Kategoriler
Genel Konular Güncel Haberler İslam Dini Toplumsal Konular Türkiye üzerine

HÜKÜMETLE CEMAATİN ARASI BULUNMALI

 

Bir düşündüm. Baktım ki herkes bir taraf oluyor. İşte Cemaat şöyle haklı böyle haklı. Bir kısım da Hükümet haklı vs…  Daha öncesinde birbirlerinin dostu, arkadaşı, kardeşi olan bu insanları, kardeşlerimizi neden barıştırmak için gayret sarf etmiyoruz ? Kavgayla, hakaretle, yıkmakla, nefretle, sevgisizlikle sorunlar çözülebilir mi hiç ? Ya da daha önce hiç çözüldüğü oldu mu ?  Elbette ki hayır….  Dünyada hiçbir sorun sevgisizlikle çözülemedi. Allah insanların fıtratını sevgi,dostluk,kardeşlik,iman bağı üzerine kurmuş.Bunlar zarar gördüğünde hemen sorunlar başlıyor. Şu anda da olan budur.

 

Mesela ben durup biraz düşündüm ve nacizane kendi aklımca çözüm için birkaç düşüncem oldu. Mesela,  Cemaat, kendi içerisinde bir durum değerlendirmesi yapabilir. Biz daha önce bu hükümeti destekliyorduk. Ne oldu da içimizden bir kısmı hükümete karşı değişik organize faaliyetler içine girdiler. Kim bunlar vs…. gibi sorular sorarak bir oto kontrol sağlanabilir.Çok çok az bir kesmin yaptığını, çok büyük bir cemaate mal etmek doğru olmaz. Hükümeti destekleyen kardeşlerimiz de bunu iyi fark etmelidir. Yıkıcı, nefret ve kin dolu sözlerden özenle kaçınılmalıdır. Bir hata yapan var ise onun tespit edilmesini beklenilmelidir. Her kim fitne çıkartmaya çalışıyor ise aklı selim davranılarak bu kişiler uzaklaştırılmalıdır. Hükümet, nurlu imanlı bu kardeşlerimizi topyekün silen tarzda ifadelerden kaçınmalıdır. Derin bir yapılanma olduğu hissediliyor. Bu çeşitli birimlerin içine sızmış olabilir. Bu fitnecilerin temizlenmesinin üzerine özenle gidilmelidir. Ayrıca daha fazla şefkat,merhamet ve sevgi içeren bir üslupta olunmalıdır. Bütün Müslüman kardeşlerimiz şeytanı sevindirecek hareketlerden özenle uzak durmalıdır.  Her Müslüman barış için bir adım atabilir. Bir insan bir insanla birleşerek büyük bir güç doğar ortaya. Ben ne yapabilirim dememeliyiz.

 

 

Bakıyoruz ki iki grupta Müslüman. İkisi de aynı Allah’a aynı kitaba aynı peygambere iman ediyor. O halde çok hızlı bir şekilde aradaki sorunları akılla,sevgiyle,merhametle,şefkatle çözmeye gayret etmeliyiz. Allah bizim bunu yapmamızı istiyor,bizim kardeş olduğumuzu bildiriyor ;

 

“Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah’tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz.” (Hucurat Suresi 10)

 

Unutmayalım ki bu dünya geçici. Yarın ahirette pişman olacağımız bir duruma sokmayalım kendimizi.  Rabbimiz, sevecen, şefkatli, sevgi dolu ve merhametli insanları sever.

 

Sevgi ve Saygılarımla

Hüseyin Uçkun

 

