Kategoriler
Yeni yazarlarımız

Yeni makaleci: Harun Reşit ÇENDİK

Yeni makalecimize merhaba diyin arkadaslar: Harun Reşit ÇENDİK

Aramiza hosgeldin Harun bey, diger yazarlarimiz ile ekibimize renk kattigin icin tesekkurler. Farkli goruslerin ve yazilarinla devamli aramizda gormek istedigimiz biriydin ki teklifimizi geri cevirmeyip kabul ettigin icin tesekkur ediyorum.

Vatana millete hayirli olsun :)

Kategoriler
Deneme Yazıları Günlük hayat Kişisel makaleler Türkçe Dili Yazar Yeni yazarlarımız

Sürmeli Türkçe

   Aynanın karşısında geçen saatlerden nasibini almış, boyalı suratlar gibi bugünlerde okuduğum yazılar. Göz kapağında, kirpiklerin başladığı yere sürülen yoğun boyanın ne işe yaradığını anlamadığım gibi anlamıyorum; bir metnin içindeki şımarık karakterli kelimeleri. Yoğun renk cümbüşünden dolayı, sadeliğini göremediğim orijinal yüzler gibi bakıyorum her cümleye. Açık mavi duyguları fark edip, kırmızı anlatımlardan geçerken, tertemiz bir olayın siyaha çalan renklerde kaleme alınmış olduğunu görüyorum. Gökkuşağı güzeldir evet, yağmur sonrasını yazıyorsanız eğer.

    “Falanca arkadaşım şöyle dedi” diye başlanıyor çoğu hikâyeye. Okuyucu kitlemin büyük bir çoğunluğunu arkadaşlarım oluşturuyor olabilir fakat unutmasınlar ki, yaptıkları yorumlar, yalnızca yazdığım yazıların alt kısmında kalacaktır. Bu kişisel yorumları tepelere taşıyıp, yazılarımın giriş cümlesi yapamam. Çünkü bu, kendime has rengimle yazmaya başladığım bir yazıya, dışarıdan gelen fıstık yeşili, petrol mavisi ya da vişneçürüğü renklerinin müdahalesine meydan verir ve ben vişneçürüğünü sevmem; limonküfü rengini de.

    Arapça ve Osmanlıcayı severim, keşke sevdiğim ölçüde tıkır tıkır konuşabilseydim. Zaman zaman cümle kuruluşlarına, cümle içindeki harflerin yazılışına merak sarıp, basit yazı çalışmaları üzerinde durduğum oluyor. Arapçayı, Arapça içinde; Osmanlıcayı, Osmanlıca içinde anlamaya çalıştım. Doğasından kopardığınız şeylerin, size fayda vereceğini mi sanıyordunuz? Bu sağduyuya sahip olmaktan yola çıkıp; Osmanlıca kelimeleri Türkçe metinlerime dâhil etmemeye gayret ettim. Osmanlıca bilmeden, bunu zaten yapamayacağımı düşünürdünüz değil mi? Neden olmasın ki? Osmanlıca bir sözlükten faydalanarak, kullanmak istediğim kelimenin Türkçe karşılığını bulup, Osmanlıca haliyle kaleme almak çok mu külfetlidir? Aksine eğlenceli bile olabilir, çünkü Osmanlıcayı seviyorum. Çileği seviyorum diye, her şeyin içine bir parça çilek koyamam ki. Her yazımı çilekler götürürse, ben ısırgan otunu nasıl yazıya dökeceğim? Belki de herkes bildiği gibi yazmalı. Bildiği gibi yazmalı; bildiğini yazmalı. Ben, bir yazıyı Türkçe sınırları içerisinde okuyacaksam; elimde Türkçe-Osmanlıca bir sözlük bulunmamalı ya da Google’ın arama motorunu çeviri yağmuruna tutmam anlamsız. “Sıra dışılığın sıradanlığına” bürünerek, kafaya iki afili kelimeyi koymanın, uzun soluklu cümlelerin arasına “Ben buradayım, bakın ne kadar süslüyüm” diye çığırtkanlık yapan kelimeleri sıkıştırmanın esbab-ı mucibesi nedir diye sorayım da azıcık gülelim. Şaka bir yana deyip, yazmaya devam edebileceğim başka bir şey yok çünkü bu işin şakası yok.

