Kategoriler
Televizyon ve hayat

Güldür Güldür Show

Ben televizyon fazla izlemem, arada bir bakarim. Haber yada maç oldugu zamanlar tabi. Takip ettigim nadir programlar vardir, bunlar her hafta yayinlansada ben ayda bir izlerim, isde oyle bir takipciyim diyelim :) Bugun youtubeden denk geldigim Güldür Güldür komedi programi Show TV de yayinlaniyor sanirim. Uzun zamandir bu kadar guldugumu hatirlamiyorum. Ilk zmanlarinda takip ettigim bir programdi, o zamanlar yanlis hatirlamiyorsam ismi farkliydi.

Güldür Güldür Show

Zaten iyi bir takipci degilim, bunun ustune birde buralarda benim evde diyelim show tv çekmiyor (burdan yetkililerden yardim bekliyorum :D). Hal boyle olunca uzunca sure bu programi takip edemedim. Ama gercekten harika bir is cikartmislar. Ekip degismis, profesyonel oyuncularda katilmis. Bence yeni formati harika oldu. Bugun beni cok gulduren bolumunu asagidan sizde izleyebilirsiniz. Yasak olabilir, ilgililer bu konuda bana uyari maili gonderebilirler, istemeden kaldiririm sorun degil benim icin :D

http://youtu.be/uYmXrrfMH1k

Son olarak takip etmenizi ve gulmek isteyenlerin izlemesini tavsiye ederim.

Saygilar, komedyen kuaza..

Kategoriler
Televizyon ve hayat Videolar

Leyla İle Mecnun:En Absürd Komedisi

       Birçoğunuzun bilmediği bir dizi var TRT1’de.Reytinglerde İlk 10’a giremesede her yayınlandığı gün sosyal alemi sallayan bir dizi.Hatta Habertürk Gazetesinin yaptığı son yılın en iyi komedi dizisi ödülünü 3 senedir kazanan bir dizi.Bu dizinin reytinglerde iyi olmamasının nedenlerinden biride herhalde magazin haberlerinde fazla gözükmemeleridir.Türkiye’de reytingleri magazin haberleri belirler çoğunlukla veya yakışıklı bir erkek ile güzel bir kızın o dizide oynayıp oynamaması etkiler reytingleri.Birçok reyting  kurumunun reytinglere almak istemediği TRT1 kanalı iyi diziler çıkarmaya devam ediyor.Leyla ile Mecnun’la Başlayan Seride Seksenler,Şubat,Böyle Bitmesin,Zengin Kız Fakir Oğlan ve Avrupa Avrupa gibi kaliteli yapımlar yapan TRT1 eskisinden daha güçlü.Bence yakında tekrar eski günlerindeki gibi çokca izlenilecek.En önemli özelliğide dizileri reytinglere göre değil kaliteye göre yayınlıyor olması.

Leyla ile Mecnun’a geri dönersek dizi çok güzel ilerliyor.Sosyal alemi hergün yıkıyor.Klipleri youtube’da anında onbinlerce kez izleniyor.Hatta her karakterin ayrı bir fanı var desek yanılmış sayılmayız.Erdal Bakkal‘ı ile İsmail Abisi ile Yavuz‘u ile İskender Babası ile Leyla ile Mecnunla çok iyi bir dizi.Birde sezon içinde güldüğünüz kadar sezon finalindede duygulanıyorsunuz.Burak Aksak‘ın kalemiyle süslediği diziyi izlemenizi tavsiye ediyorum.

Mecnun: Leylasını Arayan İşsiz Güçsüz Kahraman Bir Mecnun.

Erdal Bakkal:Bakkalını Büyütmek İçin Herşeyi Yapabilir Ama…

Yavuz:Yavız Bir Hırsız.Açamadığı Kapı Yok.Ama Oda Mecnun Gibi Aşkını Arıyor.Arkadaşlarının Bir Sıkıntısı Oldumu Anında Koşar.