Kategoriler
Genel Konular Toplumsal Konular

TOPARLANAMADIK …

Etrafımızda ne kadar çok akıl hocası var değil mi ? Her şeyi bilen , herkese göndermelerle doğru olanı anlatan , kendini mağdur başkalarını zalim ilan eden ne çok kişi var . Hayata gözlerini açan bir çocuğun masumiyetini nasıl bu denli kötülüklere dönüştürebiliyoruz . Annemizin karnında bir et parçasıyla sadece onun sevgisine sıcaklığına yediğine içtiğine ve dahi aldığı nefese muhtaçken gün geliyor annemiz ile aynı havayı paylaşmak bizlere zor gelebiliyor. Bizler kim miyiz ; her şeyin en doğrusunu bilen , anne babamızın doğrularını bir köşeye iteleyerek arkadaşlarımızın doğrusuna boyun eğen , Allah korkusunu bir kenara hiç korkmadan atıp nefsimize itaati bir farz bilen , insani , milli ,ahlaki değerlerden bir haber yetişen ve uzun zamandır varlığını sürdüren “zamani gençliği”.
Bir suç değil elbet hata işlemek eğer hata olduğunu kabul ettiysen . Günah da suç değildir ya hani yazsalar da siler ya melekler eğer gönlünden tövbeni ettiysen. Bu yüzden hatandan utanma çekinme sıkılma sadece hatayı doğru diye haykırmaktan vazgeç . Pişkin olma işte çok uzatmaya gerek yok .Pişkin olma gamsız olma vurdumduymaz olma . Sosyal medyada eski sevgiline senden vazgeçtiği için gece gündüz kötü sözler söylerken kendine hakaret ettiğini biri için tüm beynini ruhunu duygularını zedelediğini anla mesela . Ya da günlük telaşın içinde kaç kere “Annem nasıldır” diye düşünüp düşünmediğine bak .Kaç kişi var hayatında ve o mükemmel gördüğün hayata kaç kişi layık , bunları düşünsene sen önce . Boş yaşıyoruz çok boş . Genç olunca seversin elbet zaten bu işin yaşı başı yok çocukken de seversin , ihtiyarken de . Mesele sevmek değil ki . Mesele kimi sevdiğin neyi sevdiğin niye sevdiğin .Ne amaçla sevdiğin ne amaçla beklediğin ne uğruna seçtiğin . Mesele bunlar . Sen bunların hiç birini sorgulamadan seversen eğer sonu elbet hazin biter . Yılmaz Güney’imizin bir lafı var ya “Biz önceden küçük şeylerle mutlu olan insanlardık . Sonra aklımıza sevda diye bir şey soktular, toparlanamadık.” . Gerçekten de öyle eskiler , eskiler , eskiler . Onlar küçük şeylerle mutlu oldular meseleleri vardı her daim gönüllerinin yanı başında . Onlar dolu insanlardı . Ama şimdiki gençlerin aklına sevda geldiğinden beri çok boşlar . Onlar ömürlerinde bir ton yüreğe hizmet edip bir yürek isterler . Var mı böyle bi dünya . Devri tasasız sevdalar bozdu , devir insanları bozdu , bozuk insanlar anne baba oldu , anne babalar evlatları bozdu … Bozuk ruhlarla nereye kadar bilemeyiz ama Allah ıslah etsin demek borcumuz diyerek amini yazalım en sona …

Kategoriler
Genel Konular Toplumsal Konular

S.O.Syal hayatımız

İLK yazımızda tek tip  insan olmak yolundaki durumumuzu ele alacağız. biz nereye gidiyoruz? ne bu telaşımız? kalabalıklar arasından geçerken birbirini tanımayan insanlar, kalabalıklar arasında yalnızlık çeken büyükşehir mağdurları..

teknoloji gelişti, işler kolaylaştı ama bizim yapacağımız birşey kalmadı. herşey pratik; yaşam kolaylaştıkça insanlar kendini sıradan , belki de işe yaramayan bir unsur gibi görmeye başladı. ev-iş-ye-gez-uyu  kombiniyle yaşayan robotlaşan  insanlar…  hedefine programlanmış , kendine komut veren, kalbinin olduğunu unutan vicdanı bir dağın arkasında saklanan insanlar… maddeleşen dünyasında kendini de madde bağımlısı yapan iradesiz insan..

