Kategoriler
Genel Konular Toplumsal Konular

İSLAM GÜZELLİKLERİN YAŞANDIĞI DİNDİR

İslam, Allah’ın sonsuz merhametinin ve şefkatinin dünyamızda tecelli ettiği huzurun, barışın ve güvenin yaşandığı bir hayatı yaşamamız için indirilmiş bir dindir. Bu güven ve huzur ancak, Kuran’da belirtilen ahlak ile hayata geçirilebilir. Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyuruyor bizlere;
“Ey iman edenler, hepiniz topluca “barış ve güvenliğe (Silm’e, İslam’a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. “ (Bakara Suresi, 208)

Demek ki barış ve güvenlik için rehberimiz Kuran olmalı. Rabbimiz bize bu şekilde öğüt veriyor. Samimi bir şekilde O’na yöneldiğimizde aklımızı hidayetimizi basiretimizi ferasetimizi arttıracaktır. Bizler yalnızca samimi olmalıyız. Bütün kapıları açacak olan anahtar budur inşaAllah.

Toplumda genel olarak bilinen İslam, Kuran’ın dışındaki bir ahlakı anlatmaktadır bizlere. Sevginin yerine nefretin hakim olduğu bir din anlayışına kuşkusuz İslam denilemez. Günümüzde mezheplerin tarikatların hatta aynı cemaatten olanların dahi birbirlerine düşman durumdadırlar. Olaylara Kuran ahlakı ile bakılmadığında bencil, egoist ve menfaatine yönelik çıkar çatışmaları yaşanmakta. Oysa ki Allah, Müslümanları tarif ederken, cömert, tevazu sahibi, alçak gönüllü, merhametli, şefkatli, sevgi dolu ve dost canlısı bir insandan bahsetmektedir. Kuran, samimi olarak okunduğunda Allah, mutlaka kalpleri yumuşatmakta enaniyet, kibir ve gururları yok etmektedir. Bütün sır samimi bir şekilde Allah’ı düşünmekten geçmektedir. Sonsuz güç sahibi Rabbimiz bizlere asla zulm etmez. Ancak bizler kendimize zulm ederiz. Bu nasıl olur peki ? Samimi bir şekilde Rabbimize yönelmez ve samimi bir şekilde Kuran ahlakını yaşamaya gayret etmez isek işte o zaman hayatımız içinden çıkılmaz bir yaşama dönüşür. Güvenin, sevginin, neşenin, kalitenin,dostluğun,şefkatin yaşandığı ve anlatıldığı İslam ahlakı üzerimizde zuhur etmemiş olur. Kendi kendimize belaları üzerimize çekmiş, Allah’ın rahmetinden uzaklaşmış oluruz. Müslüman denilince tüm dünyada akıllara, neşenin, kalitenin, güvenin, şefkatin merhametin, dostluğun yaşandığı örnek bir din sunulmalı ve gösterilmelidir. Bunu tesis etmekte hepimizin görevidir.

Çok önemli sırlar içeren aşağıdaki ayetin üzerinde derin düşünelim;

“Allah, içinizden iman edenlere ve salih (samimi) amellerde bulunanlara va’detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, onları da yeryüzünde ‘güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. “ (Nur Suresi, 55)

Sevgilerimle
Hüseyin Uçkun

Kategoriler
Genel Konular Güncel Haberler Toplumsal Konular Türkiye üzerine

ÜLKEMİZİN MENFAATLERİ SİYASETİN ÜZERİNDE OLMALIDIR

 

Ülkemiz yeni bir seçimden çıktı. Ve bu seçim sonucunda belirli bir siyasi tablo ortaya geldi. Bu tabloya göre siyasi partiler ancak birleşerek yani bir koalisyon kurarak hükümet kurmak durumuna geldiler. Ve seçimin üzerinden de bir aydan fazla bir süre geçti. Ki bu süre uzun bir süredir. NEDEN Mİ ?

 

Güzel vatanımız içerden ve dışarıdan çok fazla güçün saldırısı altında olduğunu görüyoruz. Bunlardan Amerikan Devleti Komünist pkk yapılanması en tehlikelileri durumunda. Bunun üstüne de bazı yazarların teslimiyetçi ve ürkek konumdaki yazıları ile çoğunluğun güvenmediği ve anlamsız bulduğu Çözüm Süreci ısrarla devam etmekte. Bunun sonucu olarak da Komünist yapılanma, vatan topraklarının içinde ve dışında çok geniş bir şekilde rahatça yerleşmektedir. Malumunuz Güneydoğu ve Doğu Anadoludaki illerimize huzur ve güven içerisinde gidemiyoruz. Ağrıda yaylalarda halay çekip, bayrağımızı sallayamıyoruz. Ypg,Kck,Pkk yani hepsi aynı isimde Pkk, şu an dindar kürt kardeşlerimize olağanüstü bir baskı ortamı kurmaktadır. Çocuklar kaçırılmakta, asker kışladan çıkamamakta, devletin binaları araçları yakılmakta,talan edilmektedir. Tehditler,şantajlar ve baskılar çok şiddetli bir şekilde bölgede kendisini hissettirmektedir. Kürt kardeşlerimizin çocukları dağlara kaçırılmakta, komünist telkine maruz bırakılmakta, Allah’sız dinsiz bu örgütün eline bırakılmaktalar. ÜLKEMİZ ÇOK CİDDİ TEHDİTLER ALTINDADIR !

