Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat Hayat üzerine Kitap Tanitimlari kompozisyon Makale Yazıları - Yarışma Milli Görüş Müzeler Türkiye üzerine

Sis Perdesi 2. Bölüm

 

“Osmanlı’ya iki kıta üzerinde hükmetmek yetmez! Zirâ i’lâ-yı kelimetullâh azmi ”””’iki kıtaya sığmayacak kadar büyük bir davadır.”””’ Selçuklu’nun vârisi (mirasçısı) biz olduğumuz gibi Roma’nın (Avrupa’nın) vârisi de biziz!..”

ORHAN GAZİ

Önce  1. Bölümü Okumak İstiyorsanız Tıklayınız…

İngilizceyi Amerikan aksanıyla konuşan kalın sesli bir adam içeri girerek:

”Sakin ol Pars” dedi.

Silahı indirmediğimi görünce:

Silahını indir.Seninle konuşmaya geldim?” diye ekledi.

Silahımı daha sağlam tuttum ve :

”Biz Türklerde bir gelenek vardır.Sayın Steve eğer bir silahı çıkarırsan o silahla ateş etmeden yerine koyamassın” dedim.

Soğuk kanlılıkla :

” Siz Türkleri ve geleneklerinizi severiz.Zaten bunun için buradayım.” dedi.

Silahı ateşlemek için tetiği çektim ve salondaki tek nesne olan vazoyu vurdum.O ise hiç etkilenmemiş gibi anlatmaya devam etti ve masanın diğer tarafındaki koltuğa oturdu.Ben ise biraz önce öldürdüğüm adamın oturduğu tarafa oturdum.Ayaklarımın altında ceset varken:

” Siz Türklerin yanlış kararlar vermesini istemem.” dedi. ” Sizler bizim elli yılı aşkındır ortağımızsınız. ” diyerek devam etti.

Sözünü kestim ve :

” Hayır.Yanılıyorsun sayın Amerikan Büyükelçisi Bay Steve, sizlerle biz değil darbeciler dostu.Hemde 50 yıldır değil, 1960’dan beri tam tamına 53 yıl oldu.”  dedim.

” Bana kısaca Steve diye bilirsin Pars.Ayrıca artık sizinlede dostuz.Ülkenin başına getirdiklerimiz hiçbir zaman halkın sesi olamadılar.Türkiye’de halk hep büyümek, güçlenmek, dünyaya söz geçirmek istedi.Bizde halkı uyutamayacağımızı anlayınca Türkiye’yi bölgenin gücü yapacak bir strateji hazırladık.Halkın seçtiği kişilerde bizim bu fikrimize uygun kişiler çıkınca anlaşmamız olmadı.Zaten okçular anlatmıştır bu bilgileri sana.Onlara geçmişte yaptığımız darbeleri de anlatmıştır.”  dedi.

” Evet anlattılar tarihimizi.Fakat onlar Amerika’dan vergi aldıkları günleride anlattılar.İngiltere Kralının Padişah ve Parslarımaza yazdıkları yalakalık amaçlı mektuplarıda anlattılar.” dedim.

” Tamam, iyi anlatmışlar.Bunlar sıradan konular.Sana asıl Osmanlı-Amerikan ilişkilerini anlatmamışlardır.Neden CİA’deki Türk üyelerin gizli üye olduğundan bahsetmemişlerdir.Neden Amerikan Ağının Başkanının Son Osmanlı Halefi olduğundanda bahsetmemişlerdir.Orhan Gazi’nin hazırladığı ve tüm padişahların kullandığı Padişah Mühüreti’nin orjinalının kayıp olarak bilinmesinin nedeni ne onu anlattılar mı ?” dedi

 ” Çalışmadığım yerlerden sordunuz.” dedim.Meraklı bir şekilde.

” Anlatmazlar tabi.Bir dönem birçok kişiye anlatıldı.Türkiyede birçok gazeteciyi bundan dolayı öldürdük. En son şifre Papa’ya gitti.Bizde Mehmet Ali Ağca’yı tekrar işe aldık.Biz bunu yaparken Okçular’da bize yardım ettiler.Çünkü bunları kimse bilmemeliydi.” dedi ve durdu. ” Bunları bugün yarın öğrenirsin” dedi.Ayağa kalktı ve dışarı çıktı.

Ben mola aldığını düşünürken gelen araba sesleri ile gittiğini anladım.İlginç bir gün olmaya dcevam ediyordu.Ne için gelmiştim neler neler olmuştu.Ortam çok sessizdi.Fırtına öncesi sessizlik diye tanımlayacaktım ama benim için fırtına zaten kopmuştu.Dışarıdan bir helikopter sesi duydum ve arkasındanda helikopterin Toplantı salonunun olduğu binanın önüne indiğini farkettim.Güneş ışığının dolu olduğu bu salondan hızlı adımlarla çıktım.Koridorlarda kimseler yoktu.Koridoru hızlı adımlarla geçmiştim.

