Kategoriler
Genel Konular Güncel Haberler Toplumsal Konular Türkiye üzerine

ÜLKEMİZİN MENFAATLERİ SİYASETİN ÜZERİNDE OLMALIDIR

 

Ülkemiz yeni bir seçimden çıktı. Ve bu seçim sonucunda belirli bir siyasi tablo ortaya geldi. Bu tabloya göre siyasi partiler ancak birleşerek yani bir koalisyon kurarak hükümet kurmak durumuna geldiler. Ve seçimin üzerinden de bir aydan fazla bir süre geçti. Ki bu süre uzun bir süredir. NEDEN Mİ ?

 

Güzel vatanımız içerden ve dışarıdan çok fazla güçün saldırısı altında olduğunu görüyoruz. Bunlardan Amerikan Devleti Komünist pkk yapılanması en tehlikelileri durumunda. Bunun üstüne de bazı yazarların teslimiyetçi ve ürkek konumdaki yazıları ile çoğunluğun güvenmediği ve anlamsız bulduğu Çözüm Süreci ısrarla devam etmekte. Bunun sonucu olarak da Komünist yapılanma, vatan topraklarının içinde ve dışında çok geniş bir şekilde rahatça yerleşmektedir. Malumunuz Güneydoğu ve Doğu Anadoludaki illerimize huzur ve güven içerisinde gidemiyoruz. Ağrıda yaylalarda halay çekip, bayrağımızı sallayamıyoruz. Ypg,Kck,Pkk yani hepsi aynı isimde Pkk, şu an dindar kürt kardeşlerimize olağanüstü bir baskı ortamı kurmaktadır. Çocuklar kaçırılmakta, asker kışladan çıkamamakta, devletin binaları araçları yakılmakta,talan edilmektedir. Tehditler,şantajlar ve baskılar çok şiddetli bir şekilde bölgede kendisini hissettirmektedir. Kürt kardeşlerimizin çocukları dağlara kaçırılmakta, komünist telkine maruz bırakılmakta, Allah’sız dinsiz bu örgütün eline bırakılmaktalar. ÜLKEMİZ ÇOK CİDDİ TEHDİTLER ALTINDADIR !

O halde bu tehlikeli durumda iken siyasilere nasıl bir sorumluluk bilinci düşmektedir ?

Ak parti ve Mhp ülkemizin sağ kesimini temsil eden milliyetçi dindar vatansever kardeşlerimizin kurduğu ve birbirlerine de oy tabanları açısından çok fazla benzeyen iki siyasi partidir. Sn Bahçeli ile Sn Davudoğlu yaptıkları açıklamalarda, koalisyonun bir an önce başlaması ve bir uzalaşıya dökülmesi gerektiği konusunda ortak ve benzer açıklamalar yaptılar. Yurdumuzun bu denli tehlikeli durumlarını çok iyi analiz eden Sn Bahçeli ve Sn Davudoğlu ümit ederiz ki en yakın zamanda koalisyonu kurarlar. Şu an görünen en hayırlı tablonun da Ak parti – Mhp koalisyonu olduğunu toplumun büyük kesiminden görebiliyoruz.

Allah, vatanımızı bölmeye kalkan tüm bu güruhların tuzaklarını bozar inşaAllah. Ve en yakın zamanda en hayırlı olan koalisyon ile hükümet kurulur. Dualarımızı eksik etmeyelim…..

 

Sevgilerimle

Hüseyin Uçkun

 

