Kategoriler
İran üzerine Kişisel makaleler Kitap Görüşleri

Ali Şeriati Din’e Karşı Din

İranlı müslüman filazof,Düşünceleri genel olarak “İslam’a dönüş” -“öz”e dönüş- başlığı altında toplanabilir ve bilimsel kaynaklara dayanması, sosyoloji vurgusu yapması ve Batı metodolojisini, çeşitli açılardan eleştirmekle birlikte çeşitli açılardan yapıcı bir şekilde kullanması (ki sosyoloji gibi çeşitli bilimler ve Batı düşüncesinde ortaya çıkan çeşitli fikirlerin, örneğin bazı Marksist fikirlerin, İslam’ın özünde de daha farklı bir şekilde ortaya konduğunu da savunur) sebebiyle moderndir ve gelenekçilikten uzak olduğu gibi gelenekçi görüş ve kesimlere eleştirel yaklaşır nitekim bu sebeple eleştirildiği veya çelişki ile suçlandığı olmuştur.

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat İslam Dini Kişisel makaleler Toplumsal Konular Türkiye üzerine

BOŞ ŞEYLERDEN UZAKLAŞMAK

 

 

Dünyanın ve ülkemizin gündemine baktığımızda sakin bir gün göremiyoruz. Savaşların,doğal afetlerin,isyanların,huzursuzluğun,mutsuzluğun hakim olduğu bir dünyadayız. Hepsinin ötesinde ise insanların büyük kısmı Allah inancından uzak bir yaşam sürüyorlar. Uyuşturucu, alkol, kumar, zina bütün toplumları sarmış durumda. İnsanların birbirlerine karşı güvenleri yok. Adalet nerdeyse hiçbir yerde uygulanmıyor. Bu dünya nereye gidiyor diye herkes konuşuyor ve biliyor da. Kötülüğü uzun uzun anlatmaya gerek yok zaten. Görüyoruz ve yaşıyoruz…..

 

Şöyle bir durup düşünelim…. “Ben ne yapabilirim ? ”

 

Her insan kendi vicdanında hatalarını bilir.O rahatsızlığının farkındadır aslında. Gündelik yaşamında nelerle vakit geçirdiğini hangi uğraşılarla vaktini harcadığının farkındadır. Bunların hayatımıza ne kadar katkısı vardır diye düşünmeliyiz. Kısacık dünya hayatında büyük bir çabayla peşinden koştuğumuz boş uğraşılar için değer midir peki ? İnsan kendi nefsi kendi hayatı ve diğer tüm insanlar için daha olumlu daha faydalı şeylere yönelemez mi ? Bu zor değildir elbette. Bir karar alıp başlamak hemen şu an için mümkündür. Ahlakını düzeltmek, genel kültürünü geliştirmek, Allah korkusu ve Allah sevgisini arttırmak çok çok önemlidir. İnsanlara iyiliği hatırlatmak kötülükten uzaklaştırmak için bir gayretimiz olmalıdır. Yapabileceğimiz o kadar çok şey var ki… Burda yazmaya kalksak sayfalar alır. Yeter ki samimi olarak niyet edelim, yeter ki istekli olalım. Kuran mucizeleri okuyabilir iman hakikatlerini öğrenebiliriz. İlmimizi arttırabiliriz. Etrafımızdaki insanlara güzel ahlak ile davranıp örnek bir Müslüman örnek bir insan olabiliriz. Çeşitli sanatsal faaliyetlere katılıp Allah’ın yarattığı bu nimetlerden faydalanabiliriz. Spor yapabilir yürüyüşe çıkabiliriz. Dünyanın ve ülkemizin bu denli sorunları varken boş şeylerle uğraşmamız doğru bir tavır olmaz. Şu kısa dünya hayatında Allah’ın bizden istediği bir hayatı yaşamamız zor değil. Üstelik samimi olursak bu hayat kesinlikle bizi mutlu edecek. Allah’ın vaadi kesin ve doğrudur.

Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyuruyor:

“Onlar, ‘tümüyle boş’ şeylerden yüz çevirenlerdir” (Mü’minun Suresi, 3)

 

Hürmetler

Hüseyin Uçkun

Kategoriler
Kişisel makaleler Toplumsal Konular Türkiye üzerine

İSTİKBAL NASİP MİDİR ?

Çok katıldığım ve her daim her yerde karşıma çıkan durumlara başlık niteliğinde bir söz var ; “İnsanları birleştiren şey duygular, ayıran şey de fikirlerdir.” Ne kadar da doğru bir söz değil mi ? Günümüzde çok kıymetli bir dost grubu var bu söz için yaratılmışlar sanki. Çok kıymetli olan dostlarım var , duygular bizi birleştirmiş ama fikirlerimiz bizi uçurumlarla ayırıyor. Dostluğumuzun ismi dahi var “ülkücü ve kürt dostluğu” .

Çok saçma aslında bizim geldiğimiz noktada kürt ve ülkücü kelimesinin dost adlı bir kelimeyle birleşmesi .Fakat bilemiyorum ne denli farkındasınız bir sürü bu isim altında dostluk var . Kendi adıma konuşursam her daim sırtımı rahatça dönebileceğim insanlar onlar fakat konumuz siyasete geldiğinde malesef hiç bir şekilde güvenemeyeceğim insanlar . Eminim onlar için de bu durum böyledir.Bizleri bir yaratan rabbim bizleri renklere bölmüş , şahsen ben hatırlamıyorum hangi rengi seçtiğimi, hatırlayanınız varsa helal olsun doğrusu . Rabbim bana Kürdün kanını taşı demiş onun rengini vermiş beni onurlandırmış . Aynı şey turancılarımız için de geçerli, onlar da Türkün kanını , rengini taşıyarak onurlandırılmış . Herkes kendine sahip çıktığı kendi atasının ,soyunun yolundan gittiği müddetçe bu onuru taşır . Birçok insanda bu onura sahip çıkmayı ilke edinir ve birileri bu ilkeyi bozmaya yeltenirse şeytan da rahat durmaz insanda . Keşke diyorum bizim bir dili konuşmamızı tüm toprakları parçalamayla eş değerde görülmesi gibi bir yalan ortaya atılmasaydı . Ya da kendini koruma amaçlı silaha bürünen insanlar , kan kokan bir örgüte dönüşmeseydi ve keşke 20 yaşına geldiğinde insanlar sadece bir kaç ay içersinde “zorunlu şehit” olmasaydı . Utanması gereken , aynaya dahi bakmaya çekinmesi gereken , öyle çok insan var ki .Ama bunlar herşeyde o kadar haklılar ki sadece orada burada ya Türke ya da Kürde küfrederek ekmek yiyiyor . Ne ekmeği , hangi ekmek … Onlar bizim hakkımızdan yiyiyorlar onlar her birimizin ceddine küfrediyorlar cahil cühela olanlarda alkışı ve oyu basarak tilkileri lider yapıyorlar , herhangi bir şeyin başına . Bana sık sık ” senin gibi kürtlere lafım yok ” diyenlere bir lafım var ” senin hangi kürde lafın varsa o laf aynı zamanda bana söylenmiş demektir” Benim ne olduğumu unutmadan benimle konuşulmalı . Senin bana neden lafın olmadığınıda söyleyeyim : Ben İstanbulda birçok türkle komşuluk yapmış ,arkadaşlık yapmış , bayram paylaşmış , namaz paylaşmış ,sevgi paylaşmış bir kürdüm . Benim babamı , dedemi , kardeşimi hiçbir asker gözümün önünde dövmedi . Benim gördüğüm asker beni korurdu babamı da korurdu dedemi de korurdu . Elbetde ben doğudaki bir kürt gibi olamam . Sen elbetde bana saygı duymak zorundasın . Aynı zamanda ben de sana… Ben de abim askere gittiğinde birkaç ay sonra ölüm haberini almadım . Ya da konuşmasıı bilmeyen insanlardan “ülke elden gider bunları yok etmezsek ” gibisinden masallarla şartlandırılmadım . Ayrı büyüdük kardeşim ayrı yetiştik ama hep aynı toprakdaydık . Bize söylenmeyen hatta söylenmekden çekinilen şey bu aslında , ” Aynı topraktayız” .

