Kategoriler
Genel Konular Günün Tarihi

Milletin Ağzı Torba Değil ki Büzesin!

Baska bir degisle, “Türk basininin eline dusersen….”
Bircogumuzun simdiden “abboooww” seslerini duyuyorum. Maalesef haklisiniz.

Oncelikle basinin gorevi halki dunyadan vs. Haberdar etmektir. Ancak Turk basini biraz haddini asiyor gibi. Neden mi??? Bir olay oldugunda onemli olan ve verilmemesi gereken(sanatcilarin kisisel hayati gibi) bilgileri hemen sizdiriyorlar.

Ornegin bnde paramparca dizisinde boyle bir olay gormustur. Simdi onu anlatacagim. Bir kiz erkek arkadasi ve onun babasiyla kendi evine gidiyor. Erkek arkadasinin babasi da karisik islere bulasmis. Bunlar yolda giderken babanin dusmanlari arabayi tariyor. Tabi kiz arkada oturuyor. Arka pencereye de flim cekilmis. Bu nedenle kizi goremiyorlar. Kiz sonra kaciyor. Ancak polisler arabada ucuncu bir kisinin oldugunu buluyorlar. Bununla beraber bu kizi kameralar vs. Lerden de buluyor ve haberlere kizin adini okulunu koyuyorlar. Sizce bu adamlar kiz onlari gordugu icin gidip o kizi bulup oldurmezler mi ? Yani soyler misiniz , bu durum hayati bir tehlike tasimiyormu???

Aslinda tam arastirmadim, bilmiyorum. Bu durum diger ulkelerde de soz konusu olabilir. Ancak benim bildigim ne olursa olsun “basinin agzi torba degil ki buzesin”

Kategoriler
Aklımdan geçenler Bizi şaşırtanlar Çevre Konuları Deneme Yazıları Dünya ülkeleri Ekonomi Dünyası Gazeteci Geçmiş Tarih Günlük hayat Günün Tarihi Hayat üzerine Kişisel makaleler Kutlamalar Sevdiğim şeyler Türkiye üzerine

Türkiye,nin Ekonomik Yapılanması

buyuk-projeler_icik1Objektif Bir Bakış Açısı İle Türkiye,nin Ekonomik Yapılanmasına Destek

Hemen hemen son çeyrek yüzyıldır ülkemizde siyasi ve ekonomik yapılanmalar, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir durum. IMF kapısında dilendiğimiz zamanları nasıl unutulur. Şimdi bu küresel kuruma yani; IMF, ye 5 milyar dolar veriyoruz. Hatta sosyal-kültürel kalkınmada öyle gelişmeler oldu ki kim ne derse desin yöneticilerin güzel çalıştıkları kanısındayım. Eskiden yöneticiler gelecek için asla plan yapmazlardı, günübirlik Türkiye,yi evirip-çevirmeye çalışırlardı hatta; çalışmazlardı, birileri koca türk devletini yönetenleri yönetir ne derlerse onu yaptırırlardı. Çok şükür şimdi farklı, akıllı, dinamik, branşlarında iyi eğitim görmüş yöneticiler tarafından yönetilmek büyük mutluluk. Gelecek için hazırlanan plan ve projeler son derece önemli bu projelerden: ” 3.köprü, HES (Hidro Elektrik Santrali), Kanal İstanbul, 3.Hava yolu (Istanbul,a çok büyük Havaalanı)”  bu proje-planların detaylarını çözüp idrak edenler Türkiye,nin Küresel Güç olma yolunda attığı adımlar oldugunu göreceklerdir. Türk Milleti olarak siyasi takıntılara takılmadan, bu ülkeye bende hizmet etmek istiyorum diyorsanız, yapılmışları, yapılanları ve de yapılacakları iyi analiz ederek objektif bir gözle görmeniz gerekir. Akıllı insanlar siyaset yapmakta, zeki insanlar yöneticilik. Akıllı ve zeki Türk Milleti dünya devletlerindeki olan biten sosyal-ekonomik çöküşü ve bunun getirdiği hayal kırıklıklarını görmeli ve ülkesindeki sosyal-ekonomik gelişmeleri iyi takip ederek, bir vatandaş olarak,da desteklemelidir. Ülkemizde kimi illegal eylemlerinin arka planında Türkiye’nin kalkınmasını istemeyen güçler olur ve olmaya çalışacaklardır. Bunun farkındalığı ile ne yaptığını bilen vatandaşların olması Türkiye,nin büyümesinde karşı gelen şer odakların planlarını alt-üst edecektir.