    İngilizce de evrensel bir dildir. Bir dil, bir insansa; ne kadar çok diliniz varsa, ulaşacağınız insan sayısı o kadar çoktur. Bu sayı perfect bir düzeyde olup,  kullanacağınız yazı dilleri ile easy bir biçimde artabilir. Yazdıklarınızı okuyan insanların arttığını gördükçe, kendinizi wonderfull hissedeceğiniz de şüphesiz. Kocaman bir anlam deryasını kucaklayan Türkçenin, birkaç İngilizce kelimeyi nasıl dışladığını görelim diye yaptım bu son tantanayı. Ben okuyucuya ızdırap olmak istemem; okuyucu benim yazdıklarımı, anadiliyle okuyup anlamalı. Az önce, sırf örnek olsun diye kullandığım İngilizce kelimelerden dolayı özrü bir borç bilirim. Çok bilindik kelimeler olmasına rağmen, sözlük anlamını merak edecek olursanız, size sadece hepsinin Türkçe karşılığının, ‘fuzuli’ kelimesine denk geldiğini söylerim. Şüphesiz, böyle bir yazı; gereksiz sözcük kullanımından yazınızın başını yakacak kudrettedir. Kaleminize kuvvet, dilediğinizi yazın; lafa gümrük almıyorlar…

Kategoriler
Yeni yazarlarımız

Yeni Yazarimiz: mustafa2213 “Hosgeldin”

mustafa2213 isimi yeni yazar arkadasimiza merhaba diyelim arkadaslar. Aramiza yeni katilci ancak kendisini diger yazarlarimiz gibi kanitladi ve suanki konumunu haketti. Kendisine aramiza katildigi, bu heycani bize yasattigi icin tesekkur ediyor, hosgeldin diyorum.

Yakinda sitemizdeki SADECE yazarlari (yazar statusundeki arkadaslari) listeleyecegim bir konu acacagim, bu hem tanitim amacli olacak hemde sitemizdeki yazar kadrosunu butun okuyucularimiza duyuracagim. AYrica yeni bir sunucu aldik, ona gecis yapacagiz, bu donemde tasarimsal yenilikler ve eklemelerde yapmayi dusunuyorum.

Butun yazar arkadaslara aramizda olduklari icin sonsuz tesekkur ediyorum. Okuma heycanini bize unutturmadiklari, hep hatirlattiklari icin..

Kategoriler
Yeni yazarlarımız

Yeni yazar arkadasimiz: Muhammed Murat Gözübüyük

Yeni azar arkadasimiza aramiza hosgeldin diyorum. Kendisine zamani olmasada zaman ayirarak biz okuyucu kullanicilari yanliz birakmadigi icin tesekkur ediyorum. Kendisine buradan ulasabilirsiniz, takip edebilir, mesaj atabilir, son yazilarina bakabilirsiniz. Diger yazar arkadaslarinda verdigi ozveriyi zamani oldugu surece kendisinden de bekliyorum. Her nolursa olsun, yazar olarak burda yerinin oldugunu bilmesini istiyorum.

Sitemizdeki her yazari ayni statuye koyuyorum, ne fazla ne eksik, hepsi bu sitenin emekcileri ve onursal dostlari arasindadir. Hepsine bu vesile ile de tesekkur etmek istiyorum.

Tekrar hosgeldin Muhammed Murat Gözübüyük :-)

Kategoriler
Aile bağları Deneme Yazıları Genel Konular Kaybettiklerimiz! siyasetci Yazar Yeni yazarlarımız

–ESARET–

ESARETHızlı adımlarla koşuyordum.Daha adım atacak halim dermanım kalmamış, bacak kaslarım ateşten  erime noktasına, gelmişlerdi.Yaklaşık bir saatir koşmamın, ewet işte meyvasını aldım . Arkamda kimse yoktu.Ohhhh;  Şükür Rabbime, çok şükür yakalanmadım . Artık gönül rahatlıyla bir sigara içebilirdim.Ne zaman bitecekti ? Ne zamana kadar sürecekti bu kaçış?Yorgundu her yanım, en çok gönlüm yorgundu.Neden diyordum, çekerken bir derin nefes daha- neden kapalı hayat kapıların bana?Şöle herkez kadar olsaydı, sorunlarım.Kendine bakmayan, iyice kilo almış çok konuşan bir karım; üç beş çok yaramaz çocuklarım, geçim sıkıntısı çekseydim ; üstüne üstlük bide işimde olmasaydı!…Allah’ım Amenna Vesseta işine karışmak ne haddime, bilirim dağına göre kar verirsinde; ben dağ olma durumunumu aştım?Yoksa, kar yerine taşmıdır bana lutuf gördüğün?Kimi hayvanları bilir, kimi toprağı, kimide iyi okuyup yazmayı; ben  kaçmayı bildim hep korkarak, gölgem arkamda,ne yaman çelişkidir ki; aynı  havayı, aynı şekilde alıp verioruz da hepimiz;  hepimiz ayrı bir ohhhh çekiyoruz…..