İskender Baba:Mecnunun Babası Demek Ayıp Olur.Tüm Karaktelere Babalık Yapıyor.

Aksakallı Dede:Mecnun’a Doğru Yolu Gösterirken Kendi Hayatınıda Yaşıyor En Sevdiği İş Diğer Dede ile yemek yemek.

Dede: İşi Gücü Yemek.Ama oda evlenmek istiyor.Artık bir kadınla yaşamak istiyor.

İsmail Abi:Babasının Yıllar Önce Giden Gemisini Hergün Limanda Bekliyor.Babasının Öğüdünden Hergün Yeni İşler Arıyor.Bulduğu Her İşide Eninde Sonunda Bırakıyor.Çevresi Baya Bir Geniş.

Leyla: Her sezon değişiyor ama bundan sonra hep aynı kalacak gibi.

Bunlar Basit Bir Anlatım.Youtube’da Birçok Videosu Var İzlemenizi Öneririm.

 

Birkaç videoyla LEYLA İLE MECNUN:

Erdal Bakkal’ın eski çırağını almak için başvurduğu yol:

İsmail Abi’nin genleri çok uzundur.İşte genlerinden herhangi birisi:

http://www.youtube.com/watch?v=Ub9cl89wO1Y

Erdal Bakkal bir başkadır, benzemez hiçbir bakkala:

Bu sezonki Leyla ile Mecnun Fragmanı:

http://www.youtube.com/watch?v=kRWUtwXEGO0

Erdal Bakkal’ı bir bölümlük Erdal Oto Lastik yapan Erdal para kazanmanın yolunu çoktan bulmuş:

http://www.youtube.com/watch?v=mnCyrM1iMVQ

Leyla İle Mecnun’un İlk 5 Bölümünün Klibi:

Dizinin klasik selamlama biçimiyle (hop) başlayan geçen sezonun duygusal finali:

Leyla ile Mecnun 21:45’te Her Pazartesi TRT1’de.

Kategoriler
Deneme Yazıları Genel Konular Güncel Haberler Günün Tarihi Radyo ve Tv medya Türkiye üzerine

ÖFKE !!!!!!!!!!!!!!

kldrm[1].jpg
kldrm[1

Herkez yargı memuru,herkez dürüst,herkez doğru,bir de bilir kişi herkez… (OY DÜNYALIK MENFAATLER OYYYYYYYYYYYYYYYYY) şimdi suçlu ağzı laf yapamayanlarmı,suçlu yoklukta aczde doğanlarmı,yada hep olduğu gibi suçlu diye adlandırılanlar hep masumlarmı?Düşüncelerinizde ki yargısız infaza sesleniyorum…El insaf vicdan fakirleri, el insaf böbüründen gözleri kapananlar , el insaf bakıp……ta duyarsız kalanlar, el insaf ki ne ramazanlar terbiye eder zihninizi ne mektepler nede ellerinize bulaştırdığınız kanı sildiğiniz ipek mendiller,çok kısa” zaman” hayli kısa görebilene; kazanılmış küçük zaferleriniz kurtaramıyacak sizi,ağıtlar senfonisi olmuş akıttığınız gözyaşlarının içinde susayarak boğulacaksınız.Soğukta terleyerek öleceksiniz.Gözlerimi kör, kulaklarımı sağır yapıyorum……..
Yaptığınız her işkence haberlerinde de,,,,, şu sokakta feryad eden şehitler için kopan çığlıkları, daha iyi görmek daha iyi duymak daha iyi yaşatmak için benliğimde ,size tüm duyu organlarım kapalı ;lanetler eksik olmayacak başınızdan bende lanet ediyorum aldığınız tüm gereksiz soluğa…
SVD..
Kategoriler
Aklımdan geçenler Az önce öğrendim Futbol üzerine Radyo ve Tv medya Spor Televizyon ve hayat

400 milyon kişi takipte

Dünyada yaklaşık 400 milyon kişinin, ekranları başından Bayern Münih-Chelsea arasındaki final karşılaşmasını izlemesi bekleniyor. Geçen sezon İngiltere’deki Wembley Stadı’nda oynanan ve Barcelona’nın Manchester United’ı 3-1’le geçtiği mücadeleyi 350 milyon kişi ekranlardan takip etmişti. Bu arada dünya üzerinde en fazla izlenen spor organizasyonu ise 2008’de Pekin’de düzenlenen ve 4.7 milyar kişinin izlediği Olimpiyat Oyunları’ydı.