Kategoriler
Genel Konular

TÜRKİYE İÇİN İDEALİZM

Türkiye, yıllardan beri sosyo-ekonomik, politik tartışmalarla meşgul bulundu. Bir çok çözümsüz problem geride kaldı. Sosyo-ekonomik olarak işsizlik, refah sorunu, iş güvenliği, açlık sınırı gibi kavramlar, politik olarak ise sınır sorunları, diplomatik krizler ülkede hala konuşulduğuna göre yıllardır uygulanmaya çalışılan projelerin tekrar etmesinin anlamsızlığı üzerine çok konuşuldu, konuşulmaya da devam ediliyor. Çok konuşuldu, lakin bir şey yapılmadı. Yıllardan günümüze aynı hatalar, aynı politikalar tekrar etti. İstisnalar dışında hemen bütün siyasi oluşumlar sorunun kaynağına inmek yerine, o veya bu şekilde dünyada klasik model haline gelmiş politikaların tekrarını yaptı, yapmaya çalıştı ve halen de bu politikalarla yollarına devam etmektedir. Bireyi esas alan siyasi oluşumlar, sivil toplum örgütleri suçlanmaya, eleştirilmeye tek açık yön halinde bugün.

DURAĞANLIKTA ALIŞILAGELMİŞLİĞİ KABULLENME

Uzun zamandan beri hemen her dönem, siyasi iktidar bir proje sunuyor, muhalefet ise menfaat bakımından bir iç muhasebe yapıp, projenin kabulüne zemin hazırlıyor. Bu her anlamda böyle. İyi, doğru, uygulanabilir projeler de saçma, gereksiz projeler de bu şekilde değerlendirmeye tabi tutuluyor. Örneğin(Örnekler çoğaltılabilir)yapılan anketlere göre 12 Eylül 2010 anayasa referandumunda vatandaşlar neden ‘evet’ yahut neden ‘hayır’ dediğini bilmeden sandık başına gitmiştir. Bunun sebebi gerek iktidar gerek muhalefet kanadının ‘evet-hayır’ ı sadece siyasi propaganda haline getirip vatandaşı bilerek ya da bilmeden bilgilendirmemesidir.

DEMOKRASİ MESELESİ VE İDEALİZM

Durağanlıkta alışıla gelmişliği kabullenmeye zorlanan Türk milleti demokraside de aynı durumdadır. Demokrasi modelinin yıllardır dünyanın hiçbir yerinde kabul görmediği, başarı sağlayamadığı çok açıktır. ‘’Bunun en güzel örneğini Birleşik Devletlerde gözlemek mümkündür. Demokratik rejimin ve insan haklarının en geniş anlamda kullanıldığı bu toplumda, 1890 – 1945 yılları arasında Güneyde beyazlar tarafından öldürülen, linç edilen hiçbir zenci kanun yolu ile cezalandırılmamıştır.’’ [1]

Demokrasi ilk ortaya çıkışında herkeste bir umut yaratmıştı. Lâkin sonunun ne olduğunu hep birlikte gördük. Şimdi bu durumla karşı karşıya olan yeni bir model var: İdealizm! İdealizm de kaybolmaya doğru giden ama hala umut vadeden bir özelliğe sahip. Bu denli kavram kargaşasının olduğu bir dönemde, demokrasinin, hukukun tüm dünyada pazarlık malzemesi haline gelmesi neticesinde idealizmin önemini vurgulamam da fayda olacaktır sanırım. Peki nedir İdealizm?

Felsefi boyuttan baktığımızda var olan her şeyi düşünceye bağlayıp, ondan türetmektir. Yukarıda belirttiğimiz hususlara baktığımızda insanların tüm dünyada haksızlığa maruz kalıyor olması ve buna karşı bir önlem alınamaması göze çarpıyor. Önlem alınamayışın tek nedeni insanların bir grup yahut gruplar tarafından tekdüze bir model haline getirilip robot birey olarak yetiştirilmesidir.

