiz. Hepimizin bildiği gibi bugün anneler günü bütün dünyada aynı anda annelerin ne kadar değerli olduğu hatırlanıyor sadece bu gün hatırlamak ne kadar doğru orasını bilemem ama evrensel bi günü yaşıyoruz…

Anneler günü bugün bunu hepimiz biliyoruz ama nasıl ortaya çıktı hiç fikriniz var mı ? Anneler günü bugünki gibi olmasa da sümerler zamanında ortaya çıkmıştır zamanında iştar , kybele gibi isimler almıştır analık, doğurganlık nitelikleriyle ön plana çıkmış ve bahar aylarının gelmesiyle özdeşleştirilmiştir o zamanlar.

Daha sonraları 1600 lü yıllarda ingilizler mothering sunday adıyla utlamalar yapmış ve o gün çalışmamışlardır bütün günü anneleriyle geçirmişlerdir.

Anneler günüyle ilgili ilk resmi kutlama önerisi ise Amerika’da 1872 yılında Julia Ward Howe tarafından barış günü olarak tasarlandı. İlk defa Boston da yürüyüş yapılarak kutlandı. 1907 yılında Philadelphia’da Ana Jarvis, annesinin ölüm yıldönümü olan Mayıs ayının ikinci pazarının Anneler Günü olarak kutlanması için bir kampanya başlattı.Bir süre sonra neredeyse bütün ülkeler bu günü kutlamaya başladı.

1914 yılında abd başkanı Wilson bu günü resmi bir açıklamayla mayıs ayının 2. pazar gününü anneler günü olarak duyurdu.1955 yılından itibaren ise ülkemizde kutlanmakta olan anneler günü her yıl 1 günlüğüne de olsa annelerimizi hatırlatıyor bizlere

Kategoriler
Tarih Makale

Yavuz Sultan Selim Küpe Takmazdı…!!!

Herkez ‘Yavuz Sultan Selim’ Küpe Takardı Derler Ama Bunu Bir Kaç Konu Altında Ele Aldığımız Zaman Küpe Takmadığını Öğrenmiş Oluyoruz.

İlk Olarak Dini Boyutundan Bakarsak

* Dinimizde Küpe Takmak Kadınlara Mahsustur.Erkeklere İse Câiz Değildir.Dikkat Edereksek Halifelik Yavuz Sultan Selim Döneminde Osmanlıya Geçti.Bir İslam Halifesi Sizce Dinimizde Bulunmayan Birşeyi Yapsın Ki ?

İkinci Boyuttan Bakarsak Topkapı Sarayındaki Resim (Dirier, Ayten, “Yavuz Selim Küpeli miydi?”, Zafer Dergisi, Haziran 1995, sayı 222, sh. 28-29; —)

* Topkapı Sarayı’nın Portreler Bölümünde 17/66 Numara Ile 70 x 65 Cm Ebadında Bulunan Küpeli Yavuz Portresi ile Macar Bir Ressâma Ait Olduğu Söylenen Küpeli Resme Gelince; Evvela, Yavuz’un Minyatürlerde Ve Elimizde Bulunan Resimlerinde, Bunun Gibi Küpeli Olan Üçüncü Bir Resmi Bulunmamaktadır. Kaldı Ki, Bu Resimler Arasında Resmî Nakkaşlar Tarafından Yapılanları Vardır.

** İkincisi, Yavuz’a Isnad Olunan, Ama Tamamen Hayalî Ve Uydurma Olan Avrupalı Ve İranlı Ressâmlara Ait Resimler Çokça Bulunmaktadır. Tarih Kaynakları Bu Noktanın Altını Çizmektedirler. Bu Küpeli Resmin De, Uydurma Resimlerden Biri Olması Kuvvetle Muhtemeldir. Zira Sultânın Kulağında Küpe , Boynunda Incili Madalyon, Sarığında Tac Bulunmaktadır. Osmanlı Padişahlarının Kıyâfetleri Ile Bağdaşmayan Bu Süsler, Tablonun Yakın Tarihlerde Yapıldığını Göstermektedir. Zaten 1926 Yılında Dolmabahçe Sarayından Getirilmiştir. Dolma Bahçe Sarayına Ne Zaman Konulduğu Da Bilinmemektedir. Üçüncüsü, Bazı Araştırmacılara Göre, Bu Küpeli Resim Şah İsmail’e Aittir. Zira Başında Şi’î Mezhebinin Alâmeti Olan Kızıl Börk ve Bunun Üzerinde İran Şahlarına Mahsus Taç Vardır. Ayrıca Küpe De Şi’a Mezhebinde Câiz Görülmektedir.