 

Metrobusteki kalabalığa bir bakın;  herkesin bir durağı , gideceği bir yeri var. Iste burdan baslayabiliriz ilk duraktan son durağa kadar…

bir heyecanla , yer kapma önde olma hırsıyla , saygiyi vicdanı bir kenara atıp insanları ezercesine , açılan kapıya ben önce gireceğim bencilliğiyle atladiğimiz bu dünya yolculuğuna, değerlerimizi bir kenara atıp, kendi menfaatlerimizi düşünerek hayatımızı sürdürüyoruz. Bazen yaşlılara saygı duyan insanlar çıkıyor, bazense önündeki yaşlıya  yer vermemek için gozlerini kapatip tavus kuşu misali , kafasini topraga gömünce önündeki durumun değiştiğini sanan insanlar.

Duymussunuzdur metrobüste ki telefon zillerini, herkesten ayni ses geliyor herkesin elinde ayni cihaz ayni ses … insanlar, tek tiplesmeye çalışıyor, birbirleriyle yarışıyor hepsi birbirlerinden üstün olmak için ayni şeyi alıyor belkide bilinçsizce aynı kişi oluyorlar…

Kategoriler
Genel Konular Toplumsal Konular Türkiye üzerine

SORUNLAR ŞİDDETLE ÇÖZÜLMEZ

Dünya tarihine baktığımızda çok fazla savaş,ihtilal,baskınlar,harekatlar,katliamlar görürüz. Sadece I. ve II. Dünya savaşlarında 300 milyondan fazla insan öldürülmüş. Milyonlarcası da sakat kalmıştır. Bu savaşların kökenine baktığımızda, çeşitli ideolojilerin baskın ve üstün olma isteğini görüyoruz. Amerika’nın Japonya’ya atom bombası atması, Hitler’in milyonlarca yahudiyi öldürmesi de kanın ve şiddetin dünyada ne kadar yaygın olduğunun bir

Günümüze baktığımızda ise; ABD, Ortadoğuda bir çeşit baskı sistemi kurma gayretinde.Bazı ülkeleri işgal ediyor, gerektiğinde giriyor,bombalıyor ve savaşlar çıkartıyor. Bunun arka planında da Ortadoğu’daki bağnaz ve radikal grupların oluşturduğu tehlikeleri ortadan kaldırma gayretinde olduklarını görüyoruz. ABD, yıllardır bunu yapıyor. Vietnam’da, Japonya’da, Irak’ta milyonlarca ton bomba atıldı. Milyarlarca mermi atıldı. Binlerce askerleri öldü. Milyonlarca masum, sivil, yaşlı, kadın ve çocuk şehit oldular. Hiçbir zaman çözümü şiddetle sağlayamadı. Sağlayamaz da.

Fikri mücadeleyi hiçbir zaman düşünmedi Amerika. Karşındaki idelojinin yanlışlığını anlatmadı. Hep yıkma bombalama düşüncesinde oldu. Doğru fikri doğru düşünceyi broşür yapıp bomba yerine atılabilir mesela. Televizyonlarda ilmi yayınlar yapılabilir gazete ve sosyal medyada şefkat temelli bir yaklaşımda bulunulabilir. İnsanları yok etmeye değil ıslah etmeye yanaşmalı. Nefretin yerine sevginin şefkatin merhametin tesis edilmesi için mücadele etmeli. Amerika, büyük ülke olduğunu ancak bu şekilde tüm dünyaya gösterebilir. Ki örnek alınabilecek bir ülke olsun. Şu anda dünyanın gözünde katil bir ülke pozisyonunda. Bunu artık değiştirmeli.

Aynı şekilde Türkiye’de pkk’ya karşı yıllarca mücadele etti. On binlerce şehit verdik. Ama asla  fikri bir mücadele denenmedi. Aklın yolu birdir denir. Aklın yolu, Kuran’da anlatılan ve imanla birlikte gelen akıldır. Komünist ideolojiye sahip pkk’ya karşı topla, tüfekle hiçbir zaman çözüm sağlanamaz. Bilakis gelişir. Şu anda olan da budur. Pkk, yıllar geçtikçe daha da gelişmiştir. O halde bu yöntem bırakılmalı. Pkk’nın savunduğu komünist ideolojiye anti komünist fikri,ilmi ve bilimsel telkinle yaklaşılmalıdır. Devletin televizyonlarından bu şekilde bir propaganda yapılsa çok kısa sürede büyük neticeler alınabilir. Ayrıca komünizmin dayandığı darwinizm hala daha okullarda çocuklarımıza anlatılıyor. Bunun bir an önce kaldırılması gerekiyor. Kendi elimizle yıkım yapamayız.Türkiye için önümüzdeki yıllar çok güzel olacak inşaAllah. Bunu öngörmek hiçte zor değil.

“Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip-iletir.” (Yunus Suresi, 25)

 

Sevgilerimle

Hüseyin Uçkun

Kategoriler
Toplumsal Konular

Cahillik

Her gün dünyada bir çok gelişme lerin olduguna şahid oluyoruz.bunlardan bazilari eğitim alarak kendini geliştiren insanlarin zihninin mahsulu,bazilariysa cahil,duymak istediyini ve anlamak istediyini,duyub anliyan toplumun yaratdigi gelişmelerdir.malasef eylemle,sosyal paylaşim siteleriyle,kitapla uyarida bulunup da bunlari def edemiyoruz.bu aralar cok yaygin olan,can acitan,bundan sonra daha büyük tehlikelerle karşilaşacagimizi düşünüb paylaşmak istedigim mevzu “kadin sünneti”dir.unicefin kadin sünneti raporuna göre dünyada 125milyondan fazla kiz çocugu ve kadin sünnet edilmiş durumda.tabikide milyonlarca çocuk ileride bu tehlikeyle karşi karşıya.araştirmaya göre sünnet edilen kadin sayisinin fazla oldugu ülkeler sirasinda en başta mısır,etiyopya, nijeriya, sudan, kenya, somali geliyor.bu uygulamanin yapilmasi için gördükleri gerekçe ise bunlardir:daha iyi bir evlilik ihtimali, Bekareti korumak ve dini gereklik. Şimdi gelelim.bu nedenleri aydinlatmaya.bir çok toplumlar islamda kadin sunnetinin yeri vardir diyor.peygamberin zamaninda yapildiginin söylüyorlar.sünnet rivayete göre HZ.Ibrahim(as)zamanindan kalmiştir ve ilk sünnet olan kadin HZ.Hacer’dir.kuranda sünnet olmamasina rağmen”allahin yaratdigini değiştirecekler”denmesine rağmen,tibben zararli olmasina rağmen,önem verilmesi ve savunulmasi aklin alacaği bir durum değildir.bazilariysa kadinlari cinsel hayatindaki zevkten mahrum etmek için bunu yapmaya zorluyorlar.oysa kizlarini ilme yöneldib,nefisine hakim olup,sağlam düşünceyi önermek yerine,cahillikden yararlanip,topluma ayak uydurarak kizlarini bu hayata mahkum ediyorlar.şu anda yaşadığım iz tehlikenin tek çözümü var.oda okuyup gelişmek,karşimizdaki insani ezerek değil,sabırla mariflendirmek.eğer bir faydam olucaksa ne mutlu bana

Kategoriler
Toplumsal Konular

Benim Bir Dostum Var [My friend] – Hayvanlara özgürlük | Kuaza

Bu dünya sadece insanların değil, her canlının özgürlük hakkı var ve bunu sağlamak dünyanın en akıllı varlıklarına, bizlere düşüyor..

Kategoriler
Toplumsal Konular

HDP halkların değerlerini kullanarak istismar ediyor!

HDP başta kürtlerin haklarını savunduğunu ve son cumhurbaşkanlığı seçiminde de gördüğümüz diğer halkların oyunu almak adına hepsine sahip çıkan söylemlerini az çok biliyorsunuzdur. Ancak her toplantısında yada açıklamalarında üzerine basa basa vurguladıkları bir şey var “halkların değerleri”. Ancak bunu yaparken halk olarak sadece kürtleri görmekte ve diğer halkların değerlerini ise önemsememektedir. Resmen insanları aptal yerine koyarak, vicdan yapıyorlar, halkların değerlerini istismar ediyorlar.

