Kategoriler
Geçmiş Tarih

Çete Ayşe

Her yeri şehit kanıyla bulanmış Anadolu’nun yeniden vatan edinilmesinde rol oynayan Türk kadınlarının kemiklerini sızlatırken, bir hanım kardeşimiz kahraman ve öncü Türk kadınlarının hayat hikâyelerini Gülce Edebiyat Akımı nazım türleri ile şiirleştirip kitap halinde okuyucuyla buluşturdu. Kendilerine minnettarız; teşekkürler Sayın Asuman Soydan Atasayar Hanımefendi.

 

Türk kadını ana olmanın yanında erkeğinin yanında, cesaretli, çalışkan, vatanperver gibi sıfatları üzerinde taşımaktadır ki kahraman kadınlarımız Tomris Hatun’dan Kara Fatma’ya, Nene Hatun’dan Efe Ayşe’ye saymakla bitmez.

 

Sayıları o kadar fazladır ki hepsinin hayat hikâyelerini derlemek ve hikâyeler üzerinde çalışmak kolay bir iş değildir. Değerli şairimizin eserinde henüz yer almayan Efe Ayşe ya da Çete Ayşe olarak bilinen değerli annemizdir yazımızın konusu.

 

“Bazı kadınların içinde bir pehlivan; bazı erkeklerin içinde de, korkaklıklarından dolayı bir kadın gizlidir. Kemer belindir, çizme ayağın, börk başındır. Mademki burası bizim vatanımız; biz de bu vatanın olmalıyız.” diyen Çete Ayşe 1894 yılında Aydın Merkez İmamköy’de doğar. 25 yaşında ev hanımı iken silahlanıp düşmanın karşısına çıkar. O yola çıkınca diğer kadınlar, kızlar peşine takılır ve bölgenin diğer kadın kahramanlarına öncü olur.

 

1910 yılında Kayacık köyünden Mustafa ile evlenen Çete Ayşe’nin iki kızı olur. Eşi 1915 yılında Çanakkale cephesinde askere alınıp şehit düşünce tekrar İmamköy’e yerleşir.

 

1919 yılında Yunan askerinin Aydın’ı işgali sırasında İmamköy’ü ele geçirmeleri üzerine silahlanarak Umurlu’daki Sancaktar Ali Efe gurubuna katılır. O artık bir çete, bir efedir.

“Büyük adamlar silahı olanlar alsın çıksın dedi. Aldım Martiniyi çıktım.» diyen Çete Ayşe Yunanlılar henüz Aydın’ı işgal etmeden düğününde takılan altınları bozdurup kendisine bir mavzer almıştır.

 

Grubunda Çiftlikli Kübra ve Ayşe Çavuş’unda bulunduğu grupla ilk olarak Kepez sırtlarında düşmanla savaşır Daha sonra Aydın Cephesinde yer alır. Düşmanın Aydından çıkarılmasından sonra çocuklarını komşusuna emanet ettiği köyüne döner.

 

Aydın Yunan askeri tarafından ikinci kez işgal edilir. Esareti kabul etmeyen şehit eşi Efe Ayşe’nin vatan sevdası tekrar depreşir, bu kez Yörük Ali Efe grubuna katılır ve Köşk Cephesindeki muharebelere yer alır. Danişmentli İsmail Efe’nin kendisine geri dönmesini, savaşın erkek için olduğunu söylemesi üzerine “Ben imam nasihati istemem” diyerek çok sayıda muharebeye katılır. Bir ara sıtma nöbetine tutulan Çete Ayşe cepheden ayrılır, düzenli orduların kurulmasının ardından Yörük Ali Efe’nin önerisi üzerine tekrar cepheye dönmez, silahını Yörük Ali Efe’ye emanet edip «…kahpe alçak birisine değil de bir yiğide devretmesini…» ister.

 

Çete Ayşe, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından sonra da köyünde yaşamını  sürdürür.  Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk 1933 yılında Aydın’a geldiğinde, kendi elleriyle Ayşe Efe’ye Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyasını takar. O, Milli Mücadele’nin İstiklal Madalyası sahibi tek kadın efesidir.

