Kategoriler
Eğitim - öğretim Güncel Haberler Günlük hayat Türkiye üzerine

Cumhuriyet Üniversitesi’nin 40. Yılı için Çaldılar

Sosyal medyada karşılaştığım bir paylaşım üzerine sizlerlede bu harika klibi paylaşmak istedim. Cumhuriyet üniversitesinin 40. yılı ismis ve bunun akabinde üniversitenin müzik bölümününde güzel bir katkısı olmuş. İzlemenizi ve dinlemenizi tavsiye ediyorum arkadaşlar.

Cumhuriyet Üniversitesi'nin 40. Çaldılar

Klip için 100 e yakın öğrenci ile çalışıldı ve benim bildiğim 3 şarkı seslendirildi. Hepsine bu güzel klip ve harika organizasyon için teşekkür ediyorum. Umarım her sene, hatda dahada sıklıkla bu tarz organizasyonları görürüz.

Kategoriler
Dünya ülkeleri Güncel Haberler

Mısır’da Darbe

sisi-mursi-darbe1
Bütün dünya darbe için basit tanımlar vererek geçiştirmeye çalıştılar ve de çalışmaktalar. Hatta, hala Batı siyasi anlayışı ve Batı dümeninde ki monarşi devletler Mısır’da bir darbe oldu mu? sorusunu analiz etmekle güçlük çekmekte.

Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi General Abdel Fattah Al-Sisi tarafından aniden devrilmesi bir darbenin genel tanımına da uyuyor. Kelime oyunu ile ABD ve Batı darbe terimini siyasi ve hukuki kılıflar giydirerek hiç te inandırıcı olmayan açıklamalar yapsa da kendi halklarını bile inandıramamış gözükmekteler. Obama yönetimi darbe,ye ‘eylem” diyerek zik-zaklar çizdiği açık. Aslında darbe olduğunu bilerek “Darbe” diyemiyor ama Amerika Birleşik Devletleri her yıl Mısır,a verdiği askeri dış yardımın kesintisinden söz ediyor. Amerikalı araştımacılar, siyasiler, politikacilardan farklı sesler de çıkıyor mesela basın; “ölü sayısı Mısır’da tırmanıyor” diye hergün yazanlar var”. Kimi analistler; “Mısır,da tarafsızlığı yeniden düşünmek gerekir” diyor. Senatörler; “bu bir darbedir.” diyor. Sonuç olarak Washington’un eksikliği Mursi taraftarlarını çok köstekliyor.

Mısır bir iç savaşın sözlük tanımı, ya da aynı milletin iki coğrafi veya siyasi gruplar arasındaki bir savaşa uyuyor. Ama “iç savaş”ın siyasi bir anlamı vardır. Amerika Birleşik Devletleri genellikle müdahale olmaz diyor ama Libya’da uçuşa yasak bölge ABD tarafından kullanılmıştır. Mısır,da iç savaş bir olasılığını batılı uzmanlar dile getirmekteler. Batı siyasileri çıkarları doğrultusunda kendi iç dinamikleri ile de savaş karşıtlarının seslerinin gür çıkmaması için de mücadele etmekteler. Yani intihar saldırıları ve suikastler, bir Suriye ya da Iraktaki gibi olmayacağına inanmaya ve inandırmaya meyillenmişler. Genel olarak bir iç savaş Suriye’de durum gibi, iki karşı taraf ile ülke çapında gerçekleşiyor. Mısır’da ülkenin büyük çoğunluğu şiddet bekliyor. Hatta protestocular arasında, pek çok silahsız bulunmaktadır. Mısır,da durum hiç bildiğiniz gibi değil. Mısır,da iç savaş yakın mı?