O halde bu tehlikeli durumda iken siyasilere nasıl bir sorumluluk bilinci düşmektedir ?

Ak parti ve Mhp ülkemizin sağ kesimini temsil eden milliyetçi dindar vatansever kardeşlerimizin kurduğu ve birbirlerine de oy tabanları açısından çok fazla benzeyen iki siyasi partidir. Sn Bahçeli ile Sn Davudoğlu yaptıkları açıklamalarda, koalisyonun bir an önce başlaması ve bir uzalaşıya dökülmesi gerektiği konusunda ortak ve benzer açıklamalar yaptılar. Yurdumuzun bu denli tehlikeli durumlarını çok iyi analiz eden Sn Bahçeli ve Sn Davudoğlu ümit ederiz ki en yakın zamanda koalisyonu kurarlar. Şu an görünen en hayırlı tablonun da Ak parti – Mhp koalisyonu olduğunu toplumun büyük kesiminden görebiliyoruz.

Allah, vatanımızı bölmeye kalkan tüm bu güruhların tuzaklarını bozar inşaAllah. Ve en yakın zamanda en hayırlı olan koalisyon ile hükümet kurulur. Dualarımızı eksik etmeyelim…..

 

Sevgilerimle

Hüseyin Uçkun

 

Kategoriler
Eğitim - öğretim Genel Konular Güncel Haberler Günlük hayat İslam Dini Toplumsal Konular Türkiye üzerine

MÜSLÜMANLARA KURAN YETERLİDİR

 

Rabbimiz bir ayetinde şöyle diyor;

“Biz Kitab’ı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.” (Nahl Suresi, 89)

Her şeyin açıklayıcısı diyor Allah. Yani eksik bir şey bırakmadım diyor kitapta. Hayatımızdaki her konu Kuran’da. İbadetler,helaller,haramlar,daha önceki ümmetlerin başından geçenler,güzel ahlaklı nasıl olmalıyız, şirkin tehlikeleri gibi daha bir çok konu anlatılmıştır. O halde Müslümanlar Kuran’ı okumaktan neden uzak duruyorlar ? Bunu her Müslüman kendisine sormalıdır.

 

Bir Müslüman dinini nereden öğrenmelidir ? Elbette ki Kuran’dan öğrenecektir. Günümüzde etrafımıza baktığımızda Müslümanların din adına yaptığı bazı uygulamaların Kuran’da olmadığını görüyoruz. Bunları hocalardan hurafelerden veya anne babalarından atalarından öğrendiğini söylüyorlar. Peki bu doğru mudur ? Müslüman Kuran’ın dışında bir kaynaktan bilgi alabilir mi ? Helal haram öğrenebilir mi ? Rabbimiz bu soruya şöyle cevap veriyor ;

 

“Kendilerine okunmakta olan Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz, bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır.” (Ankebut Suresi, 51)

 

Demek ki daha önceki devirlerde de Kuran olduğu halde başka kaynaklardan dini uygulamalar yapılmış. Allah en güzel cevabı veriyor bu kişilere. “Yetmiyor mu size Kuran diyor ? “

 

Şu anda bazı terör örgütleri var dünya üzerinde. Bunlar İslam adına cihad yani mücadele ettiklerini söylüyorlar. Bunların yaptığı uygulamalara baktığımızda ise tamemen İslam dışı yani sapıkça ve hurafelerle dolu hataların içinde olduklarını görüyoruz. Taşlayarak öldürme,kadın satılması,çoluk çocuk demeden öldürmek, ehli kitaba dahi saldırılar,vahşice toplu katliamlar gibi bir çok Kuran dışı hükümleri görüyoruz. O halde Müslüman Kuran’da olmayan bu uygulamalardan uzak duracak, yalnızca Kuran’a yönelecek. Ahirette Kuran’dan sorulacağını bilen bir Müslüman neden kendisini riske atsın ve başka kaynaklara başvursun ? Bu asla akılcı değil. Ve tamamen yanlış. Müslümanlar artık Kuran’a yönelmeliler. Zaman çok hızlı akıyor çünkü.