Bu Boyutlardan Bakarsak Yavuz Sultan Selim’in Küpe Takmadığını Çıkarmamız Zor Olmuyor ? Ama Bizim Türk Milleti Bir Şeye İnandıysa Onu Tersine Çevirmesi Biraz Zor Olur.Zaten Bu Konularda Küpe Takanlar ‘Yavuz Sultan Selim’de’ Takardı Cümlesiyle Bunu Bilinç Altına Yerleştirmiştir.

Özkan Kök

Kategoriler
Günün Tarihi Tarih Makale

Günün Tarihi – Fatih Sultan Mehmet Han’ın Vefatı

Fâtih Sultan Mehmed, 1481 yili Nisan ayinin 29. günü (27 Safer 886) 50 yasinin içinde iken, büyük bir ordunun basinda hasta olmasina ragmen Üsküdar’a geçmis ve bir at arabasina binerek, doguya dogru ilerlemeye baslamisti. Ancak, Gebze yakinindaki Hünkâr veya Tekfur Çayiri denen yere geldigi vakit, hastaligi büsbütün artar. Bu yüzden  3 Mayis 1481  Persembe günü (4 Rebiülevvel 886) ikindi vakti, 31 yillik hükümdarliktan sonra vefat eder.

Fâtih’in ölümü, gizli tutularak hamam yapmak üzere Istanbul’a geçtigi söylenip askerin yerinde kalip beklemesi emrolundu ise de birkaç gün sonra kayiklarla Istanbul tarafina geçen yeniçeriler, vefat hadisesini ögrenince, bazi edepsizliklere basladilar. Fâtih’in ölümü, onbir gün gizli tutulup saklanabilmisti.

Âsik Pasazâde, Fâtih’in vefatini ve sebebini su ifadelerle günümüze ulastirmaya çalisir: "Vefatina sebep, ayaginda zahmet vardi. Tabibler, ilacindan aciz oldular. Ahir, tabibler cem olup ittifak ettiler, ayagindan kan aldilar. Zahmet ziyade oldu. Sarab-i farig (ilaç) verdiler, Allah rahmetine vardi. Öyle anlasiliyor ki, Fâtih’in hastaligi, genellikle hânedanda rastlanan "Nikris illeti" idi. Tarihî rivayetler de bunu desteklemektedirler.

Ayrica Gut hastalığından öldüğü sanılmakla birlikte, zehirlendiği de söylenir. Ölümünden sonra oğlu Bayezid tahta çıktı. Fatih Camii’ndeki Türbesinde tek başına yatmaktadır. Seferi nereye düzenlediği tam olarak bilinmemektedir.Zira Fatih bu bilgiyi seferin güvenliği açısından çok gizli tutuyor ve kimseye söylemiyordu.Ancak tarihçiler seferin Mısır’a ya da Roma’ya(Papalık)olacağı yönünde tahminler yürütmektedir.Ama başka kitaplar ve tarihçiler ise farlı yerler fetih düzenleyeceği görüşündeydi.Fatih Sultan Mehmet öldükten sonra Papa, 2-3 gün boyunca tüm kiliselerin çanlarını çaldırmıştır.

Kategoriler
Günlük hayat Kişisel makaleler Tarih Makale

Bir Zamanlar Biz Türkler

Merhaba arkaslar! Bu yazimda sizlere bir takvim yapraginda okudugum: "Bir zamanlar türkler" yazisiyle ilgili gorus ve dusuncelerimi paylasacagim.

Yazida bir cok alan var turkleri anlatan, ama eskiden tabi. Ben hem eskiyi yazacagim hem yeniyi :). Tabi butun alanlari atlamak olmaz, zaman yetmez.

Faziletliydik, Durusttuk, İtibarliydik, Temizdik, Cevreciydik, Harama el surmezdik, Medeni idik, Dosdogruyduk:

Kimsenin malına mülküne göz dikmezdik.. Kimsenin namusuna yan bakmazdık.. Hırsızlık nedir bilmezdik.. Dilenciliği meslek edinmezdik.. Kimseyi de küçümsemezdik.

Osmanli zamanlarinda insanlar kapilarini kilitlemezlerdi bile, ve cuma namazi geldiginde dukkanlarini oylece birakir giderlerdi. Cunku bilirlerdiki kimse kimsenin malina goz dikmezdi. O donemde hapislerde tek bir mahkum bile yoktu. O kadar azdiki, Hapishane sayilarida Cok degildi.