Kategoriler
Şuan Düşündüklerim Televizyon ve hayat Toplumsal Konular

Televizyon Okuyup, Kitap İzleyenler

 “Sakın Kaçırmayın”, “Bizden Ayrılmayın” türünden tembihlere fazlasıyla itibar ettik. Falanca televizyon kanalının dediği gibi “gözlerimizi alamaz” hale geldik bile. Artık herkesi ekran başına bağlayan bir dizi vardır diye düşünüyorum. Belki bir kadın programında olayın karakterleriyle ağlayıp, öfkelenen birisiniz. Bir yarışma programında büyük ödülü alacak olan sizmişsiniz gibi heyecanlanıp, yerinizde duramıyor da olabilirsiniz. Kim, kiminle, nerede diye meraklanıp magazin programlarının dibine vurmadığınız ne malum? Stand up gösterileri, X Show’lar ve evlilik programlarını saymayacağım bile… Gözlerimizin, zapladığımız kanalların herhangi birinde buluştuğu kesin. Dünyanın bir yerlerinde birileri aynı anda aynı şeyleri yapabilir önermesinden yola çıkmışken; aynı anda yapılabilesi bu işin ekseri televizyonlar üzerinden oynandığı yargısına da şıp diye varırım.

İşin tuhaf tarafı bu durumdan pek de şikâyetçi değiliz. Yetişen yeni nesillerimize, dilimizle kitap okuma alışkanlığından dem vururken; televizyon karşısında geçirdiğimiz vakitlerle ne mesajlar veriyoruz, ne mesajlar… Bir koltuğa iki karpuz sığdırma huyumuz yok mu bir de, kısıp televizyonun sesini kitap okuyoruz sözde. Kitap okuyor gibi yapıp, başını kaldırmadan göz ucuyla televizyona bakmaya çalışan şaşı çocukların yetişmesine ön ayak oluyoruz. Gözü işte, aklı oynaşta dediğimiz çocuklar yerden mi bitiyor sanıyorsunuz? Ahh o çocukluğumuzun siyah-beyaz televizyonları… Renk kavramı algımızı düzleyen, bizi o şaşaalı âlemden bir nebze olsun uzaklaştırabilen renksiz ekranlar… Renkli dev ekran televizyonlar üzerinize kuma geldi haberiniz var mı? Sonra bizi kesmedi, onun da üstüne Yüksek Seçkinlik anlamına gelen, High Definition (HD) kalitesi geldi. İnsanlar, hayvanlar her an televizyonun içinden çıkıp gelecekmiş gibi canlı. İzlerken insanın gözleri kısılıyor, “biri şunun rengini kıssın” diyesi geliyor. Ne mübarek adamlar var(!) nasılda bizim için uğraşıyorlar. Hadi görelim sizi daha iyisini yapın; bu HD de kesmedi bizi…

Şimdi HD bir televizyon alırsanız en fazla 1280×720 çözünürlüğe sahip olursunuz bu çözünürlük şu anki bilgisayar monitörlerinde en çok kullanılan çözünürlük demek oluyor. Buradan bakarsan kuru lakırdı, buna ancak televizyonun karşısından bakılır… Evet, evet tam oraya oturun, televizyonun tam karşısına…