“Gerçekten Benim ayetlerim size okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz (Müminun Suresi, 66)

Saygılarımla

Hüseyin Uçkun

 

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat İslam Dini Toplumsal Konular Türkiye üzerine

KADIN NEFRETİ YALNIZCA BAĞNAZLARDA OLUR

 

Bağnazlık yani kaliteden uzak, tutucu, müziğin resmin olmadığı içine kapalı, Kuran’ın değil atalardan duyulan sözlerin inanç kabul edildiği ve bir takım din adına uydurulan hurafelere inanılan yanlış inanç sistemidir. Yobazlık da aynıdır. Bağnazlıkta sevgi olmaz. Yerine alabildiğine nefret vardır. Bağnazlıktaki bu nefret, yanlış bilinen hurafelerden kaynaklanmaktadır. İslam ile Kuran’la hiçbir ilgisi olmayan ve dinde çok muteber görülen sahih hadis kitaplarında geçen ve güzeller güzeli nurlu peygamberimiz (sav) adına söylenen bu iftiralara bir bakalım ;

 

– Aklı başında bir erkeğin aklını sizin kadar çelebilen aklı ve dini eksik başka bir varlık görmedim. (Müslim, İman, 34/132; İbni Mace, Fiten 19/4003)

– Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir. (Sahih-i Buhari)

– Doksan dokuz kadından biri cennette, diğerleri ise cehennemdedir. (Sahih-i Buhari)

Kadınlar olmasaydı Allah’a hakkıyla ibadet edilirdi. (Suyuti, Buhari, İbn-i Adıyy, Ebu Hatim, İbn-i Cevzi, Muhammed Nasuriddin, İbn-i Hıbban hadisi mevzu kabul ederler.) (Silsiletul Ehadisuzzaif: 74, Tenzihuşşeria: 1/62, El-leali : 2/59)

Kadınlarla istişare edin, onlara danışın ve onların söylediklerinin zıttını yapın. (El- Makasıdul Hasene: 248, Tezkiretul mevzuat:128, Tenzihuş Şeria: 2-204, Silsiletul Ehadis: 432)

 

Üstelik bu mevzu hadisler Diyanet İşleri dahil bütün İslam aleminde kabul görmektedir. Kuran ile tamamen zıt olan bu çirkin sözler, kadınlara duyulan nefretin başlıca kökenidir. Haşa Allah’a ve peygamberimiz sav’e atılan bu iftiraların güzel dinimiz İslam ile hiç bir ilgisi yoktur. Bağnazlık dini, kadın düşmanlığı üzerine kurulmuş vahşi bir sistemdir. Kadın cinayetlerinin temelinde de kadını, eksik ve yarım akıllı görmek gelir. Kadın, kendisine sürekli karışılan laf sokulan, aşağılanan bir varlık değildir. Çevremiz, sevgi göremediği için içine kapanan, mutsuz ve güvensiz olan kadınlarla doludur.

Doğrusu şöyledir ;

Kadın, dünyanın en güzel varlığıdır. Süstür kadın. Güzelilktir,nezafettir, ince düşüncedir, kalitedir. Müthiş detaylı ve zeki varlıklardır. Allah, kadına bir çiçek gibi özen ve ilgi gösterilmesini istemiştir. Sevgi, şefkat ve merhamet verilmelidir. Güven verilmeli, vefalı olunmalıdır. Dinimiz İslam, kadına en yüksek değeri göstermiştir. Yüce Rabbimiz bir ayetinde kadınlara nasıl değer verilmesi gerektiğini şöyle bildirmiştir (Bu ayette geçen, örnek Müslüman kadın Hz Meryem’dir) ;

Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi… (Al-i İmran Suresi, 37)

Sevgilerimle

Hüseyin Uçkun

Kategoriler
Genel Konular Sosyal medya Toplumsal Konular

TEKNOLOJİ DENİLEN BAĞIMLILIK

Şuan ister hayır deyin ister evet deyin içinde kendimizin de dahil olduğu teknoloji bağımlısı bir dünyada yaşıyoruz. İstesek de istemesek de. Bu durum artık hepimizi sarmış durumda.Ve bazılarımız çözüm yollarını arıyor.

Ancak bence en iyi çözüm ,bu işi   başlamadan bitirmek.Yani uzak durmak.Tabi şimdi dediğimin mümkün olmadığını söyleyebilirsiniz.Sonuçta  teknolojiden haberi olmayanlar da yavaş yavaş bağımlı hale geliyor.

Halbuki her gün 1-2 saat, hadi diyelim 3 saat bilgisayar telefon veya televizyon yeterli de artar bile.

İşte biz de eğer bugün , bu çağda biraz daha bilinçleşirsek , en azından bu konuda katkıda bulunmuş oluruz. Sizlere de bunun basit tedbirlerini göstermek istiyorum.Bir de dikkat çekmek isterim ki ;eğer vereceğim bu nasihatları kafanıza yerleştirirseniz  daha iyi bir dünyanın varlığını  hissedeceksiniz.Başlıyayım:

– Eğer internet vv. teknolojik aletlerin dışında herhangi bir müzik ,resim veya başka bir sanat dalıyla ilgiliyseniz onunla uğraşın.