Dışarı çıktığımda helikopter karşıdaydı ve kapısı açıktı.Benim için açık olduğunu anladım.Hızlı adımlarla helikoptere doğru ilerledim.Tam bir iki adım kalmışken, salon tarafından patlama sesi geldi.Hemen arkama döndüm.Salon alev alev yanıyordu.O an uzakta bir adamın elinde roket atar olduğunu gördüm.Ben ona bakarken roketatarı yere koydu ve pantolonunun arkasına elini uzattı.Yarı otomatik tekli silahını çıkardı.

 

2. Bölüm Sonu.

 

 

 1. Bölüm Okumak İsteyenler Tıklasın.

Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Şehitler ölmez vatan bölünmez!..

Yuregim yaniyor, yuregimiz yaniyor. Aslinda bir yandan da seviniyor insan, cunku sehidlik mertebesi her kul’a nail olmuyor malesef. Aslanlarimiz, çocuklarimiz, canlarimiz suanda Cennetin en guzel yerinde, cennetin butun imkanlarindan sonsuza kadar layik’i ile yararlanacak.

Bu dunyada Halkimizi, halkimizin diger insanlarla olan kardeslik bagini korumak icin verdikleri can’i, canlari sonsuza kadar hic kimse unutmayacaktir.

Vatani bolmeye calisan, Türk-Kürt kavgasi ile dogu anadolunun geri kalmasini saglayarak Türkiyenin ilerlemesini engelleyen, bu konuda devamli kanayan bir yara kaline getirdikleri bolgemiz ve burada yasayan Serefli Kürt kardeslerimizi ne olursa olsun birakmayacagiz, sonsuza kadar ulke sinirlarimizda bizimle yasamayi tercih eden hangi irktan oldugu onemli degil butun insanlarimizi korumak icin her sekile savunmamizi yapacagiz. BundanSanli Türkiye halklari kesinlikle emin olmalilar.

Dogu aladolumun guzel yerleri, guzel dogasi ve güzel insani, Kürt kardeslerimiz. Kültürunüzü, ozgurluklerinizi bizden baska yani Türk kardeslerinizden baska hic kimse dusunmemekte, bunu bahane ederek propagandalar ile aramiza fitne sokmaktadirlar. Amaclari ne olursa olsun, uzun vadede kesinlikle etkili olmayacak, yaptiklari planlar birgun gercek kardeslik duygumuzu percinledigimizde hepsinin basina yikilacaktir.

Yillarca Türk insaninin Dogu anadoluyu gelistirme cabalarinda, ilerletme ve guzel bir bolge haline getirme cabalarinda herzaman ayak bagi olan ve kan akitarak bir yerlere gelmeye calisan, dis guclerin taseronlugunu yapan sozde kürt halki savunuculari asil dusmanimizdir. Bu dusman Türk’unde ve Kürd’unde kan davasi haline gelmistir.

Sonu gelecek olan bir pkaka’nin yaratacagi etki: Dogu anadolumuzun gelismesi, ilerlemesi, yillar sonra en guzel yerlerimizin kesfedilmesi anlamina gelir. Bunun devaminda Halkimizin, Türkiye halklarinin ekonomik ve kulturel haklarini, kardesligimizi ilerletecek, dunyada en saygin ulke haline getirecektir bizleri..

Atatürk’ün ve aziz, hakki odenmez sehitlerimiz, gazilerimiz, askerlerimiz’in, sirt sirta kurtulus savasi verdigimiz Türk, kürt ve diger kardeslerimizin, yillar once kurdugu ulkemizde, Kardes olarak gordugumuz, bu yolda uzun yillar sirt sirta verdigimiz, ve verecek oldugumuz kürtler ve diger halklar herzaman bizim dostumuzdur. Kesinlikle propagandalara kanip bu kardeslik bagini zedeleyecek hareketlere yer vermeyelim. Bu ulke birimizin degil, Bu ulke hepimizin, Bu ulke cocuklarimizin, kardeslerimizin, ilerde olacak torunlarimizin..

Bu fani dunyada artik bir seylerin degismesi, cocuklarimizi emanet edecegimiz guvenilir, gelismis bir ulke icin herkes elini tasin altina koymali, sabretmeli, dayanmali.

Serefsiz ve kahpe pkaka icin Butun Türk ve Kürt kardeslerimizi bir olmaya ve bu yolda sirt sirda mucadde etmeye cagiriyoruz..

Alinti / Kaynak

Kategoriler
Eğitim - öğretim Genel Konular Günlük hayat Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Türklüğün Özgürlük Türküsü Atasıdır!

“senin öldüğünü sanıyorlar atam! Sahte gökkuşaklarıyla oyalıyorlar gençlerini, işsizlikle, asgari ücretle namerde muhtaç bırakıyorlar. Birde utanmadan sana saygı duruşunda bulunuyorlar. Kabrini kirletiyorlar. Seni dinsizlikle, ahlaksızlıkla, vatansızlıkla suçluyorlar! “

Bugünlerde en çok sana ihtiyacımız var. Keşke okullarda Atatürkçülük dersi verilseydi de mütevazılığından, hoşsohbetinden, kararlılığından, sevginden bahsedilseydi. Seni bize doyursalardı da aç kalmasaydık hiç! Seni özlemek aşktandır, insanlıktandır, Türklüktendir!

