Kategoriler
Genel Konular Güncel Haberler Toplumsal Konular Türkiye üzerine

ÜLKEMİZİN MENFAATLERİ SİYASETİN ÜZERİNDE OLMALIDIR

 

Ülkemiz yeni bir seçimden çıktı. Ve bu seçim sonucunda belirli bir siyasi tablo ortaya geldi. Bu tabloya göre siyasi partiler ancak birleşerek yani bir koalisyon kurarak hükümet kurmak durumuna geldiler. Ve seçimin üzerinden de bir aydan fazla bir süre geçti. Ki bu süre uzun bir süredir. NEDEN Mİ ?

 

Güzel vatanımız içerden ve dışarıdan çok fazla güçün saldırısı altında olduğunu görüyoruz. Bunlardan Amerikan Devleti Komünist pkk yapılanması en tehlikelileri durumunda. Bunun üstüne de bazı yazarların teslimiyetçi ve ürkek konumdaki yazıları ile çoğunluğun güvenmediği ve anlamsız bulduğu Çözüm Süreci ısrarla devam etmekte. Bunun sonucu olarak da Komünist yapılanma, vatan topraklarının içinde ve dışında çok geniş bir şekilde rahatça yerleşmektedir. Malumunuz Güneydoğu ve Doğu Anadoludaki illerimize huzur ve güven içerisinde gidemiyoruz. Ağrıda yaylalarda halay çekip, bayrağımızı sallayamıyoruz. Ypg,Kck,Pkk yani hepsi aynı isimde Pkk, şu an dindar kürt kardeşlerimize olağanüstü bir baskı ortamı kurmaktadır. Çocuklar kaçırılmakta, asker kışladan çıkamamakta, devletin binaları araçları yakılmakta,talan edilmektedir. Tehditler,şantajlar ve baskılar çok şiddetli bir şekilde bölgede kendisini hissettirmektedir. Kürt kardeşlerimizin çocukları dağlara kaçırılmakta, komünist telkine maruz bırakılmakta, Allah’sız dinsiz bu örgütün eline bırakılmaktalar. ÜLKEMİZ ÇOK CİDDİ TEHDİTLER ALTINDADIR !

O halde bu tehlikeli durumda iken siyasilere nasıl bir sorumluluk bilinci düşmektedir ?

Ak parti ve Mhp ülkemizin sağ kesimini temsil eden milliyetçi dindar vatansever kardeşlerimizin kurduğu ve birbirlerine de oy tabanları açısından çok fazla benzeyen iki siyasi partidir. Sn Bahçeli ile Sn Davudoğlu yaptıkları açıklamalarda, koalisyonun bir an önce başlaması ve bir uzalaşıya dökülmesi gerektiği konusunda ortak ve benzer açıklamalar yaptılar. Yurdumuzun bu denli tehlikeli durumlarını çok iyi analiz eden Sn Bahçeli ve Sn Davudoğlu ümit ederiz ki en yakın zamanda koalisyonu kurarlar. Şu an görünen en hayırlı tablonun da Ak parti – Mhp koalisyonu olduğunu toplumun büyük kesiminden görebiliyoruz.

Allah, vatanımızı bölmeye kalkan tüm bu güruhların tuzaklarını bozar inşaAllah. Ve en yakın zamanda en hayırlı olan koalisyon ile hükümet kurulur. Dualarımızı eksik etmeyelim…..

 

Sevgilerimle

Hüseyin Uçkun

 

Kategoriler
Eğitim - öğretim Genel Konular Güncel Haberler Günlük hayat İslam Dini Toplumsal Konular Türkiye üzerine

MÜSLÜMANLARA KURAN YETERLİDİR

 

Rabbimiz bir ayetinde şöyle diyor;

“Biz Kitab’ı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.” (Nahl Suresi, 89)

Her şeyin açıklayıcısı diyor Allah. Yani eksik bir şey bırakmadım diyor kitapta. Hayatımızdaki her konu Kuran’da. İbadetler,helaller,haramlar,daha önceki ümmetlerin başından geçenler,güzel ahlaklı nasıl olmalıyız, şirkin tehlikeleri gibi daha bir çok konu anlatılmıştır. O halde Müslümanlar Kuran’ı okumaktan neden uzak duruyorlar ? Bunu her Müslüman kendisine sormalıdır.