-Kitap okumak belki de dünyanın en rahatlatıcı 2. eylemidir.Tavsiye ederim.

-Bir grup veya topluluk ile beraberseniz bir oyun oynamak hiç de fena sayılmaz.Burda kastettiğim oyunlar kutu oyunları zeka oyunları ve bilmeceler …

-En iyi yöntemlerden birisi ise , konuşmaktır.Biliyoruz ki insan sosyal varlıktır. Ve konuşmadan edemez. Bu yüzden herhangi bir kişiyle konuşmak oldukça rahatlatır.Konuşamay(sohbete)başlamadan önce bir konu seçerseniz sıkılmamış olursunuz.

-Düzenleyin.Evet yanlış duymadınız , bir yeri bir şeyi düzenleyin.Hem oyalanmayı sağlar hem de yararlı bir iş gerçekleştirmiş olursunuz.

BU YAZIDA BURADA BİTİYOR.UMARIM AZ DA OLSA BAĞIMLILIĞIN ÖNÜNE GEÇEBİLMİŞSİNİZDİR…

 

Kategoriler
Toplumsal Konular Türkiye üzerine

PKK ASLA SİLAH BIRAKMAZ

Ülkemizin doğusunda 30 yıldan fazla süredir kan akıtan eli kanlı bir terör örgütüdür pkk. Bu hepimizin bildiği bir gerçektir. Öncelikle bunu unutmayalım. On binlerce insanımızın şehit olmasından on binlerce kardeşimizinde sakat kalmasından sorumludur. Şimdi pkk’nın neden silah bırakmayacağına bakalım ;

 

Komünist ideolojiye sahip bir örgüt olan PKK’nın lideri Abdullah Öcalan, örgütün ayakta kalabilmesi için silahlı mücadelenin ve silahlı propagandanın şart olduğunu, komünizmin bir gereği olarak bunun mutlaka uygulanması gerektiğini kitaplarında ve örgüt içi konuşmalarında açıkça ifade etmiştir:

“…SİLAHLI MÜCADELE, HALK AYAKLANMASI VE ÖRGÜTLENME SON DERECE İÇ İÇE GELİŞEN, BİRBİRLERİNİ ZORUNLU KILAN ÖZELLİĞE SAHİPTİRLER…”

(Abdullah Öcalan, Seçme Yazılar, 1. cilt, s. 195)

“…Biz ulusal kurtuluş mücadelesini böyle gelişmiş savaş düzeyine ulaştırmak için ise SİLAHLI PROPAGANDA İLE BAŞLANMASI GEREKTİĞİNİ, ajitasyon, propaganda ve örgütlenme görevlerinin başarılmasının temel aracının SİLAHLI PROPAGANDA OLACAĞINI, devrimci yapının yaratılmasında TEMEL İSKELE GÖREVİNİ SİLAHLI PROPAGANDANIN GÖRECEĞİNİ BELİRTİYORUZ

(Abdullah Öcalan, Seçme Yazılar, 1. cilt, s. 213)

…Bu konuda Ho Shi Minh, l944’lerden önceki Vietnam koşullarında; ‘… Ne bir gerilla savaşını ve ne de bir halk ayaklanmasını başlatabiliriz. Ama bunları hazırlamak için SİLAHLI PROPAGANDA UYGULAMAYA İHTİYACIMIZ VARDIRder. (Sözde) Kürdistan koşullarında bu daha da açık ve dayatıcı bir gerçektir…”

(Abdullah Öcalan, Seçme Yazılar, 1. cilt, s. 213)

 

Daha bunun gibi bir çok konuşmasında Bebek Katili Öcalan, pkk’nın silahlı mücadele ile birlikte doğduğunu açıkça belirtmiştir. Korku ortamları oluşturmak, silahlı terör olayları gerçekleştirmek, suikastler ve bombalama eylemleri pkk’nın 30 yıldan fazla süredir ve günümüzde de devam ettirdiği ideolojisinin getirdikleridir. Halkı dinden uzaklaştırmak, kendi yandaşı olduğu siyasi oluşuma yöneltmek için baskı kurmak, kamu binalarını ateşe vermek, haraç kesmek,yol kesip kimlik sormak gibi daha bir çok eylemi milletimizin gözü önünde gerçekleştirmeye devam etmektedirler. Yurt dışında pyd yurt içinde de pkk örgütü olarak faaliyet gösteren bu Leninist ve komünist örgüt, tüm gücünü elindeki silahtan almaktadır. Silahı bırakması demek bu örgütün yok olması anlamına gelmektedir. Pkk’nın silah bırakacağını düşünmek saflık olur. KOMÜNİZM’DE SİLAH OLMAZSA OLMAZDIR !