Senin kadınlara verdiğin seçme-seçilme hakkını, özgürlük hakkını şimdi hiçe sayıyorlar. Tecavüzü suç olmaktan kaldırıp, kadınlarımızın namuslarına göz dikiyorlar, onların duygularını, ahlaklarını, onurlarını hiçe sayarak hem de; birde utanmadan senin ecnebilerden koruduğun güzel tatil beldelerimizde çıplaklar oteli açtırıyorlar… Seni dinsizlikle suçlayanlar, başörtüsünü savunanlar-utanmadan çıplaklığı yasal hale getiriyorlar. Güzel dinimizi, ülke örf-adetlerimizi önemsemeden, halkına danışmadan kararlar veriyorlar. Partileşmeyi, örgütleşmeyi, gizli kapaklı işleri çok iyi yapıyorlar. Ülkemizin milli sermaye ile çalışan en güzel fabrikalarını yabancılara satmayı kar biliyorlar. En güzel limanlarımızı tarih boyunca düşman olduğumuz uluslara hiç düşünmeden vermeyi kendilerinde hak görüyorlar. Atam, bunlar nasıl Türk, nasıl Müslüman… Atam, sen söyle kim bunlar?

Aynaya bakacak yüzleri bile olmayan vatan hainlerine iş, aş, eş verilirken; yıllarca okumuş yaşı artık otuza gelmiş üniversite öğrencilerini sınavlarla oyalıyorlar! Senin vatandaşını boynun eğik biçimde dinlediğin günlere inat, sanki ülke kahramanı gibi göğüsleri dik biçimde, yüzlerce koruma eşliğinde yanına yaklaştırmıyorlar yurttaşlarını. Korkuyorlar halkından, biliyorlar yüzlerine tükürüleceklerini, Türk’ün nur yüzünü görmekten çok korkuyorlar. Alışmışlar fırsatçı, ikiyüzlü, yalaka, sahtekâr, üçkâğıtçı kişilerle sohbet etmeyi, senin halkından birini gördüler mi yüzleri değişiyor. Bırak sokaklarını, şehirlerini değiştiriyorlar. Ayda on kez emirleri altında oldukları emperyalist güçlerin ayaklarına kadar gidip medet umuyorlar. Senin, “ biz kimsenin ayağına gitmeyiz; onlar gelir konuşurlar, bizimde şartlarımıza uyarsa düşünürüz!” dediğin, o kararlı, güçlü, ileri görüşlü ruh hallerinden hiç eser yok bunlarda. Varsa yoksa amaçsız ziyaretler…

Kusura bakma atam, senide üzdüm bu gece; oysa sen değil misin bu ülkenin geleceği gençlerde saklı diyen. Sen değil misin bize onurlu durmayı, haksızlığa karşı güçlü olmayı, yeri geldiğinde ölmeyi emreden. Bizler artık sana layık olmaya daha da özen göstereceğiz. Çünkü kıymetin her geçen zaman daha da artıyor. Sana olan özlemin ince yıkımlarıyla paramparça oluyoruz. Senin varlığının tarifsiz anlatımıyla şahlanma zamanıdır bugünler… Şimdi sen olma zamanıdır! İyi ki ruhun halen bizimle atam! İyi ki mavi gözlerinin enginliğinde esiyor özgürlük türküleri…

EMRE ONBEY

Kategoriler
Eğitim - öğretim Genel Konular Günlük hayat Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türk Tarihi Türkiye üzerine

Neden mi Anadolu Türklerin !?

“öyle değerli bir toprak ki Anadolu, bu zamana kadar hiçbir ulus bu kadar uzun zaman üzerinde yaşayamamış! Yaklaşık yetmiş ulusa ev sahipliği yapmış! Hititler, Frigler, Lidyalılar, İyonlar, Urartular (MÖ 2.bin-MÖ.600 yılları arasında)Persler (M.Ö 543–333) İskender İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu, Bizanslılar (395–1071) Osmanlı imparatorluğu (Türkler) (1071-…) sadece en bilinenleri; kurulan küçük kavimlerin gerçek sayısı çok daha fazla. Bilinen tek gerçek ise sadece adaletli insanları üzerinde barındırdığı…”

Dört mevsimi tam keyfiyle yaşayabildiğiniz, sayısız nimetleri yetiştirebildiğiniz; hani bir anlamda toprağa ne ekseniz, sevgiyle beraber güzelleşeceği ender yerlerden biridir Anadolu! Dünyanın beşiği olmayı her zaman hak etmiş. İlk medreseler, hanlar, kaleler, mimari eserler hep bu topraklarda inşa edilmiş. Sayısız bilim adamıyla dünyanın çözümü olmuş: “Matematikte Tales ve Pisagor, Tarihte Heredot, Tıpta Hipokrat, Felsefede Diojen, Mevlana…“ Osmanlının yetiştirdiği dâhileri sayamıyorum, sığmaz buraya! Çünkü Allah bu toprakları cesur yürekli, vefalı, halden anlayan insanlarla donatmış. Burada olup da güzel düşünmemek elde mi, insanlara yardım etmemek, haksızlığa karşı asi olmamak elde mi-değil tabiî ki de!