Yakup İcik

Kategoriler
Günün Tarihi

3 Mayıs’a Nasıl Bakmalıyız?

3 Mayıs’ı önemseyenler bu önemli ve anlamlı güne nasıl bakmalı? Gerek basın yayın organlarında gerek bu gün ile ilgili yapılan etkinliklerde, gerek konu ile ilgili yazılan makalelerde, gerek sanal ortamlardaki paylaşımlarda farklı bakış açılarını ve Milliyetçiler Günü, Türkçüler Günü, Türkçülük Günü, Türkçülük Bayramı gibi farklı isimlendirmelerin olduğunu görüyoruz.

 

Yine, bir anma günü müdür yoksa bir bayram mıdır; kutlanmalı mıdır, bir matem havasına mı girilmelidir?  Gibi sorulara yanıt aramadan önce şunu belirtmeliyim hemen. İster bayram ister anma günü olarak algılayan veya belirten herkesin günü önemsediğinden ötürü farklı bakış açıları da olsa aslında aynı düşünce etrafında birleştiğini de belirtmemiz gerekiyor.

 

Türk milleti olarak kutladığımız gerek dini gerek milli bayramlarımız, gün ve anma günlerimizin tek bir adı var. Bunun en önemli sebebi bahsi geçen bayram, gün ve anma günlerinin devlet ve kurumları tarafından resmi olarak kabul görmesinden kaynaklanmaktadır.

 

3 Mayıs’ın ise sadece Türkçülük fikriyatını benimsemiş kişi ve sivil toplum örgütleri tarafından benimsenmiş olmasından ötürüdür ki farklı isimlendirmeler yapılmaktadır. Gönlümüzde yatanın ne olduğuna bakılmaksızın birlik, beraberlik ve daha geniş kitleleri kapsaması açısından en azından tek isim konusunda bir anlaşmaya varılabilmelidir düşüncesindeyim.

 

Doğru ismin seçimi ve günün anlamın ne olduğunun doğru tespiti için 3 Mayıs’ta nelerin olduğuna ve günün en önemli kahramanı tarafından nasıl adlandırıldığına kısaca bakmakta yarar var.

 

Nihal Atsız Beyin zamanın başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na yazdığı açık mektuplardan dolayı o günün tanınmış marksisti Sabahattin Ali’nin Atsız Bey hakkında açtığı davanın Ankara’da görülmesi esnasında Türkçü düşünceye sahip çoğunluğu üniversiteli ve liseli öğrenci olan birkaç bin kişinin sokağa inip eylemler yapması ve akabinde Nihal Atsız Bey ile çok sayıda Türkçü milliyetçi gencin tutuklanması söz konusu olmuştur. Arkasından ‘Irkçılık’ ve ‘Turancılık’ davasıyla ağır işkenceler ve cezalar…

 

Bu kısa açıklamadan şu sonuçları çıkarmak mümkündür. 3 Mayıs 1944 tarihi Türkçülük için bir dönüm noktası olmuş ve düşünceden harekete geçerek uyuşturulmuş olan milletin de uyanışına vesile olmuştur. O günün şartlarında bunu yapabilmek Türkçülük fikriyatı açısından bir şahlanışın başlangıcı olduğundan dolayı bir kut havası, bir bayram havası vermektedir.

 

Diğer taraftan unutulmayacak işkence ve acıların başlangıcına da vesile olmuş ve çok sayıda Türkçü cezalandırılmıştır. Bu yönü ise bayram havasını gölgelemektedir.

 

Bu iki husus üzerinden hareketle Milliyetçiler Günü diyemeyiz, çünkü gayri Türklerin de milliyetçi unsurları olduğunu düşünmemiz gerekir.

 

Türkçülük hareketinin bir diriliş, bir uyarış günü için bir yas tutamayacağımıza göre unutulmaz işkenceler ve acı hatıralarından dolayı bayram da diyemeyiz.

 

Hem günün olaylarını hem o günün Türkçü kahramanlarını şerefle anma, acılarını yüreğimizde hissetme hem de Türkçülük fikriyatının düşünceden harekete geçerek şahlanışını kutlama açısından bakarak bir orta yol olarak ‘Türkçüler Günü’ olarak adlandırabiliriz.

 

İlk olarak 3 Mayıs 1945’te Tophane’deki askeri cezaevinde bir masa etrafında çay içilerek kutlanan ve ‘3 Mayıs bizim günümüzdür’ diyen Atsız Bey bu gün için ne demiş bir de ona bakalım: ‘Bundan sonra 3 Mayıs Türkçülerin günüdür. Ona bir bayram diyemeyeceğiz. Çünkü yıllarca süren büyük ızdırabımız o gün başlamıştır. Ona bir matem demek de kabil değildir. Çünkü bunca sıkıntıların arasında bize büyük bir imtihan vermek, yürekliyle yüreksizi er meydanında denemek, yahşi ile yamanı ayırmak fırsatını vermiştir. O güne kadar tehlikelerden gafil bir çocuk toyluğu ile yürüyen Türkçülük 3 Mayıs’ta gafletten ayrılmış, maskelerin arkasındaki iğrenç yüzleri görmüş, can düşmanlarını tanımış, dost sandığı hainleri ayırt etmiş, hayalin yumuşak bulutlarından gerçeğin sert topraklarına düşmüştür. Böyle sağlam bir sonuca varmak için çekilen bunca sıkıntılar boşa gitmiş sayılmaz. Bundan dolayı biz 3 Mayıs’a Türkçülerin günü deyip çıkıyoruz.’