Saygılarımla

Hüseyin Uçkun

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat İslam Dini Kişisel makaleler Toplumsal Konular Türkiye üzerine

BOŞ ŞEYLERDEN UZAKLAŞMAK

 

 

Dünyanın ve ülkemizin gündemine baktığımızda sakin bir gün göremiyoruz. Savaşların,doğal afetlerin,isyanların,huzursuzluğun,mutsuzluğun hakim olduğu bir dünyadayız. Hepsinin ötesinde ise insanların büyük kısmı Allah inancından uzak bir yaşam sürüyorlar. Uyuşturucu, alkol, kumar, zina bütün toplumları sarmış durumda. İnsanların birbirlerine karşı güvenleri yok. Adalet nerdeyse hiçbir yerde uygulanmıyor. Bu dünya nereye gidiyor diye herkes konuşuyor ve biliyor da. Kötülüğü uzun uzun anlatmaya gerek yok zaten. Görüyoruz ve yaşıyoruz…..

 

Şöyle bir durup düşünelim…. “Ben ne yapabilirim ? ”

 

Her insan kendi vicdanında hatalarını bilir.O rahatsızlığının farkındadır aslında. Gündelik yaşamında nelerle vakit geçirdiğini hangi uğraşılarla vaktini harcadığının farkındadır. Bunların hayatımıza ne kadar katkısı vardır diye düşünmeliyiz. Kısacık dünya hayatında büyük bir çabayla peşinden koştuğumuz boş uğraşılar için değer midir peki ? İnsan kendi nefsi kendi hayatı ve diğer tüm insanlar için daha olumlu daha faydalı şeylere yönelemez mi ? Bu zor değildir elbette. Bir karar alıp başlamak hemen şu an için mümkündür. Ahlakını düzeltmek, genel kültürünü geliştirmek, Allah korkusu ve Allah sevgisini arttırmak çok çok önemlidir. İnsanlara iyiliği hatırlatmak kötülükten uzaklaştırmak için bir gayretimiz olmalıdır. Yapabileceğimiz o kadar çok şey var ki… Burda yazmaya kalksak sayfalar alır. Yeter ki samimi olarak niyet edelim, yeter ki istekli olalım. Kuran mucizeleri okuyabilir iman hakikatlerini öğrenebiliriz. İlmimizi arttırabiliriz. Etrafımızdaki insanlara güzel ahlak ile davranıp örnek bir Müslüman örnek bir insan olabiliriz. Çeşitli sanatsal faaliyetlere katılıp Allah’ın yarattığı bu nimetlerden faydalanabiliriz. Spor yapabilir yürüyüşe çıkabiliriz. Dünyanın ve ülkemizin bu denli sorunları varken boş şeylerle uğraşmamız doğru bir tavır olmaz. Şu kısa dünya hayatında Allah’ın bizden istediği bir hayatı yaşamamız zor değil. Üstelik samimi olursak bu hayat kesinlikle bizi mutlu edecek. Allah’ın vaadi kesin ve doğrudur.

Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyuruyor:

“Onlar, ‘tümüyle boş’ şeylerden yüz çevirenlerdir” (Mü’minun Suresi, 3)

 

Hürmetler

Hüseyin Uçkun

Kategoriler
Genel Konular Güncel Haberler Toplumsal Konular Türkiye üzerine

BAŞKANLIK SİSTEMİ = BÖLÜNME

 

         Başkanlık sistemini ilk olarak Bölücübaşı Öcalan ortaya attı. Sonra bir de baktık ki medyadan aynı sesler gelmeye başladı. En son Cumhurbaşkanımızda bunu dillendirdi. Bölücübaşının söylediği bir söz için önce bir durup iyice düşünüp sonra tersini yapmamız lazım. Bu ülkeye yıkmaya azmetmiş eli kanlı bir örgütün lideri bu adam. Bunu unutmayalım öncelikle. 30 yıldan fazla senedir onbinlerce şehit verdik bu vatan uğruna. Bunları tekrar hatırlatmada fayda var.

Başkanlık sistemi denildiğinde bakıyoruz bizim yaşadığımız coğrafyaya. Mısır,Suriye,Libya,Irak gibi ülkelerde başkanlık sistemi var. Bu ülkeler hepsi de paramparça durumdalar. Başlarında diktatörlerin olduğu, demokrasinin tamamen bittiği diktatörlüklere dönüşmüşler. Halkları fakir, mutsuz ve zulme uğruyorlar. Başka coğrafyalara baktığımızda mesela Amerikada da başkanlık sistemi var. Ama orda da halkın iyice fakirleştiği ve mutsuzlaştığını görüyoruz. Amerika şu an büyük sarsıntılar geçiriyor. Demokrasi bitmiş durumda. Obama’nın partisi %30 lara gerilemiş durumda ama başkan durumda kendisi. Çok acı bir durumdalar. Başkanlık sistemi dünyada hiçbir zaman mutluluk getirmemiş. Kaliteyi demokrasiyi zenginliği bitiriyor bu sistem. Çok çok tehlikeli bir durum !