Yakup Icik

Kategoriler
Avrupa Birliği Ekonomi Dünyası Güncel Haberler Tarih Makale Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Türkiye de Ekonomik Kalkınma Türk Milletinin Refahı Demektir

turk-ekonomisi-icik1Avrupa,daki ekonomik kriz: Yıllardır Afrika,nın ümüğünü sıkıp sömürmüş bu devletler şu an geçmiş dönemlerdeki ekonimik zenginliğin boş kasasının foseptik çukuruna düşmüş kendi kendini yemeyi beklemekte. Avrupa geneline bakıldığında sadece Almanya,nın diğer ülkelere nazaran güçlü oladuğunu görürürz. Ekonomik krizin etkilerinden ne yapsa kurtulamayan Portekiz,de halk gece gündüz protestolar yapmakta lakin; seslerini asla duyuramamaktalar (ilgi göstermiyor iki yüzlü kapitalizmin uşağı basın) Bu gelen krizlerle sosyal refahın sonunun geldiği anlaşılınca çesitli Avrupa ülkelerinde insanlar, içerisinde bulundugu ekonomik krize yenik düşerken bundan kurtulmanın doğru yolunu intihar olarak seçmekteler. Şu an bütün AB ülkeleri bu derin krize bir çözüm yolu ararlarken, küresel güç sıfatlarını da kaybetmekteler.
Portekiz,in en büyük sendika konfederasyonu CGTP’nin Genel Sekreteri Arménio Carlos, Kendi adımıza Portekizli işçilere, emeklilere ve kamu görevlilerine yapılan acımasız saldırı yapıldığını bunu hükümet çevreleri ya da AIH önemsemediğini demektedir. Yani AIH, AB içindeki bu şiddet olaylarına göz yummaktadır, hiç bir uyarı ve yaptırım yapılmamaktadır. Oysa Türkiye ve diğer ülkelerdeki her tür şiddet içeren olaylara “Kıyamet Kopuyor” dercesine yaygara yapmaktan da geri kalmamaktadır.
İspanya,da durum hiç te iç açıcı değil. Hükümetin ekonomik krize çare bulabilmek için yabancıların yatırımlarını arttırmak ve daha cazip hale getirmek için ev alan herkese 10 yıl vatandaşlık veriyor. Lüks evlere el konuyor. Turizm sektörüne canlılığı artırabilmek için fiyatlarda düşürüm yapıyor. İspanyada işsizlik yüzde 11 civarlarında seyrediyor. Protestolar burada da hiç eksik olmuyor ve polis bildigini okuyor. İspanyol halkının psikolojisi bozuk bu çıkmaz yolun sonunda çareler aramaktadırlar.
İflasın eşiğindeki Yunanistan’da siyaset cehennem gibi, halk sefaletle boğuşuyor, sokaklar savaş alanı gibi. Psikolojisi iyice bozulmus yunan halkında da intihar vakaları görülmekte. Önüne gelenden para uman bir dilenciden farkı yok komşumuzun hali. Yunanistan da, yüksek doğalgaz ve petrol fiyatları nedeni ile Yunanlılar ısınmak için ormanları kesmeye başladı. Yunanistan,ın en son aldığı önlem Yunan Televizyonunu kapatma kararı oldu. Binlerce basın kurum çalışanı işsiz kaldı.19 yüzyılın süper devleti olan İngilterenin Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, 35 yıl aradan sonra kredi notunu “AAA”dan, “Aa1″e indirdi. İşsizlik 8 civarinda. Çok sık çesitli protestoların olduğu özgürlüklerin kısıtlandığı ingiltere,de polis acımasız ve gaddarca önlemler almakta ve demokrasiyi kendi çıkarları doğrultusunda uygulamakta yabancı basına yayın kısıtlamaları getirilmektedir (bunun en son örneği Türk basınına canlı yayın yasağı getirilmesi).
Fransa’da iş piyasasının durgun olması, küresel ekonomik krizin devam etmesi konjonktürün gerilemesi işsiz sayısını artırıyor. 2012 yılında Fransa ekonomisi ‘kara yıl’ ilan edilirken işsiz sayısı 3 milyon 200 binelere kadar çıktı. Avrupa Birliği müktesebatında asla ayrımcılık yok biliriz ve öyle yayğara yapılır ama Fransa Romanları kovdu AIH ve AB buna sessiz kalmakta yetindi.
Gelelim son on yılın Dünyada yıdızı gün geçtikce parlayan Türkiye,ye. Kim ne derse desin Türkiye Cumhuriyet tarihinin en büyük kalkınma programı ile adeta şaha kalkmıştır. Kararlı siyasetcilerin istikrarı saglam temellere dayandırılan plan-projeleri ile güvenle yol alarak bu refah günlerine gelmiştir.
Ve Türkiye: TÜİK, yılın ilk çeyreğinde büyüme hızını yüzde 3 olarak hesapladı. Milli gelir ise ilk çeyrekte, cari fiyatlarla 357 milyar 854 milyon lira olarak gerçekleşti. 2013 yılının birinci üç aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre gayri safi yurtiçi hasıla sabit fiyatlarla 28 milyar 75 milyon lira düzeyinde gerçekleşti. Ocak-Mart döneminde gayri safi yurtiçi hasıla bir önceki yılın aynı dönemine göre cari fiyatlarla yüzde 9,5’lik artışla 357 milyar 854 milyon lira oldu. Türkiye ekonomisi 1 trilyon dolara yaklaşacak. Böyle hızlı bir gelişme biz Türkler için sevinç kaynagı olmalı. Daha on yillar önce uluslararası para kurumlarından paralar dilendiğimiz günleri unutmamak gerek. Türkiye,nin bu derece hızlı kalkınmasını destekleyen ve anlayan, Dünya Müslüman Alimler Birliği, Türk halkına Erdoğan hükümeti etrafında kenetlenme ve imza attığı başarıları koruma çağrısı yaptı. Hatta; Macaristan’ın AB ve IMF’den Sorumlu Bakanı Varga: “Avrupa’daki krize rağmen, Türk ekonomisinin başarıyla ilerlemesini kıskanarak izliyoruz” dedi. Türkiye’de faaliyet gösteren İngiliz Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Melvin Cottrell, Avrupa ekonomisi yerinde sayarken Türkiye’nin tek başına büyüdüğünü belirterek, “Bütün Avrupa Türkiye’nin büyümesini kıskançlıkla izliyor.” dedi. Dünya Bankası uzmanı Ridao-Cano, Türkiye’yi kıskanarak izlediğini söyledi.
Erdoğan ve hükümetinin başarıları halkı ve dünyayı etkiler hale gelince yenilgi psikolojisi yaşayan insanlar muhalefetin kör-topal yürüdüğü bataklıklarda serap görmeye başladılar ve eski oyunları sahneye koymaya çalışsalar da buna akıllı hükümet ve üyeleri sağduyu ile bertaraf etmişlerdir. Türkiye mor gecelerde bir “ay” gibi “halesi” ile çevresini ışıtmaktadır.