 

3 Mayıs Türkçüler Günümüz kutlu olsun, tüm Türk milletine kut getirsin.

 

Osman Öcal

 

 

 

Kategoriler
Deneme Yazıları Genel Konular Güncel Haberler Günün Tarihi Radyo ve Tv medya Türkiye üzerine

ÖFKE !!!!!!!!!!!!!!

kldrm[1].jpg
kldrm[1

Herkez yargı memuru,herkez dürüst,herkez doğru,bir de bilir kişi herkez… (OY DÜNYALIK MENFAATLER OYYYYYYYYYYYYYYYYY) şimdi suçlu ağzı laf yapamayanlarmı,suçlu yoklukta aczde doğanlarmı,yada hep olduğu gibi suçlu diye adlandırılanlar hep masumlarmı?Düşüncelerinizde ki yargısız infaza sesleniyorum…El insaf vicdan fakirleri, el insaf böbüründen gözleri kapananlar , el insaf bakıp……ta duyarsız kalanlar, el insaf ki ne ramazanlar terbiye eder zihninizi ne mektepler nede ellerinize bulaştırdığınız kanı sildiğiniz ipek mendiller,çok kısa” zaman” hayli kısa görebilene; kazanılmış küçük zaferleriniz kurtaramıyacak sizi,ağıtlar senfonisi olmuş akıttığınız gözyaşlarının içinde susayarak boğulacaksınız.Soğukta terleyerek öleceksiniz.Gözlerimi kör, kulaklarımı sağır yapıyorum……..
Yaptığınız her işkence haberlerinde de,,,,, şu sokakta feryad eden şehitler için kopan çığlıkları, daha iyi görmek daha iyi duymak daha iyi yaşatmak için benliğimde ,size tüm duyu organlarım kapalı ;lanetler eksik olmayacak başınızdan bende lanet ediyorum aldığınız tüm gereksiz soluğa…
SVD..
Kategoriler
Günlük hayat Günün Tarihi

Dirilişin Tarihi 19 Mayıs

Baş eğmemenin, yok oluştan kurtuluşun, yeniden var olmanın, bağımsızlığa kavuşma mücadelesinin, kısaca kurtuluşun başlangıcı; dirilişin, sancısı ağır olan yeniden doğuşun tarihidir 19 Mayıs. 19 Mayıs Türk’ün uyanışının, Türk’ün kendine gelişinin tarihidir.

 

Saray saltanatına başkaldırının, saraydan yapılan devir teslim senedinin yırtılıp, tarihin çöplüğüne atılışının, Türk’ün yedi düvele karşı kahramanca duruşunun, can pahasına vatan sevdasının, özgürlük aşkının eyleme dönüştüğü gündür 19 Mayıs. Türk’e zincir vurulamayacağının ispatıdır. Nice 19 Mayıslara diyorum Türk gençliğine. Bayramınızın 93 yıl dönümü kutlu olsun.

 

Size bu günü bayram olarak hediye eden Ulu Atatürk’ü, Türk’ün Başbuğunu hayırla anın. Çünkü: Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında, Osmanlı Devleti adına Bahriye Nazırı Rauf Bey tarafından Birleşik Krallık adasının Mondros Limanı’nda demirli Agamemnon zırhlısında 30 Ekim 1918 akşamı imzalanan ve savaşa son verme belgesi sayılan, vatanın işgaline izin veren Mondros Ateşkes Antlaşması’nı ters yüz eden eşsiz bir liderdir o.

 

Padişahın emrine rağmen üniformasını söküp atarak, teslim senetlerinin yırtılışını Samsun’da başlatan; o, en sağlam, en tavizsiz, en inançlı, en kahraman ve özgürlüğe susamış, vatansever, içerisinde hainleri kaçakları barındırmayan üyeleri Türk Milletinin fertlerinden oluşan bir örgütün lideridir.

 

Ancak Atatürk gibi bir lider bunu yapabilir. Samsun’a geldikten birkaç gün sonra Mustafa Kemal Paşa postaneye gider. O zaman Samsun postanesinde görevli bir memur olan Ahmet Remzi Coşkuner’den aktarılan bir anıyı nakledeyim:

 

‘Hava yağmurlu ve elektrikliydi. O zamanlar paratoner sistemi olmadı­ğı için telleri toprağa vermiştim. Saat gece yarısına yaklaştığı bir anda kapıdaki nöbetçi koşa koşa geldi, bir haber verdi. Mustafa Kemal Paşa geliyor. O sırada, Mustafa Kemal Paşa tek odadan ibaret telgrafhaneye girdi. Ayağa kalktım.