Peki neden o donemde bu sekilde olan biz turkler simdilerde calip cirpiyoruz? Nedeni cok basit arkadaslar. Osmanli zamaninda halk ac degildi, Devleti halkina bakiyordu, fakirleri kolluyordu, evsizlere yardim ediyordu.

Simdiki zamana baklim arkadaslar: Devlet disa bagimli, dis ulkeler ticaret hacmini kucult diyor, devletimiz kucultuyor? noluyor sonunda ulkede ticaret azalinca millet ac kaliyor, ac kalan halk ne yapsin ??

Bir zamanlar turkler diye bahsettigimiz olay gozunuzde cok abartili gorunmesin, cunku biz hala o eski zamanlardaki turkleriz. Tek farkimiz basimizda bir babamizin olmamasi. Basimizda biri var tabiki ama uvey bir baba ! once halkini dusunecek bir babaya, ulkedeki dengesizligi kaldiracak bir anaya, dusmanlarimiza cehennem olacak bir abiye, Dostlarimiz icin destek verecek bir kardese ihtiyacimiz var. Dilerim bu yazimi okuyan, bugunun kucukleri yarinin buyukleri, Turkiyemizi beklendigi noktaya tasiyacaktir..

 

Kategoriler
Tarih Makale Teknoloji Webmaster yardım

Adsense tarihçesi ve Bilinmeyenler

Çoğu kişi Adsensenin devrimsel bir buluş olduğunu sanar , Aslında böyle değildir. Google bu sistemi geşiştirmeden önce  WordNet, (1990lı yılların meşhur arama motoru) firmasının kurucusu olan George A. Miller kişisi tarafından geliştirilmiş olan  ve bu reklam sistmeinin dizaynında Çeşitli Universitelerden James A. Anderson, Jeff Stibel ve Steve Reiss gibi büyük ticari olaylara imza  atan pek çok sayıda  öğrenci ve Profesör tarafından geliştirilmiş bulunan bir reklam sistemine dayanmaktadır

WordNet in geliştirdiği  Simpli reklam sisteminin de ilham aldığı reklam kuruluşlarından  biri de yine 1998 yılında ABD’de kurulmuş olan  Oingo  isimli  bir teknoloji şirketi  kullanmaktaydı. Bu şirket sonrasında (2001 yılında) ticari unvanını  değiştirmiş ve 2003 yılında 150 milyon Tl gibi bir meblağ ile Google satın almıştı.

Google  Adsense sisteminin  deneme versiyonunu  2005 tarihinde internet reklam pazarına  çıktığında bu sistemin başarılı olunacağı konusunda emin değildi.. Reklam tıklama temelli tasarlanmış olan  sistemde Sahte tıklamaların önlemesi ( click fraud)  için oldukça karmaşık ve sofistike bir yazılım teknolojisinin geliştirlmesi gerekmekteydi. Google’ın Simpli ve Wordnet şirketinden yaptığı transferlerin semeresi burada ortaya çıktı. Ama asıl önemli nokta,  Google’nın tüm dünyada yaygın kullanımı sonucunda özellikle  çerez denilen küçük yazılımlarını arama motoru kullananların bilgisayarlarına yerleştirililmesiyle neredeyse tüm internet kullanıcılarının bilgisayarlarının özelliklerini ayrıntılarıyla deşifre edip bunu hileli reklam tıklamalarının önüne geçebilecek bir sistem oluşturmasıydı.

Free Image Hosting At siteGoogle inc  ilk aşamada deneme sürümünü test edebilmek amacıyla 100 seçkin reklamcıyı bu işi teste tabi tutmuştu. Yapılan denemeler ışığında elde edilen tespitler oldukça harikaydı. Reklam sisteminin etkisi yani Internet kullanıcıları tarafından tıklanma oranı daha çok reklam verilen konuyla alakalı içeriklerde etkisini gösteriyordu.

Kategoriler
Dunyadan Günlük hayat Kişisel makaleler Sağlık Tarih Makale

Kuş gribi nedir? – Domuz gribi nedir? küresel saglık krizi !

Merhaba arkadaslar!

Dunyayi sarsan sas ve kus gribinden sonra simdide gundemde olan ve su zamana kadar 81 kisinin olumune 1324 kisininde hastalanmasina sebep olan Domuz gribine deginmek istiyorum..