En son pkk lı birinin heykelinin dikilmesi ile Türk halkının aptal yerine konması, verilen şehitlerimize, onları yetiştirenlere yapılan hakareti görmezden gelemeyiz. Olaylardan sonra HDP bir açıklama yapıyor ve yine demeçlerinde halkların değerlerine saygı gösterilmiyor deniyor. Şimdi bu şahsına münhasır insan evladına soralım, bu halkların değerleri bir tek kürtlere mi ait ? Türklerin ayaklar altına alınan değerleri ne olacak ? O heykeli oraya dikerken siz Türk halkının, şehitlerimizin değerlerine hakaret etmekle kalmayıp, bağır bağıra insanları kışkırtıyorsunuz. Amacınız nedir ?

Halkların değerleri lafına sıra gelince kendi haklarınızı savunmayı çok iyi bilirsiniz, ancak karşınızda da bir halk olduğunu ve onlarında değerleri olduğunu küçük beyinlerinize sökün. Bir adım atılıyor, eski günleri hiçkimse istemiyor, ancak bunu bir istismar aracı olarak görüp üzerimize gelmeyin. Konu halkların değerleri olunca çok çabuk gaza gelen bir toplum olduğumuzu bilmeyen yoktur..

Kategoriler
Toplumsal Konular

Down Sendromlu bir çocuğa sahip olmak!

Sosyal medyada karşılaştığım bir video daha. Ama bu seferki farklı, sonunda çok fena ağladım. Bunu söylerken utanmıyorum, her ne kadar da olsa erkeğim ama ağlarken “neden ağlıyorsun be adam ne kadar duygusalsın” demeyide es geçemiyorum. Belkide burcumdan dolayıdır her ne kadar etkilediğini düşünmesemde. Ama bu video gerçekten hazırlayanların yüreklerinden geliyor. Down sendromlu bir çocuğa sahip olacağını öğrenen anne adayının, “ben ne yapacağım” sorusuna verilen harika bir cevap. Resmi sitesi coordown olan vakfın hazırladığı video için, hazırlayanlara ve içinde konuşan melek yüzlü çocuklarımıza kocaman sevgilerimi ve teşekkürlerimi gönderiyorum. Bu kötü bir durum değil, sadece olaylara farklı bir acı ile bakmamızı sağlayacak şeylerin başlangıcıdır. Hayat onu daha güzel hale getirenlerle güzeldir. Kim olursa olsun, ne veya nasıl olursa olsun, sevgi ve bağlılık herşeyi, herzaman dahada kolaylaştırır. Sizleri seviyorum ya..

Çocukluğun erken dönemlerinde sağlanacak olan aile ve tıp desteği ile erken müdahale sayesinde Down sendromlu insanlar destekle toplumla bütünleşik bir hayat kurabilirler. [Down sendromu*Wikipedia]

Kategoriler
Toplumsal Konular

Aileyi korkutmak için intihar yolları

Başlık sizede değişik gelmiş olabilir ama bunu googlede arayan bir arkadaşımız var ve ben bu arkadaşımıza bu konuda yardımcı olmak istiyorum. Nasıl bir psikolojide olduğundan emin değilim ama bu yolu denediğine göre hala anne babasından umudunu kesmemiş. Öyleki sonrasında ailesinin onu daha çok umursayacağını düşünüyor. Ama bir baba olarak yazacaklarımı umursamasını isteyeceğim. Baba olmak, anne olmak bazen çok zor olabilir, bazen çekilmez derecede insanı bunaltabilir ve hatda bir çok anne, anneliğin yükü altında vücudunu, psikolojisini ailesi ile olan iletişimini bozabiliyor. Bunun içinde ciddi profesyonel destek almak zorunda kalıyorlar. Bunu bazılarımız anlamayabilir ancak herbiriniz anne baba olduğunuzda bu zor olmayacak.