TÜRKİYE VE İDEALİZM

Meseleye bir de Türkiye açısından bakalım: Türkiye’de idealizmi savunan siyasi oluşumlar genelde merkez sağda toplanır. Genel anlamda son yarım yüzyılda Türkiye’de iktidarlar merkez sağ dediğimiz idealizm vizyonu ile yola çıkan, propagandalarında idealizmi savunan liberal sağ kanadın elinde bulunur ve bu siyasi oluşumların geniş bir kitlesi vardır. Hatta en genel anlamda bakarsak idealizmin Türkiye’deki karşılığı ülkücülüktedir. Bu da idealizmin Türkiye’de ayakta tutabilecek en büyük gücün ülkücüler olduğunu gösterir. Ülkücülüğün Türkiye’deki tarihine baktığımızda da ne yazık ki yenilikçilik anlamında bir şey göremediğimiz gibi geleneklere bağlı yaşamanın da tamamen yanlış uygulandığını görüyoruz. Ek olarak ülkücülük fikrinin vakıf dışına o veya bu sebeple çıkamayıp siyasi oluşumların propaganda malzemesi olarak kullanıp kullanılıp uygulanmadığı da aşikârdır.  O halde Türkiye’de idealizme insanların sürekli başvurup fakat bir sonuca varamadığı aşikârdır.

NETİCE VE ÇÖZÜM

  • Türkiye’de idealizmi dava edinen siyasi oluşumlar, gerçek anlamda kendilerini sorguya çekmek zorundadır.
  • Tüzüklerde emperyalizme ve küresel güçlere teslim olmayacağını açıklayıp bir makama sahip olunduğu vakit tüzüğünü tanımadan hareket etmek idealizmi yok saymak olduğu gibi vatandaşları kandırarak sömürgeci bir zihniyetin örneği olmak demektir.
  • Çağdaş dünya düzeninin getirdiği kurallara itaat edip, kendisi gibi düşünen insan bulup düşünebilmeyi öğretmeyen sistemler son derece çirkin bir politika yürütmektedirler.
  • Evet! Türkiye’de sorun idealist insanın olmaması ve vatandaşların küresel tuzakların içine hızla çekilip robot haline gelmesidir. Fakat bu henüz düşünebilme tekniği öğretilmemiş yalnızca birilerinin düşün dediklerini düşünen milletin değil idealizmi-Türkiye’deki adıyla ülkücülüğü- yatırım aracı olarak görüp, belli dönemlerde milletin önüne sunanların sayesinde bu duruma gelmiştir.
  • İdealizmin demokrasi kavramı gibi içinin boşaltılması halen mümkündür. Fakat bu araştırmacı, yenilikçi, kök zenginliklerine bağlı bir tutumla mümkün olacaktır!

[1] Merton and Nisbet, Contemporary Social Problems, p. 358., Harcourt, Brace and World, inc. 1961, New York

 

Oğuzhan Sandıkcıoğlu

Kadir Has Üniversitesi

[email protected]

Kategoriler
Genel Konular

Bir Genç Ki Tüm Gerilim Kurgularını değistirir.

Düşünün ki;

20’li yaşlardasınız acınız nefretinize dönüşmüş kininiz içinize işlemiş bir parazit misali sizi kemirmiş.Unutulmamış yıllar pas tutmuş anılar ne kadar zor olabilir unutmak?

İşte bunu anlatıyor ” BİR GENCİN NOT DEFTERİ” Aslında bizden,bizlerden kesitler sunuyor .

Kimi baktığı zaman kendini görüyor kimini yaşadığı hayata şükrettiriyor çok  yönlü bir döngü  bu “BİR GENCİN NOT DEFTERİ”

Bahsettiğim kitap gerçekten kendinizi gösteriyor OKUNMALI! Üstelik yazar Genç  inanılmaz bir kurgu,inanılmaz bir işleyiş değinmeden geç miyim dedim.

yeni bir GERİLİM anlayışı  yeni bir BAKIŞ AÇISI ne derseniz diyin ama okuyun da öyle diyin .