— Buyurun Paşam.

— Derhal Havza ve Amasya ile görüşmem gerekiyor, dedi.

— Hava elektrikli, telleri toprağa verdik, sizi görüştüremem!

— Bu, vatanın kurtuluşu ile ilgilidir. Muhakkak görüşeceğim, ya ölürüz, ya vatan kurtulur, dedi.

Ceketin cebinden ipek mendilini çıkarıp maniplenin üzerine koydu. Benim için telleri devreye sokmaktan başka yapacak bir şey kalmamıştı.

— ‘‘Sen ölürsen ben de ölürüm’’ dedi.

Elimi bırakması için söylediğim ısrarlı sözlere aldırmadı, elimi uzun süre bırakmadı. Önce Havza’yı aradım. Derhal cevap geldi. Nöbetçi memur, Kemal Paşa’nın adamlarının emir beklediklerini söyledi. Paşa şifreli bir not verdi, yazdım. Gelen şifreli cevaba elimi bırakmadan baktı. Bir kâğıda çabu­cak şifreli bir şeyler yazdı. Havza’ya iletmemi söyledi. Amasya ile de istedi­ği konuşmayı yaptı, sonra;

‘‘Oh çok şükür, şimdi vatan kurtuldu.’’ Dedi ve maiyetiyle gitti. Birden aptallaşmıştım. Oturduğum yerden kalkamadım. Mustafa Kemal Paşa hayatını ortaya koyan bir kişiydi. Fes kapmaya, mevki elde etmeye gelmiş biri olamazdı. O bir gerçek vatanseverdi, Atatürk’e hayranlığım yağmurlu bir gecede böyle başladı işte…’

 

*

     Birbirine karışmış hafta: Gençlik Haftası.

 

İllerde Valilik, Garnizon Komutanlığı, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü; İlçelerde Kaymakamlık, İlçe Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlükleri gibi kurumların koordinatörlüğünde yapılan ve öğrencileri toplayıp birkaç kilometre yürütmekten çok da öte gidemeyen gençlik haftası kutlamalarının etkinlik programlarına baktığımızda haftanın amacına uygun çok da etkinliğe rastlamak mümkün olmuyor. Oysa Gençlik Haftası İle ilgili esaslarda amaç şöyle belirtiliyor.

 

‘Amaç:

Madde 1- İl, İlçe ve Köylerde yaşayan 12-24 yaş kesimindeki gençleri bir araya getirerek, onlarla diyalog kurarak gençlerin milli değerler etrafında toplumla bütünleşmelerine; Atatürk İlkeleri doğrultusunda kendilerince yaratılan kültürel, sanatsal ve sportif etkinlikleri; barış, kardeşlik ve dostluk duyguları içinde sergilemelerine, tanışmalarına, kaynaşmalarına ve eğlenmelerine yardımcı olmak.’

 

Diğer taraftan Gençlik Haftası adı altında birbirine girmiş iki ayrı tarihte kutlama yapılması neyin göstergesi ben şahsen anlamış değilim. 15-21 Mayıs tarihlerini içine alan haftanın Gençlik Haftası olarak kutlanması 15.4.l983 gün ve 83/6394 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile uygun görülmüş. Kutlamalar bu tarihler arasında yapılıyor. İşte basından birkaç kutlama haberi örneği:

 

‘Bakanlar Kurulu kararıyla 15-21 Mayıs tarihleri arasında çeşitli etkinliklerle kutlanan  ‘‘Gençlik Haftası’’, Ankara’da da düzenlenecek kapsamlı bir programla kutlanacak…’

‘15-21 Mayıs Gençlik Haftası Sportif Etkinlikler ve 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlama programı belli oldu…’

‘15-21 Mayıs 2012 Gençlik Haftasının açılış töreni gerçekleştirildi…’

‘Gençlik ve Spor Bakanlığından alınan bir yazıda, 15-21 Mayıs 2012 tarihlerinde “Uluslararası Gençlik Haftası”nın düzenleneceği bildirilmiştir…’

 

Milli Eğitim Bakanlığının internet sitesinde belirli gün ve haftalarla ilgili tabloya baktığımızda ise 19-25 Mayıs tarihleri arası Gençlik Haftası olarak veriliyor. Buna göre de kutlamalar yapılıyor. İşte basından birkaç kesilmiş örnek:

 

‘19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle 19-25 Mayıs tarihlerinde kutlanan Gençlik Haftası kutlamaları…’

‘19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı Nedeniyle 19-25 Mayıs Tarihlerinde Gençlik Haftası Kutlanmaktadır…’

‘19 Mayıs Atatürk ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı, 19-25 Mayıs Gençlik Haftası Dolayısıyla…’

 

Acaba diyorum birisi sadece Türk gençleri birisi de Türk gençlerinin dünya gençleriyle kutladığı bir hafta mı?  Genlik ve Spor Bakanlığının gençleri ile Milli Eğitim Bakanlığının gençleri farklı olmadığına göre, yoksa bu da ne yaptığımızı bilmediklerimizden mi?