Araştırma: Yakup İcik

Kategoriler
Genel Konular Güncel Haberler İslam Dini Toplumsal Konular

MEHDİ’Yİ BEKLEMEYİN.

 

Alnınızdan bir parça damlayan ter gözünüze değmesin diye size kaş verilmiş.Bunu hepimiz biliyoruz.Yani yaratıldığımızı inananlar olarak herbirimiz biliyoruz.Ya bilmediklerimiz.Senelerdir özümüze dönmekle bize kastedilmek istenen şey nedir?Veya Allah ın bizim hiçliğimizde Esma larının zuhur bulmasıyla bize anlatılmak istenen?Biz neden hiçlik kıvamına erişemiyoruz.Bundan bahseden yok.Namaz kılmak mı yoksa oruç tutmak mı hiçlik kavramı?Hiçlik nedir?Bir öğretmen masaya nesne koymadan resim yapılmasını istediğinde her şeyi çizebiliriz.Fakat masada hiç bir şey yoktur.Herşeyin başladığı yer hiçliktir.Yıllardır kasırgalar koparacak tufanlar yapacak kıyametler ve kurtarıcılar bekledik.Kurtarıcı sizden başkası değildi.Ölüm ise bedenen ölmeniz demek değil.Ölüm özümüze dönebilmek.Her şeyin yaratıcıdan olduğunu anlayabilmektir.Yüce kitabımızda biz size şöyle yaptık,biz size bunu verdik ile kastedilen ”biz” kavramını anlayabildiniz mi?Varlığınız ın Yüce Yaratıcı da yok olmasıyla birlikte özün aynı olduğu ve geriye bizden başka bir kavramın kalmadığını göreceksiniz.GELİN SİZE HİÇLİĞİ ANLATAYIM. 