Bu toprakların hakkı fazlasıyla var üzerimizde. Çünkü gerçekleri ayna değil kara toprak gösterir. Çok değil bir metre kazmanız yeterli bu toprakları, görmek istediğiniz buysa eğer! Hani gerçekten bilmek istiyorsanız her şeyi, elinizi-kalbinize götürün ve sorun kendinize, “neden Anadolu bu kadar önemli yaşantımda” diye, sorun bir kerecik! Dert varsa-dermanında bulunduğu çok ender bir topraktır Anadolu!

Peygamberimizin İstanbul ile ilgili şu hadisini hem düşünürüm:” Muhammed b. Ebî Seybe, Zeyd b. el-Hubâb’dan, o da Velid b. Mugire el-Meâfirî’den işitmiş. Velid b. Mugîre Abdullah b. Bisr el-Has’amî’den o da babasından işittiğine göre Nebi (a.s.) söyle buyurmuştur:
“İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan onu fetheden ordu ne güzel ordudur.” Acaba neden İstanbul, neden Anadolu bu kadar önemliydi! Birçok dine ev sahipliği yapmış bu toprakların asıl derdi neydi? Kimi bekliyordu! Hangi dine bağlı ulusun diline mazhar olacaktı! Bir gizli düğüm ki bunu ancak iyi insanlar açabilirdi ve öyle de oldu sanırım, şükürler olsun!

Bu dünyadan bize kar kalan çok şey var, en çok atalarımızdan, Anadolu topraklarından kalan… Ama biz bilemediğimiz bir umutsuzluk, karamsarlık hallerindeyiz. Mustafa kemal Atatürk hasta yatağından gelecek nesillerin aydınlanmaları için yazdığı ders kitaplarından eser yok şimdilerde. Bir de üstüne, kendi tarihimizi unutmaya çalışıyoruz! Bizler neyi hak ediyoruz acaba? Korkarım bu topraklar bizi de istemeyebilir! Yüzyıllardır yapılan güzellikleri unutarak yaşamanın bedeli bu olmamalı! Bu topraklara layık birey olarak yaşayabilmenin türlü mutluluklarını tatmak varken, içimizdeki bu vefasızlığın daha ne kadar esiri olacağız!

Unutmayalım gerçekleri kara toprak gösterir. Üzerinde yaşarken yaptıklarımızın hesabını altında vereceğiz. Kaldı ki bu toprakların üzerinde yapılan güzelliklere yenilerini eklemek varken, atalarımıza dua edip-şükretmek varken; hani daha çok çalışıp milli sermayelerle üretmenin mutluluğu tatmak varken-neden çaresiz olalım ki?

Biz Türkler bu Anadolu toprağının şimdiye kadar reddetmediği tek ulusuz! Çünkü dünyanın en güzel insanı olan Hz. Muhammed (s.a.s.) hadisine inanıp-savaşan tek ulusuz! değerini bilmeliyiz bu vatan toprağının, sahi haksız mıyım?

EMRE ONBEY

Kategoriler
Anma Yazıları Eğitim - öğretim Genel Konular Güncel Haberler Günlük hayat Milli Görüş Toplumsal Konular Türk Tarihi Türkiye üzerine

Onbeş Yaşında ki Cengâver

“kan akıyor Sakarya nehri… Düşman milyonlarca pusu kurmuş, güneş bile kızıl renkte-gel de yiğitleşme! Peygamberimizin şehitleri de Mustafa kemale yardıma geliyorlar! Bu bir sıradan savaş değil, burada bugün cennetin kapıları açılıyor! Cehennem, düşman askerlerini bekliyor! Ortalık yangın yeri-atam emrediyor “ileri!”

15 yaşında bir genç yalvarıyor komutana, “beni de alın askere” diye, bütün köyün erkekleri ellerinde baltalarla savaşa katılacaklar. Çocuk ben artık oyun oynama yaşını çoktan geçtim komutanım diyor. Annesi oğluyla gurur duyuyor, nasıl duymasın ki, buna hangi ana mani olur. Onbeş yaşında bir yiğit bir kez olsun bile dönüp-arkasına bakmıyor! Yüreğinde bir iman, dilinde Allahın ismi, gözünde inanılmaz bir bakış… “gel düşman, gelebildiğin kadar-senden öncekilerde gelmişti-hani nerede onlar-hiç mi sormadın bu ülke Türklerin…”

İki gün boyunca yürüyorlar, uyku haram, yorulmak en büyük günah… Bir dilim ekmekle, üzüm hoşafı gayrisi fazla gelir bu cengâverlere. Yağmurlar yağıyor Anadoluya, gözlerde bir damla yaşla eller semaya kalkıyor, “ya rabbi bugün dönemezsem buradan, ne olur al beni kollarına; eğer kalırsa bu topraklar düşmanlara, ne olur at beni cehennemine…”

Toprağın nemli kokusu, kan kokusuyla karışıyor. Vatan aşkı-ilahi aşkla dolu! Bugün bu topraklarda bir ülkenin en büyük sınavı verilecek, bir ulusun kaderi yeniden yazılacak kan ile… Analar dualarda, babalar en yüksek tepelere çıkmış sanki yüzlerce kilometre ötesini görüyormuş gibi düşman bayrağının yerine dikilecek al bayrağı gözetlemekte! Artık vakit daralıyor, boğazlardan aşağı inmeyen su, gözyaşına karışıyor. Öksüz kalan çocukların ağlamaları duyuluyor. Postacının getireceği er mektupları bir ulusun şerefi olmakta artık!