Sen ne dersin , o ne der , onlar ne der hiç bilemem . Ama benim diyeceğim şu bizler uykudayız , hem de gaflet uykusundayız . Bizi öyle güzel uyutmuşlar ki ayılmak için azıcık kıpırdasak bir ton oyunla daldırıyorlar uykulara . O mübarek ağzını açmadan önce, mübarek gözünü aç , kulağını aç , aklını kullan sonra konuş . Mesela bütün askerler bütün polisler seni öldürmek için o mesleği yapmıyor , bunu bir sok kafana ; bu vatan , bu bayrak sana da ait bunu bi anla artık . Ya da sen artık bir kürdün sadece bir kürt olabileceğini anla , eli silahlı olan bir terörist deme ya da bir dön bak arkana o teröristler neden dağlarda , onları oraya çıkaranlara bir bak ….
Bakmayı öğrenin artık . İleriye de bakın elbet istikbal güzeldir ama geçmişinden bi haber olana istikbal nasip midir ?

Kategoriler
Kişisel makaleler

Mesela …

Kimseye değer vermeyi beceremeyenler olarak fazla sevilmeyiz. Ya da kimse için kendinden vazgeçmeye değmediğini bilenler olarak . Suç bizde değil ki , bir kere insan bir şeyi tecrübe edinir ve sonra kim ne derse desin değişmeyen duvarlarla yaşanır gidilir.

Kimi siyasi bir sözle , kimi bir merhametsizlikle , kimi bir bencillikle düşünce gözünüzden siz artık ona benzeyen herkese aynı duvarlarla cevap verirsiniz . Eğer karşınızdaki kişi farkını hissettirmiyorsa diğerlerinden ve hatta dünyayı kendi etrafında döndürmek dışında yapabileceği bir şey olmadığını gösteriyorsa size , kime neyin güveni olur ki .İnsanlar aynı … Bende nankörüm ben de bencilim ben de yeri geldiğinde merhametsizim ama en azından hak eden insan görünce “insan” olmak bana mecburi geliyor . Hak eden birini görünce sevmeye , özlemeye , değer vermeye başlayabiliyorum ama işte o da çıkıp bir yerlerden “hak etmiyorum” diye haykırıyor . Ve siz insanseverliğinizden biraz daha kaybediyorsunuz . Siz aslında az insanla huzurlu olmanın doğru bir seçim olduğunu anlıyorsunuz . Hayatınızda kimseye yer olmadığında daha mutlu ve huzurlu yaşayacağınızı anlıyorsunuz . İşte bu yüzden çabuk büyümek alışkanlık oluyor. Anlamak yoruyor . Yorulmak ise fena … Mecbur muyuz her insanla aynı havayı solumaya ya da birilerinin kendi huzursuzluğundan nasiplenmeye . Bencil olmak neden kötü ki ? Kaç tane iyi tanıdık ya da kaç tane düzgün insan . Bize nelerle geldiler neler vaad ettiler ne istediler ne verdiler . Cevaplarını bilip bilip kararlarımızı duygusal vermemeliydik . Mesela hemen sevmemeliydik bize samimi olmaktan uzak insanları . Mesela oy vermemeliydik seçim öncesi vaatlerden ötürü . Mesela saygı göstermemeliydik tebessümden aciz insanlara . Mesela Allah’ın yapma dediklerini yapmamalıydık isyankar bir melek uğruna …

Kategoriler
Genel Konular Kişisel makaleler

Kerim…

Nedir Kerim denilince insanın ilk aklına gelen? İnsanlar bu kelimeyi duyunca ne düşünür ne hatırlar dersiniz? Allahın 99 isminden biri mi? Yoksa bi tanıdık, bir abi, kardeş, baba mı? Bellkide sadece yalın anlamıyla arapça büyük demek olduğu mu? Kimin aklına hangi anlamaları çağrıştırır acaba?
Ya benim aklıma ne gelir dersiniz? Hiç biri… Bu ismi duyduğumda öncelikle benim aklıma günahlarım gelir… Sonra bunu içimdeki sızı takip eder… Neden sorusu… Herşey yine bi açmaza girer kafamda…
Düşünün, belkide sizin günahlarınızın bedelini ödeyen masum, hiç birşeyden haberi olamayn bir çocuktur Kerim…
Benim aklıma hep o gelir… Burnum sızlar… Gözüm dolar….