Yedi yaşındaydım.Babamı ilk gördüğümde elinde çok fiyakalı bir valiz, başına takılmış kahverengiyle sarıya çalan spor bir gözlük. Kocaman bir gülüşle sarmaladı; cılız, zayıf, ürkek beni, saçlarımı karıştırdı; aslan oğlum benim dedi.Çoşuyodu ya içim, babam geldi; işte babam, işte burda gerçekten Ahmet’in gibi Celal’in gibi benimde babam varmış demek,  o varlığı herkeze göstermek, heyecanı ile yandı  tutuştu içim.O gün oldu bana ilk ve son dokunuşu rahmetlinin.Şimdi bir kaçak ömre yedire yedire her anını değişik bakış açılarıyla binlerce kere kafamda kurguluyor, o küçücük zaman diliminden hep farklı paydalar çıkarıyor, hatta bir dizi gibi yarına bırakıyor, o anı bir bütün gibi aynı anda düşünüp bir seferde harcamaya korkuyorum….Annemle, öpüşüp koklaşmadılar bile….. Çook uzun konuştular, konuşmaları sabaha dek sürdü.Yorganın altında kendi nefesimi bastırıyor,  olan biteni duymaya,anlamaya çalışıyordum.Duyduklarımla, duymak istediklerim harmanlanmış olarak rüyama girip  beni kabusa sürüklediğinde, korkuyla uyandım.Anneme baktım, ellerimi öptü ılık nefesiyle ,”yat oğlum rüya gördün, geçti uyu hadi” dedi.Uykum yok dedim; dikildim.Babam nerde demek istedim; varmadı dilim.Odalar boştu, her boş  oda dahada acıttı; o cocuk kalbimi!!!  Annem, çilem, aşığım, canım, kadersizim…Şöle bir burnunu sıvazladı,” baban gitti oğlum” dedi.Sırtımdan bir yük inmiş gibi ohh dedim, hüzünle,yaşantımız aynı şekilde kaldığı yerden devam edecekti; annnem ve ben… Hıh ne değismesini istiyordum, nede babamın tekrar gelmesini, babamın geleceğini bilmek ona kavuşacağımı düşünmek, işte buydu asıl olan mutluluğum ( umut etmekti, umutla beklemekti)….O umuttu bizi güçlü kılan, annemle beni, etten duvar yapıp bir birine,  her gece koyun koyuna sokuşturan. 

Döndü  gitti sandım. Geldiği yere;yani Avrupanın güneyindeki çizme şeklindeki yarım adasına, İTALYA’YA; bize hiç adam akıllı gönderemediği liretlerini kazanmaya… Ne acı ki, büyük, büyükten öte  bir acı , Üç gün sonra ölüm haberi geldi.Haince katledilmiş, el ve ayak parmakları kesilmiş halde, bir çuvalın içinde kıyıya vuran cesedini bulmuşlardı. Öldürülme şekli medyanın çok ilgisini çekmiş günlerce kapımızda sabahlamışlardı.Annem metanetini koruyor aynı düzenimizle yaşam savaşımıza katılıyor gibi…….. yapıyordu…..Yalandı, koca bir yalan iki kişilik minicik yuvamız babamın gülüşüyle bozulmuştu .İlk kaçışımız böle başlamıştı, annemle,  elimizde iki bavul tren garındaydık, daha gün ışımamış sabah ayazı kendini gündüzün sıcağına teslim etmemişti.Türkiye genelinde sanırım  yirmi sekiz yıl boyunca annemle yaşamadığımız il kalmamıştı.Alışkanlık bize yasaktı, bağlanmak ikinci büyük yasak, sevmek emek vermek olmayacaktı.Hayat bize   üç ile altı aylık perodlarla yaşama ve  bir yere bağlı kalma şansı sunuyordu.Geçen yıllardan sonra insan herşeye alışıyorda; oy oyyyyyyyyyy şu kalpte olmasa hani atmasa tamam diycem.Seviyosun ya,  seviliyosunda neye şartlarsan şartla kendini.Gitme diyor,  gitme, sıcak nefesleri……