Yayını keserlerdi belli bir saatten sonra, izleyecek bir şey yok diye kapanıyordu televizyonlar. İnsanlarda irade, artık ekmek kırıntısı kadar. Biri bize, bu kadar yeter demezse; bizim duracağımız müsait bir durak yok. Şimdi de televizyon izlemenin bilinçli hale gelmesine –özellikle çocuklar adına- yönelik eylemler mevcut. “Bugünlük bu kadar yeter çocuklar” diye ekrana yansıyan mesajları dikkate alan var mı bilmiyorum. Ki henüz okuma yazma bilmeyen çocuklar dahi ekran başındayken, bu el kadar çocuklar bu mesajı veren insanları ne kadar hatta nasıl ciddiye alırlar diye merak ediyorum. Anne ve babaları mı? Hadi canım, onlar ekrana o yazıyı görmeyecek kadar dalmış durumda, çocuklarını uyaracaklar mı sanıyorsunuz?

Ben ümidi kesmek durumundayım. Yakında çocuk bakacak ki anası babası televizyonla epey haşır neşir; kalkıp kapatma düğmesine basacak makinenin. Umuyorum bu hayal ettiğim sağduyuya sahip çocuklarımız yetişiyordur. Yoksa “beni oku” diye yalvaran kitapları izler; televizyonları deli gibi okur hale geleceğiz. Aman Allah’ım yolculuk ettiğimiz otobüs koltuklarına kadar peşimizde bu televizyonlar, ya yakında kitaplarımızın içine de girerse?

 

Kategoriler
Deneme Yazıları Televizyon ve hayat

Kurtlar Vadisi’ne uydudan bakınca…

Kurtlar Vadisi Pusu’nun perşembe akşamki bölümü reyting listesinde zirveye oturdu. Daha önce sadece 2500 denekle yapılan “şaibeli” ölçümün yerine şimdi yapılan “uydu” merkezli ölçüm esas alınmaya başlandı. Kurtlar Vadisi Pusu’nun bu ölçümlerde 1. olduğu ortaya çıktı.

Kategoriler
Radyo ve Tv medya

‘Çağdaşlık’ mı Dejenerasyon mu?

Günümüz dünyasında tüm toplumların barış ve huzurunu engelleyen önemli bir sorun var: ahlaki dejenerasyon. Yaşanan dejenerasyon dürüst, iyi, adaletli, doğru, bağışlayıcı, namuslu, hoşgörülü, merhametli olmak gibi ahlak erdemlerini yok ederek, insanları Batıda büyük ölçüde hakim olan ahlak dışı bir hayat felsefesi edinmeye yönlendirir.

Dejenerasyonun topluma “kazandırdıkları” ise psikolojik çöküntü, saldırganlık, günahta sınır tanımama, çirkin utanmazlıkların yaygınlaşması, fuhuş, sapık ilişkiler, uyuşturucu kullanımı, kumar, özetle her türlü ahlak dışı davranışlardır.   

Tüm dünyada yaşanan ahlakî dejenerasyon, son derece  karanlık bağları içeren büyük bir ‘sosyal sınıf’ tarafından idare edilir. Etkili propaganda araçları kullanan bu sınıfın propagandaları, özellikle manevi değerlerin zayıf olduğu toplumlarda etkili olur.  

Ahlaksızlık propagandasının en önemli sloganları; çağdaşlık, modernlik, özgürlük ve cesarettir. Kuşkusuz söz edilen modernlik ve çağdaşlık, çağın gelişmelerini izlemek ve yeniliklere açık olmak anlamında değildir. Batıda yaşanan ahlaksızlık ve sapkınlığı topluma olağan gibi göstermektir. İnsanların kınadıkları ve karşı oldukları davranışların  bugün artık olağan karşılanıyor olması, söz ettiğimiz propagandanın din ahlakından uzak kişilerin üzerinde ne denli etkili olduğunu gösterir.