 

Bir Müslüman dinini nereden öğrenmelidir ? Elbette ki Kuran’dan öğrenecektir. Günümüzde etrafımıza baktığımızda Müslümanların din adına yaptığı bazı uygulamaların Kuran’da olmadığını görüyoruz. Bunları hocalardan hurafelerden veya anne babalarından atalarından öğrendiğini söylüyorlar. Peki bu doğru mudur ? Müslüman Kuran’ın dışında bir kaynaktan bilgi alabilir mi ? Helal haram öğrenebilir mi ? Rabbimiz bu soruya şöyle cevap veriyor ;

 

“Kendilerine okunmakta olan Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz, bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır.” (Ankebut Suresi, 51)

 

Demek ki daha önceki devirlerde de Kuran olduğu halde başka kaynaklardan dini uygulamalar yapılmış. Allah en güzel cevabı veriyor bu kişilere. “Yetmiyor mu size Kuran diyor ? “

 

Şu anda bazı terör örgütleri var dünya üzerinde. Bunlar İslam adına cihad yani mücadele ettiklerini söylüyorlar. Bunların yaptığı uygulamalara baktığımızda ise tamemen İslam dışı yani sapıkça ve hurafelerle dolu hataların içinde olduklarını görüyoruz. Taşlayarak öldürme,kadın satılması,çoluk çocuk demeden öldürmek, ehli kitaba dahi saldırılar,vahşice toplu katliamlar gibi bir çok Kuran dışı hükümleri görüyoruz. O halde Müslüman Kuran’da olmayan bu uygulamalardan uzak duracak, yalnızca Kuran’a yönelecek. Ahirette Kuran’dan sorulacağını bilen bir Müslüman neden kendisini riske atsın ve başka kaynaklara başvursun ? Bu asla akılcı değil. Ve tamamen yanlış. Müslümanlar artık Kuran’a yönelmeliler. Zaman çok hızlı akıyor çünkü.

“Gerçekten Benim ayetlerim size okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz (Müminun Suresi, 66)

Saygılarımla

Hüseyin Uçkun

 

Kategoriler
Bilimsel Makale Gelecek Teknoloji Güncel Haberler Türkiye üzerine Uzay Teknolojileri Uzay ve zaman

Geleceğin Uzay Araçlarına Uzanan Bir Proje : THOR

Dünya uzaya gitmenin kolaylaşacağı yeni bir hayali düşlerken, gelişmiş ülkeler de insanları dünya ötesine taşıyacak yeni araçları geliştirme yarışına girdi. Türkiye de bu yarışa seyirci kalmamak için harekete geçti.

Uzay bütün insanlık için uçsuz bucaksız bir dünya.Ve aynı zamanda keşfetmeyi bekleyen.Bu nedenle her zaman büyük kitlelerin dikkatini çekmiş bir konu.Hatta bir çok filme ilham kaynağı olmuş bir konu.İşte Türkiye’nin de THOR projesi belki uzay ile ilgilenenlerin pür dikkat kesileceği bir yenilik olabilir.

TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü bilim adamları, gelecekte Türkler’i uzaya taşıyacak tamamen yerli mekik hazırlığı için THOR adını verdikleri projeyi faaliyete geçirdi. THOR’da geleceğin uzay araçları ile hipersonik taşıma araçlarının atmosferden rahat geçişleri için neler yapılması gerektiği ele alınacak. Yüksek ısılı atmosfer geçişlerinde uzay araçlarında oluşacak sürtünmeden kaynaklı ısınmaların en aza indirgenmesi için çalışmalar yapılacak.

     Adını mitolojide en güçlü tanrı olarak bilinen Thor’dan alan projede ‘ısıl koruma tekniği’ baz alınacak. Burun ve kanatları yüksek ısıya maruz kalan uzay mekiklerinin bu bölgelerdeki uçuşu da etkileyen yuvarlak hatları yeniden değerlendirilecek. THOR ekibi hem uçuş performansının artırılması hem de atmosfer geçişinin sorunsuz yaşanması için yeni projeler geliştirecek.