 

*

Atatürk derki: ‘Milletin bağrından temiz bir nesil yetişiyor bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkamda kalmayacak.’

 

Türk Gençliği de derki:

 

‘Ey büyük Ata’m, Türk gençliği olarak hürriyetin, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyetin ve İnkılâplarının yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde, her durumda, Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için; bütün zorlukları yeneceğimize namus ve şeref sözü verir, kendimizi Büyük Türk Milletine adarız.’

 

Osman Öcal

Kategoriler
Aklımdan geçenler Dünya ülkeleri Günün Tarihi Şuan Düşündüklerim Tarih Makale

Avrupada Türkiye Hayranlığı 2012

Makaleci.com’a Gördüğüm Son Olayların Neyi İma Ettiğini Anlatmak İstediğim Bir Yazı Yazmak İstiyordum.Oda Bu Yazıya Kısmet Oldu.

Öncelikle Yunanistan Medyasının Başlatığı Türkiye’ye Hayranlık Resitali Büyümeye Devam Ediyor.Resital Derken Bu Bir Şov Değil Gerçeğin Taa Kendisi.Özellikle Yunanların Basketbol Dünya Kupasının Türkiye’de Yapılacak Olmasına Üzülmesine Rağmen Türkiye’ye Gelip Salonları İnceleyince Şoke Olduklarını Hepimiz Gördük.Hatta Bir Gazetenin Manşeti Aynen Şöyledi. ”BİZİM SALONLAR TÜRKLERİNKİNİN YANINDA ANAOKULU GİBİ” Bu Manşet Özeleştiri Değildi Aslında.Türklere Hayranlığı Başlatan Bu Yazı ”Türkler Dünyaya 2 Kez Hükmedecek” Sözünün Başlangıcıydı Bence.

Bu Haberden Sonra Avrupalı Bilimadamları(veya Biliminsanları :) ) Çıktılar Dediler ki: 17. yüzyılda Nasıl Dünyanın En Güçlü 3-4 Ülkeside Türk Devletleri İse 21. Yüzyılın İlk çeyreği Dışında Tüm Yüzyıl Boyunca Türkler Yeniden Dünyada Egemenlik Sağlayacaklar dediler ki Bu Avrupalı Biliminsanlarının Ne Kadar Milliyetçilikten Uzaklaştığını Bence Göstermiş Olur.Bence Biliminsanları için Bu Müthiş Bir şey.

Avrupadaki Krizde Artık Türkiye’nin Ekmeğine Tereyağ Sürmekten Başka Birşey Değildi. Türkiye Artık  Etrafındaki En  Güçlü  Devlet Olmaya Adaylığını  Koydu ki İsrail  ve İran Bunu  İstemez Hale Hemen Geldi.Avrupanın İsrail ve İran’ı Çok Sevmediği Bilinen Birşeyken Çıkıp Türklerin Hem Avrupadaki Vatandaşlarını Kullanabilecek Olması Hemde Türk Devletinin Cazibesi Bir Yana 700 Yıllık Bir Çınarın Gölgesindeki Devletlerin Yani Eski Osmanlı Topraklarınında Cazibesi Olan Türkiye Şimdiden Bölgesinin En Güçlü Devleti Oldu Bile.Amerikanın Niye Türkiye’yi Her Konuda Yüksek Tuttuğu Anlaşılır Oldu.Burada Amerika Stratejilerini Beğendiğimide Söylemek İstiyorum.Türkiyeyi Destekleyerek Aslında Türkiye’yi Yükseltmediler.Hem Yükselenin Yanında Olup Hem Bakın Sizin 1 Numaralı Düşmanınızın 1 Numaralı Müttefiği Bunlar Mesajını Yolladı.Fakat Türkler Her Devlete Mesafeli Durarak Amerika’ya Gol Atmayı Bildi.

Birkaç Yıl Sonra Dünyada 2 Devletin Sözü Geçicek Benim Tahminimce Bunlardan Biri 2 Asırda Büyüyüp Dünyaya Yıllarca Hükmeden Amerika ve 700 Yılık Çınarı Yıkıp Herşeye Restart Atıp 70 Yılda Uyuyup Güzelleşen Türkiye Olacak.