Camdan bir kavanoz düşünün.Ağzına kadar yuvarlak şekerlerle dolu ve şekerlerin herbiri ayrı renk ve tatlara sahip.Kavanozumuzun üstünden bir fare bırakılıyor.Başı önünde hiç durmadan yiyor şekerleri.Ta ki bir nokta geliyor ve duruyor.Diyor ki,yahu ben bu şekerleri yiyorum fakat aynı tuzludan ya da aynı ekşiden bulamıyorum.Ya da aynı renkten.Duruyor ve düşünüyor.Bir felsefecinin dediği gibi hiçbir şey aynı kalmaz,durağan değildir.Aynı su aynı nehirde bir daha akmaz.Sonra kafasını kaldırıyor ve yukardan bir iple sallandırılmış beyaz şekeri görüyor.Sıçrıyor ve alıyor.Tanrı fareyi yanına alıyor.

2.fareyi aynı düzeneğe koyuyorlar ve hiç durmadan sonuna kadar yiyor.Ayaklarının altında tek bir şeker kalana kadar durmuyor.Ne yapsam acaba yesem mi yemesem mi diye düşünürken kafasını kaldırıyor ve sallanan beyaz şekeri görüyor.Sıçrıyor alamıyor.Sıçrıyor alamıyor.Kavanozun dibinde olduğu için yetişemiyor.Fakat Tanrı sırf beyaz şekeri görebildi diye o fareyi kurtarıyor.

3.fare bütün açgözlülüğüyle kavanozdaki tüm şekeri yiyor ve kavanozun dibine geldiğinde ne yapacağım diye düşünürken kafasını kaldırıp bakıyor.Beyaz şeker orada.Fakat faremiz göremiyor.Görüş mesafesini aşmış.Tanrı onu kavanozda bırakıyor.

Peki Tanrı bu işlemi nasıl gerçekleştiriyor?

1.kavanoza su dolduruyor ve 1. fare şekerlere tutunarak dışarıya çıkıyor.2.kavanoza su dolduruyor ve 2.fare ayağının altındaki tek şekere tutunarak çıkıyor fakat 3.fare suda boğuluyor.

Sonra Tanrı onlara size hem şeker hem de su vermemiş miydim diyor..

Bu şeker yeme esnasında cam kavanozda kendi yansımalarına bakan fareler yansımalarını BAŞKA FARELER zannederek sürekli aynı girdabın içine düşüyorlar.

HALBUKİ NE DİYOR BAKIN :
HEPSİ AYRI AYRI BEDENLERDİR FAKAT MUHAMMEDİ(S.A.V) RUHTUR ONLAR!

O YÜZDEN SEN DE BU DÜNYADA BİR KAVANOZDASIN.SENDEN BAŞKASI YOK.BEN MUSTAFAYIM SENDE MUSTAFASIN HERKES MUSTAFA.VEYA SEN AYŞEYSEN HERKES AYŞE.AMA ALLAH SAMED DİR.TEKTİR.O ZAMAN SEN DE YOKSUN.HİÇSİN.İSİMSİN….

BU ÇALIŞMAMI SİZLERE AÇIYORUM.YALNIZCA BENİM DÜŞÜNCELERİMDİR.ELEŞTİRİLMEK İÇİN YAZMIYORUM.SAYGI DUYULURSA SEVİNİRİM.

MUSTAFA ŞENAY

Kategoriler
Güncel Haberler Toplumsal Konular

Barış mı dediniz?

Efendim, birileri barış dedi galiba.Aradığınız barışa ulaşılamıyor daha sonra tekrar deneyiniz.
Acaba bizim barışa mı ihtiyacımız var? Yoksa birileri oy avına mı çıktı .
Hem barış kiminle … kime küstük ki yada kimle savaşıyoruz ki. Eğer kastettiğiniz Kürtler ise onlarla hiç savaşmadık zaten savaşmamız söz konusu değildir.Yok ben PKK’yı kastediyorum diyorsanız o işte hiç mümkün olmayacaktır.Şöyle bir misal anlatılır;Günlerden birinde bir adam yılanın kuyruğuna basar.Yılanda can havliyle adamın evladını sokar ve bu olay böyle bir süre devam eder. Günün birinde evladı sokulan adam, yılana ‘gel arkadaş olalım’ der.Yılan ise bende bu kuyruk acısı sende de evlat acısı varken biz arkadaş olamayız der.
Yani onca şehitlerimizi katleden PKK ile barış yapmamız mümkün değil.
Ama Kürtlerle zaten savaşmadık ve savaşmayız, etle tırnak ayrılmaz ki ayrılsa da tekrar birleşir.Düşünün ki 15 milyon Kürt nüfusunun olduğunu söyleniyor bunun 6 milyonu batıda yaşıyor.Gelin bu 6 milyon Kürt’ü ayıralım, mümkün mü? Ben mümkün olmadığını düşünüyorum, eminim sizde böyle düşünüyorsunuzdur. Bizim çocuk katilleri ile barışmamız söz konusu olamaz, olsa bile çokta barış değildir sadece adı barıştır.
Bence bırakın bu barış savsatasını, başka gündemlere bakın.

Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat Hayat üzerine Kitap Tanitimlari kompozisyon Makale Yazıları - Yarışma Milli Görüş Müzeler Türkiye üzerine

Sis Perdesi 2. Bölüm

 

“Osmanlı’ya iki kıta üzerinde hükmetmek yetmez! Zirâ i’lâ-yı kelimetullâh azmi ”””’iki kıtaya sığmayacak kadar büyük bir davadır.”””’ Selçuklu’nun vârisi (mirasçısı) biz olduğumuz gibi Roma’nın (Avrupa’nın) vârisi de biziz!..”

ORHAN GAZİ

Önce  1. Bölümü Okumak İstiyorsanız Tıklayınız…

İngilizceyi Amerikan aksanıyla konuşan kalın sesli bir adam içeri girerek:

”Sakin ol Pars” dedi.

Silahı indirmediğimi görünce:

Silahını indir.Seninle konuşmaya geldim?” diye ekledi.

Silahımı daha sağlam tuttum ve :

”Biz Türklerde bir gelenek vardır.Sayın Steve eğer bir silahı çıkarırsan o silahla ateş etmeden yerine koyamassın” dedim.

Soğuk kanlılıkla :

” Siz Türkleri ve geleneklerinizi severiz.Zaten bunun için buradayım.” dedi.

Silahı ateşlemek için tetiği çektim ve salondaki tek nesne olan vazoyu vurdum.O ise hiç etkilenmemiş gibi anlatmaya devam etti ve masanın diğer tarafındaki koltuğa oturdu.Ben ise biraz önce öldürdüğüm adamın oturduğu tarafa oturdum.Ayaklarımın altında ceset varken:

” Siz Türklerin yanlış kararlar vermesini istemem.” dedi. ” Sizler bizim elli yılı aşkındır ortağımızsınız. ” diyerek devam etti.

Sözünü kestim ve :

” Hayır.Yanılıyorsun sayın Amerikan Büyükelçisi Bay Steve, sizlerle biz değil darbeciler dostu.Hemde 50 yıldır değil, 1960’dan beri tam tamına 53 yıl oldu.”  dedim.

” Bana kısaca Steve diye bilirsin Pars.Ayrıca artık sizinlede dostuz.Ülkenin başına getirdiklerimiz hiçbir zaman halkın sesi olamadılar.Türkiye’de halk hep büyümek, güçlenmek, dünyaya söz geçirmek istedi.Bizde halkı uyutamayacağımızı anlayınca Türkiye’yi bölgenin gücü yapacak bir strateji hazırladık.Halkın seçtiği kişilerde bizim bu fikrimize uygun kişiler çıkınca anlaşmamız olmadı.Zaten okçular anlatmıştır bu bilgileri sana.Onlara geçmişte yaptığımız darbeleri de anlatmıştır.”  dedi.

” Evet anlattılar tarihimizi.Fakat onlar Amerika’dan vergi aldıkları günleride anlattılar.İngiltere Kralının Padişah ve Parslarımaza yazdıkları yalakalık amaçlı mektuplarıda anlattılar.” dedim.

” Tamam, iyi anlatmışlar.Bunlar sıradan konular.Sana asıl Osmanlı-Amerikan ilişkilerini anlatmamışlardır.Neden CİA’deki Türk üyelerin gizli üye olduğundan bahsetmemişlerdir.Neden Amerikan Ağının Başkanının Son Osmanlı Halefi olduğundanda bahsetmemişlerdir.Orhan Gazi’nin hazırladığı ve tüm padişahların kullandığı Padişah Mühüreti’nin orjinalının kayıp olarak bilinmesinin nedeni ne onu anlattılar mı ?” dedi

 ” Çalışmadığım yerlerden sordunuz.” dedim.Meraklı bir şekilde.