 

Kategoriler
Genel Konular Güncel Haberler Toplumsal Konular Türkiye üzerine

BAŞKANLIK SİSTEMİ = BÖLÜNME

 

         Başkanlık sistemini ilk olarak Bölücübaşı Öcalan ortaya attı. Sonra bir de baktık ki medyadan aynı sesler gelmeye başladı. En son Cumhurbaşkanımızda bunu dillendirdi. Bölücübaşının söylediği bir söz için önce bir durup iyice düşünüp sonra tersini yapmamız lazım. Bu ülkeye yıkmaya azmetmiş eli kanlı bir örgütün lideri bu adam. Bunu unutmayalım öncelikle. 30 yıldan fazla senedir onbinlerce şehit verdik bu vatan uğruna. Bunları tekrar hatırlatmada fayda var.

Başkanlık sistemi denildiğinde bakıyoruz bizim yaşadığımız coğrafyaya. Mısır,Suriye,Libya,Irak gibi ülkelerde başkanlık sistemi var. Bu ülkeler hepsi de paramparça durumdalar. Başlarında diktatörlerin olduğu, demokrasinin tamamen bittiği diktatörlüklere dönüşmüşler. Halkları fakir, mutsuz ve zulme uğruyorlar. Başka coğrafyalara baktığımızda mesela Amerikada da başkanlık sistemi var. Ama orda da halkın iyice fakirleştiği ve mutsuzlaştığını görüyoruz. Amerika şu an büyük sarsıntılar geçiriyor. Demokrasi bitmiş durumda. Obama’nın partisi %30 lara gerilemiş durumda ama başkan durumda kendisi. Çok acı bir durumdalar. Başkanlık sistemi dünyada hiçbir zaman mutluluk getirmemiş. Kaliteyi demokrasiyi zenginliği bitiriyor bu sistem. Çok çok tehlikeli bir durum !

Bir de olaya kendi içimizde bakıp değerlendirelim. Türkiye’de bir Başbakan var. Bir Cumhurbaşkanı var. Bakanlar,Milletvekilleri ve Meclis var. Demokrasi tıkır tıkır işliyor. Güçlü bir muhalefet var. Gürül gürül iktidara kükrüyor. Basınımız özgür. Baskı yok. İktidarda hizmet etme eğiliminde. Bir çok icraatleri de var 12 yıl içinde. Yeni Başbakanımız çok çalışkan ve bayağı da samimi. Pekala Sn Erdoğan, Başbakanımızın yapamadığı neyi görüyor da kendisi Başkan olarak bunu gerçekleştireceğini söylüyor ? Başbakanımız yetki bakımından eksik mi ki ? Ya da neye yetişemiyor ? Neler eksik kalıyor ? Yazarlar bize bunu söylemeli. Başkanlık sistemini isteyen arkadaşlar detaylıca bunu anlatmalılar. Başbakanımız bu denli başarılı ve çalışkan iken sorun olarak neyi görüyorlar ?

He bir de milletimiz var. En önemli o değil mi ki ? Yapılan kamuoyu anketleri ve halkın duruşuna baktığımızda milletimiz başkanlık sistemine büyük ölçüde soğuk duruyor. Demokrasiden herkes genel olarak memnun. İnsanımız özgür. Basınımız özgür. Milletimiz hiçbir yerden baskı görmüyor. Başkanlık sisteminde bütün yetkilerin tek bir kişide toplanmasının tehlikesini çok iyi fark ediyor milletimiz. Bu büyük bir risk konumunda. Bir kısım akıldanenin ortaya attığı ve hiçbir akılcı yaklaşımı olmayan bu sistem Türkiye için büyük tehlike konumunda. Şu an Türkiyenin en önemli konusu bu. Çok çok büyük bir risktir Başkanlık.

Bölücübaşı diyor ki Başkanlık sistemi olacak sonra da yok federasyon yok konfederasyon gibi süslü laflarla bize bölünmeyi kibarca yutturacağını zannediyor. Bizim milletimizin feraseti ve basireti çok yüksektir. Ariftir Türk halkı. Çok çok uyanıktır. Bunun tehlikesinin farkında bütün milletimiz. Asla kabul edebileceğimiz bir sistem değildir. Demokrasinin nimetlerini ve lüksünü doya doya yaşıyoruz. Güçlü bir iktidar güçlü bir muhalefet var. Başbakanımız atom karınca gibi çalışkan ve akıllı. Çok da dindar. Yürüyen güzel bir hükümet devlet ve millet birlikteliği var. Buna dokunmak çok tehlikeli olur !!!   Bölücübaşının aklına hiç mi hiç ihtiyacımız yok. İki ayağı mezara sallanmış ahı gitmiş vahı kalmış dede olmuş. Ölümden kurtardık onu. Bunu düşünsün ve tilkilik yapmasın bize. Biz ondan bin misli uyanığızdır millet olarak. Türkiye Cumhuriyeti asla bölünmeyecektir. Allah buna izin vermesin inşaAllah. Tuzak kuranların tuzaklarını başlarına çevirsin. Ayaklarını dolasın.