Yazımın İlk Bölümü Bu Kadar İnşallah ikincisini yayınlamakta mümkün olur.

 

Kategoriler
Az önce öğrendim Güncel Haberler Günlük hayat Günün Tarihi İnternet Dünyası Internet Teknolojileri

.XXX uzantılı alan adları için ön Kayıt başladı..

İnternet dünyasında adult ve pornografik içeriklerin birbirinden ayrılması için başlatılan çalışmalardan ilk olarak göze batan domain uzantılarının ne olursa olsun, içeriğinin genel yada yetişkin içeriğe sahip olabileceği idi. Ancak İCM nin önderliğinde bu artık tarih olacak ve adult içeriğe sahip olacak olan sitelerin isimlerinin uzantısı .XXX olarak belirlenecek. Bu her halıkarda geneli kapsamayacak gibi görünüyor yani normal uzantılarda da adult içeriğin olması mümkün, ancak bunu daha belirgin şekilde ayırmak için .XXX uzantısını kullanılacak.

.xxx uzantili domainler

Yanlız bu uzantı için biraz hızlı ve paralı olmanız gerekli çünkü on kayıt süresi bugün başlıyor ve 25 kasımda bitiyor (8 kasım ile 25 kasım arası). Ayrıca 100 dolar başvuru ücreti ile beraber yıllık 99 dolar süresi için ödemeniz gerekli. Yani kısaca 199 dolarınız varsa .XXX uzantılı bir domin alma şansınız yüksek, tabi bu domain için daha önce başvuru yapılmamış ise. Daha simiden kısa ve belirgin adult isimler için başvurular yapılmış..

Yanlış okumadıysam başvuru için tescilli marka, fikri mülkiyet hakları gibi etkenler önemli değil, yani olması zorunlu değil. Ancak unlu isimleri alinamayacak. Bir konuda daha dikkatli olmanız gerekli, bu başvurularda almak istediğiniz domainin alınabilirliğini garanti etmiyor çoğu domain şirketi, bunun nedenini belirtmemişler ancak bu binde/bir olabilecek bir şey gibime geliyor. Birden fazla .XXX domain kaydı için kapalı açık artırma uygulanacak.

Bu etki alanı adları, üç ila 63 karakter uzunluğunda olabilir. İngilizce A’dan Z’ye kadar harfler içerebilir, tire de kullanılabilir, ancak bunun belli kısıtlamaları var, örneğin başta ve sonda kullanılamaz. Özel karakterler ve boşluk karakterler kullanılamıyor .XXX domaini kayıtlarında.

Eğer .XXX domainleri almaya niyetliyseniz 18 yasını geçmiş yetişkin bir toplum üyesi olmanız gerekli. Bununla beraber kimlik doğrulamasıda yapılıyor sanırım ve 24 saat içinde bu gerçekleşiyor, eğer kimlik doğrulaması yapmıyorsanız domaini almayı unutun :)

.XXX domainlerin kullanıma sunulması yani tarayıcımızdan bu domainleri açmaya çalıştığımızda isteklerimizin sunuculara yönlendirmesi 6 Aralık 2011 günü açılacak, ancak bunun için yetkililer kimlik doğrulamasının gerektiğini, eğer kimlik doğrulaması yapılmamış ise ücret ödenmesi halinde bile bu işlem gerçekleşmeyecek diyorlar.

Yazdım mı bilmiyorum ama yinelemekte fayda görüyorum, ödenen para malesef geri iade edilmiyor :)

.XXX uzantılı domainlerinizi park edebilirsiniz aldığınızda ancak bunun için domainin etkin olmasında kimlik doğrulamasını tamamlamış olmanız gerekli. Bununla beraber park halinde domainde yetişkin içeriğin gösterilemeyeceğini okudum yada öyle anladım diyelim :)

.XXX domainlerini en az 1 yıl, en fazla 10 yıl süre ile kayıt edebiliyörünüz, bunun dışında ki düşünceleriniz malesef gerçekleşmeyecektir :)

Şuanda .XXX uzantılı domainler için önkayıt yapabileceğiniz websiteleri aşağıdaki listede yer almaktadır. Genel olarak bir çok büyük şirket bunu gerçekleştiriyor zaten.