” Anlatmazlar tabi.Bir dönem birçok kişiye anlatıldı.Türkiyede birçok gazeteciyi bundan dolayı öldürdük. En son şifre Papa’ya gitti.Bizde Mehmet Ali Ağca’yı tekrar işe aldık.Biz bunu yaparken Okçular’da bize yardım ettiler.Çünkü bunları kimse bilmemeliydi.” dedi ve durdu. ” Bunları bugün yarın öğrenirsin” dedi.Ayağa kalktı ve dışarı çıktı.

Ben mola aldığını düşünürken gelen araba sesleri ile gittiğini anladım.İlginç bir gün olmaya dcevam ediyordu.Ne için gelmiştim neler neler olmuştu.Ortam çok sessizdi.Fırtına öncesi sessizlik diye tanımlayacaktım ama benim için fırtına zaten kopmuştu.Dışarıdan bir helikopter sesi duydum ve arkasındanda helikopterin Toplantı salonunun olduğu binanın önüne indiğini farkettim.Güneş ışığının dolu olduğu bu salondan hızlı adımlarla çıktım.Koridorlarda kimseler yoktu.Koridoru hızlı adımlarla geçmiştim.

Dışarı çıktığımda helikopter karşıdaydı ve kapısı açıktı.Benim için açık olduğunu anladım.Hızlı adımlarla helikoptere doğru ilerledim.Tam bir iki adım kalmışken, salon tarafından patlama sesi geldi.Hemen arkama döndüm.Salon alev alev yanıyordu.O an uzakta bir adamın elinde roket atar olduğunu gördüm.Ben ona bakarken roketatarı yere koydu ve pantolonunun arkasına elini uzattı.Yarı otomatik tekli silahını çıkardı.

 

2. Bölüm Sonu.

 

 

 1. Bölüm Okumak İsteyenler Tıklasın.

Kategoriler
Anma Yazıları Güncel Haberler Günlük hayat

Mehmet Ali Birand hayatını kaybetti.

Duyunca çok üzüldüm, bir an kendime gelemedim diyebilirim. Güler yüzüyle, sesiyle beni en çok etkileyen kişilerden biriydi. Buna haberci ve kaliteli kimliğide dahil. bugün Türkiye büyük bir ismini kaybetti, ama arkasında bir çok birandlar bıraktı.

Mehmet-Ali-Birand-vefat-etti

Yazı uzun olmayacak kusura bakmayın, Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Seni sevgiyle anıyoruz birand..

Kategoriler
Güncel Haberler Hayat üzerine

Maden İşçisi

iki gün önce her zaman duyduğumuz ,aslına bakıldığın da klasik olmayan ama aslında duymaya alıştığımız haberlerden biri daha geldi gündeme. beş canı daha kömür madeninde yitirdik. kulağa alışıla gelmiş gibi görünse de hala etkisi altında kalmış olmanın azda olsa vicdani rahatlığı içindeyim sanki.haberin hemen arkasında ahlanıp vahlandık dan sonra hemen akabinde normal hayatımıza geri döndük her birimiz değil mi ?

şimdi gelelim geride kalan ailelerin neler yaşadığını anlamaya çalışmaya.

3 dakikalığını da olsa kendimizi o ailelerden birini yerine koyalım.

her zamanki gibi sıcak yada bilemedik sabah ayazının yatağa vurduğu bir ürpertiyle uyandık yatağımızdan. geceden cayır cayır yanan soba sönmüş yerini temizlenmek üzere kömür ve odun küllerine bırakmış. o ürpertiyle uyandığımız yatağımızdan sabah çayımızdan iki yudum alıp düştük yollara. her sabah döner  yada dönemez düşüncesiyle geride bıraktığın ailenle helallik aldıktan sonra artık yerin kaç kat dibi olduğunu unuttuğun bir  madene iniyorsun. ve her zaman ki işler her zaman ki haller.

ama bu gün sanki bir başka. hani bir gün düşüncesini aklından geçirirdin ya. işte o gün tam da bu gün ama yinede habersizi yaşıyorsun o günü.