“İşte böyle; çünkü Allah, iman edenlerin velisidir; kafirlerin ise, velisi yoktur.” (Muhammed Suresi, 11)

Saygılarımla

Hüseyin Uçkun

 

Kategoriler
Fransa uzerine Genel Konular Güncel Haberler İslam Dini Toplumsal Konular

İSLAMAFOBİNİN BİLİNMEYEN YÜZÜ

 

Dünyada son yıllarda özellikle çok fazla terör olayları gerçekleşiyor.Bu olaylara baktığımızda bir kısmının El Kaide ve İşid gibi örgütler tarafından gerçekleştirildiğini görüyoruz. Peki bu örgütler nasıl ortaya çıktılar? İdealleri neler ? Felsefeleri düşünceleri nedir ? Nasıl bir bilgi alıyorlar da bu eylemleri gerçekleştirebiliyorlar ?

 

Şimdi bu adamların düşünce yapısını daha iyi anlayacağımız bir örnek verelim ;

“Ureyne kabilelerinden bir kaç (7-8) kişi, Medine’ye gelmişler; biraz hastalanmışlardır. Kır insanları olduğu için Medine’nin havası kendilerine yaramamıştır. Muhammed’e başvururlar. Muhammed, “tedavi” için kendilerine “deve sütü” ile “deve sidiği” içirir. Sonra da “zekât develeri”nin bulunduğu yere (kırlara) gönderir. Burada da “deve sütü” ve “deve sidiği” içeceklerdir. Kırda iyileşir adamlar. Sonra develerin çobanını öldürürler; develeri de önlerine katıp götürürler. Hz Muhammed bunu öğrenir. Onların ardından, yakalasın diye adam gönderir. Sonunda katil ve hırsızların tümü yakalanır. Ve Hz Muhammed’in verdiği ceza:

Hz Muhammed, yakalananların ellerini, ayaklarını kestirir; gözlerini oydurur ve Harre denen (son derece sıcak) yere attırır. Adamlar sızlanırlar, su isterler. Su verilmez. Adamlar taşları kemirirler. Ve sonunda ölürler. (Buhari’nin 7 yerde ve 9 yoldan aktarıp yazdığı bu hadis için bkz. Buhari, e’s-Sahih, Kitabu’z-Zekat/68; Tecrid, h. no: 172; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’l-Kesame/9-14,h. no: 1671; Ebu Davud, Sünen, Ki-tabu’l-Hudud/3, hadis no: 4369.) “

Şimdi bu hadisler İslam’ın en önemli kaynakları Buhari,Müslim,Ebu Davud ve Ebu Sünen’de geçiyor. Yani Kütüb-i Sitte denen kaynaklarda. Bu hadislere benzeyen daha yüzlerce hadis var. Hz Muhammed’in işkence ettiği, gözlerini oyduğu,aç susuz bıraktığı gibi birçok konu anlatılıyor. Ayrıca Kütüb-i Sittede, kişinin öldürülmesi için o kadar çok fazla konu var ki. Sakalını kesmek, dinden çıkmak, namaz kılmamak, oruç tutmamak gibi bir çok meseleninin karşılığı direk kafası kesilerek öldürülmek olarak geçiyor.