Allah’ın emrettiği ahlakın yaşanmadığı bu şeytanî sistemde, söz ettiğimiz karanlık grubun her üyesi, bu kirli düzenin içinde kendisine bir yol edinir. Sistemdeki sürekliliği sağlayan da, rüşvet ve haksız kazanç, fuhuş ve uyuşturucu ticareti gibi illegal yollardır. Ancak ilginçtir; toplumun büyük çoğunluğu bu çirkinliklere, haksızlıklara ve ahlak dışı davranışlara ses çıkarmaz ve fikir mücadelesine cesaret edemez.

Toplumumuzda gençlerin büyük çoğunluğu amaçsızca ve adeta bir boşluk içerisinde yaşar. Pek çoğunun başlarındaki yöneticilerden, ülkenin savunmasından, eğitim, hukuk ve sosyal sistemlerinden haberleri dahi yoktur. Kendi ülkelerindeki gelişmelerden haberi olmayan söz konusu gençler, doğal olarak dünyada yaşanan olayların da pek çoğunu bilmez, bilimsel gelişmeleri takip etmezler. Kendi aralarındaki konuşmalar; kız ve erkek arkadaşları, okulda ya da mahalledeki olaylar, izledikleri filmler, ‘takıldıkları’ kafeler, giysileri ve markaları gibi konulardır. ‘En büyük idealleri’ de ya ünlü bir film oyuncusu ya da popüler bir müzik grubunun bir üyesi gibi olabilmektir.

İşte başta gençler olmak üzere insanların çoğu bu yoğun telkinlerle, yaşanan ahlaksızlığın çağdaşlığın bir gereği olduğu yanılgısına düşer. Dünyanın pek çok ülkesinde ahlaksızlıklar, evlilik dışı ilişkiler, fuhuş yoluyla geçinmek, eşcinsellik, kumarbazlık, yolsuzluklar son derece yaygındır.

Yazılı ve Görsel “Çağdaş” Medya

Bu dejenere yapı, tüm dünyada bilinçli bir şekilde ayakta tutulmaya çalışılır. Yazılı ve görsel medya, toplumda yaşanan ahlaksızlıkları modernlik ve çağdaşlık başlığı altında insanlara iletir. Ahlak dışı yaşayan ünlüler özellikle gündemde tutulur.

Televizyon programlarında ve magazin dergilerinde, her tür  ahlaksızlık sergilenir, yolsuzluk yapanlar, eşcinseller, ahlak değerlerden uzak kişiler özenilecek kimselermiş gibi tanıtılır ve karanlık yaşamları çekici gösterilmeye çalışılır. Bu kimselerin ahlaksızlıkları cesaret ve modernlik olarak adlandırılır; verilmek istenen mesajlar insanların bilinçaltına ustaca yerleştirilir. Yasa dışı yaşam şeklini öven, gerilimi hatta silahlı çatışmaları makul gibi gösteren dizi ve filmler de aynı şekilde olumsuz etki oluşturur. Reklam, sinema, edebiyat, mizah gibi kültürel araçlarda hep aynı mesajlar işlenir, toplumlar din ahlakının değerlerini göz ardı etmeye ve inançsızlığa özendirilir.  

Ruh sağlığı için zararlı şov programlarında şiddet ve kavga görüntülerinin dozajı gittikçe artmıştır. Psikologlar bu tür program ve yarışmaların, hem katılımcı hem de izleyicilerin ruh dengesini bozduğunu, onları suç işleme, intihar etme gibi fiillere eğilimli hale getirdiğini ifade ediyorlar.

Radikal müzik gruplarının gündemde tutulması, satanizm gibi sapkın inanışlara sahip kişilerin söyleşi programlarına çıkarılması, marjinal ve sapkın kişilerin sempatik gibi gösterilmeleri de dejenerasyonun çarpıcı örneklerindendir.