Bu hastaliklarin ilginc derecelerde birbirlerine benzeyen, yayilma ve verdigi hasar, bunun yaninda etkiledigi alanlar, o kadar degisik dusuncelere sevk ediyorki beni, nerdeyse bunun bir komplu yada dunyada belli olmayan gizli guclerin, guc gosterisi yada deneme tahtasi olarak insanlari kullanmasi, yaymaya calistiklari kutlesel olumlerin etkilerinin ne kadar buyuk bir felakete sonuc dogurcagini daha iyi anlamama sebep oluyor..

kus gribi deyim yerindeyse ilk olarak 1970 li yillarin sonlarinda dogru gorulmeye baslandi, ancak etkisi sonra ki zamanlara denk gelmektedir. o donemlerde fazla olmayan olumlerin son zamanlarda artmasi, virusun guclendirilerek insanlarin tuketim icinde bulunduklari kanatli hayvanlara verilerek yayilmasina saglamis olabilirler..

Bu konuda tamamen insanlarin kullanildiklarini, ilerki hayatlarimizda savas ortaminin sicak yada soguk degil, kutlesel anlamda biyolojik bir sekilde surdurulecegini, buna ek olarak kitlesel olumlerin artacagini cok iyi biliyorum.

kaynaklarim ve arastirmalarim sonucunda dunyada cikan bir cok hastaligin yarattigi etki, yayilis ve harcadigi insan sayisinin nerdeyse birbirlerine cok benzedigini ortaya cikarmistir..

Önce Kuş gribi cikti: Kuş gribi nedir?

Kuş gribi bulaşıcı bir hayvan hastalığıdır. Hastalığa sebep olan virüs sadece kuşları ve daha az olarak domuzları enfekte eder. Bütün kanatlı hayvanlar enfeksiyon için risk altındadır. Özellikle hayvanların sıkı temas içinde yaşadığı kümes hayvancılığında virüs çok kolay olarak yayılabilmekte ve kısa süre içerisinde kümes hayvanları arasında salgına neden olabilmektedir.

Kuşlarda hastalık iki şekilde görülür. Hastalığın bir şekli orta derecede şiddetle atlatılan; tüylerde kırışıklık ve yumurtlamada azalma olarak kendini gösterir. Hastalığın diğer formu ise ağır patojen özelliğe sahip virüsle görülen şeklidir ki oldukça öldürücüdür. Bu virüse yakalanan bütün kuşlar genelde hastalık etkilerinin görüldüğü ilk gün ölür. Bu hastalık şekli ilk olarak 1978 yılında İtalya’da tespit edildi.

WIKI: Grip etkeni, zarflı tek zincirli RNA virüsleri olan Orthomyxoviridae ailesindeki influenzavirüs A, B ve C tipleridir. İnfluenzavirüs A ve influenzavirüs B her yıl salgın yapabilir; influenzavirüs C ise yalnız hafif hastalıklara neden olur. İnfluenzavirüs A, ayrıca pandemilere de neden olabilir. İnfluenzavirüs A ile doğal enfeksiyon, insanların yanı sıra, domuzlar, atlar, deniz memelileri, sansargiller ve kuşlarda da görülebilir.

İnfluenzavirüs A, hemaglütinin ve nöraminidaz yüzey glikoproteinlerine göre alt tiplere ayrılır. Bilinen 15 hemaglütinin alt tipi ve 9 nöraminidaz alt tipi vardır. Kuşlarda tüm alt tipler bulunabilir. İnsanlar arasında dolaşanlar ise yalnız 3 hemaglütinin (H1, H2 ve H3) ve 2 nöraminidaz alt tipidir (N1 ve N2). İnfluenzavirüs B’nin ise yalnız bir hemaglütinin ve bir nöraminidaz alt tipi vardır.

Virüs suşunun yüzey glikoproteinlerindeki nokta mutasyonlarının birikmesi, önceden toplumda dolaşanla benzerliği olan, ancak ondan farklı bir suş ortaya çıkarır. Buna antijen sürüklenmesi (“antigenic drift”) denir. Toplumun kış aylarında sahneye çıkan böyle farklı suşlara karşı duyarlı olmasından dolayı, her yıl grip salgınları görülür. Yüzey glikoproteinlerinde büyük bir değişme olursa, ya yalnız yeni bir hemaglütinini ya da hem yeni bir hemaglütinini hem de yeni bir nöraminidazı olan, tümüyle “yeni” bir virüs ortaya çıkar. Buna antijen kayması (“antigenic shift”) denir. Böyle virüslerin pandemi potansiyeli vardır.