 

Ayşe Efe: ‘‘O günlerden iki hatıram kaldı. Biri kadınlığımla verdiğim savaş, öteki de rahmetli Atatürk’ün göğsüme taktığı İstiklal Madalyasıdır” der. Fili olarak savaşa katılıp düşmanla amansızca çarpışan Çete Ayşe 1967 yılında hayata veda eder. Mezarı İmamköy’dedir.

 

Bu toprakların tekrar vatan kılınıp bizlere emanet bırakılmasında can vermekten çekinmeyen Başta Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden tüm gazilerimizi minnetle, şükranla, özlemle anıyor hayatta olanlara uzun ömürler diliyorum.

 

Osman Öcal

Kategoriler
Aklımdan geçenler Bizi şaşırtanlar Çevre Konuları Deneme Yazıları Dünya ülkeleri Ekonomi Dünyası Gazeteci Geçmiş Tarih Günlük hayat Günün Tarihi Hayat üzerine Kişisel makaleler Kutlamalar Sevdiğim şeyler Türkiye üzerine

Türkiye,nin Ekonomik Yapılanması

buyuk-projeler_icik1Objektif Bir Bakış Açısı İle Türkiye,nin Ekonomik Yapılanmasına Destek

Hemen hemen son çeyrek yüzyıldır ülkemizde siyasi ve ekonomik yapılanmalar, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir durum. IMF kapısında dilendiğimiz zamanları nasıl unutulur. Şimdi bu küresel kuruma yani; IMF, ye 5 milyar dolar veriyoruz. Hatta sosyal-kültürel kalkınmada öyle gelişmeler oldu ki kim ne derse desin yöneticilerin güzel çalıştıkları kanısındayım. Eskiden yöneticiler gelecek için asla plan yapmazlardı, günübirlik Türkiye,yi evirip-çevirmeye çalışırlardı hatta; çalışmazlardı, birileri koca türk devletini yönetenleri yönetir ne derlerse onu yaptırırlardı. Çok şükür şimdi farklı, akıllı, dinamik, branşlarında iyi eğitim görmüş yöneticiler tarafından yönetilmek büyük mutluluk. Gelecek için hazırlanan plan ve projeler son derece önemli bu projelerden: ” 3.köprü, HES (Hidro Elektrik Santrali), Kanal İstanbul, 3.Hava yolu (Istanbul,a çok büyük Havaalanı)”  bu proje-planların detaylarını çözüp idrak edenler Türkiye,nin Küresel Güç olma yolunda attığı adımlar oldugunu göreceklerdir. Türk Milleti olarak siyasi takıntılara takılmadan, bu ülkeye bende hizmet etmek istiyorum diyorsanız, yapılmışları, yapılanları ve de yapılacakları iyi analiz ederek objektif bir gözle görmeniz gerekir. Akıllı insanlar siyaset yapmakta, zeki insanlar yöneticilik. Akıllı ve zeki Türk Milleti dünya devletlerindeki olan biten sosyal-ekonomik çöküşü ve bunun getirdiği hayal kırıklıklarını görmeli ve ülkesindeki sosyal-ekonomik gelişmeleri iyi takip ederek, bir vatandaş olarak,da desteklemelidir. Ülkemizde kimi illegal eylemlerinin arka planında Türkiye’nin kalkınmasını istemeyen güçler olur ve olmaya çalışacaklardır. Bunun farkındalığı ile ne yaptığını bilen vatandaşların olması Türkiye,nin büyümesinde karşı gelen şer odakların planlarını alt-üst edecektir.

Yakup İcik

Kategoriler
Geçmiş Tarih Hayat üzerine iletişim İnternet Dünyası internet hizmetleri Kitap Görüşleri Kuaza Network Hizmetleri Şair Sevdiğim şeyler Tarih Makale Türk Tarihi Yazar

Şabbat Romanı

Şabbat Romanı önümüzdeki günlerde ( www.rozayayinevi.com ) tarafından “Şabbat” piyasaya sürülecek! Aslında şarkısözleri ile yıllardır ruhumuzun pasını silen söz yazarı yani “Çingenem” ve “Geberiyorum” gibi şakıların sözyazarı sevgili dostum Sedat Erdoğdu bir adım daha atarak edebiyatımıza kalıcı eserler bırakmakta kararlı görünüyor.