Babamdan miras bu kaçışa annem  dayanamadı, çoook uzun katlanamadı.Geçen sene” iyimser kal yawrum, vuslat elbet bitecek, bak pek  peşimize gelen de yok epeydir” dedi.Öldü.Yol arkadaşım, her tel saçını yün gibi eğerip göğsüme motiflediğim, can canan gittti işte, bir hiçe…Hiç işlemediği, hiç karışmadığı, benliğinde yaşatıp hayallerinde eş olduğu kocasının; ‘hatasıyla ‘ savaştı…. Birde yanında kamburu, yani  beni, hiiiç incitmeme, bırakmama  pahasına…Güz  gülüm,  belli bir adresin oldu, annem, hep istediğin gibi menekşelerle çevirdim dört bir yanını, yeni daimi evinin,son adresinin,yine yine istediğin gibi adınıda yazdırmadım o soğuk taşa, alallade bir isim olması çok uğraştırdı;  inan,  ama iyimserim sevgilim, belli bir adresin var beni sana dönüp getirecek . Menekşelerini yenileyecek,mekanın cennet olsun .Sürgünün bitti;tadını çıkar soğuk yerde sıcak evinin …….

Şimdi yollardayım…Peşimde öfkesi hiç bitmeyen İtalyan’lar, yok bitti bu kaçış paronaya yapıoruz onlar bizi aramıyodur; derken,  iki yabancı” seni sordular” diyorlar.Çift dikiş atılmış av hali tekrar başlıyor.Otuz yıldır, ülkeyi çeşitli entrika ve koalisyonlarla yönetmiş İtalyan demokrat parti ve İtalyan sosyalist partinin iktidardan inmesisinin elbette ceremesini çekicek hiçbir şekilde bu maliyeti haketmiyecek ufak insanlar olacaktı!!İşte babam bu  ufak insanların en başında geliyordu.Güzel bir tahsilden sonra evlenip, İtalya’ya yerleşen ailem benim doğumumla beraber, Türkiye’ye kesin dönüş yapmış, o çok sevdiği politik kariyerini benim milliyetçi  kan akışlarım olsun diye terk eden babam,; bize tanıdığı mutlu olma hakkını İtalya ‘ya tekrar dönmekle son vermişti.İdalleri herşeyiydi babamın.Pire için yorgan deil tüm hayatını yakabilirdi.’Belki diyorum belki bu nihayete ermiş benim zawallı bir sürgün yaşantımı kestirebilseydi;idaellerinden bir nebzede olsa vazgeçer bu hazin sonun temelllerini atmazdı .Tadı kaçınca,  balda olsa içtiğin sirke hazzı weriyor işte. Olmayan yaşanmayan arzularıyla, hayalllere sıkışmış kalan ben, ve olamadığımız  yitirilmiş ailem ;  kendime acımaktan çoktan wazgeçtim de,  ahh annem,  senden sana waad ettiğim aileden vazgeçemiorum. Oysa ne komik hiç ölmeyecek gibi yaşar, ebedi olacak gibi birikim yapar insanlar.Vardıkları nokta nihayete erdiğinde ise ne gençlik kalmıştır,nede birikimlerini hazmedicek bir bünyee; eee o zaman nerde denge ? Benim koşu atı olma halimi,  ensemdeki soğuk rüzgardan anlayabiliyorumda !!! İnsanların girdikleri bu kısır döngü,  bana epey kara komedi geliyor.Ne kadar soğuk ne kadar büyük bir boşluk soğuk. Her seferinde farklı bir telaşsal içgüdü  SANKİ VAKTİNDEN ÖNCE GEÇİLMEYE ÇALIŞILAN BİR SIRAATTAYIM….

                                                  (………………………………………………………………..) !