işin gücün tam ortasındasın. hep aklında olan ama aslında sanki hiç başına gelmeyecek bir şeyi yaşıyorsun.öyle bir an geliyor ki belki de o an hiç kendini düşünmüyor sadece seni bekleyen geride kalan ana ,baba,eş ,çocuk , kendinden çok onları düşündüğünü anlıyorsun .  her şey için çok geç olduğunu artık geri dönüş olmadığının farkındasın.

işte üç dakikan bitti.

artık hiç bir şeye sahip olmayan. sadece geride bir çok şey bırakıp giden bir cenazesin.

tekrar dan aslına dönersek. tüm bunları yaşamak için maden işçisi olman gerekmez değil mi?

hayat dediğin maden işçileriyle birbir değil mi? tarz farkıyla.

uyanıyoruz,yaşıyoruz,yiyor ,içiyor tekrar yaşadığımız mekana dönüyor sanki hiç bir zaman maden işçisi olmayacak gibi umursamıyoruz.

sonra bir gün…

gelelim geride kalanlara , bize bu haberi verenlere,duyduğumuz haberin gerisine.

her şey normal değil mi ?

Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat Makale Yazıları - Yarışma Mutluluk anlarımız

Makale yarışması için geri sayım başladı! – [2013]

Merhaba kullanıcılarımız ve yazar arkadaşlar. Çok uzun bir süre önce makale yarışması düzenledikten sonra bunun 2. si için en uygun zamanı bekliyordum. İlk yarışmadan birçok tecrübe edindiğimide eklemek istiyorum. Son yarışmamız ilkinden çok farklı olacak ve sadece makale türüne değil, teknik, bilimsel, deneme, kişisel, yardım, haber v.s gibi birden fazla alt kategori içinde yazı gönderilebilecek. Böylece tek tür makale yarışması yerine çoklu makale yarışması tertipleyeceğiz.

İlkinde olduğu gibi bu yarışmamızda da dereceye girenler için ödüller vermeyi düşünüyorum. Bunun için henüz bir çalışma başlatmadık ancak sponsor arayışımız devam edecek. Tabi yarışmanın amacı ödüller değil, kaliteli içeriklerin ve yazarların farkedilmesi, dereceye giremeyen yazarlarımızında jürinin eleştirilerine göre kendilerini geliştirmesi, zaten iyi olan kalemlerini dahada güçlendirmesi olacaktır.

Bu duyuru ile yarışma için ön hazırlığın başladığını, görev almak isteyen yazarlarımızında bu süreçde bize katılabileceğini haber vermek istiyorum.

Geri sayım başlarken değişebileceğini unutmamanızı istiyorum bir kaç kuralımız olacak:

  • Sitemizdeki her üye ve yazar, editör bu yarışmaya katılabilecekler.
  • Juri ekibi, sitemizle okuyucu konumu haricinde, işi olmayan kişilerden oluşacak.
  • Belirli kategoriler hazırlanıp, gelen yazıları kategorize ederek değerlendirmeye alacağız.
  • Her kategori için derecelendirme sırası olacak.
  • Jüri oylaması için ilk yarışmadaki gibi bir algoritma kullanılacak ( yada benzeri olabilir)

Şuanda ön hazırlık dönemindeyiz, kesin olarak başlama tarihi konusunda net bir bilgi yok. Ancak yazarlarımız yada gelecek öneri ve yorumlara göre bu sürece daha aktif ve canlı olabilir.

Hediyeler konusunda ise tereddütlerim mevcut, birden fazla kategori ve herkategori için derecelendirme söz konusu olacağı için kategorilere özel sponsorların olması gerekecek. Sadece tek birinci olmayacak her kategoriden olacak. Bununda anlamı eğer hediye verilmesi düşünülür, işleme konulursa dereceye giren herkesin ödül alacaktır.

Bizler sponsorluk konusunda seçeceğimiz firmalara gerekli başvuruları yapacağız. Geri dönüşler olumlu olursa ödül konusunuda yarışmaya dahil edeceğiz.

****

Ek olarak: Makaleci.com da yazarların herzaman önplanda olması için tasarımda yenilikler yaptık. Bu konuda daha iyi bir tasarım çalışması gündemimde. Yarışmadan önce bu tasarıma kavuşursak yeni arayüzümüz ile yepyeni bir dönemde girmiş olacağız.