Şabbat Romanı
Babasını Kurtuluş Savaşı’nda kaybeden Macit küçüklük yaşından itibaren Ortakaköy’de evlerine yakın bir Yahudi mezarlığında çalışmaya başlar. Yahudi Mezarlık bekçisi Joseph Bey tarafından okuma yazma öğrenir. Joseph Bey’in kızı Sara ile birbirlerini severler. Macit askerlik çağı geldiğinde apar topar yakalanarak İzmir’e askeri birliğine gönderilir. Bu sırada 1942 Varlık Vergisi çıkar. Yapılan bir yanlışlıkla Joseph Bey’e ödeyemeyeceği kadar bir vergi borcu yüklenir. Joseph Bey varını yoğunu satar fakat parayı tamamlayamaz. Erzurum-Aşkele’ye sürgüne gönderilir.

Bu yeni Şabbat Romanı,na sahip olmak istiyorsaniz lütfen yukarıdaki yayınevi linkine tıklamanız yeterli.

Yakup Icik

Kategoriler
Faydalı Bilgiler Geçmiş Tarih Kişisel makaleler Tarih Makale

“Burada Durmak Lazım”

Kaldırım taşlarının arasında sıkışıp kalan minik mısır tanelerini yemeye bayılır kuşlar, bilirsiniz… Hatta o kuşlar, bir mısır tezgâhından haşlanmış ya da közlenmiş bir mısır aldığınızı gördükleri andan itibaren artık takipçinizdir. Sizinle beraber tezgâhın önünden ayrılıp; onlarca giyim mağazasını ardında bırakan Yalı Boyu evlerine doğru uzanan caddede, o geceleri doyum olmaz yeşil ışıkların gölgesinde tüm alâyişiyle süzülen ırmak boyunca, yere düşürebileceğiniz bir mısır tanesi için hesaplar yapacak ve düşen ilk taneyle birlikte, küçük midesini doyuracaktır.

Kuşlarla paylaştığınız mısırları, demli muhabbetlerinizle ırmak kenarında tüketirken, yeşilin insana huzur veren tarafını içinize yudum yudum çekebileceğiniz bir şehirdir Amasya. Bu kanıya nerden vardığımın bir önemi yok, yaşarken gördüm diyebileceğim türden sağlam tezlere dayanıyor nasıl olsa. Yeşilırmak ile yeşilleniyor kent, Hazeranlar Konağı ile Kral Kaya Mezarları’nın tarihi dokusu bir gölge gibi düşüyor üzerinize. Vakti zamanında akıl hastalarının su sesiyle ve neyle tedavi edildiği bir hastane olarak kullanılan, zamanla belediye tarafından konservatuar haline getirilen, haftada en az üç gece birbirinden güzel fasılların yapıldığı Bimarhane, ilginç akustiği ile sizi anında efsunluyor. Bununla da kalmaz, ulaşılması zor Amasya Kalesi; yanına kadar gelebilen doğasever insanlara, “şehre bir bakın” diye sesleniyor. İşte o anda gözbebekleriniz manzaranın azametiyle daha da büyüyecektir. Bunu da mı nerden çıkardım? Yalnızca kalenin sesine kulak verdim.

Nakkaşlık yapan, Şirin’e sevdalı yiğit delikanlıyı bilirsiniz. Ferhat… “Amasya Sultanı Mehmene Banu’ya, kız kardeşi Şirin için, dünürcü gönderen Ferhat. Sultan; Şirin’i vermek istemediği için olmayacak bir iş ister delikanlıdan. “Şehir’e suyu getir, Şirin’i vereyim” der, demesine de su, Şahinkayası denen uzak mı uzak bir yerdedir. Ferhat’ın gönlündeki Şirin aşkı bu zorluğa direnir mi? Alır külüngü eline, vurur kayaların böğrüne böğrüne. Kayalar yarılır, yol verir suya. Zaman geçtikçe açılan kayalardan gelen suyun sesi işitilir sanki şehirde. Mehmene Banu, bakar ki kız kardeşi elden gidecek, sinsice planlar kurarak bir cadı buldurur, yollar Ferhat’a. Su kanallarını takip edip, külüngün sesini dinleyerek Ferhat’a ulaşır. Ferhat’ın dağları delen külüngünün sesi cadıyı korkutur korkutmasına ama acı acı güler sonra da. “Ne vurursun kayalara böyle hırsla, Şirin’in öldü. Bak sana helvasını getirdim” der. Ferhat bu sözlerle beyninden vurulmuşa döner. “Şirin yoksa dünyada yaşamak bana haramdır” der. Elindeki külüngü fırlatır havaya, külüng gelir başının üzerine bütün ağırlığıyla oturur. Ferhat’ın başı döner, dünyası yıkılmıştır zaten “ŞİRİN !” seslenişleri yankılanır kayalarda.