Bugün hızla yaygınlaşan ahlaki dejenerasyonun en önemli nedeni dinsizliğin oluşturduğu kendini başıboş ve sorumsuz zannetme görüşüdür. Materyalizmin ve dinsizliğin en büyük silahı olan evrim teorisinin bilimsel bir gerçekmiş gibi zorla benimsetilmeye çalışıldığı, bencil, maddiyatçı karakterlerin ön planda olduğu senaryolar yaygınlaşarak, milyonlarca insanın izlediği filmlere dönüştürülür. Bu filmlerin bir amaca yönelik olarak kullanıldığı çok açıktır.

Geçtiğimiz günlerde çekilmiş bir belgeselde insanlar, medyanın yönlendirici gücüne karşı şu sözlerle uyarılıyorlardı:

“İnsanların çok fazla düşünmeleri istenmiyor. Bu yüzden tüm dünya gün geçtikçe eğlenceyle, medyayla, tv programlarıyla, uyuşturucuyla, alkolle ve aktivitelerin her çeşidiyle dolu hale geldi. Bunların tümü insanların zihnini meşgul tutmak için. Çok az insan gazete ve kitap okuyor; tek gerçeğiniz ekranda gördükleriniz. Şu an dışarıda, ekranlarda gördükleri dışında hiçbir şey bilmeyen koskoca bir nesil yaşıyor. Bu ekran, bu inançsız dünyadaki en muhteşem lanet olası güç. Ve bu inançsız dünyadaki en büyük şirket, en muhteşem propaganda gücünü kontrol ettiğinde, bu ekranda gerçek diye neler sunulacağını kim bilebilir?.. Sizler sabahtan akşama kadar her yaştan, her renkten, her dinden insan, başına oturuyorsunuz. Burada dönen illüzyonlara inanmaya başladınız. Ve televizyondakilerin gerçek, kendi hayatlarınızın ise hayali olduğuna inanmaya başladınız. Televizyon ne derse onu yapmaya başladınız. Onun gösterdiği gibi giyiniyor, onun gösterdiklerini yiyorsunuz. Çocuklarınızı onun dediği gibi yetiştiriyorsunuz; hatta onun istediği gibi düşünüyorsunuz. Allah aşkına, sizler gerçeksiniz! Hayali olan ekrandakiler…”

Çözüm:

Çağdaşlık adına batının dejenere yönlerini taklit ederek oluşan çürüme, bir meyvedeki çürüğün, sepetteki diğer meyvelere de bulaşması gibi zamanla herkese zarar verebilir. Gerçek ve kalıcı çözüm, Allah’ın insanlar için seçip beğendiği Kur’an ahlakındadır. Bu sorunları kabullenmek, olumsuzlukları yalnızca izlemek veya tüm sorunların bitmiş olduğu bir ortamı ütopya gibi görmek büyük bir hata olacaktır. Çünkü tüm insanları yoktan var eden Yüce Allah, onların en rahat edecekleri, refah, huzur, güven duygusu ve mutluluk içinde yaşayacakları sistemi de yaratmıştır.

Her insan dünyada yaşanan ahlaki dejenerasyondan, çatışmaların, savaşların, acıların sürmesinden, insanların zulüm görmelerinden kendisini sorumlu hissetmelidir. İnanan insanlar, en önemli görevlerinden olan iyiliği emredip kötülükten sakındırma ibadetini samimiyetle yerine getirmeli, çarpık görüş, sapkın felsefeler ve körü körüne Batı taklitçiliğiyle fikir mücadelesi içinde olmalıdırlar. Din dışı toplumdaki “çağdaş” kişileri değil, Allah’ın kutlu elçilerini ve onlarla birlikte Rabb’leri yolunda malını ve canını feda etmiş olan samimi müminleri kendilerine örnek almalıdırlar. Bu samimi çaba, –Allah’ın dilemesiyle- Kur’an ahlakının yaygınlaşmasına ve insanlığın aydınlık günler yaşamasına vesile olacaktır.

 

Fuat Türker

Kategoriler
Günlük hayat İnternet Dünyası Radyo Programları

Yazilariniz seslenmeye basladi!