Bunun yanında sitemizde çok fazla kategori mevcut, bunlar gelen yazılar doğrultusunda oluşturuldu. Yakın zamanda kategorilerinde iyi şekilde optimize edilmesi yapılacak. Bir yazı yazarken kategori çok önemli olabiliyor. Bunun için yazar arkadaşların zorlanmamasını sağlamayı hedefliyoruz.

Konuya yazarlarımızın, misafirlerimizin ve üyelerimizin katılmasını rica ediyorum. Ekip olarak çalışıp bu yarışmayı en iyi şekilde sorunsuz bitirelim.. Herkes öneri ve görüşlerini bize bildirebilirler. Bunu yorum yolu ile yada aşağıdaki iletişim yolları ile sağlayabilirler:

Mail göndermek: [email protected]

Msn canlı görüşme: [email protected]

 

Kategoriler
Güncel Haberler Günlük hayat Şuan Düşündüklerim Türkiye üzerine

Sürgün

İdam cezası geri gelsin diyor sn başbakan. İdam cezası hakedenlere geri gelsin. Kendisine bir öenerim var konuyla ilgili; idam cezasını geri getirmeye yetmiyorsa kudreti ”sürgün”ü kullansın. Hakedenleri yurtdışı sürgüne göndersin, çünkü sürgün ; onurlu bir insanı dirhem dirhem eritebilecek, öldürebilecek kadar güçlü bir silahtır. Sürün hakedenleri, memleketinin kokusunu dahi duyamayacağı kadar uzağa hemde.. Çok düşüneni sürün mesela, ”çok” bileni, çok yazanı, çok konuşanı, en fazla da çok ve doğru konuşanı sürün.. Siz en iyisi şairi, ozanı, yazarı, gazeteciyi, bilim adamını, tiyatrocuyu, hukukçuyu yekten sürün de temizlensin ortalık. Bırakın onlar gelemesin toprağına, toprağına gelememek öldürür insanı. Linç edin,felç edin, recmedin, dövün, sövün, kovun.Bırakın onlar vatan hasretiyle her günü zindan, her günü tecritle gün gün ölsünler. Bırakın bir dönem çıkıp mertçe; ” Kürtçe şarkı yapacağım, Kürtçe klipte çekeceğim”dediği için buna layık gördüğümüz, teneke bağlayıp köyümüzden kovduğumuz Ahmet Kaya’lar, o dağ gibi adamlar vatan hasretiyle ölsünler.. O dönem o gereklidir çünkü, o kadar dürüstüzdür çünkü o dönem, o dönem anasına avradına ve hatta yedi ceddine nesline sövmemiz gerekiyordur, şimdi şarkılarını dizilerde filmlerde dahi kullanmamız.

 

Çünkü o dönem o vardı televizyonda, öyle düşünüp öyle tepki vermemiz linç etmemiz gerekiyordur  şimdi dizilerde duyduğumuz ezgileriyle kederlenmemiz, ” yazık oldu adama bee!!” diyebilmemiz.. Çünkü bu dönem bu vardır televizyonda , çünkü bu dönem onları kucaklamamız gerekiyordur, biraz günah çıkarmamız ve onları DA sevebilmemiz. Çünkü bu dönem başkaları ötekidir. Tüm olanlar vicdan azabı gibi yatar dururken kalbimizde biz bugünün hakedenlerine gelelim. Öyle düşünmeyen ve aklıselimliğini fütursuzca ilan eden ,densiz, çapsız, hadsiz, dinsiz imasızlara, uçötekilere.

 

İdam cezasını geri getirmye yetmiyorsa kudreti sürgüne göndersin hakedenleri. Mübadelesini yapsın; o dönem hakedenler sürgünden  dönsün toprağına çiftliklerinden, şimdi hakedenler gitsin sürgüne.. Biz sesimizi çıkarmayız nasılsa, en azından yarımız arkasındayız. Çıksın zapping hızına karşı duran kudretiyle televizyona ve anlatsın yeter ki o üstün hitap gücüyle gerekliliklerini, biz arkasındayız nasılsa, en azından yarımız..