Ferhat’ın öldüğünü duyan Şirin, koşar kayalıklara bakar ki Ferhat cansız yatıyor. Atar kendini kayalıklardan aşağıya. Cansız vücudu uzanır Ferhat’ın yanına.Su gelmiştir, akar bütün coşkusuyla, ama iki seven genç yoktur artık bu dünyada. İkisini de gömerler yan yana. Her mevsim iki mezarda da birer gül bitermiş sevenlerin anısına, ama iki mezar arasında bir de karaçalı çıkarmış. İki sevgiliyi, iki gülü ayırmak için…”

İşte sinemaların; aşk, ihtiras, cesaret diye çağırdığı tüm filmlere inat; tarih, su, bereket, huzur ve elma diye çağırır Amasya… Medreseleri; köprü, camii ve müzeleri ile birlikte konakları, mezarlıkları ve Amasya evleri koca bir puzzle oyununun birbirinden önemli parçalarıdır. En çokta durup şehri içinize çekerken, meraklısına mis gibi gelen tarihin o buğulu kokusu baş döndürür. Amasya o şehirdir ki, tenhasında bir at eşelense toynağı bir medeniyete dokunur…

Yolunuzun bir başka şehre düşmesiyle, koşarak gittiğiniz o cafcaflı alışveriş merkezlerini, çarşılarını, ucuzluk pazarlarını gezmeye benzemez Şehzadeler Şehri Amasya. Burada Yıldırım Bayezıd’dan, Çelebi Mehmet’e; Fatih Sultan Mehmet’den, Sultan II. Bayezıd’a kadar doksan dokuza yakın şehzade yönetimde bulunmuş. Buraya hiç, büyük alışveriş merkezlerini gezip, üç-beş mağazadan alışveriş yapmak için gelinir mi? Gücüne gitmez mi koskoca Osmanlı’nın? Irmak boyunca, sübhanallah boncuğu gibi sıralanmış, o kadar önemli şahsiyetin önünden bir hışım geçilmez, geçilmemeli… Hadi tarihini geçtik diyelim, bari Amasya çöreği ile meşhur Gömlek kadayıfını yemeye gelin…

-Rüya-

 

 

Kategoriler
Geçmiş Tarih Videolar

10 Dakikada, son 100 yıl içindeki önemli olaylar

Asagida goreceginiz videoda benimde onemli olarak inandigim bir cok olayi ele aliyor. Bunlari 10 dakikaya sigdiyor. Kotu tarafi aciklama kisimlari ingilizce ama zaten cogu goruntuden hangi olay olduklarini anlayabiliyorsunuz. Yinede ingilizce bilen arkadaslar icin faydali olacaktir, bir ara Turkceyede cevirip gonderirlerse ne mutlu bize :)

Kategoriler
Geçmiş Tarih Güncel Haberler Türkiye üzerine

13 Şehit olayındaki yararı askerler konuştu!

Konuyu uzun uzadıya yazmayacağım, geçenlerde Diyarbakır silvan ilçesinde yaşanan hayin pusuda 13 askerimiz şehit olmuştu. 7 askerimiz ise yaralı olarak hastaneye kaldırılmıştı. Herkes bu askerlerin bir an önce iyileşip olay hakkında açıklama yapmasını bekliyordu, bugün gelen açıklamada olayın bütün gerçekliği ve askerimizin kahramanlıkları beni çok duygulandırdı. Haberin detaylarını habertürk sitesinden alıntı yaparak konu altında veriyorum.