 

Şimdi şunu düşünelim ; Bu uydurma hadisleri okuyan ve bunun gibi yüzlerce hurafeyi, fetvayı,icmayı okuyan ve bunlarla yetişen bir insan nasıl bu eylemleri gerçekleştirmesin ? Hemen her konunun cezasının kafa kesmek olduğu bir İslam dini olduğu inancında bu insanlar. El Kaide ve İşid, kendilerine taraftar toplarken bu hadisleri gösteriyor ve okutuyor. İşte diyor (haşa) peygamber böyle söylüyor. Kendi inancımız dışındakileri Müslümanların dışındakileri hatta hatta kendi mezhebimizin dışındakileri işte bu bu nedenlerden dolayı asmalıyız kesmeliyiz işkenceler etmeliyiz diyor. Bu şekilde tam bir takva müslüman olursunuz diye telkin veriliyor bunlara. Düşünebiliyor musunuz alınan bilginin vahşiliğini ve yanlışlığını. Bir insan bu bilgileri aldıktan sonra eline silahı verirsen neler yapmaz ? Yapılanları görüyoruz. Suriye’de Fransa’da Nijerya’da ve dünyanın bir çok bölgesinde kafa kesmeler, işkenceler, masum insanları katletmeler gerçekleşiyor.

 

 

Demek ki burada büyük bir yanlışlık var. Hepimiz demiyor muyuz İslam barış dinidir sevgi dinidir merhamet dinidir şefkat dinidir. Rabbimiz bir çok ayetinde insanlara affı, merhameti, barışı, kardeşliği, dostluğu, güveni,neşeyi,huzuru anlatıyor. Kuran’da Rabbimiz şöyle diyor ;

“Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah azabınızla ne yapsın ? “ (Nisa Suresi, 147)

Allah bize azap etmek istemiyor. İnsanlar kendi kendilerine azap ediyorlar şu an. Kuran’ın dışındaki uydurma bilgilerle, peygamberimiz sav’e atılan iftira dolu sözlerle bunları yapıyorlar. Kuran’ın dışına çıkmak bir felaket oluyor Müslümanlar için. Kuran’ın bütünlüğüyle,içeriğiyle hiçbir alakası olmayan bu iftiralar Müslümanlar için ve dünya için bir fitnenin doğmasına sebep oluyor. Şu anda dünyada büyük bir fitne var. Kuran’ın nuruyla dikkatlice baktığımızda bunu fark edebiliyoruz. Kuran nurdur, hidayet kaynağıdır. Müslümanlar Kuran’a yönelmeliler artık. Kuran’ın sevgiye, kardeşliğe,barışa,affa yönelten çağrılarını dikkate almalıdır. Müslümanların birlik olmalarını ve bir arada olmalarını öğütleyen Rabbimiz bir ayette şu şekilde bildirmiştir ;

Eğer siz bunu yapmazsanız (birlik olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73)

 

O halde Müslümanlar artık birlik olmayı konuşmalı, İslam Birliğini Cenabı Allah’tan istemelidirler. Müslümanlar için ve dünya için huzurun tek kaynağı Kuran’dır. Ve ahirette yalnızca Kuran’dan sorulacağız. Bunu unutmamalıyız !

 

Sevgi ve Saygılarımla

Hüseyin Uçkun

 

Kategoriler
Genel Konular Güncel Haberler İslam Dini Toplumsal Konular Türkiye üzerine

HÜKÜMETLE CEMAATİN ARASI BULUNMALI

 

Bir düşündüm. Baktım ki herkes bir taraf oluyor. İşte Cemaat şöyle haklı böyle haklı. Bir kısım da Hükümet haklı vs…  Daha öncesinde birbirlerinin dostu, arkadaşı, kardeşi olan bu insanları, kardeşlerimizi neden barıştırmak için gayret sarf etmiyoruz ? Kavgayla, hakaretle, yıkmakla, nefretle, sevgisizlikle sorunlar çözülebilir mi hiç ? Ya da daha önce hiç çözüldüğü oldu mu ?  Elbette ki hayır….  Dünyada hiçbir sorun sevgisizlikle çözülemedi. Allah insanların fıtratını sevgi,dostluk,kardeşlik,iman bağı üzerine kurmuş.Bunlar zarar gördüğünde hemen sorunlar başlıyor. Şu anda da olan budur.