 

Kategoriler
Genel Konular

Öğrenci olmak

Öğrenci olmak nedirmi her gün sabahın köründe kalkıp otobüslerde sürünüp belkide bom boş geçecek bi işe yaramıyacak bir okul gününe başlamaktır. Öğretmenler bi yerden sınavlar bi yerden aile bi yerden hepsi senin üstündedir oysaki sen daha gençsindir . Sana fikrin sorulmaz söylediklerin umursanmaz herkezin dilindeki tek şey *OKU*dur . Oysaki senin bi hayalin vardır ama onlar bunu bilmez senin için önemini farketmez . Peki her öğrencinin içindeki o hayale nolur biliyomusunuz zamanla söner söndürülür bi insan kimsenin umursamadığı bişeye kaç yıl inana bilir hayalinden geriye kalanlarsa  içinde bir ukte ve üzüntüdür çünkü o hayalin senin içinde ölmüştür ve o hayalin katili yoktur kimine göre aile kimine göre sistemdir.

Kategoriler
Genel Konular

Yalnızlık nasıl bir şey

Yalnızlık kendi hayatında üzgün olduğun durumda seni avutucak bir kişinin olmamasıdır mutlu olduğunda ise sevincini paylaşacak bir insanın bulunmamasıdır.Aslında hepimiz bu yalnızlıktan kurtulabiliriz sadece özgüven yetersizliğinden dolayı kimseye açılamıyoruz.yalnızlık zamanın geçmediği bir boyut gibi.Bu boyutta hep kendimize sorular sorarız neden yalnızım benim suçum mu acaba diye hep beynimizi alt üst edecek düşüncelerle boğuşuruz psikoljimizin bozuk olduğuna inandırırız kendimizi.Yalnızlık diğer yaşıtlarının zevk alarak yaptığı eğlenceleri tek başına yapamayıp bir başkasıyla yapmak istemektir.yalnızlık hayatın bize sunduğu dostluklardan sanki çok uzaklaşmış gibi hissettiren duygudur.Yalnızlık bir başkasını arama isteğini uyandıran şeydir .yalnızlık paylaşılamayan tek şeydir.

Kategoriler
Genel Konular

Zahmetlinin Zahmetlisi: Soyagaci Cikartmak

Bu deneyimi yasamış biri olarak sunu belirtmek istiyorum ki; soyağacınızı çok uzak olmayan bir zaman içerisinde hazırlamak istiyorsanız birçok kitapta yazıldığı gibi kaymakam vs. yerlerde nüfus defteri gibi seylere, mezar taslarına, bazı belgelere hiç gerek yok.

Ama altını çiziyorum “Çok uzak olmayan bir zamanda”.

Ben neden mı uzak olmayan bir zaman sectim. Çünkü gecmisi olan soyların (bayağı uzak zamanda) genellikle soyağacı olur. Not: Uzak veya yakın zamanda da, yani her ikisinde de çok yorulacaksınız. Daha kolay veya daha zor diye secim yapmanıza gerek yok. Başlamadan önce sunu söylemek istiyorum ki; her zaman doğru olan şey, oturup bir büyüğünüzle ( baba, anne vs. olabilir ) konuşmaktir.

Açıkcası ben isimi uzatmadım. Ve öylesine bir yerden (hatırladığım en yaşlı kisiden) başladım. Zaten sonra büyüğünüz ile tamamlarsınız. Soyağacında önemli olan aile bireylerini doğru yere yerleştirmektir. Bazen unutanının ve aynı isimleri veya semaları tekrarlayabilirsiniz. Bu bende de oldu. Ama bunu yaptığınızda umutsuzluğa kapılmayın. Olabildiğince yanlış yapmamaya çalışın. Yanlış yapmamak icin de soyağacını hazırlarken arada sırada kontrol edin. Bende de olduğu gibi bazen büyüğünüzde bazı yerleri dolduramayabilir. İmkanınız varsa, hatırlayan başka bir büyüğünüze sorun. İmkanınız yoksa sosyal Medya’dan, eski telefon defterlerinden bulabilirsiniz.

Hatta soyağacını hazırlarken de telefon defterinden yararlanabilirsiniz. Genellikle büyükler (orn.) “Mustafa’ nin kızı Fatma’ nin telefonu” gibi yazarlar. Yani yararlanabileceğiniz çok fırsat var.