Kategoriler
Kişisel makaleler

Sahte dünyadaki Gerçek dostluklar üzerine,.,.,..

Bana hep değerli olduğumu, önemli olduğumu hissettiren, hep yanımda olan, ne olursa olsun, ne yaparsam yapayım bu durumun hiç bir zaman değişmeyeceğini asla unutturmayan, hep hatırlatan çok değerli Dostum Reyhaneye,.,.
Arkadaş dediğimiz bir çok insanlar var hayatımızda. Ama dostlarımız parmakla sayılacak kadar. Çünki farklıdır dostluklar. Zor bulunuyor. Aramakla da bulunmuyor. Zamanla kazanılıyor. Önce arkadaşlarımızı seçeriz, dostluk çizgisini aşa bilirse zamanla, Ona Dostum söyleriz.
Dost dediğimiz tek, açık, somut ve gerçek anlam içerir. Aşk gibi. Aşktan da öte. Zamanla körelir aşklar. Dostluklar ise sonsuzadek sürebilir.
Hepimizin hayatında inişli çıkışlı günler olur. Efkarlı. Sevinçli. İşte o günlerde, o anlarda yanımızda olmalarını en çok istediğimiz kişilerdir dostlarımız. Yıldızlar gibi, karanlık çökünce ilk onlar görünürler gökyüzünde. Ve de güneş gibi, en güzel, en özel anlarımızda ilk onlar parlar gökyüzünde.
Özenle seçmeliyiz dostlarımızı. En temiz, en doğru hesaplarla kurulur gerçek dostluklar çünki,.
Değerli Dostum Reyhane,.,..Üniversite yıllarında bulduk birbirimizi,. 6 sene önce. Bugün doğum günün. Ve bugün bir sene daha borçlandın hayata. Ama bunu sakın unutma ki, yaşın kaç olursa olsun, benim için asla yaşlı olamazsın Dostum. Birlikte yeni günler, yeni mutluluklar yaşayacağımız umuduyla,. Sana sonsuzadek Dostum olmanı diliyorum. İyi ki doğdun,.
Dostluklarımızın daim olması dileği ile,.,.,.,..

Kategoriler
Aklımdan geçenler Deneme Yazıları Hayat üzerine Kaybettiklerimiz! Sevgi ve Ask Dünyası Wordpress faydalı kodlar

Elveda

Elveda ..
Ağır bir kelime. Geçmişi silmek demektir. Bir dahası olmayacak demektir. Gidiştir. Tek yönlü olan. Her adımında gözleri dolduran, kalbi acıtan.
Elveda diyen umudu keser mi? Ya hala seviyorsa? Elveda bir başlangıçtır, onsuz bir hayata başlangıç.
Bakmaya kıyamazsın, geceleri uyuyamazsın, uğruna neler yapmazsın ki.. Belki adına bir beste. Belki de yalnızca bir şiir. Peki bütün bunlar bir elvedaya sığar mı? O kadar mı büyük bir kelime bu? Yok mu bir çıkarı?
..Hayır yok. Elveda bir dönümdür. Bir köşeyi döndüğünde arkana istediğin kadar bak, göremezsin. Ama bu o yolu unuttuğun anlamına gelmez.
Kalbin girişi tek kullanımlıktır. Bir dahası yoktur ve içerisi de tek kişiliktir. Elveda silgisi o ismi silemez. O mutlaka ordadır.
Gidersin ama orda olduğundan eminsindir. Aşk bu vazgeçilmez ki. Unutulmazda.. Unutmak diye bir şey yoktur aslında. Alışmak vardır. İnsan güçlü varlıktır. Bu kocaman elvedayı bile avcuna alabilir.
İnsan özgürdür. Mecbur değildir, tutsak değildir, köle değildir. İslam çerçevesinde insan, özgürdür. Hür doğmuştur insan, elbet hür ölecektir. Belki bedenin tutsaktır. Ama hiç kimse senin kalbini durduramaz, ruhunu durduramaz. Aşktır tutsak eden. Bir elvedaya boyun eğemezsin…
Yeter ki güçlü ol. İnan, yolundan dönme, sabr ve dua halinde ol. Ve bütün kalbinle iste Yaradan’dan. ‘Bana dua edin size karşılık vereyim’ buyuruyor Rabb. ‘La tahzen innallahe meassabirin’ diyor Rabb. Hala üzülüyor musun? Meraklanma;
Kalbin kadar büyük değil bir elveda kelimesi ..