 

SITE/SIRKET ULKESI
USA
Network Solutions USA
Enom USA
USA
USA
USA
USA
USA
USA
Canada
USA
Canada
USA
USA
USA
USA
SITE/SIRKET ULKESI
directNIC Cayman Islands
name vault Barbados
Bahamas
Argentina
SITE/SIRKET ULKESI
Luxembourg
Sweden
Sweden
Italy
Switzerland
UK
UK
UK
UK
UK
France
France
Spain
Spain
Spain
Holland
Germany
Germany
Germany
Germany
Germany
Germany
France
Spain
France
Ireland
Russia
France
UK
Denmark
Belgium
France
Germany
SITE/SIRKET ULKESI
Singapore
Malaysia
Australia
Korea
Japan
Israel
China
Korea
India
India
Kategoriler
Doğa ve Yaşam Güncel Haberler Günlük hayat Günün Tarihi Türkiye üzerine

Van da 7.2 (Yerel 6.6) büyüklüğünde deprem

Daha yeni gerçekleşti, van şehrinde 7.2 siddetinde (yerel olarak 6.6 büyüklüğünde) bir deprem olmuş, bunun ardından artçı depremlerde devam ediyormuş. durumun suanki vaziyetine bakılırsa merkesde 20-30 bina tamamen yıkılmış, içerisinde insanların olduğu çevre sakinleri tarafından bildiriliyor. Merkezde fazla bir hazar olmadığını görüyorum bu büyüklükteki bir depreme göre, ancak van şehrinin köy kırsallarında aynı durum söz konusumu emin değilim. çünkü Türkiyedeki çoğu köyler kerpiç evlerden oluşmakta. bu büyüklükteki bir tepreme dayanmalarıda olanaksız.

Söz konusu yardımların merkez dahil ilk olarak çevre köylere yönlendirilmeli. En çok kayıbın köy ve kırsallarda olacağından şüphe ediyorum..

Allah ordaki insanlarımıza yardım etsin, ölenler olduğunu düşünüyorum, Allah rahmet eylesin, geride kalanlarada kolaylıklar versin. bu gibi durumlarda çok fazla telaş ve heyecan yapmamak lazım, sakinliğimizi koruduğumuz sürece problemlerin çözülmesi kolaylaşacaktır. Sivil yardım örgütleri dahil, kızılayında bölgeye yardım götürdüğü bildirildi..

Ayrıca yardım ekiplerini kutluyorum, çok kısa sürede yardım bölgesine ulaşarak yıkılan binalardaki insanları kurtarmaya çalışıyorlar..

Haber hakkinda detaylara buradan ulasabilirsiniz…

Kategoriler
Günün Tarihi İnternet Dünyası

Google Bakışı Face Savaşı

Arkadaşlar Artık Google Facebookla Facebook Gibi Kapışmaya Başladı.Öncelikle Beğen Tuşunun Benzerini Sistemine oturttu.Yakında Bence Facebook Gibi Sayfalar Açılabilecek Googledan Yapmadılarda Değil Bloggerla Bunu Yaptılar Fakat Daha Çok Duyulan Google Anasayfasından Gözüken Bir Sistem Yapıcaklarına İnanıyorum.Daha Sonra Bence Google Facebook Sıralarını Düşürerek Sadece facebook.com adresini yukarda Bırakarak Sadece Facebooka Girmek İsteye İnsanların Facebook a Girmesini Sağlayarakta Facebooku Yenmeye Başlayacak.

Yeni Sistemleri Denemeye Başlayan google Bize Daha Çok Güzellikler Gösterecek Belkide 2 Sitede Bu Yenilenme Döneminde Çok Kaliteli Yayın Hizmeti Vericekler. Google Birde Webmasterları Koruyacak. Onlar İçin Eğlenceli ve Para Kazanabilir Alanlar Oluşturucak. Ayrınca En Güzel Olabilecek Şeylerden Biride Tüm Sosyal Ağlardaki Son Mesajlara Googledan Ulaşma Olabilir. Bence Google Buna Geçmeye Çalışıyor. Yakında Yakında Yakında.

Ayrıca Bu Kapışma En Çok Webmasterlara Yarıyor. Özellikle Forum ve Blog WebMasterlarına.. Yıllardır Sayfaların Altında Ezilen Blogların Günü Başlıyor.

Yıllardır Facebookun Altında Ezilen Forumların Günleri Başlıyor. Herşey Bizim İçin Güzel Olacak Gibi Sanal Aleminde Savaşı Var..

Kategoriler
Günlük hayat Günün Tarihi İslam Dini Kişisel makaleler Toplumsal Konular

Günümüzdeki Dini Zihniyet

Toplumumuzun zihniyetini hayatımızda nasıl bir yere oturtturmalıyız? Bana kalırsa hayatımızın kilometre taşlarını bir bir yerine koyarken ilk önce bu meseleyi düşünmemiz gerekir. Yani bireylerin zihniyetini inşa etme hayatımızda ayrı bir öneme sahip olmalı ve her zaman kafa yormamız gereken bir mesele olarak kalmalı. Bu bağlamda bireylerin zihni yapısı toplumun nasıl şekilleneceğine, insanların nelere boyun eğip nelere başkaldıracağına ve o toplumun kendisini dünyada nasıl bir konuma oturtturacağına karar verir. Ben de zihniyet başlığı altında günümüzdeki İslami yaşama, İslamiyet’in günümüzde nasıl algılandığına kendimce açıklık getirmeye çalışacağım.