Diyarbakır Silvan’daki çatışmada yaralanan askerler Diyarbakır Asker Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Çatışmayı Habertürk’e anlatan ve filmlerdeki savaş sahnelerini yaşadıklarını söyleyen askerler bazı arkadaşlarında çelik yelek bulunmadığını ve bazı silahların tutukluk yaptığını anlattı. Askerler, yangın ve dumanın şehit sayısını artırdığını vurguladı.

Bir asker olayın ayrıntılarını şöyle anlattı:

İKİ BÖLÜK: Lice’de kaçırılan askerleri aramak için 10 Temmuz’da 92 asker arama tarama faaliyetine çıktık. Hazro İlçe Jandarma’ya roketatarlı saldırının ardından, kaçan PKK’lıları yakalamak için ilçeye hareket ettik. Ancak PKK’lılarla karşılaşmadık. Silvan-Kulp-Batman istikametine doğru yeniden arazi arama tarama faaliyetlerine başladık.

ABLUKA: Bölgeyi jandarma özel harekât timleri, komando taburları ve özel eğitimli askeri bölüklerle ablukaya almıştık. Dolapdere Köyü’ne 5 kilometremesafede Roşan Deresi ile Çemşin Deresi arasında 04.00’te konaklama kararı aldık. Askerler yorgundu, nöbetçiler de dinlendikten sonra intikale devam edilecekti.

ROKETATAR: Saat 13.30’da roketatarlı saldırı ile ateş başladı. Tabur hemen toparlandı. Ancak nöbetteki 4 arkadaşımız şehit edilmişti. Onların yerine teröristler siper almıştı. Otlar bir insan boyu, görüşmesafemiz 15metre ancak vardı.Mevzilerimize el bombası atmaya başladılar. Kuru otlar tutuştu. Rüzgâr da vardı, kısa sürede yangın etrafımızı sardı.

YANDILAR: Yaralı bazı arkadaşlarımız sürünerek kayalıkların arkasına giremediler ve yanarak şehit oldular. Her taraftan mermi yağıyordu. Makineli tüfeklerin yerini tespit etmişlerdi, onlar da bize doğru ateş etmeye başladılar. Yangından dolayı duman her tarafımızı kapladı.

BUNLAR BİTTİ: PKK’lıların arkasındaki grup, Kürtçe, ‘Bunlar bitti, hepsini öldürün, saldırın’ diye emir veriyordu. Yangın onların bulunduğu bölgeye de yayıldı. Arkadaki grup, öndeki PKK’lıları zorlasa da onlar cesaret edip gelemediler. Sonra arkamızdan bir grup bize ateş etmeye başladı. Ormana girsek 4 tarafımız çevrilmiş. Yaşanacak panikle herkesi şehit etmeyi planlamışlar.

PÜSKÜRTTÜK: Biz toparlanarak bize saldıran 30-35 PKK’lıyı püskürttük. Nöbetçilerimizin şehit olduğu hâkim kayalıkları yeniden ele geçirdik. Çok sayıda yaralıları vardı ve onlar da ateşin ortasında kalmışlardı. Bir ara telsizde teröristleri azarlayan biri, yaralıları bırakıp kaçmalarını söyledi. Onlar da can havliyle çekildi.

ÇATIŞMA 40 DAKİKA SÜRDÜ
Hastanede tedavi gören askerler çatışmanın yaklaşık 40 dakika sürdüğünü ve uçakların bölgeye hiç gelmediğini anlattı. Başından hafif yaralanan tabur komutanları binbaşının bölgeye gelen kobralardan (helikopter) PKK’lıların olması ihtimaline karşı çevreyi taramalarını istediğini daha sonra Sikorsky helikopterlerin yaralıları hastaneye getirdiğini anlattılar. Güvenlik zafiyeti bulunmadığını belirten askerler, şehitlerin yüreklerini dağladığını “Vatan sağolsun” dediklerini, ancak yapılan haberlerin morallerini bozduğunu söylediler.