 

Mesela ben durup biraz düşündüm ve nacizane kendi aklımca çözüm için birkaç düşüncem oldu. Mesela,  Cemaat, kendi içerisinde bir durum değerlendirmesi yapabilir. Biz daha önce bu hükümeti destekliyorduk. Ne oldu da içimizden bir kısmı hükümete karşı değişik organize faaliyetler içine girdiler. Kim bunlar vs…. gibi sorular sorarak bir oto kontrol sağlanabilir.Çok çok az bir kesmin yaptığını, çok büyük bir cemaate mal etmek doğru olmaz. Hükümeti destekleyen kardeşlerimiz de bunu iyi fark etmelidir. Yıkıcı, nefret ve kin dolu sözlerden özenle kaçınılmalıdır. Bir hata yapan var ise onun tespit edilmesini beklenilmelidir. Her kim fitne çıkartmaya çalışıyor ise aklı selim davranılarak bu kişiler uzaklaştırılmalıdır. Hükümet, nurlu imanlı bu kardeşlerimizi topyekün silen tarzda ifadelerden kaçınmalıdır. Derin bir yapılanma olduğu hissediliyor. Bu çeşitli birimlerin içine sızmış olabilir. Bu fitnecilerin temizlenmesinin üzerine özenle gidilmelidir. Ayrıca daha fazla şefkat,merhamet ve sevgi içeren bir üslupta olunmalıdır. Bütün Müslüman kardeşlerimiz şeytanı sevindirecek hareketlerden özenle uzak durmalıdır.  Her Müslüman barış için bir adım atabilir. Bir insan bir insanla birleşerek büyük bir güç doğar ortaya. Ben ne yapabilirim dememeliyiz.

 

 

Bakıyoruz ki iki grupta Müslüman. İkisi de aynı Allah’a aynı kitaba aynı peygambere iman ediyor. O halde çok hızlı bir şekilde aradaki sorunları akılla,sevgiyle,merhametle,şefkatle çözmeye gayret etmeliyiz. Allah bizim bunu yapmamızı istiyor,bizim kardeş olduğumuzu bildiriyor ;

 

“Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah’tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz.” (Hucurat Suresi 10)

 

Unutmayalım ki bu dünya geçici. Yarın ahirette pişman olacağımız bir duruma sokmayalım kendimizi.  Rabbimiz, sevecen, şefkatli, sevgi dolu ve merhametli insanları sever.

 

Sevgi ve Saygılarımla

Hüseyin Uçkun

 

Kategoriler
Güncel Haberler Türkiye üzerine

TÜRKİYE BÖLÜNMEYECEK

Medyada, siyasi çevrelerde ve bazı toplum kuruluşlarında özerklik, federasyon üzerine konuşmalar tartışmalar yapılıyor. İçlerinde safiyane olarak konuşanları tenzih ederim. Fakat özerkliğin federasyonun ne demek olduğunu tam olarak bilmeyenler dahi var. Pkk nın bir müddettir silahlarını susturmasının ardından şu anda farklı bir stratejiye geçildiğini tam kavrayamayan insanları görüyoruz. Pkk, ideolojisini Leninizmden Komünizmden alır. Bu ideolojilerde hedefe doğru ilerlerken asla vazgeçilmez ve gerekirse 2 geri 1 ileri taktiği dahi uygulanabilir. Şu anda pkk nın yaptığı budur. Siyasi olarak çeşitli hamleler yapmak istemektedirler. Bunlardan biri de özerklik, federasyon çabalarıdır.

 

Örgüte katılımların çok fazla olduğu şu dönemde pkk, Güneydoğuda kardeşlerimize karşı baskıyı da arttırmaktadır. Sanki ordaki kardeşlerimizin de böyle bir isteği varmış gibi bir izlenim sunmak istemektedir. Çeşitli sivil toplum kuruluşları da bunu destekler şekilde açıklamalar yapmaktadırlar. Maalesef hükümet ve muhalefetin içinde de düşüncesizce konuşanlar bulunmakta. Özerkliği şirin gösterme çabalarında olanları hepimiz görüyoruz ve tanıyoruz.

 

Yalnız şunu unutuyorlar. Bizim milletimiz ariftir dindardır güzel ahlaklıdır bir bütündür. Kürdü Türkü Çerkezi Lazı Arabı hepsi Türktür. Türkiye topraklarında yaşayan herkes Türktür. Aynı mahallede aynı apartmanda kürdü de lazı da çerkezi de beraber yaşar. Hepsi de birbirini sever sayar. Şunu düşünemeyiz hiçbir zaman ; Güneydoğuya pasaportla veya bir kimlik kartıyla gitmek….. Bunu tahayyül dahi etmek mümkün değil. Ordaki kardeşlerimizden biz nasıl ayrılırız ki ? Bizim canımız kanımızdır hepsi de. Bizi birbirimizden ayırmak diye bir konu olamaz olmayacak da !   Bunu planlayanlar unutsunlar bütün tuzaklarını. Allah onların bütün tuzaklarını boşa çıkartacaktır çünkü. Türkiye’nin bölünmesi diye bir konu olmayacak inşaAllah. Allah bir ayetinde şöyle buyurmaktadır ;