Kategoriler
Aklımdan geçenler Çevre Konuları Deneme Yazıları Kadın ve Erkek Yazıları Kişisel makaleler kompozisyon Psikolojik sorunlar Romansal ezgiler Toplumsal Konular Yazar

DÜŞLERİN MESAFE DUVARLARI █⋑ Bir bardak çay eşliğinde . .

Asker Xeca SêvîBazen diye başlayıp, her defasında bazenleri  sıklaştırıyoruz. ( Lütfen çay eşliğinde başlayın)

Şimdi aynen bu noktadayım.Bazenlere koyduğum düşümü sıksık kuruyorum.

Hadi az cesaret beraber  kuralım bu düşü odaklansak sık sık belki Rabbim gerçeğe dönüştürür mü? Ne tuhaf gözümüzün gördüğü herşeye sahip olmak bir kader ötesi , varla  yok arası hani yıldızları tutmak istek daha mı kolay ne? Olasılık hesapları yaptığınızı inkar etmeyin, yapıyoruz.Hesapsız kitapsız düş bile kuramayız.

Düşlerimizin katili kim?

Sizi paronoyaya sokmayacağım biziz, değişik beyin labirentlerinin yalancı koridorlarınada gerek yok zaten herşey yeterince karışık.Kahrolası mesafeler duvarı örülü her yanımızda hala anşılmadığımı biliyorum.

Israrla devam ediyorum .Mesafe koyuyorum işte yazarken; size okuyan her bir kişiye, hadi mesafeyi aralıyalım biraz; kastım şu diyerek ilk adımı attım ki ziraa okuma engelli bir toplumda şu yazıyı dikkate alırak okumuş olmak bana gösterdiğiniz bir lütuf olsa gerek, hakkınızı helal edin!

Düşlerimiz bize kurduğumuz mesafeler kadar uzak, bu düşün yada isteğin karşılığı ne olursa olsun. Elimizde ki veriler bu düşü kurmak için yeterli ise  bize tahsis edilen akılla buna ulaşmakta o kadar yakın öyleki Rabbim  isteklerimizi bizim elde edebileceğimiz yolların üstüne kurmuş , o yolu göstermiş  muhakkak ona ulaşabileceğimiz yolları verileri önümüze sunmuş.İrademizin eline kalmışız,İRADE   bize herşeyi abartır, zor ve yorucu hatta imkansız gösterek bizim  en miskin yanımızı onure eder. ”ben kim öğretmen olmak kim,- ben kim o sınavı kazanmak kim,- şimdi kalkıp o kadar uğraşıcağımda o evi alıcağım imkansız-, ben bu dili öğrenemem,- o işe beni almazlar, -hayır bu hastalığı yenemem,-bu alışkanlıktan asla  kurtulamam,-ben onu haketmiyorum bile,-bu halimlemi olacak,- yaşım kaç ya olmaz,- ileride başlarım namaza daha  gencim,-benim halim de  kim olsa böyle umutsuz olurdu bu imkanlarla ona sahip olamam,- ”  v.b

SENİ DİĞERLERİNDEN FARKSIZ YAPMAYA BÜTÜN GÜCÜYLE GECE GÜNDÜZ ÇALIŞAN BİR DÜNYADA KENDİN OLARAK KALABİLMEK DÜNYANIN EN ZOR SAVAŞINI VERMEK DEMEKTİR. BU SAVAŞ BİR BAŞLADI MI ARTIK  HİÇ  BİTMEZ !. .