Onbeş yaşında bir oğul ilk defa görüyor düşmanı, içinde bir nefret taşmakta artık. Ruhu bedenini yırtarcasına dar geliyor. Komutanın ağzından çıkacak o söze kilitleniyor, “ileri…” ve meydanda sadece bir ses “Allah-Allah” nidaları inletiyor ortalığı. Düşman askerleri ürkmüş, birbirlerine bakıyorlar. Onbeş yaşında bir oğul daha bıyığı terlememişken, inandığı bir gerçek için savaşıyor: özgürlüğe… Sanki otuz yaşında bir yiğit! Düşmanlar görünce cengâveri korkuyorlar, artık anlıyorlar ki normal bir savaş değil bu. Olmaları gereken en son yer belki Anadolu toprakları çünkü Sakarya nehri normal renginde değil, üç gündür kan akıyor kan!

Bugün düşman geri çekiliyor. Mehmetçikler üzülüyorlar buna çünkü alışkın değiller korkak düşmanla savaşmaya. Kovalamak hiç hoşlarına gitmiyor. Hepsi öfkeli ve hepsi vicdanlı! Yaralı düşman askerine yardım ediyor bizim cengâver ve ağabeyleri… Düşman askerleri şaşırıyorlar! “Burası savaşılacak bir yer değil. Bu insanlar melek, hiç meleklerle savaşılır mı?” diye söylenip duruyorlar, hani haksızda değiller.

Bugün burada bir zafer kazanılıyor. Tarih Türklerden bahsetmeye devam ediyor. Çünkü her kazanılan zaferle birlikte insanlığın sevgisi, onuru, özgürlüğü bir daha değerleniyor! Onbeş yaşında bir cengâver köyüne dönmek istemiyor. Ama komutanı öğreniyor ki ailenin değil, sülalenin tek oğlu sadece o kalmış. Akrabalarındaki tüm erkekler şehit olmuş. Komutan “git yiğidim. Bu ülke bugün kurtulmuştur. Gelecek günler için yiğitler yetiştirmeye git” diyor, aslan parçası köyüne olgunlaşmış bir yiğit olarak, başı önde gidiyor ama ruhu halen cephede. Bunca yıl yaşadığı bedeni onu köyüne sürüklüyor; aklı, yüreği halen dağların o kurşun deryasında savaşmakta.

Ve bilinsin ki bedenin ulaşamadığı yerlerde sadece ruh yaşar! Bu yüzden şehitler ölmez ve bizde de yiğitler tükenmez!

Saygılarımla…

EMRE ONBEY

Kategoriler
Genel Konular Güncel Haberler Günlük hayat Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türk Tarihi Türkiye üzerine

Bedelli Yaşamlar

Bedelli askerlik…
Daha kendini çocuk kimliğinden ayıramamış olan yirmilik bedenler. Kimisi kuzeyden, kimisi güneyden. Kimisi bulunduğu coğrafyanın ahalisinden birisi, kimisi batıda metropol merkezinde yetişip,metrelerce yükseklikteki dağlara, elli kilo yükle çıkmaya çalışan. Bulunduğu durumun psikolojisi mi dersiniz, geri de bıraktıklarının acısı, hasreti mi?

Bir telefon düşer, gece vakti bacasından hasret tüten evin birine. Oğlunuz hain bir pusuda şehit oldu haber verilir. Oysa ne umutlar, ne hayaller gömülür o taze bedenle birlikte. Kimisi nişanlısını bırakır geride, kimisi çocuğunu. Ya bıraktıklarının içindeki yara? Belki de yaşanılabilecek en büyük acıya rağmen dilden çıkan tek kelime, Vatan Sağ olsundur…

Son günlerde yeniden alevlenen bedelli askerlik tartışması, gündemde kendine yer bulmayı başardı. Ardından Başbakanımız konuyu Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’la görüşeceğini bildirdi. Daha önce de gündeme gelen bedelli askerlik konusu, tek tip askerlik süreciyle noktalanacağını öncelerden haber vermişti zaten. En azından Genelkurmay Başkanımızın açıklamaları, bu sürecin hazırlığında olduklarını belirtir cinstendi. On iki ay mı olur, on mu olur bilmem ama benim düşünceme göre, herkesin eşit düzeyde vatani görevini yerine getirebileceği bir uygulamanın yürürlüğe konulması şarttır? Keza sadece askerliği kısalsın diye açık öğretim fakültelerinde gençliğini heba edenlerin sayısını göz önünde bulundurduğumda, bizden sonra ki neslin bu tarz komik girişimlerde bulunmaması için eşitliği herkesten çok, gönülden istediğimi belirtmek isterim.