Bir de olaya kendi içimizde bakıp değerlendirelim. Türkiye’de bir Başbakan var. Bir Cumhurbaşkanı var. Bakanlar,Milletvekilleri ve Meclis var. Demokrasi tıkır tıkır işliyor. Güçlü bir muhalefet var. Gürül gürül iktidara kükrüyor. Basınımız özgür. Baskı yok. İktidarda hizmet etme eğiliminde. Bir çok icraatleri de var 12 yıl içinde. Yeni Başbakanımız çok çalışkan ve bayağı da samimi. Pekala Sn Erdoğan, Başbakanımızın yapamadığı neyi görüyor da kendisi Başkan olarak bunu gerçekleştireceğini söylüyor ? Başbakanımız yetki bakımından eksik mi ki ? Ya da neye yetişemiyor ? Neler eksik kalıyor ? Yazarlar bize bunu söylemeli. Başkanlık sistemini isteyen arkadaşlar detaylıca bunu anlatmalılar. Başbakanımız bu denli başarılı ve çalışkan iken sorun olarak neyi görüyorlar ?

He bir de milletimiz var. En önemli o değil mi ki ? Yapılan kamuoyu anketleri ve halkın duruşuna baktığımızda milletimiz başkanlık sistemine büyük ölçüde soğuk duruyor. Demokrasiden herkes genel olarak memnun. İnsanımız özgür. Basınımız özgür. Milletimiz hiçbir yerden baskı görmüyor. Başkanlık sisteminde bütün yetkilerin tek bir kişide toplanmasının tehlikesini çok iyi fark ediyor milletimiz. Bu büyük bir risk konumunda. Bir kısım akıldanenin ortaya attığı ve hiçbir akılcı yaklaşımı olmayan bu sistem Türkiye için büyük tehlike konumunda. Şu an Türkiyenin en önemli konusu bu. Çok çok büyük bir risktir Başkanlık.

Bölücübaşı diyor ki Başkanlık sistemi olacak sonra da yok federasyon yok konfederasyon gibi süslü laflarla bize bölünmeyi kibarca yutturacağını zannediyor. Bizim milletimizin feraseti ve basireti çok yüksektir. Ariftir Türk halkı. Çok çok uyanıktır. Bunun tehlikesinin farkında bütün milletimiz. Asla kabul edebileceğimiz bir sistem değildir. Demokrasinin nimetlerini ve lüksünü doya doya yaşıyoruz. Güçlü bir iktidar güçlü bir muhalefet var. Başbakanımız atom karınca gibi çalışkan ve akıllı. Çok da dindar. Yürüyen güzel bir hükümet devlet ve millet birlikteliği var. Buna dokunmak çok tehlikeli olur !!!   Bölücübaşının aklına hiç mi hiç ihtiyacımız yok. İki ayağı mezara sallanmış ahı gitmiş vahı kalmış dede olmuş. Ölümden kurtardık onu. Bunu düşünsün ve tilkilik yapmasın bize. Biz ondan bin misli uyanığızdır millet olarak. Türkiye Cumhuriyeti asla bölünmeyecektir. Allah buna izin vermesin inşaAllah. Tuzak kuranların tuzaklarını başlarına çevirsin. Ayaklarını dolasın.

“İşte böyle; çünkü Allah, iman edenlerin velisidir; kafirlerin ise, velisi yoktur.” (Muhammed Suresi, 11)

Saygılarımla

Hüseyin Uçkun

 

Kategoriler
Fransa uzerine Genel Konular Güncel Haberler İslam Dini Toplumsal Konular

İSLAMAFOBİNİN BİLİNMEYEN YÜZÜ

 

Dünyada son yıllarda özellikle çok fazla terör olayları gerçekleşiyor.Bu olaylara baktığımızda bir kısmının El Kaide ve İşid gibi örgütler tarafından gerçekleştirildiğini görüyoruz. Peki bu örgütler nasıl ortaya çıktılar? İdealleri neler ? Felsefeleri düşünceleri nedir ? Nasıl bir bilgi alıyorlar da bu eylemleri gerçekleştirebiliyorlar ?

 

Şimdi bu adamların düşünce yapısını daha iyi anlayacağımız bir örnek verelim ;

“Ureyne kabilelerinden bir kaç (7-8) kişi, Medine’ye gelmişler; biraz hastalanmışlardır. Kır insanları olduğu için Medine’nin havası kendilerine yaramamıştır. Muhammed’e başvururlar. Muhammed, “tedavi” için kendilerine “deve sütü” ile “deve sidiği” içirir. Sonra da “zekât develeri”nin bulunduğu yere (kırlara) gönderir. Burada da “deve sütü” ve “deve sidiği” içeceklerdir. Kırda iyileşir adamlar. Sonra develerin çobanını öldürürler; develeri de önlerine katıp götürürler. Hz Muhammed bunu öğrenir. Onların ardından, yakalasın diye adam gönderir. Sonunda katil ve hırsızların tümü yakalanır. Ve Hz Muhammed’in verdiği ceza:

Hz Muhammed, yakalananların ellerini, ayaklarını kestirir; gözlerini oydurur ve Harre denen (son derece sıcak) yere attırır. Adamlar sızlanırlar, su isterler. Su verilmez. Adamlar taşları kemirirler. Ve sonunda ölürler. (Buhari’nin 7 yerde ve 9 yoldan aktarıp yazdığı bu hadis için bkz. Buhari, e’s-Sahih, Kitabu’z-Zekat/68; Tecrid, h. no: 172; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’l-Kesame/9-14,h. no: 1671; Ebu Davud, Sünen, Ki-tabu’l-Hudud/3, hadis no: 4369.) “

Şimdi bu hadisler İslam’ın en önemli kaynakları Buhari,Müslim,Ebu Davud ve Ebu Sünen’de geçiyor. Yani Kütüb-i Sitte denen kaynaklarda. Bu hadislere benzeyen daha yüzlerce hadis var. Hz Muhammed’in işkence ettiği, gözlerini oyduğu,aç susuz bıraktığı gibi birçok konu anlatılıyor. Ayrıca Kütüb-i Sittede, kişinin öldürülmesi için o kadar çok fazla konu var ki. Sakalını kesmek, dinden çıkmak, namaz kılmamak, oruç tutmamak gibi bir çok meseleninin karşılığı direk kafası kesilerek öldürülmek olarak geçiyor.

 

Şimdi şunu düşünelim ; Bu uydurma hadisleri okuyan ve bunun gibi yüzlerce hurafeyi, fetvayı,icmayı okuyan ve bunlarla yetişen bir insan nasıl bu eylemleri gerçekleştirmesin ? Hemen her konunun cezasının kafa kesmek olduğu bir İslam dini olduğu inancında bu insanlar. El Kaide ve İşid, kendilerine taraftar toplarken bu hadisleri gösteriyor ve okutuyor. İşte diyor (haşa) peygamber böyle söylüyor. Kendi inancımız dışındakileri Müslümanların dışındakileri hatta hatta kendi mezhebimizin dışındakileri işte bu bu nedenlerden dolayı asmalıyız kesmeliyiz işkenceler etmeliyiz diyor. Bu şekilde tam bir takva müslüman olursunuz diye telkin veriliyor bunlara. Düşünebiliyor musunuz alınan bilginin vahşiliğini ve yanlışlığını. Bir insan bu bilgileri aldıktan sonra eline silahı verirsen neler yapmaz ? Yapılanları görüyoruz. Suriye’de Fransa’da Nijerya’da ve dünyanın bir çok bölgesinde kafa kesmeler, işkenceler, masum insanları katletmeler gerçekleşiyor.

 

 

Demek ki burada büyük bir yanlışlık var. Hepimiz demiyor muyuz İslam barış dinidir sevgi dinidir merhamet dinidir şefkat dinidir. Rabbimiz bir çok ayetinde insanlara affı, merhameti, barışı, kardeşliği, dostluğu, güveni,neşeyi,huzuru anlatıyor. Kuran’da Rabbimiz şöyle diyor ;

“Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah azabınızla ne yapsın ? “ (Nisa Suresi, 147)

Allah bize azap etmek istemiyor. İnsanlar kendi kendilerine azap ediyorlar şu an. Kuran’ın dışındaki uydurma bilgilerle, peygamberimiz sav’e atılan iftira dolu sözlerle bunları yapıyorlar. Kuran’ın dışına çıkmak bir felaket oluyor Müslümanlar için. Kuran’ın bütünlüğüyle,içeriğiyle hiçbir alakası olmayan bu iftiralar Müslümanlar için ve dünya için bir fitnenin doğmasına sebep oluyor. Şu anda dünyada büyük bir fitne var. Kuran’ın nuruyla dikkatlice baktığımızda bunu fark edebiliyoruz. Kuran nurdur, hidayet kaynağıdır. Müslümanlar Kuran’a yönelmeliler artık. Kuran’ın sevgiye, kardeşliğe,barışa,affa yönelten çağrılarını dikkate almalıdır. Müslümanların birlik olmalarını ve bir arada olmalarını öğütleyen Rabbimiz bir ayette şu şekilde bildirmiştir ;

Eğer siz bunu yapmazsanız (birlik olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73)

 

O halde Müslümanlar artık birlik olmayı konuşmalı, İslam Birliğini Cenabı Allah’tan istemelidirler. Müslümanlar için ve dünya için huzurun tek kaynağı Kuran’dır. Ve ahirette yalnızca Kuran’dan sorulacağız. Bunu unutmamalıyız !

 

Sevgi ve Saygılarımla

Hüseyin Uçkun

 

Kategoriler
Kişisel makaleler Toplumsal Konular Türkiye üzerine

İSTİKBAL NASİP MİDİR ?