İnfluenzavirüs A’nın diğer önemli bir özelliği de farklı türlere özgü alt grupların, birbirinden genetik materyal alışverişine açık ve böylecçok uzun beya e farklı bir virüsün oluşmasına son derece elverişli olmasıdır. Oluşan yeni virüs, insana özgü bir influenzavirüsten gen alırsa, insandan insana bulaşma özelliği de kazanabilir. Memeli ve kuş virüsleri için özgül hücre reseptörlerinin olduğu gösterilmiş olan domuzlar, hem kuş hem de insan ve diğer memeli virüsleriyle oluşabilecek enfeksiyonlara duyarlıdır. Bu nedenle de insan ve kuş virüslerine ait genetik materyalin birbirine karıştığı bir “hamur teknesi” görevi yaparak yepyeni bir alt tipin ortaya çıkmasını sağlayabilirler. Son bulgular, insanların da kuş topluluklarında dolaşan kimi influenzavirüs alt tipleri için benzer bir rolünün olabileceğini göstermektedir.

KORUNMAK İÇİN: Kuş gribi olmuş kuşlar ellenmemelidir. 2-Eller sık sık yıkanmalıdır. 3-Yumurta ve beyaz etler çok iyi pişirilmelidir.

Tarihçesi: Tarihsel olarak incelendiğinde 20. yüzyılda 9-39 yıl arayla antijen kayması sonucu ortaya çıkan yeni virüs alt tiplerine bağlı dört ya da beş grip pandemisi olmuştur. 1918-1919 yıllarındaki H1N1 pandemisinin 40-50 milyon kişinin ölümüne neden olduğu tahmin edilmektedir. Ardından 1957-1958 (H2N2), 1968-1969 (H3N2) ve 1977-1978 (H1N1) pandemileri olmuştur. Halen dünya üzerinde H3N1 ve H1N1 virüsleri birlikte dolaşmaktadır.

Bundan sonra da yeni pandemilerin olması kaçınılmaz gibi görünmektedir. Uğradıkları sık ve kalıcı antijen değişmeleri nedeniyle, dünya üzerindeki influenzavirüs aktivitesi sürekli olarak izlenmekte ve grip aşılarının bileşiminde her yıl ayarlamalar yapılması gerekmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bu amaçla 1947’de başlattığı Küresel Grip Programı’nı uygulamaktadır.

Türkiyede kuşgribinin gerçek nedenini, gerçekte nasıl başladığını, kimlerin sorumlu olduğunu KİM biliyor??

Grip hastalığının bulguları nelerdir?: Grip hastalığı kendisini yüksek ateş, üşüme-titreme, öksürük, yaygın kas ağrıları ve halsizlikle gösterir. Farklı bir hastalık olan soğuk algınlığında ise, gözlerde yaşarma, burun akıntısı, aksırma gibi bulgular daha baskın iken, hastanın genel durumu daha iyi, ateş, halsizlik gibi bulguları daha hafiftir. Grip ve kuş gribinin bulguları benzerdir, fakat kuş gribi çok daha ağır seyreder.

Kuş gribi insandan insana bulaşır mı?: Grip hastalığı (influenza) virüsünün A, B ve C olmak üzere üç tipi vardır. Influenza A ve B virüsü insanlarda salgınlar yapan grip virüsüdür. İnfluenza A ve B virüsleri antijenlerine göre alt gruplara ayrılırlar. İnsanlarda ve kuşlarda infeksiyona yol açan A virüsünün 15 farklı H, 9 farklı N antijeni vardır. Bazı influenza virüsleri insanlarda bazıları ise kuşlarda infeksiyona yol açar. Domuzlar ise hem insan hem kuş influenza virüslerine hassas olabilir. Kuş gribi bir hayvan hastalığıdır ve çok seyrek olarak kuşlardan insana bulaşır. İnsandan insana bulaşması ise kesin olarak gösterilememiştir.

 

Simdi ise domuz gribi, yeni cikan ve etkisi kus gribine benzeyen ancak ondan 100 kat daha etkili ve sonuclari felaket olabilecek bir hastalik..

bu hastalik kus gribinden farkli olarak insandan insana bulasiyor, olenlerden yasayanlara bulasiyor.. bu o kadar kotu bir sonucki, yaninizdaki arkadasinizda yada yakininizda bu hastalik varsa, siz dusunun bunun yayilma etkisi ne kadardir ??

Domuz gribi nedir?

Meksika’yı etkisi altına alan ve başka ülkelere de yayılmaya başlayan domuz gribi hakkında bilinenler…

Meksika’da ortaya çıkan ve şu ana kadar toplam 81 kişinin ölümüne neden olduğu sanılan, ABD’de de 10 kadar vakaya rastlanan domuz gribinin dünyaya yayılmasından endişe ediliyor.