Sözgelimi herkes vatan bekçisi. Bir savaş olduğunda zerre tereddüt etmeden kendini vatan uğruna adayacak olan.. Askerlik söz konusu olduğunda, gururla askerliğini yapacağını belirten cesur kardeşlerimizin arasında, irili ufaklı kitlelerin çeşitli bahaneler bularak askerlikten kaytarmak için şekilden şekile girdiğini gördüğümü düşündükçe, aslında ne kadar da doğru düşündüğümün kanaatine tekrardan varıyorum. Birisi çıkıp diyor ki, kaç yıl okumuşum dirsek çürütmüşüm şimdi bir de kışlaya mı uğrayacağım? Kimisi diyor ilkokulu okumayan biriyle aynı statüye mi konulacağım? Bu ve bunun gibi örnekleri çoğaltabilmek mümkün. Tabi ki bunun tam zıttı düşünenlerin olmadığını düşündüğümü sanmayın sakın, ben sadece rahatsız olduğum birtakım noktaları dile getirme ihtiyacı istiyorum.

Sanki ülkede acele, haddinden fazla iş gücü ihtiyacı varmış, biz de okulunu bitirenin anında bir işe sahip olduğunu varsaymışız da askerlik kısalsın, işimiz gücümüz var modlarında dolaşıyoruz. Kendimizi kandırmayalım. Elbette ki okuyan, bunun karşılığında hakkı olan mevkilere ulaşmalı, fakat söz konusu vatani görev olduğunda her türlü ayrımın ortadan kaldırılması düşüncesindeyim.

Hem bu sayede, geride kalan binlerce yoksul şehidin anası neden hep fakirlerin çocukları ölüyor düşüncelerinden sıyrılırlar. Biz yine de tüm ölümlerin zengin, fakir kıyaslaması olmadan ortadan kalkması dileğini tekrar yineleyelim de laf arasında, konuya böylece nokta koymuş olalım. Söyleyecek elbette daha çok söz var, fakat bunca söylenilen sözün ardından ortaya çıkan net düşünce açıktır. Terör sorunu ortadan kalkmadan, hele ki stratejik bakımdan çok önemli bir konumda bulunan ülkemizin iç güvenlik sorunu yok olmadıkça bana göre yapılacak her türlü bedelli askerlik tartışması, toprakta yatan binlerce şehide ve onların yakınlarına yapılacak en büyük saygısızlıktır. Teröriste sağlanan belediyenin cenaze arabaları dışında…

Kategoriler
Eğitim - öğretim Genel Konular Güncel Haberler Günlük hayat Milli Görüş Toplumsal Konular Türk Tarihi Türkiye üzerine

Türk(ler) Özgürlüğün Sembolüdür!

“ vatanı, vatan yapan özgür insanlarıdır! Kardeş gibi bağrına bastıkları, hiç vazgeçmedikleri, geleceği-geçmişi, şerefi, kanı, namusu, örf-adetleri eğer bu kara toprak üzerinde yaşamışsa, bu topraklar-asla sıradan bir toprak olamaz! “

Yıl 1071, yıl 1453, yıl 1918, yıl 1938 hadi gel de hatırlama! Unuttum de, geçmişte kalmış de… Ama şunu unutma 1918 de şehit olan ataların-asla 1071’i unutmadılar! Sahi sence neden unutmamış olabilirler ki… Yıllardır düşünürüm acaba yaşamış olduğum bu yılların, o yıllardan ne farkı var. Huzurlu oluşum mu, rahat ibadet yapışım mı, sevgilimle gezebilmem mi, ailemle piknik yapabilmem mi, her şeyden haberim oluşum mu, yoksa bu kadar rahatlık içinde geçmişimi unutmaya başlayışım mı? Ben çıkamadım bu işin içinden…

Penceremde asılı duran al bayrağım her zaman ki gibi asil! Yüreğimde anlayamadığım bir cesaret ve bedenimi titreten bir ses: “istiklal marşı okunuyor!” herkes hazır olda, dünyada hiçbir marş ayakta-kıpırdanmadan okunmuyor! Bu bir ülkenin atalarına olan bağlılığı, bir nevi onursal bir saygı duruşu-bu yüzden bunun bir tarifi yok! Ama her Türk gencinin hissettiği bir duygu var:” bizler özgür, kahraman olan atalarımızın torunlarıyız, özgürüz!”

Bir an için düşünüldüğü bile, insanı etkisine alan bu ülkede yaşamanın bir bedeli var. Asla ne koşulda olursan ol, ümitsizliğe düşüp-bu dünya hayatını çok önemseme- ülken için ölmeyi en onursal davranış bil! Bu senin en kıymetli, en insani, en cömert davranışın çünkü… Bir insan eğer vicdanlıysa, geleceğindeki torunlarını düşünüp her şeylerini kaybeden atalarını düşünüp-daha iyi bir gelecek bırakmak için her şeyini kaybeder! Ve hatta sadece geçmişini düşünüp-rahat bir uykuya emanet edebilir bedenini. Ataların gibi olmayı dene Türk evladı! Senin tek çaren tarihini bilen, unutmayan, sevgi dolu bir fert olarak ölmektir!