“Böylelikle bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa Biz, onları alçaltılmışlar kıldık.” (Saffat Suresi, 98)

 

He şöyle olabilir. Bütün vatana karşı bir tuzak kurulur. Biz de bu tuzağa karşı koyarız. Hepimiz şehit oluruz. O zaman buyursunlar alsınlar. 75 milyon hepimiz şehit olmaya da hemen şu an hazırız. Bizim bu dünya diye bir kaygımız yok. Bizim milletimiz vatanını dinini milletini peygamberini Allah’ını seven deli aşık bir millet. Bizi denemeye kalkmasınlar. Bölünme diye bir konu olmayacak. Hepimiz göreceğiz inşaAllah.

Allah, Türkiye üzerinde tuzak kuranların tuzaklarını bozsun başlarına çevirsin. Bu vatanı bu milleti bir an önce bu fitneden kurtarsın ve temizlesin.

 

Saygılarımla ve Sevgilerimle.

Hüseyin Uçkun

Kategoriler
Güncel Haberler Türkiye üzerine

Türk Milletinin Zafer Bayramı kutlu olsun | Kuaza

Ulusumuzun doğuşunu müjdeleyen ve Cumhuriyetimize hayat veren büyük zaferinin 91. yıldönümünü kutlamanın heyecanı ve sevinci içerisindeyiz.Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde 26 Ağustosta başlayan ve 30 Ağustos 1922 de eşsiz bir zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Savaşı ile vatan topraklarımız kurtarılmış, Türk Milleti Hürriyet ve Bağımsızlık içinde yaşama onuruna kavuşmuştur.

Kategoriler
Güncel Haberler

Hizbullah’tan IŞİD açıklaması

Lübnan’daki Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Hizbullah’ın Suriye’ye müdahalesinin mezhepçilik temeline dayanmadığını iddia etti.

Lübnan’ın “El-Ahbar” gazetesine konuşan Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, Irak’taki silahlı direnişe destek verdiklerini öne sürerek, “Baştan beri Suriye’deki varlığımızın mezhepçilik temeline dayanmadığını belirtiyorduk. Daha önce Irak’ta direnişe verdiğimiz desteğin aynısını Filistin’deki Sünni Hamas ve İslami Cihad hareketlerine de yaptık” dedi.

“Terör örgütü Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD), Sünni, Şii, Müslüman, Hristiyan, Dürzi, Yezidi, Arap ve Kürtler için bir tehlike teşkil ettiğini” söyleyen Nasrallah, söz konusu örgütün elinde herkesi endişelendirecek kadar büyük imkanlar olduğunu savundu.

Nasrallah, “Bu savaşta Lübnan, Suriye, Irak, Filistin ve tüm bölgenin korunması için herkesin destek sağlaması gerekir. Biz Suriye’nin Kalamun ve el-Kusayr bölgelerinde Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile laik ve liberal düşüncelerine karşı savaşmadık” şeklinde konuştu.

Nasrallah, şunları kaydetti: “Körfez ülkelerinde uzun süredir dini merkezlerden yayılmaya çalışılan tekfirci düşüncelere karşı bir korku var. Bunu yenmenin yolu ise ciddi anlamda ona karşı harekete geçmektir. IŞİD’in Kuveyt, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinde bir alt yapısı var. Bu örgüte destek verip kullanmasını düşünen bir ülke, söz konusu örgütün kendisine musallat olduğunda beldellerini ödemeye hazır olmalıdır.”

Merkezi Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesinde bulunan Hizbullah güçleri, 2013 Mayıs’ında Suriye’nin Kusayr beldesine girmiş ve ÖSO’nun yanı sıra Tevhid Tugayı, Ahraruş Şam ve Faruk Tugayı gibi muhtelif silahlı muhalif grup ile çatışmaya girmişti.