Biz çocukların anne ve babalarımıza olan mecburi görevlerimiz vardır. Bunları sıralıyorum dikkatli okuyunuz:

  • Ne olursa olsun Anne babayı sevmek, size vursa, size kızsa yada sevdiğiniz bir şeyi almasa bile
  • Onlara anlayış gösterin. Bazen işin yada evin işleri onları yorabilir, bunu size yansıtmayabilirler siz üzülmeyin diye tabiki, yardımcı olabileceğiniz konularda onlara destek olmaya, yardım etmeye çalışın.
  • Çok fazla konuşabilirler, sabırla onları dinleyin, kırmamaya çalışın, anlamaya çalışın.
  • Bazen olumsuz anlar yaşayabilirsiniz, bunu düzeltmesi için onlara her defasında şans verin. Bir kere şans verin demiyorum dikkat edin, her defasında şans verin. Çünkü onlar sizi bu dünyada kendinizden çok seven tek kişiler..
  • Sizi sevdiklerini yansıtmayan anne babalarda olabilir. Bunu kötü şekilde yorumlamayın, insanı olduğu gibi kabul edin. O size yansıtmıyorsa, siz ona yansıtın, yukarıdaki maddede yazan şansı ona sağlayın.
  • Doğru ve dürüst bir evlat olun. Çevrenizdeki olumsuzlukların sizi onlara karşı doldurmasına izin vermeyin. Bunun için onları suçlamayın.
  • Hayat zordur, özellikle aile geçindirmek. Bazen bunun neticesinde size ayırdıkları zaman azalabilir. İyi bir evlat olup bunu anlayışla karşılamanız gerekiyor. Yapabilirseniz işlerinde anne babanıza yardımcı olabilirsiniz. Böylece onlarla zaman geçirmek içinde bir nedeniniz olur.

Unutmayın birgün sizde büyüyüp, birer anne baba olacaksınız. Evinizde yaşadığınız olumsuzlukları kendi evinizde yaşamak istemeyeceksiniz ki bu sizin en doğal hakkınız. Bu yüzden şimdiden kendinizi yetiştirin, anne babayı, aileyi iyi anlayın. Çünkü sizde birer ebeveyn olduğunuzda bu yükü kaldırabilecek yeterlilikte olmanız gerekecek.

Aile herseydir, bizi kendimizden bile koruyan, bizim için endişelenen, bizim için korkan, gelecek kaygısı duyan v.s her konuda bizimle olan tek topluluktur diyelim. Konuyu yazarken anne baba öğelerinde takılmışım, aynı şeyleri abi, kardeş abla içinde uygulamanızı sıca ediyorum.

Aile birbirine bağlı olmalı, intihar asla bu güzel topluluk içinde barındırılmamalı ve asla düşünülmemeli. Çünkü siz farketmesenizde, size değer veren ve sizi umursayan insanlar vardır.

Siz bir kere olursunuz ama onlar hergün…

Kategoriler
Aklımdan geçenler Çevre Konuları Deneme Yazıları Kadın ve Erkek Yazıları Kişisel makaleler kompozisyon Psikolojik sorunlar Romansal ezgiler Toplumsal Konular Yazar

DÜŞLERİN MESAFE DUVARLARI █⋑ Bir bardak çay eşliğinde . .

Asker Xeca SêvîBazen diye başlayıp, her defasında bazenleri  sıklaştırıyoruz. ( Lütfen çay eşliğinde başlayın)

Şimdi aynen bu noktadayım.Bazenlere koyduğum düşümü sıksık kuruyorum.

Hadi az cesaret beraber  kuralım bu düşü odaklansak sık sık belki Rabbim gerçeğe dönüştürür mü? Ne tuhaf gözümüzün gördüğü herşeye sahip olmak bir kader ötesi , varla  yok arası hani yıldızları tutmak istek daha mı kolay ne? Olasılık hesapları yaptığınızı inkar etmeyin, yapıyoruz.Hesapsız kitapsız düş bile kuramayız.

Düşlerimizin katili kim?

Sizi paronoyaya sokmayacağım biziz, değişik beyin labirentlerinin yalancı koridorlarınada gerek yok zaten herşey yeterince karışık.Kahrolası mesafeler duvarı örülü her yanımızda hala anşılmadığımı biliyorum.

Israrla devam ediyorum .Mesafe koyuyorum işte yazarken; size okuyan her bir kişiye, hadi mesafeyi aralıyalım biraz; kastım şu diyerek ilk adımı attım ki ziraa okuma engelli bir toplumda şu yazıyı dikkate alırak okumuş olmak bana gösterdiğiniz bir lütuf olsa gerek, hakkınızı helal edin!