Domuz gribi hakkında bilinenler ise şunlar:

DOMUZ GRİBİ NEDİR?
Domuz gribi, normalde domuzlarda görülen A tipi grip virüsünün yol açtığı bir solunum hastalığı olarak biliniyor ve bu hastalık hızla yayılabiliyor.

İNSANA BULAŞIR MI?
Domuz gribi domuzdan insana ve insandan insana bulaşabiliyor. Virüse karşı insanın doğal bağışıklığı bulunmuyor. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hastalığın kontrolden çıkmak üzere olan geniş çaplı salgın olabileceği uyarısında bulunuyor.

DOMUZ ETİ YİYENLER DOMUZ GRİBİNE YAKALANIR MI?
Domuz etinin yenmesiyle domuz gribi virüsü bulaşmıyor. Virüs solunum yoluyla bulaşıyor.

BU, DOMUZLARDA YENİ GRİP TÜRÜ MÜ?
İnsanlardaki grip virüsü gibi, domuz gribi virüsü de domuzlarda sürekli değişim gösteriyor. Domuzların solunum yollarında domuz, insan ve kuş gribi virüslerine duyarlı alıcılar bulunuyor. Dolayısıyla domuzlar, virüslerin eş zamanlı bulaşması halinde yeni grip virüslerinin ortaya çıkma ihtimalini artırıyor.

DSÖ’ye göre, Meksika’da ölümlere neden olan domuz gribi virüsü A/H1N1. Bu virüs insandan insana bulaşabiliyor. A/H1N1 virüsü, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor.

AŞISI VAR MI?
Domuzlara yapılan aşı bulunuyor, ancak insan için henüz aşı yok.

Domuz gribi nedeniyle başkent Meksiko’da okul, müze, kütüphane ve devlet tiyatrolarının kapatıldığını hatırlatan Cordova, okulların 6 Mayıs’a kadar, müze ve tiyatroların ise 1 hafta kapalı kalacağını açıkladı.

Hastalığın yayılmasını engellemek için bir süre kapalı ya da açık alanlarda gösteri düzenlenmemesini isteyen Cordova, hastalıktan ölenlerin büyük bölümünün 20 ila 45 yaşlarındaki kişiler olduğunu kaydetti.

Meksika Katolik Kilisesi de, bugün kiliselerde pazar ayinlerinin, hastalığın yayılmasını engellemek için yapılmayacağını açıkladı.

YENİ ZELANDA’YA DA SIÇRADI
Öte yandan Yeni Zelanda’da da Meksika’dan dönen 25 kişi karantinaya alındı. Bu kişilerden bazısının grip belirtisi gösterdiği belirtiliyor.

Yeni Zelanda’nın en büyük lisesinin öğrenci ve öğretmenlerinden oluşan grubun dün Auckland’e döndüğü belirtildi.

Auckland Bölge Halk Sağlığı Hizmetleri Müdürü Dr. Julia Peters, 13 öğrenciyle 1 öğretmenin sağlık durumunun iyi olmadığını, bir öğrencinin hastaneye kaldırıldığını söyledi.

Sağlık Bakanlığı sözcüsü Michael Flyger da gruptakilerin bir kısmının grip benzeri belirtileri olduğunu, test sonuçlarının gün içinde alınacağını kaydetti.

Japonya’nın en büyük uluslararası havaalanında da sağlık kontrolleri artırıldı, Filipinler Meksika’dan gelen ve ateşi olan yolcuların karantinaya alınabileceği bildirildi.

Tayland ve Hong Kong’taki sağlık yetkilileri de durumu yakından izlediğini belirtti.

Çin, domuz gribinin vurduğu bölgelerden son iki hafta içinde gelen ve grip belirtileri bulunan kişilerin yetkililere bilgi vermesi gerektiğini bildirdi.

Avustralya Sağlık Müdürlüğü de Meksika’ya ziyarette bulunan ve grip benzeri hastalık geçirenlerden doktorlarına görünmelerini istedi.

Malezya ve diğer Asya ülkeleri ise Dünya Sağlık Örgütünün yeni açıklamalarını beklediğini bildirdi.

Asya, 2003’te patlak veren kuş gribi virüsü H5N1’den en çok mustarip olan bölge olmuştu. Kuş gribinden en az 257 kişi hayatını kaybetmişti.

……

Arkadaslar bu iki hastalik hakkinda bilmediklerinizi ve cesitli kaynaklardan haberler derleyerek anlatmaya calistim, zaman gectikce yeni hastalik sekilleri ortaya cikiyor ancak yillar gectikce bunlarin onunu alamaycak duruma gelebiliriz…

bunun icin dunyanin bir arada el birligi ile hareket etmesi gerekmektedir..