Diyelim büyük bir uğrastan sonra soyağacını tamamladınız. Büyükler gerekli olduğu icin “hepsinin numarasını yaz, lazım oldugunda bakarız ” der ve bunu bilgisayardaki programlardan biriyle “internet vs. üzerinden paylaşmanızı” isteyebilirler. Eğer istemedilerse şanslı oldugunuzu düşünebilirsiniz.

Peki böyle dedilerse ne yapacağız ? Böyle bir durumda yine telefon rehberiniz ise yarıyor. Bu soyağacı programından birçok yerde var. Bazıları isimleri ağaçlarda, bazıları semalarda, bazıları ise daha kolay gorunebilmesi icin kendi tasarımlarını Microsoft Office’ in programları araciliğiyla hayata geçiriyor.

Maalesef bu makalemde bu programlardan bahsedemiyecegim.

Kategoriler
Eğitim - öğretim Genel Konular Güncel Haberler Günlük hayat İslam Dini Toplumsal Konular Türkiye üzerine

MÜSLÜMANLARA KURAN YETERLİDİR

 

Rabbimiz bir ayetinde şöyle diyor;

“Biz Kitab’ı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.” (Nahl Suresi, 89)

Her şeyin açıklayıcısı diyor Allah. Yani eksik bir şey bırakmadım diyor kitapta. Hayatımızdaki her konu Kuran’da. İbadetler,helaller,haramlar,daha önceki ümmetlerin başından geçenler,güzel ahlaklı nasıl olmalıyız, şirkin tehlikeleri gibi daha bir çok konu anlatılmıştır. O halde Müslümanlar Kuran’ı okumaktan neden uzak duruyorlar ? Bunu her Müslüman kendisine sormalıdır.

 

Bir Müslüman dinini nereden öğrenmelidir ? Elbette ki Kuran’dan öğrenecektir. Günümüzde etrafımıza baktığımızda Müslümanların din adına yaptığı bazı uygulamaların Kuran’da olmadığını görüyoruz. Bunları hocalardan hurafelerden veya anne babalarından atalarından öğrendiğini söylüyorlar. Peki bu doğru mudur ? Müslüman Kuran’ın dışında bir kaynaktan bilgi alabilir mi ? Helal haram öğrenebilir mi ? Rabbimiz bu soruya şöyle cevap veriyor ;

 

“Kendilerine okunmakta olan Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz, bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır.” (Ankebut Suresi, 51)

 

Demek ki daha önceki devirlerde de Kuran olduğu halde başka kaynaklardan dini uygulamalar yapılmış. Allah en güzel cevabı veriyor bu kişilere. “Yetmiyor mu size Kuran diyor ? “

 

Şu anda bazı terör örgütleri var dünya üzerinde. Bunlar İslam adına cihad yani mücadele ettiklerini söylüyorlar. Bunların yaptığı uygulamalara baktığımızda ise tamemen İslam dışı yani sapıkça ve hurafelerle dolu hataların içinde olduklarını görüyoruz. Taşlayarak öldürme,kadın satılması,çoluk çocuk demeden öldürmek, ehli kitaba dahi saldırılar,vahşice toplu katliamlar gibi bir çok Kuran dışı hükümleri görüyoruz. O halde Müslüman Kuran’da olmayan bu uygulamalardan uzak duracak, yalnızca Kuran’a yönelecek. Ahirette Kuran’dan sorulacağını bilen bir Müslüman neden kendisini riske atsın ve başka kaynaklara başvursun ? Bu asla akılcı değil. Ve tamamen yanlış. Müslümanlar artık Kuran’a yönelmeliler. Zaman çok hızlı akıyor çünkü.

“Gerçekten Benim ayetlerim size okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz (Müminun Suresi, 66)

Saygılarımla

Hüseyin Uçkun

 

Kategoriler
Genel Konular

Tarihe Gomulmesi Gereken Defter-Kitap Uygulamasi

Gunumuzde egitim ogretim programinin buyuk bir bolumu kitap-defter ile gerceklestiriliyor. Kimilerinin elleri yazmaktan, kimilerinin sirti kitap tasimaktan agriyor. Sizce, bu yontemler artik can sıkmaya baslamadi mi? Evet diye sesler duyuyorum.