E. E. CUMMİNGS

Hadi İrademizi en güçlü  hale getirelim .Yani çocukluğumuzda ki gibi içimizde tek kişi olsun şu an olduğu gibi üç beş  kişi birden konuşmasın yüzümüz altın da ! Farkında olalım bir taş bir ağaç olarakta yaratılabilirdik,   bize verilen en büyük  değer İNSAN  olmamız ise  İradede bunu en büyük delili ise BİSMİLLAH   diyerek yolun başına geçiyoruz; işte orada ”düşünüz ,hayaliniz, emeliniz” herkesin yol haritası farklı   ama  kudret  sahibi öyle cömert ki;  kaldıramayacağı yükle azık yapıp yola düşürmemiş ,hep bir ferah kapısı açık bırakmış, şimdi yola düşme zamanı  kader denen yüklerimizin üstüne koyduğumuz tüm olumsuz, vesvese veren ve bizi yolumuzun zor imkansız olduğunu düşündüren o şeytani zayıflıktan arınıp, Rahmani kader yükümüzle yola revan olalım,attığımız adımların her mesafe duvarının bir tuğlasını daha düşürdüğünü gördükçe AZİM denen beşeri kudret yol arkadaşımız olacak, o sağlam bir dosttur ! Onun eline sıkıca tutunalım. Sil baştanlara inanmıyorum! Silmeyin sizi bu yola hazırlayan iyi veya kötü yaşanmış tecrübeleri onlar azığınız onlara bakıp doymak var bu yolda,  hadi düşünüze düşün, koşun  .. Bu yolların çukur ve tümsekleri dinlenme yerleriniz öyle görün.

Nasıl bakarsanız öyle gülümser dünya size.( ÇAYINIZI YUDUMLAYIN)

Defaatle( sık sık, defamlı olarak) inancınızı tazeleyin  bu  yol inanç olduğu sürece  yoldur.Yollarınızı kaybetmeyin haritanız ellerizde, iki avuç içinde korkmayın kaldırın haritanızı açın serin tüm ayalarınızı isteyin ve dileyin yürüdüğünüz yolun kolaylığı çabukluğu için” düşünüz ”için dilenin Rabbimiz’den ışığınız  imanınız olsun. Yola düşeni yolda bırakmaz Rabbim . .

Kalkın kalkalım VAKİTTİR!

ve çay için . .

sevda

 

Kategoriler
Aile bağları Aklımdan geçenler insan vücudu Kişisel makaleler Yazar

Şartlanmış Ruhlar

yakup-icik-insan1

Nefret etmeye şartlanmış kitleler her ülkede kronik bir vaka. Düşünerek ve de objektiv olarak dogru bakışaçısı sergileyen her insan her yerde saygı-itibar görmekte oysa; şartlanmış beyinler huzur ve sükuneti arzulayalan kitlelerin önce pasif tepkisini çekerek sevimsizliklerini göz önüne sermiş olurlar yani, şartlanmış insan saygıya değer bulunmaz, hal böyle iken toplumda bir ikilik havası eserken kimi ideolojik siyasi firkirler bunu kendi çıkarlarına alet etmeye çalışırlar ve kısmen de başarılı olurlar lakin; sonu hep hüsrandır.

Kategoriler
Dunyadan Görsel Sanatlar Resim galerileri Resimli anlatım Ressamlar Sanat Tarihi Sanatçı Haberleri Sevdiğim şeyler

Ressam Li Xiyong

Ressam Li Xiyong (Lixi Yong), Shandong,un bir yerlisi. O şimdi Şanghay,da profesyonel bir ressam olarak ikamet etmektedir. Çin Sanatçılar Derneği, Çin yağlı boya akademisi ressamı. Aynı zamanda Çin Sanatçılar Derneği Shandong şubesinde bir portre sanatçısı olarak Çin Yağlı Boya Derneği,nde doçent üye.