Yazinin hazirlanmasinda kullanilan baslica kaynaklar

Wikipedia.org, ntvmsnbc.com ve kendi yorumlari, yazilarim..

Kategoriler
Genel Konular Kişisel makaleler Tarih Makale

ÖN-TÜRK’LER KİMDİR?

Kısa süre sonra yeniden birlikteyiz değerli okuyucular.

Bu kez,bahis açmak istediğim konu,tarihin tozlu sayfalarıdır.Bu tozlu sayfalar o kadar tozlanmış ki,yabancı bilimadamları resmen yeni bir tarih yazmış!Üstüne üstlükte bizim çoğu Tarihçi zannedilen hocalarımızda kayıtsız şartsız peşlerinden gitmiş…

Önce başlığın ardından gidelim.Ön-Türk’ler,hakkında yeni yeni birşeyler edinilen Atalarımızdır.Kendileri,Mustafa Kemal Atatürk’ün bahsettiği,medeniyet tarihinin başlangıcıdırlar.Öyle ki,Kazım Mirşan adlı Tanrı Dağlarında doğmuş değerli bir Türk-ki bu adamın hiçbir tezi çürütülememiştir-Piramitleri Mısırlıların Türk’lerden öğrendiğini keşfetmiştir.Nitekim,Mısır’da çözülemeyen Mısır Yazılarını Ön-Türkçe okumuştur.Tıpkı,İspanya ve Yunanistan’daki gibi!

İşin ilginç tarafı,bu piramitler Mu Kıtasının kalıntılarındada bulunmuştur.İşte,Ön-Türk’lerin anayurduda Mu Kıtasıdır!

Japon Denizi açıklarında Japon Balıkadamlar,Mu Kıtasının kalıntılarına ulaştılar.Bu kalıntılarda bulunan kitabelerin %90’ı Türkçe’dir.Geri kalanıda Türkçe’nin alt,yani Türkçe’den oluşan dillerdir.Misal,bugün İsveç’in en büyük tarihçisi Atalarının ve Dillerinin Türkçe olduğunu iddia etmektedirler!

Ön-Türk’ler ile ilgili bahsettiğim hiçbir tezi çürütülemeyen Kazım Mirşan,şu kanıtlara ulaşmıştır,

-Yazının Atası Türk’lerdir.İlk kullananda…

-Dünyadaki bütün diller buna bağlı olarak Türkçe’den gelmektedir.Tarzanca olarak bilinen İngilizce,tarihte defalarca değişmiştir.Yani bu dil gelecektede farklı içerik ve adda olacağından böyle bir dil yoktur!

-İlk Piramitleri Çin’in yasak kenti,Türk’lerin geçmişteki merkezlerinden Xian’da yine Türk’ler yapmış,bununla beraber piramtilerde çok sayıda Türk Mumyası ve Türkçe yazıt bulunmuştur.Hatta size bir komplo teorisi,Türk Kağanlarının mumyalarına karşılık Doğu Türkistan’ın geçici işgali!

-Dünya’da en ileri ve ilk mumyacılık teknikleri Türk’ler tarafından yapılmıştır.Bölgesi Altay dağlarında 10.000’li yıllara dayanmaktadır.Bir örnek,Kanuni,Zigetvar seferi zafere ulaşmadan bir gün önce vefat etmiştir.Askerin morali bozulmasın diye Kanuni yaşıyor gibi mumyalanmış,onun yaşadığını zanneden asker Zigetvar’ı fethetmiştir!

-Zaza’ların Türk olduğu ispatlanmıştır.Zaza’lar,Hazar Kağan’ın oğlu Zaza Kağan’ın soyundan gelmektedir.Buna bağlı olarak Diyarbakır’ın bazı ilçelerinde Zaza Türk’leri dernekleri kurulmuş,neredeyse bütün Zaza’lar buralara üye olmuşlardır.