İslamiyet’in önerdiği, istediği yaşayış şekli züht yaşamdır. Züht yaşamı da şu şekilde tanımlayabiliriz: Mele (kariyer) ve mütref’ten (konform) sakınmaktır. Kuran’da sık sık geçen mele-i mütref  bir toplumun ileri gelen kariyerist ve konformist takımı demektir. Bunlar Firavun’un sihirbazları gibi hep “Bize ne var?” ona bakarlar. İslamiyet bu tür şahsiyetleri reddeder ve buna karşıda panzehir olarak züht yaşamı öne sürmüştür. Bunları belirttikten sonra gelelim günümüzde bu konuda nasıl davranıldığına. İnsanlar hep bir rekabet içinde. Günümüzde “en iyi mevkide ben olmalıyım” düşünceleriyle yaşayan kariyer düşkünü bir zihniyete tanık olmaktayız. Bu zihniyet egoizm pınarlarından kana kana içmiş. Etrafa “Hep bana, hep bana” nidaları savurmaya alışmış ve bu şekilde hayat damarlarından birini kaybederek yaşam adabını yitirmiş durumdadır. Bir de mütref meselesi var yani bolluk içinde yaşayanlar, nimet denizinde yüzdüğünü sananlar. Rahatlıktan, lüksten şımarmış bireyciliğin köklenmesini sağlayan tabaka. Altındakini görmeyen, yardım etmeyi kırkta bir zanneden şımarık zihniyet. İslamiyet’in özüne tamamen ters bir yaşam şekline bürünmüş durumdalar. Bir arada yaşamayı, paylaşmayı yok sayan bir zihniyet kabul edilemez, bu zihniyete kimsenin boyun eğmemesi lazım. Bu anlattıklarım İslam’ın daha çok devrimci özünü anlamaktır ve günümüzde bu ruha tamamen aykırı yaşayanlara başkaldırmanın, onların boyunduruğu altında yaşamamak için bu zihniyeti yerle bir etmenin gerekliliğini aşılamaktı.

Bir de bu olaya ibadetler perspektifinden bakalım. Acaba İslamiyet’in buyurduğu ibadetlerin özünü anlayabilmiş miyiz? Ali Şeriati’nin deyimiyle şu anki toplum nüsuk (ritüel) den öteye geçemiyorlar ibadet konusunda. İlk önce yapmamız gereken ibadet ile ritüel arasındaki farkı idrak etmek olmalıdır. Benim anladığıma göre namaz camiden çıkınca başlar. Oruç ramazandan sonra başlar. Hac da hacdan döndükten sonra başlar. İşte yanlış yaptığımız nokta burası biz ibadetin ne olduğunu kavrayabilmiş değiliz. Hac Mekke’de, namaz tapınakta, oruçta Ramazan ayında olur biter anlayışına hâkimiz. Oysa bunlar sadece işin ritüelidir. Namaz, oruç, hac’da yapılacak olanlar önceden belirlenmiştir. Bu yüzden bunlar ritüel alanına girer, ibadet değildir. İbadet bunlardan sonra başlar. Namaz kılıyorsun, Allah’ın önünde eğiliyorsun, camiden çıkıyorsun bütün ömrün güçlülerin ve zenginlerin önünde eğilmekle geçiyor. Secdeye varıyorsun, dışarıda burnun havada kibirli kibirli dolaşıyorsun. Kıyamda durmak haksızlığa karşı çıkmadır. Ama hiç bir haksızlığa tek bir kelime bile edemiyorsun. Hac da sıfırlanıyoruz, rütbelerimiz kalmıyor. Safa durma muazzam bir eşitlik gösterisidir. İşte ibadet dediğimiz olay bunları idrak etmektir, yaptığımız hareketler değildir. Namazın, orucun, haccın bize ne mesaj vermek istediğini anlayıp hayatımızı ona göre şekillendirmemizdir ibadet.

Anlatmaya çalıştığım kadarıyla zihniyet meselesi bizim belkemiğimizdir. Dünyayı zihni yapımıza göre şekillendiririz. Görünen dini bırakıp ta yerine Şaman kültürüyle karışmış bir İslamiyet alırsak ne denli doğru düşünmüş oluruz, dünyada nasıl bir düzenin bekçileri olmuş oluruz umarım anlatabilmişimdir. Gönderilen mesajı doğru anlamanın ve görünen İslamiyet’i hayatımızın can damarlarından biri yapmanın vakti geldi de geçiyor. Umarım Hakkı ve Hakkaniyeti hiçbir zaman başköşeden aşağılara indirmeyiz.