Çatışmalar sonucu yüzlerce sivil hayatını kaybetmiş, Hizbullah’ın eline geçen Kusayr harabe haline gelmişti.

Hizbullah’ın Esad yönetimine destek için Suriye’ye gönderdiği askeri varlığının 10 binin üzerinde olduğu tahmin edilirken yerel kaynaklar örgüt militanlarının yoğunlukla Halep, Kusayr ve Şam’ın Seyyide Zeyneb bölgesinde mevzilendiğini aktarıyor.

Kategoriler
Güncel Haberler

Avrupa’da ilk Ebola ölümü

Ebola’nın son kurbanı Avrupa’dan. Liberya’da görev yaparken Ebola’ya yakalanan rahip Miguel Pajares tedavi için İspanya’ya getirildi. Tedavi için ABD’den “özel izin”le ilaç yola çıktı ancak rahip Pajares’e yetişmedi.

75 yaşındaki İspanyol rahip Miguel Pajares de, iki ABD’li sağlık görevlisi gibi Batı Afrika’da Ebola virüsüne yakalanan hastalara yardım ediyordu. Rahip Pajares de, iki ABD’li sağlık çalışanı gibi Ebola virüsüne yakalandı.

ABD’li sağlık görevlileri ülkelerine götürülerek tedavi altına alındı. Tedavilerinde “ZMapp” isimli bir ilaç kullanıldı ve iyileşme belirtileri gösterdiler.

İspanyol hükümeti de, Ebola virüsüne yakalanan vatandaşı rahip Miguel Pajares için benzer bir operasyon gerçekleştirdi.

Pajares tedavi için 5 gün önce uçakla Liberya’dan Madrid’e getirildi. Ancak Pajares’in sağlık durumu hiç de iyi değildi. Pajares’i ölümcül virüsten kurtarmak için İspanyol hükümeti önemli bir adım daha attı.

RAHİP İÇİN ÖZEL İZİN
ABD’li iki sağlık çalışanınını tedavisinde kullanılan “ZMapp” ilacı için özel izin alındı. İlaç Madrid’e getirilerek Pajares’in tedavisinde kullanılacaktı. İlaç yoldayken Pajares’ten acı haber geldi. 75 yaşındaki rahip Pajares Ebola virüsünden yaşamını yitiren ilk Avrupa vatandaşı oldu.

HENÜZ DENEME AŞAMASINDA
Henüz deneme aşamasında olan bu ilacı kullanan ABD’li hastaların durumunda iyileşme oldu ama bu iyileşmenin sebebinin “ZMapp” olup olmadığı henüz bilinmiyor.

AŞI İÇİN ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR
Ebola virüsüne karşı ilaç geliştirme çalışmaları da tüm hızıyla devam ediyor. Geliştirilecek aşının klinik testleri geçmesinin ardından kullanıma girmesi bekleniyor.

Batı Afrika’da şimdiye kadar 1000’in üzerinde kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan Ebola’ya karşı geliştirilecek aşının klinik testlerine bu yıl içerisinde başlanacağı duyuruldu.

Ebola’ya karşı aşı geliştirmek için çalışmalar başlatan İngiliz ilaç firması GlaxoSmithKline, aşının klinik testlerine ne zaman başlanacağıyla ilgili kesin bir tarih vermedi.

ABD Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü (NIAID) ise, testlerin ilk safhasının sonbaharda başlayabileceğini duyurdu.

ACİL DURUM ALARMI
Ebola için ne ilaç ne de aşı bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün uluslararası acil durum alarmı verdiği Batı Afrika’da virüse yakalanan 1000’in üzerinde hasta hayatını kaybetti.

EBOLA VİRÜSÜ NEDİR?
Ebola virüsü dokunmayla bulaşmıyor. Ancak vücut sıvılarıyla bulaşıyor. Uzmanlar, hastalığın yüksek ateş, kas ağrısı ve halsizlik gibi belirtilerinin olduğuna vurgu yapıyor.

İshal, kanama, deri döküntüleri ve yüksek ateşe neden oluyor. Adını, Afrika’daki bir nehirden alıyor. Bulaşıcı olan virüs, kontrol altına alınmazsa salgınlar görülüyor.

Ebola virüsü, ipliksi yapıda, yaklaşık 80 numara metrik (Nm) boyundadır. Genetik materyali RNA’dan oluşur.