Bir asker de çatışmanın çıkmasından birkaç dakika sonra medyanın son dakika haberleri vermesinin düşündürücü olduğunu savundu. Köylülerin evlerine mermi isabet ettiği yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanlayan askerler, kırsal alanda tepeleri aşan 5 kilometre mesafe atan silahlarının olmadığını anlattı. Askerler ailelerinin yanlarına getirilmesiyle biraz moral bulmuş.

SEVİNÇ KUCAKLAŞMASI
Bu arada yaralı askerler Ankara GATA’da tedavisi süren ağır yaralı Onbaşı Regaip Özdemir’in gözlerini açtığı haberini birbirlerine sarılarak kutladı.

Kategoriler
Geçmiş Tarih Günlük hayat Toplumsal Konular Türkiye üzerine Videolar

Trabzondaki pkk gösterisi üzerine! (video)

Geçmiş zamanlarda Trabzonda bir pkkli grup gösteri yapmaya çalışıyor ve bunun nezlinde de broşürler dağıtarak halkı bu konuda yanlarına davet ediyor. Bir nevi misyonluk işini üstlenmişler pkk yanlısı aramaya çalışıyorlar. Bu konuda duyarlı arkadaşlarımızda doğal olarak konuya tepkilerini gösteriyorlar. Sonrasında anlamsız şekilde yıldırılma v.s gibi sloganlar atınca bizimkilerden kim kimi yıldırıyor tarzında sitem yapılıyor. Bunun ardından grup iyice insanları kışkırtıyor ve neticede genç Trabzonlular, bunun yanına yaşlı dedelerimizide katarsak güzelcene bu olayın üstüne gidiyorlar ve grubu dağıtmaya çalışıyorlar. Bu duruma direnen grupda çok güzel bir dayak yiyor özellikle grupdaki kızların yediği dayak acayip şekilde hoşuma gitti benim. Umarım bu tarz bir durum içinde bende olurum ve bir kaç tanede ben geçirim bu şerefsizlere. Geçirmek sözü vurmak anlamındadır, asla o tür bir işi böyle şerefsizlerle yapmayı düşünecek kadar düşük kalite fantezi üretecek birisi olmadım :)

Videoyu zevkle ve bir kaç kere izledim, izledikçe adamın göğüsleri kabarıyor değilmi. İsde orda olanlar hepimize ders niteliğindedir, birlik olunduğunda hiçbir güç bize karşı duramaz. 600 sene birlik beraberlik içinde osmanlı dünyaya meydan okudu, yarısından çoğunu fethetti, dize getirdi.Bunların hepsi birliğimiz ve inancımız sayesinde oldu.

Konunun üstünde videoyu izleyebilirsiniz arkadaşlar, konu itibariyle umuyorum şerefsizlerin sonu çok yakında gelecektir. Şehitlerimizin ardından bu videoyu herkese göndermeniz ve birlik beraberlik mesajı vermenizi umuyorum.

Türkiye, içerisindeki bütün halklarla birdir, bu birlik tek dil ile anlaşabilir o da türkçedir, gayri resmi bir dil yoktur olamazda, ancak anadolunun bağrından gelen ve bize dedelerimizin mirası olan lazca, kürtçe,zazaca gibi dillerin yaşatılması gerek, bunun içinde en büyük destek biz türklerden gelecektir, gelmeyede devam edecektir. Yüzyıllar boyunca türkler halkların birliğini bütünlüğünü sağlamıştır, bundan sonrada bu misyonumuz devam edecektir.

Kategoriler
Doğa ve Yaşam Geçmiş Tarih Günlük hayat İlginç Resimler

Şaşırtan gerçekler..

Yıllar boyunca bir çok şey gizli kaldı, bir çok şey ise kesfedildi. Bazen öyle şaşırtıcı konularla karşılaştikki gerçekten insanı çok ama çok şaşırtacak şeylerdi. Bunlar bazıları tarafından biliniyordu, şimdi ise makaleci.com da herkesin bilmesini istiyoruz :D Bir çok şeyi bilmiyorsunuz yada öyle olduğundan bihaberdiniz. Öğrendiğinizde “Hadi be” diyeceğiniz yada imkansızdır diye içinizden geçireceğiniz şeyler olacaktır ama hepsi gerçektir.. Sizi galeri ile baş başa bırakıyorum. Her resmin isminde ve açıklamasında yeni bir şey keşfedip şaşıracaksınız.