Düşlerimiz bize kurduğumuz mesafeler kadar uzak, bu düşün yada isteğin karşılığı ne olursa olsun. Elimizde ki veriler bu düşü kurmak için yeterli ise  bize tahsis edilen akılla buna ulaşmakta o kadar yakın öyleki Rabbim  isteklerimizi bizim elde edebileceğimiz yolların üstüne kurmuş , o yolu göstermiş  muhakkak ona ulaşabileceğimiz yolları verileri önümüze sunmuş.İrademizin eline kalmışız,İRADE   bize herşeyi abartır, zor ve yorucu hatta imkansız gösterek bizim  en miskin yanımızı onure eder. ”ben kim öğretmen olmak kim,- ben kim o sınavı kazanmak kim,- şimdi kalkıp o kadar uğraşıcağımda o evi alıcağım imkansız-, ben bu dili öğrenemem,- o işe beni almazlar, -hayır bu hastalığı yenemem,-bu alışkanlıktan asla  kurtulamam,-ben onu haketmiyorum bile,-bu halimlemi olacak,- yaşım kaç ya olmaz,- ileride başlarım namaza daha  gencim,-benim halim de  kim olsa böyle umutsuz olurdu bu imkanlarla ona sahip olamam,- ”  v.b

SENİ DİĞERLERİNDEN FARKSIZ YAPMAYA BÜTÜN GÜCÜYLE GECE GÜNDÜZ ÇALIŞAN BİR DÜNYADA KENDİN OLARAK KALABİLMEK DÜNYANIN EN ZOR SAVAŞINI VERMEK DEMEKTİR. BU SAVAŞ BİR BAŞLADI MI ARTIK  HİÇ  BİTMEZ !. .

E. E. CUMMİNGS

Hadi İrademizi en güçlü  hale getirelim .Yani çocukluğumuzda ki gibi içimizde tek kişi olsun şu an olduğu gibi üç beş  kişi birden konuşmasın yüzümüz altın da ! Farkında olalım bir taş bir ağaç olarakta yaratılabilirdik,   bize verilen en büyük  değer İNSAN  olmamız ise  İradede bunu en büyük delili ise BİSMİLLAH   diyerek yolun başına geçiyoruz; işte orada ”düşünüz ,hayaliniz, emeliniz” herkesin yol haritası farklı   ama  kudret  sahibi öyle cömert ki;  kaldıramayacağı yükle azık yapıp yola düşürmemiş ,hep bir ferah kapısı açık bırakmış, şimdi yola düşme zamanı  kader denen yüklerimizin üstüne koyduğumuz tüm olumsuz, vesvese veren ve bizi yolumuzun zor imkansız olduğunu düşündüren o şeytani zayıflıktan arınıp, Rahmani kader yükümüzle yola revan olalım,attığımız adımların her mesafe duvarının bir tuğlasını daha düşürdüğünü gördükçe AZİM denen beşeri kudret yol arkadaşımız olacak, o sağlam bir dosttur ! Onun eline sıkıca tutunalım. Sil baştanlara inanmıyorum! Silmeyin sizi bu yola hazırlayan iyi veya kötü yaşanmış tecrübeleri onlar azığınız onlara bakıp doymak var bu yolda,  hadi düşünüze düşün, koşun  .. Bu yolların çukur ve tümsekleri dinlenme yerleriniz öyle görün.

Nasıl bakarsanız öyle gülümser dünya size.( ÇAYINIZI YUDUMLAYIN)

Defaatle( sık sık, defamlı olarak) inancınızı tazeleyin  bu  yol inanç olduğu sürece  yoldur.Yollarınızı kaybetmeyin haritanız ellerizde, iki avuç içinde korkmayın kaldırın haritanızı açın serin tüm ayalarınızı isteyin ve dileyin yürüdüğünüz yolun kolaylığı çabukluğu için” düşünüz ”için dilenin Rabbimiz’den ışığınız  imanınız olsun. Yola düşeni yolda bırakmaz Rabbim . .

Kalkın kalkalım VAKİTTİR!

ve çay için . .

sevda