EYY MAKBER!!  BEKLE GELECEĞİM YANINA BU İZ DÜŞÜŞ BU ESARET BİTTİ. Vurulmuşum yaa  nice saat önce, ruhumun bedenden ayrılışıymış beni geçmişimle cebelleştiren.Ne olur söle ordu ordu gelseniz üzerime  fark eder mi ölüm melekleri var  her yanımda; yitip giden yıllar, kader, daha hangi kahpelikle çıkabilirMİsiniz ki karşıma ?  GELİNDE VURUN ;  KIRBAÇLARINIZLA DOKUNAMAZSINIZ Kİ HAYALLERİME!!…Ters çevirdim aynaları ben. TESLİMİYETİNDEYİM  KOKUŞMUŞ ZAVALLI BEDENİMİN  GAFİLLERDE YOLU TUTMUŞ; DÖNMEKTE…BİLMEZLER Kİ ! GAFLETTEN BU KARŞILAŞMAMIZ;  DEĞİL BU SON PERDE !! İHTİYATSIZ BİR  GİDİŞTELER, HER ADIMDA BANADA DOĞRU İLAHİ EBEDİ ” ESARETE ”….

 

Kategoriler
Yeni yazarlarımız

Aramıza hoşgeldin: Rüya FERHAN (yeni makaleci)

Son zamanlarda cidden guzel ve kaliteli arkadaslarin aramiza katilmasi cok guzel. Daha onceki yazar arkadaslar ile herzaman yeni yazarlarin aramiza katilmasini isterdik. Sitemizi guzellestirende bu cesitlilik degilmi zaten. Her dusunceden, her fikirden yazar. O kadar cok dusunce varki, insan bu cesitliligin guzelliginin farkina vardiginda heycanlaniyor. Ilk makaleci oldugum donemlerde yazmayi, yeni yazar arkadaslarin aramiza katilmasini cok isterdim. Sanirim artik bu heycani birtek ben degil, sitemizdeki butun yazar arkadaslar yasiyor :)

Bugun son yazilariyla gercekten beni cok etkileyen Rüya FERHAN isimli yeni yazarimizi duyurmak istiyorum. Konusunu aciyorum, nazar etmeyin sakin :) Yakinda butun yazar arkadaslari bir ortamda toplayip fikir alisverisinde bulunmak istiyorum. bu site hepimizin, bu yuzden onerilerinize, goruslerinize gercekten ihtiyacim var.

Interneti daha guzel hale getirmemizde bize yardimci olan butun yazar arkadaslara, yazilarini okuyan, zaman ayirarak yorum yazan kullanicilara ve biricik kizima hayati bana daha heycanli hale getirdigi icin cok ama cok tesekkur ederim :)

Aramiza hosgeldin Rüya FERHAN. Yeni yazilarinla bizi heycanlandirmaya devam et, lakin bunu sabirsizlikla bekleyenler olacak.

Kategoriler
Yeni yazarlarımız

Yeni yazarimiza merhaba diyelim: Sevda

Uzun zamandir bizlerle, uzun zamandir yaziyor ama bu aralar biraz boslamisti bizi. Yine bize kendini hatirlatan o guzel yazisi ile aramiza dondu tekrar. Zaten yazar olacak arkadaslar listemizdeydi, tereddutsuz direk yazarlarimiz arasina kattim kendini :) Bir ara boyle bir yazi ile bize seslenmisti: . Sevda arkadasimizin profiline buradan (sevda) bakabilirsiniz, takip etmek isteyen yada arkadas listesine dahil etmek isteyenler olabilir.

Kendisine aramiza hosgeldin diyorum tekrar, bize bu onuru bahsettigi icinde tesekkur ediyorum.

Kategoriler
Yeni yazarlarımız

Saprofit : aramiza hosgeldin….

Bundan sonra aramiza katilan her yeni yazar icin yeni bir konu acarak kendini hem duyuracagim hemde tanitacagim arkadaslar. Bundan onceki yazar arkadaslar alinmasin sakin, daha yeni uygulamaya koydugum bir sistem bu :)

saprofit lakapli kullanicimiz zaten sitemizde yazarak, aramizda yer almayi hak eden arkadaslarimizdan. Suanda kadar 11 yazisi oldu, hepside birbirinden guzeldi. Kendisine, aramizda bundan sonra yazar olarak yer alacagi icin cok sevingec oldugumuzu soylemek istiyorum. Bundan sonraki yazarlik seruveninde bizide yaninda depolarsan seviniriz :)

Tekrar hosgeldin saprofit.