Ama asla geçmişine güvenip, sığınma! Kendini bir birey olarak sorgula; çözüm bulduğunda aileni sorgula, sonra çevreni… Her zaman güzel düşün, güzelliğe ait ol ve asla terk etme onu- o seni terk etse bile! İnandığın bir şey için mantığına danış ama kalbini de es geçme! İnsanları sevmenin, yüreğinden geçtiğini ve onların da seni sevebilmesinin yolunun icraattan geçtiğini hiç unutma! Hatırla sevdiklerini! Komşularının hatırını sor… Hani güzel yaşamak istiyorsun ya, o güzel kalbini koru-kendi nefsinden bile! Unutma sen öyle-böyle bir topraklarda gezinmiyorsun! Mahkûmsun iyi bir insan olmaya, ne demiş büyük şair “ unutma altında binlerce kefensiz yatanı” sen onlardan daha değerli değilsin bu topraklarda, ama uğraşırsan-hak edersin, öldüğünde bile hatırlanmayı…

Allah bizi bu yıllarda yaratmış. Bazen keşke derim kurtuluş savaşı yıllarında olsaydım diye, hayıflanır dururum işte! Sonra düşünürümde kolay yıllar değil hiç, bizler şimdilerde her şeyin en lüksünü kullanmaya çalışırken, fakir-fukarayı görmezlikten gelirken, nasıl o yıllarda olup da canımızı vermeyi hak edebiliriz? O kadar kolay mı şehit olabilmek… Allahın o hikmetini taşıyabilmek, bizden geçti artık, hem zaten bu düşüncelerle bizler cennette de göremeyiz o güzel insanları… Hak etmek lazım!

Yaşadığınız ülkenin tarihini bilmeden sakın ola topraklarına basmayın!

EMRE ONBEY

Kategoriler
Genel Konular Güncel Haberler Günlük hayat Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türk Tarihi Türkiye üzerine

EY RUH!

Ey Ruh!

Geldiysen, hakiki Türk tokadını indir bize-ki nihayet geldiğini anlayalım!

İlkin, Kür Şad ile birlikteydin. Kutlu Türk tarihine adını yazdırdın.

Sonra Avrupa’da görüldün, bazı Türk boyları Bizans’ı perişan ediyorken…

İstanbul’un fethin de, Mohaç zaferin de ve daha nice savaşta sen vardın.

En son Çanakkale’de ve Kurtuluş savaşın da görüldün.

O kadar kudretlisin ki, tek sefer de nice Türk aynı anda zafere ve şehadete koştu!

Sen uğradın, Seyit Onbaşı 274 Kilogramlık top mermisini tek başına kaldırdı!

Yetmedi, gemiyi batırdı!

Bir insana tek başına top mermisi kaldırma kuvveti veren Ruh, nerdesin şimdi?

Şimdi, gençler sanal ortamlar da kız peşinde. Kızlar, yabancı oyuncuların peşinde.

Eskiden has Türk çocuğuna savaşlar da “ Memo “ diye sesleniyorlardı, şimdi ise “ Emo “ diye sesleniyorlar!

Memolar, delikanlı idi. Öz be öz Türkçe konuşurlardı;

“ Edirneli Mehmet! “
“ Buyur komutanım! “

Şimdi, Emolar konuşuyorlar;

“ Slm NaBer? “
“ İii SHeNdEn? “

Cepheden cepheye koşarken ayakkabıları parçalanan yiğitlerin aklı fikri Vatan’dı. Bütün sülalesi savaşta şehit olmuş, kendisi de oradan oraya koymuş. Doğru düzgün giysisi yok!

Şimdi ki gençler, diyorlar ya kendilerine “ Cool “ diye…

“ Ya abi Millet aç! Kim bakar Çanakkale’de ne olmuş? Hocalı’da ne olmuş? Ben karnımın doyup doymadığına bakarım. Oke? “

Şimdiler de karnının doymasını bekliyor Vatan hizmeti için birileri. Ayı hesabı, yemeğini ver sana istediğin kadar oynasın! Gençlik, Vatan olmadan, Çanakkale, İstiklal harpleri olmadan, Milli şuur olmadan karnının ebedi doyacağını zannediyor!

Vatanı sevmeden 3 gün karnını doyurabilirsin ama ebedi asla!

Ebedi ruhu şad olanlar şehitlerdir!

Elbisesi bile olmayan, kürek ile savaşa koşturan, kuru ekmek ve biraz da peynir ile karnı doyan bütün bunların üzerine “ Vatan “ deyip savaşa koşan bir gençlik vardı!

Ruhu olmayanın, Milli şuuru olmayanın yüzüne atalarının ne şartlar da savaştığını vurduğun zaman utanması da olmaz!

Hayasızca Vatan aşkından kendini uzak tutan gençlik, Vatanı sevmek için karnının doymasını beklerken, ülkesini düşünmemesinin sebebini açlık olarak söylerken, zengin kızlarının peşine düşmekten çekinmiyor!