Teknoloji bu kitap vs.ile bence bu alanda harcaniyor. Yanilmiyorsam tabi ki sanal siniflar var. Ancak maalesef cok az. Kitap defterlerden sikilmamis olan olabilir. Ancak bu yontem birkac ulkede tarihe karisti bile. Hem egitimde boyle uygulamalar yapilinca cocuklarin beyninde ne degisiyor?

Ne mi yapmali?

Bas agritmayacak (mecaz anlamda kullanilmamistir.) surede, ders teknolojik cihazlarla(bilgsyr. tablet vs.) islenebilir. Bunun disinda sayisal degil de, sozel derslerde ezberleme teknigi kullanilmali. En azindan bunlar ozel okullarda var. Su anda bu yontem devlet okullarinda da olsaydi, kim bilir egitim hangi seviyeye ulasmisti???

Kategoriler
Genel Konular Günün Tarihi

Milletin Ağzı Torba Değil ki Büzesin!

Baska bir degisle, “Türk basininin eline dusersen….”
Bircogumuzun simdiden “abboooww” seslerini duyuyorum. Maalesef haklisiniz.

Oncelikle basinin gorevi halki dunyadan vs. Haberdar etmektir. Ancak Turk basini biraz haddini asiyor gibi. Neden mi??? Bir olay oldugunda onemli olan ve verilmemesi gereken(sanatcilarin kisisel hayati gibi) bilgileri hemen sizdiriyorlar.

Ornegin bnde paramparca dizisinde boyle bir olay gormustur. Simdi onu anlatacagim. Bir kiz erkek arkadasi ve onun babasiyla kendi evine gidiyor. Erkek arkadasinin babasi da karisik islere bulasmis. Bunlar yolda giderken babanin dusmanlari arabayi tariyor. Tabi kiz arkada oturuyor. Arka pencereye de flim cekilmis. Bu nedenle kizi goremiyorlar. Kiz sonra kaciyor. Ancak polisler arabada ucuncu bir kisinin oldugunu buluyorlar. Bununla beraber bu kizi kameralar vs. Lerden de buluyor ve haberlere kizin adini okulunu koyuyorlar. Sizce bu adamlar kiz onlari gordugu icin gidip o kizi bulup oldurmezler mi ? Yani soyler misiniz , bu durum hayati bir tehlike tasimiyormu???

Aslinda tam arastirmadim, bilmiyorum. Bu durum diger ulkelerde de soz konusu olabilir. Ancak benim bildigim ne olursa olsun “basinin agzi torba degil ki buzesin”

Kategoriler
Genel Konular

SECIMLERDE GUVENMEK

Aramizda yasindan dolayi oy kullanamayanlarla beraber hepimiz biliriz o duyguyu. Hatta kimi zaman kararsiz olanlar parti reklamlarini ciddiye almaz, “hadi be oradan, ben sana nasil guvenicem” der. Eeee soyle bir dunyada yasiyoruz. Hic dogru degil desem yalan olur.
1)guvenmemek lazim
2)guvenmek lazim
Simdi size soruyorum hangisi daha dogru. Dedigim gibi soyle bir dunyada yasasak da 2’sini de yerinde kullanmak en akilcisi olacaktir. Bu yaziyi olabildigince tarafsiz yazmaya calisiyorum.
Bircok insan bir partiyle veya milletvekili vs. İle arasinda bir anlasmazlik olunca, “dusmanimin dusmani dostumdur” mantigiyla oy veriyor. Oysa bu dogru degil. Ya vs.ile aranda cikan anlasmazlikta sen suclu o sucsuz ise??? Boylece dedigim mantikla yurudugunde yurdu yanlisa mahkum eden oylardan birini kullanmis olursun.
“ofkeyle kalkan zararla oturur”
Siz Siz Olun Secimlerde Mantikli Davranin ;)