Kategoriler
Geçmiş Tarih

Karahanlılar

Uygur Devleti’nin yok olmasından sonra Karluk boyunda yaşayan Bilge Kül Kadir Han tarafından 840 yılında kurulmuştur. Karahanlılar 932 senesinde İslamiyet’i kabul etmiştir ve en önemli ve en parlak dönemlerini Yusuf Kadir Han zamanında yaşamışlardır.

999 senesinde Samanoğulları Devleti’ni işgal eden Karahanlılar, Gazneliler, Büyük Selçuklular, Karahitaylar ve Moğollarla da rekabet içinde olmuşlardır. Karahanlılar yönetim biçimi olarak Yusuf Kadir Han’dan sonra veraset sistemine geçtiği için ikiye ayrılmıştır. Doğu Karahanlılar Moğollar, Batı Karahanlılar ise Harzemşahlar tarafından yok edilmiştir.

Karahanlılar, yönetimi ve halkının da tamamen Türklerden oluşması üzerine Türkçe diline ve Türk kültürüne çok önem göstermiştir. Orta Asya Türk kültürünü Selçuklular arasında yaygınlaşmasında etkin bir göreve sahiptirler. Çeşitli kervansaraylar düzenlemiş ve ticareti canlı tutmaya çalışan Karahanlılar bunun yanında ilk defa düzenli posta sistemini uygulayan Türk-İslam devleti olmuştur. Her alanda Türkçe dilini kullandıkları için çok değerli eserler ortaya çıkarmışlardır. Bunlardan en çok bilinenleri ve en çok önemli olanları Yusuf Hac Hacib tarafından kaleme alınmış Kutadgu Bilig ve Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılan Divanı Lügat-it Türk’tür.

Kategoriler
Geçmiş Tarih Türk Tarihi

Gazneliler ve Fatımiler

Gazneliler

Alp Tigin tarafından 963 senesinde kurulmuştur. Şehir, Kalac Türklerine mensup olan Samanoğullarından koptuktan sonra Afganistan’da bulunan Gazne bölgesine kurulmuştur. Çok uluslu bir devlet olan Gazneleliler, Sebük Tiğin zamanında Hindistan üzerine seferlere çıkmış, Sultan Mahmut zamanında ise bu seferler fazlalaşmış ve sonunda Hindistan üzerine 17 kere sefere çıkılmıştır. Abbasi halifelerinin koyuculuğunu üstlenen ilk Türk-İslam devleti olan Gazneliler, halife tarafından Sultan ünvanı verilerek ödüllendirilmiştir.

Sultan Mahmut, Horasan bölgesinde Türkmenleri yerleştirerek büyük bir yanılgıya düşmüştür. Çünkü bu hata Selçuklu soyundan gelen Arslan Yabgu’nın öldürülmesiyle neticelenmiş ve Gazneliler ile Selçuklu Devleti’nin arası bozulmuştur.

Sultan Mesut zamanında yapılan Nesa, Serahs ve Dandanakan seferlerinin ardından Gazneliler yıkılma dönemine girerek Büyük Selçuklu Devleti resmi olarak kurulmuştur. 1187 senesinde ise Gaznelilerin elinde bulunan son bölge olan Lahor, Gurlular tarafından işgal edilmiştir. Bundan sonrada Gazneliler bağımsızlıklarını kaybetmişlerdir.

Çok uluslu bir devlet olan Gazneliler, Biruni, Firdevsi, Utbi gibi önemli sayıda bilim adamları çıkarmıştır. Çok uluslu bir millet olduğu için hukuk kuralları çok serttir. Türkçe dilinin yanında Arapça ve Farsça dilinede büyük bir önem vermişlerdir ve bu dilleride kullanarak eserler yazmışlardır.

Fatımiler

Tunus civarlarında Hz.Ali soyundan oldukları tahmin edilen Şii Arap devletidir. Akşitleri feth ederek Mısır’ı kontrolleri altına alan ve burada zamanın en başarılı eğitim kurumu olan El Ezher Medresesi’ni kuran Fatımiler, Eyyübiler tarafından 1171 senesinde yıkılmıştır.