-Roma İmparatorluğunu yeniden dirilten Etrüsk’lerin alfabesi %95’in üzerinde Türkçe’dir.Türkçe alfabeye sahip Etrüsklerin paralarında ay-yıldız ve Orta Asya’lı bir Kağan resmi bulunmuştur.Bir teori daha benden,Toma İmparatorluğu başta Yunanlılar olmak üzere pek çok medeniyetten özelliklede Mitolojik karakterler kopyalamıştır.Bu sebepledir ki Romalılar kendilerini yeniden dirilten ve %100 Türk olduğu kanıtlanan Etrüskler’den Bozkurt Mitinide almışlardır.Bunu bilmeden çoğu Türk olup Türk düşmanlığı yapanlarda Bozkurt’u Kağanlarımızın Romalılardan çaldıklarını iddia etmişlerdir!Bu insanlara diyecek birşey bulamıyorum…

-Ve işte can alıcı konu,Mustafa Kemal Atatürk,tarih ile ilgili çok önemli tespitlerde bulunmuştur.Hiçbir sözü boşa değildir.Misal,bu Millet Tarihtede Türk’tü,Türk’ler Anadolu’da 7000 yıldan fazladır bulunmaktadır diye sözler söylemiştir.İşte bugün bunlar ortaya çıkmıştır.Çoğu İnsan,Kürt’lerin bu topraklarda bizden önce olduklarını iddia etmektedirler.Son yapılan kazılarda Anadolu’da 10.000 yıllık Hun Yazıtları bulundu!

Yani,Türk’ler bu topraklarda 1000 değil 5000 yıldır olsalar birşey farketmiyor,çünkü biz topraklarda en az 10.000 yıldır varız!Hititlerin ve Sümerlerinde Orta Asya kökenli olmaları buna en önemli kanıtlardandır!

Bununla beraber,İran’da karikatür krizi yaşandı.Haberlerde yer almadı bu.İran hariç tabi.İran’da Türk’leri hamamböceği olarak gösteren karikatür çizilmiştir.Şimdi sıkı durun!Bu karikatür krizinden sonra İran’daki Azeri Türk’leri sokaklara dökülüp İran’ın altını üstüne getirdiler!Hep elleri Bozkurt İşareti şeklindeydi!Neden bunun bizim haber bültenlerimizde yer almadığını bilmiyorum,çünkü bunların resimleri ve videoları vardır.Ahmedinejat bu Türk’lere hiçbirşey yapamadı!

Bununla beraber şu an Çin’de 150 Milyon küsur Türk vardır.

Rusya’da bu rakam,30 Milyon’un üzerinde,keza İran’dada öyle.

Demekki Atatürk’ün zamanında 250 Milyonluk Türk Nüfusunun şimdi 400 Milyon civarına ulaştığını söyleyebiliriz.

*Bir başka ayrıntı,aşağılık kompleksine kapılmadan bu yazıyı okuyalım değerli okuyucular.Çünkü,yabancılar başta National Geographic olmak üzere Milyar Dolarlık araştımalar yapmalarına rağmen aksini ispatlayamıyorlar.Tıpkı bizim Bilimadamlarımız gibi!

Kazım Mirşan,Ceviz Kabuğunda Türk’lerin tarihini açıkladığı zaman ona karşı gelemeyip,onun tezini kabul etmeyenlerinde ne kadar zırcahil olduklarını anlayalım!

-Yine,tarafsız yabancı bilimadamlarınında Kazım Mirşan’ın tezlerini kabul ettiğini belirteyim!

Hatta yabancı bilimadamları,şu ayrıntılarıda Kazım Mirşan’ın ne kadar doğru bildiğini ortaya koymuştur,

-Pekin(Türk’ler buraya Hanbalık derlerdi.Yani Başkent!)

-Moskova

-Roma…

Bu şehirleri Türk’lerin kurduğu ispatlanmıştır.Yabancı Bilimadamlarıda bunu kabul etmiştir.Tabi tarafsız olanları.

Kısacası öyle bir tarihimiz var ki,öğrenmemiz istenmiyor.Yoksa,öğrenseydik acaba bu halde olurmuyduk?

Ayrıca Alfabemizin ve dilimizin ilk olması sebebi ile,

*Demokrasi

*Okul

*Üniversiye

*Meclis

*Anayasa gibi kavramlarım Türk’ler tarafından oluşturulduğunu biliyormuydunuz?Yada ilk tarihçinin Bilge Atung olduğunu?

İşte değerli okuyucular,Laiklik,Demokrasi bu yüzden bizdendir!Bu yüzdendir ki,Kula kulluk sistemi olan Hanedan dönemini yeniden isteyenler yanılmaktadırlar!Çünkü Demokrasi,Laiklik,Cumhuriyet Türkçeleştirilirse tamamen bizim olduğu anlaşılacaktır.

İşte bu yüzden değerli soydaşlarım,Tarih Türk’lerde başlar!

Esen Kalın…

(Tekrar belirtmekte fayda vardır,bu yazdıklarımın hiçbirisi çürütülememiştir!)