Çok katıldığım ve her daim her yerde karşıma çıkan durumlara başlık niteliğinde bir söz var ; “İnsanları birleştiren şey duygular, ayıran şey de fikirlerdir.” Ne kadar da doğru bir söz değil mi ? Günümüzde çok kıymetli bir dost grubu var bu söz için yaratılmışlar sanki. Çok kıymetli olan dostlarım var , duygular bizi birleştirmiş ama fikirlerimiz bizi uçurumlarla ayırıyor. Dostluğumuzun ismi dahi var “ülkücü ve kürt dostluğu” .

Çok saçma aslında bizim geldiğimiz noktada kürt ve ülkücü kelimesinin dost adlı bir kelimeyle birleşmesi .Fakat bilemiyorum ne denli farkındasınız bir sürü bu isim altında dostluk var . Kendi adıma konuşursam her daim sırtımı rahatça dönebileceğim insanlar onlar fakat konumuz siyasete geldiğinde malesef hiç bir şekilde güvenemeyeceğim insanlar . Eminim onlar için de bu durum böyledir.Bizleri bir yaratan rabbim bizleri renklere bölmüş , şahsen ben hatırlamıyorum hangi rengi seçtiğimi, hatırlayanınız varsa helal olsun doğrusu . Rabbim bana Kürdün kanını taşı demiş onun rengini vermiş beni onurlandırmış . Aynı şey turancılarımız için de geçerli, onlar da Türkün kanını , rengini taşıyarak onurlandırılmış . Herkes kendine sahip çıktığı kendi atasının ,soyunun yolundan gittiği müddetçe bu onuru taşır . Birçok insanda bu onura sahip çıkmayı ilke edinir ve birileri bu ilkeyi bozmaya yeltenirse şeytan da rahat durmaz insanda . Keşke diyorum bizim bir dili konuşmamızı tüm toprakları parçalamayla eş değerde görülmesi gibi bir yalan ortaya atılmasaydı . Ya da kendini koruma amaçlı silaha bürünen insanlar , kan kokan bir örgüte dönüşmeseydi ve keşke 20 yaşına geldiğinde insanlar sadece bir kaç ay içersinde “zorunlu şehit” olmasaydı . Utanması gereken , aynaya dahi bakmaya çekinmesi gereken , öyle çok insan var ki .Ama bunlar herşeyde o kadar haklılar ki sadece orada burada ya Türke ya da Kürde küfrederek ekmek yiyiyor . Ne ekmeği , hangi ekmek … Onlar bizim hakkımızdan yiyiyorlar onlar her birimizin ceddine küfrediyorlar cahil cühela olanlarda alkışı ve oyu basarak tilkileri lider yapıyorlar , herhangi bir şeyin başına . Bana sık sık ” senin gibi kürtlere lafım yok ” diyenlere bir lafım var ” senin hangi kürde lafın varsa o laf aynı zamanda bana söylenmiş demektir” Benim ne olduğumu unutmadan benimle konuşulmalı . Senin bana neden lafın olmadığınıda söyleyeyim : Ben İstanbulda birçok türkle komşuluk yapmış ,arkadaşlık yapmış , bayram paylaşmış , namaz paylaşmış ,sevgi paylaşmış bir kürdüm . Benim babamı , dedemi , kardeşimi hiçbir asker gözümün önünde dövmedi . Benim gördüğüm asker beni korurdu babamı da korurdu dedemi de korurdu . Elbetde ben doğudaki bir kürt gibi olamam . Sen elbetde bana saygı duymak zorundasın . Aynı zamanda ben de sana… Ben de abim askere gittiğinde birkaç ay sonra ölüm haberini almadım . Ya da konuşmasıı bilmeyen insanlardan “ülke elden gider bunları yok etmezsek ” gibisinden masallarla şartlandırılmadım . Ayrı büyüdük kardeşim ayrı yetiştik ama hep aynı toprakdaydık . Bize söylenmeyen hatta söylenmekden çekinilen şey bu aslında , ” Aynı topraktayız” .

Sen ne dersin , o ne der , onlar ne der hiç bilemem . Ama benim diyeceğim şu bizler uykudayız , hem de gaflet uykusundayız . Bizi öyle güzel uyutmuşlar ki ayılmak için azıcık kıpırdasak bir ton oyunla daldırıyorlar uykulara . O mübarek ağzını açmadan önce, mübarek gözünü aç , kulağını aç , aklını kullan sonra konuş . Mesela bütün askerler bütün polisler seni öldürmek için o mesleği yapmıyor , bunu bir sok kafana ; bu vatan , bu bayrak sana da ait bunu bi anla artık . Ya da sen artık bir kürdün sadece bir kürt olabileceğini anla , eli silahlı olan bir terörist deme ya da bir dön bak arkana o teröristler neden dağlarda , onları oraya çıkaranlara bir bak ….
Bakmayı öğrenin artık . İleriye de bakın elbet istikbal güzeldir ama geçmişinden bi haber olana istikbal nasip midir ?