Selçuk ERAT’ın önderliğinde yelken radyoda hazırlanan Yazılarınız sesleniyor programında makaleci.com dan seçilen yazılar, yayın akışına göre okunmaya ve sunulmaya başlamıştı. Geçen haftaki programda okunan 5 yazının 3 u hazırlanarak paylaşıma sunuldu şuanda, sizde güncel olarak paylaşıma sunulan radyoda okunan yazıları dinlemek isterseniz sitenin sağ bloğunda, en üstde bulunan playlist kısmını kullanabilirsiniz.

Onun haricinde her program ve bu programlarda okunan yazılar için yeni bir konu açıp bilgi vereceğim.

Geçen haftaki programda seçilen ve okunan yazılar aşağıda:
Günümüzdeki Evlilikler – dirmil15
Medyanın Gücü – Altuğ Öztürk
Sosyal Ağlar, Asosyal Bağlar – Mert Genç
Allah’ın Sünneti Değişmiyor – İbrahim Akın
Günahlarla oynamak! – Sevda

Kategoriler
Faydalı Bilgiler Genel Konular Güncel Haberler Günlük hayat İnternet Dünyası internet hizmetleri Kişisel makaleler Radyo Programları Radyo ve Tv medya şiir edebiyat Şiirler

Yazılarınız Sesleniyor…

Türkiye’nin İlk ve Tek Tematik Ağ Radyosu Yelken Radyo ve internet dünyasının en büyük yazı portalı Makaleci.Com işbirliği ile yazılarınız sesleniyor…

Makaleci.Com sitesinde yayınlanan makaleler ve şiirler; Yelken Radyo bünyesinde oluşturulan Yayın Kurulu’nca seçilerek, radyonun canlı yayın kuşağında dinleyiciye aktarılıyor.

Farklı yayıncılar tarafından canlı yayında okunan makalelerin ses kayıtları, yazarın Makaleci.Com’da yer alan sayfasına ve Yelken Radyo’nun “Sesli Yazılar” arşivine eklenerek, okura sesli olarak sunulacak. Ayrıca canlı yayın kayıtları, Yelken Radyo’nun tematik kuşağında da sürekli okura iletilecek.

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Yelken Radyo Yayın Yönetmeni Selçuk ERAT, Makaleci.Com’da yayınlanan yazıların, çeşitli toplumsal konulara değindiğini, amatör veya profesyonel bütün yazılarda önemli mesajların bulunduğunu söyleyerek, bu mesajların sesli olarak okura sunulmasının önemine dikkat çekti. ERAT, şöyle devam etti:

Gün geçtikçe insanlar malumata ve bilgiye erişmede internet kaynaklarını daha çok kullanır oldular. Radyo, TV gibi geleneksel sesli ve görsel medya ortamlarının internet sürümleri hızla yaygınlaştı ve yaygınlaşmaya devam ediyor. Ancak, yeni kurulan birçok internet radyosu; bir hobi ve eğlence mekânı olmanın ötesine geçemiyor. Kurulduğu günden bu yana farklı çizgisi ve ‘Doğru bilgilendirme aydın sorumluluğudur’ ilkesiyle yayın yapan Yelken Radyo’da, biz hobi ve eğlence işi yapmak istemiyoruz. Aksine, topluma ve okura katma değer sunan bir yayın politikası oluşturmak, dinleyen kişiye bilgi veren bir içerik hazırlamak için çabalıyoruz. Bu amaçla, birçok bilgilendirici ve değerli yazının bulunduğu Makaleci.Com’daki eserleri seslendirmeye karar verdik.