Bugün bir gerçek var. Ben de dahil bütün Türk erkeklerinin dikkat etmesi gereken bir nokta. Bugün Türk kızı Milliyetçi olmasa bile Milliyetçi olmayan diğer erkeklerden çok daha duyarlıdır Milli meselelere.

Bu konu da kendisini bir şey sanan “ Emo “ tarzı gençler, az-çok ülke meselelerine daha duyarlı olan gençlerimizin tırnağı olamazlar.

Türk, Milli değerlerine daha dikkat etmelidir. Örneğin; bugün Türkiye’de ki Türklerin genel anlayışı dini değerlerini milli değerlerden üstün tutmaktadır.

Bazı öz be öz Ermenilerin bu konu dikkatlerini çekmektedir. Çünkü onlar, dini değerleri önde Türkler için bir tanım yapmışlar;

“ Anadolu’da yaşayan Müslümanlara Türk denildi. “

Yani bu cahil kitleler, kendilerince oluşturdukları Türk tanımından, Orhun kitabelerini veya Kaşgarlı Mahmut’un eserini dikkate almadan yararlanmaktadır.

Türkiye’de ki misyoner faaliyetlerin işleyişi iki şekildedir;

İlki, Müslümanlığı silip Hristiyanlık aşılamak.

İkincisi ise, Müslüman Türk tanımına göre İslamiyet’i yok edip Türkleri Ermenileştirmek.

İşin ilginç yanı kendisine Ümmetçi diyen bazı kesimlerin Türk tanımı da böyledir. Onlara göre;

“ Haçlı sefelerine karşı birlikte savaşanlara Türk denildi. “

Arada ki benzerliği görüyor musunuz?

İslam’ı benimsemeyen Türkleri yok sayan bu kimseler, İslam’ı yok ederek insanlarımızın bilinçaltına yerleştirdikleri sahte bilgiler ile Türk’ü yok etmeyi planlamaktadır.

Bunun önüne geçmenin tek yolu, milli değerleri ön plana çıkarmaktır. Din, İslamiyet dininde de belirtildiği üzere kişi ile Allah arasındadır. Birinin dini diğerini bağlamaz.
Bunun için Türk, Türk’ü severken hiçbir dini şart koşmamalıdır. Zira, Karabağ’da Müslüman Türkler ile yan yana savaşan Gagauz Türklerinin bu birlikteliğinden yararlı çıkan sadece Türk’tür.

Oysa, Müslüman olmayan Türk’ü dışlamaktan Türk’ün kazanacağı bir şey yoktur. Hele ki, birilerinin yaptığı gibi, 100.000’i Türklüklerinden vazgeçmedikleri için ölüme terk edilen Gagauz Türklerini “ istisna “ saymak iyice zararlıdır.

Aynı zamanda, cehalettir!

Bizim beklediğimiz kudretli ruh, Altaylar’dan Tuna’ya o muhteşem ruhtur.

O halde şöyle haykırıyoruz;

Ey atamı zaferden zafere, şehadetten sonsuzluğa koşturan kudretli Ruh!

Geldiysen tepeden inme Türk tokadını indir suratımıza!

İndir ki geldiğini anlayalım! Yeniden Tuna’dan Altay dağlarına kadar atlılarımız coşsun!

Kılıcımızın tadına baksın düşmanlarımız!

Bira değil kımız içelim!

Batılı ceketi değil Anadolu Türk motifli ceketimizi giyelim!

Batılı dilleri değil Türkçeyi konuşalım!

Çocuklarımıza ve işyerlerimize yabancı değil Türkçe isim verelim!

Türk’ü, Atatürk’ün gerçek hedefi; Türk kimliği ile var olan çağdaş seviyeye ulaştıralım!

Esenlikle.

Yusufhan Güzelsoy

Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat İnternet Dünyası Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

T.S.K. Ordu, Asker mi ? Ak Parti mi ?

T.S.K. Ordu, Asker mi ? Ak Parti mi ?

Son zamanlarda gereksiz ve saçma bir gidiş havasında Türkiye. Küçük şeylerin abartıldığı, olmayan şeylerle sarsılan bir Türkiye. 10 yıllık konuların gündeme getirildiği ve suçlamalarla sarsıldığı Türkiye. Bir taraf AK partici, bir taraf T.S.K cı. Neden bu ayrım, gruplaşma çok merak ediyorum.

Bu iki seçenekten sizinki hankisi olurdu?, kendini tarafsız olarak görenlerin cevaplarını bekliyorum…

Kategoriler
Doğa ve Yaşam Dünya ülkeleri Eğitim - öğretim Genel Konular Güncel Haberler Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Kişisel makaleler Milli Görüş Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Türkiye’de bir kültür devrimi!

KÜLTÜR DEVRİMİ

Artık Türkiye’de bir kültür devrimi yapmanın zamanı geldi. Açılımın konuşulduğu, teröristlerin salıverildiği, Ziya Gökalp’in adının kaldırılıp gayri Türk unsurların değersiz isimlerinin yerleştirildiği ve dahası terör örgütü yandaşı olduğunu gizlemeyen kişilere nikah şahitliğinin yapıldığı bir dönem de, bütün bunları silip süpürecek tek şey, kültür devrimidir.