Makaleci.Com’un internet dünyasındaki yerinin, amatör ve profesyonel yazıları bir arada toplaması, bununla birlikte hemen her alanda haber ve bilgi sunması bakımından önemli olduğunu ifade eden Selçuk ERAT, bu uygulamanın genç yazarlar ve yazmayı seven insanlar için bir teşvik olacağını söyledi. ERAT, şunları kaydetti:

Yaşadığımız çağda insanlar yazmaya devam ediyor. Fakat internetin yazılı mecradan hızla görsel mecraya dönüşmesi, video ve fotoğraf gibi görsel anlatımları daha önemli ve popüler hale getirmiştir. İnsanlar artık okumaktan çok dinlemeye ve izlemeye yönelmiştir. Böyle bir dönemde; görüş, düşünce ve bilginin sadece yazı olarak kalması yeterli değildir. İşte biz Yelken Radyo olarak; bu tür eserleri seslendirmeyi ve hatta ileride video haline getirerek okura sunmayı önemsiyoruz. Bu uygulamayı aynı zamanda görme engelli vatandaşlarımız için de yapıyoruz, böylece yazıları ve bilgiyi onlara da ulaştırmış oluyoruz.

İnternet radyolarının veya televizyonlarının, sunulan içeriğe istendiği zaman, sesli ve görsel olarak 7 gün 24 saat ulaşabilme imkânına sahip olmalarının büyük bir avantaj olduğunu söyleyen Selçuk ERAT; yazarın veya yayıncının oluşturduğu sesli ve görsel içerikleri potansiyel olarak dünyanın her yerinden pek çok insana ulaştırabilmenin önemli olduğunun altını çizdi.

Makaleci.Com’un Sahibi ve Yayın Yönetmeni Selçuk KILIÇ da, sitede yer alan yazıların seslendirilmesinin yazarlar ve yazar adayları için önemli olduğunu ifade ederek, uygulama ile daha çok düşüncenin, görüşün ve haberin çıkacağını ve böylece bilgi alışverişinin yaygınlaşacağını söyledi. KILIÇ şunları kaydetti:

Yelken Radyo’nun bu uygulamasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Özellikle, Makaleci.Com’un içeriğinin bu yolla görme engelli vatandaşlarımıza ulaştırılması ayrıca mutluluk verici. Hepimiz biliyoruz ki, yazılan bir eserin başkaları tarafından sesli olarak okunması, o yazıya bir hacim katıyor ve yazan kişiyi mutlu ediyor. Böylece yazar, yeni yazılar üretmeye teşvik edilmiş oluyor. İnsanları yazmaya, üretmeye, duygu ve düşüncelerini aktarmaya teşvik eden bir site olarak biz, yazıların dile gelmesinden ve bunun bir radyo profesyonelliğinde yapılmasından memnunuz. İleride daha farklı projelerle de okurumuzla birlikte olmaya devam edeceğiz.

Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi http://www.makaleci.com ve http://www.yelkenradyo.net adreslerinden edinilebilir. Kampanya da aktif görev almak ve yayıncılık yapmak isteyen yazarlar ve yazar adayları [email protected] e-posta adresine danışarak bilgi alabilirler.

Kategoriler
Günlük hayat İnternet Dünyası Radyo Programları

Makaleci.com Yelken Radyo’nun katkılarıyla Sesli Oluyor…

Sitemizde Yayın Yönetmeni olarak görev yapan Selçuk ERAT ve Türkiye’nin İlk ve Tek Tematik Ağ Radyosu Yelken Radyo’nun katkılarıyla, Makaleci.Com’da yayınlanan ve özel olarak oluşturulacak bir ekip tarafından seçilecek olan makaleleriniz canlı yayında seslendirilecek. Daha öncede burada küçük bir açıklama yapmıştım.

Seslendirilen eserlerin kayıtları daha sonra Makaleci.Com’da ve Yelken Radyo web sitesinde de okura sunulacak. Kayıtların ayrıca Yelken Radyo’nun tematik kuşağında, gün içerisinde de sürekli yayınlanması planlanıyor.

Bu kampanyamızla ilgili ayrıntılı bilgi ilerleyen günlerde web sitemizde yayınlanacaktır. Şimdiden duyurmak ve paylaşmak istedim.