Kategoriler
Geçmiş Tarih Öğrenci Konuları

İslam Kültürü ve Uygarlığı

Yönetim

İslam devletlerinin hepsinde devletin üst düzey yöneticileri hem askeri lider hemde dini liderdi. Fakat devlet yönetilirken Meşveret Meclisi ismi verilen bir tür danışma meclisininde verdiği fikirlere ve kararlara sadık olunurdu. İlk kez bu kurul Abbasiler döneminde Divan Örgütü’ne çevrilmiştir. Dört halife devrinde üst düzey yöneticiler Şura üyelerinin oylarıyla tespit edilirken Emevilerden sonra bu saltanata dönüşmüştür. Hz.Ömer zamanında valiliklerle yönetilebilen ülke, daha sonraları sınırların çok fazla genişlemesi üzerine eyaletlere bölünerek ilk kez Emeviler döneminde yönetilmiştir.

Ordu ve Donanma

İlk kez ordu ve donanma olarak Seriyye Birlikleri Hz. Muhammed döneminde gönüllü olarak kurulmuştur. İlk düzenli ve sürekli donanma ise Hz.Ömer zamanında kurulmuştur. Abbasiler zamanında ise Türk-Arap dostluğu üst seviyede olduğu için Türklerin kullandığı sistemlerle ve tekniklerle İslam Orduları daha modernize olmuştur. İlk İslam donanması Hz.Osman vaktinde Şam valisi olan Muaviye tarafından kurulmuştur. Bu ordu Emeviler dönemindede büyük bir gelişme kat etmiştir.

Maliye ve Ekonomi

İslam devletlerin hepsinde devletin sahip olduğu mal varlıklarına Beytül Mal ismi verilmiştir. Emeviler döneminde ilk kez İslam parası bastırılana kadar Bizans ve Sasani paraları kullanılmıştır. İlk bankanın kurulması ve çek uygulamasının hayata geçirilmesi Abbasiler döneminde olmuştur. İlk mali denetleme sistemi ise Hz.Ömer zamanında rayına oturmuştur.

Bilim, Kültür ve Sanat

İlk olarak Emeviler zamanında Arapça resmi dil olarak kabul edilmiştir ve Abbasiler dönemindede bilim dili durumuna kadar ilerlemiştir. Abbasiler ve Emeviler bilim dalında İslam devletlerinin gelişmesinde çok büyük paya sahiptirler. Resim ve heykelciliğin dışında tüm sanat dallarında bir gelişmişlik söz konusudur. İslam sanatı Emeviler döneminde Avrupa kalitesiyle yarışabilecek, Abbasiler döneminde ise Avrupa kalitesini geçebilecek bir noktaya gelmiştir.

Kategoriler
Eğitim - öğretim Geçmiş Tarih Öğrenci Konuları

Takvim Bilgisi

Takvim; yılın aylara, haftalara ve günlere ayrılmasıyla hazırlanmış bir çizelgedir. Takvim, olayların oluş sırasını belirlememize yardımcı olur. Genel olarak iki çeşit takvim kullanılmıştır. Bunlar;

Güneş Yılı Esaslı Takvimler
Bu takvime göre 1 yıl; dünyanın güneş etrafındaki tam bir dönüş süresi olan 365 gün 6 saattir. Güneş Takvimi’ni Mısırlılar bulmuş, Romalılar Jülyen ve Gregoryen adlarıyla geliştirmişlerdir. Günümüzde kullandığımız Miladı Takvim de Güneş yılı esasına dayanır. Miladi Takvim’in başlangıcı, Hz İsa’nın doğum yılı olan 0 yılıdır. Sıfırdan önceki dönemlere MÖ yani Milattan Önce, sıfırdan sonraki dönemlere ise MS yani Milattan Sonra denir.

Ay Yılı Esaslı Takvimler
Ay Takvimi’ni bulan Sümerlerdir. Ay yılının esas alındığı takvimlerde 1 yıl; 354 gündür. Bu süre, Ay’ın dünya etrafında 12 defa dönüş süresine eşittir. Ay yılı esasına göre hazırlanan ve günümüzde bazı İslam devletlerince de kullanılan en önemli takvim Hicri Takvim’dir.

Ay yılı takvim, Güneş yılı esaslı takvimden 11 gün kısa olduğu için Hicri Takvim’le Miladi Takvim arasında ortalama 33 yılda 1 yıllık fark meydana gelmektedir.

Türklerin Kullandığı Takvimler

On İki Hayvanlı Türk Takvimi : Daha çok Göktürkler tarafından kullanılmıştır.

Celali Takvim : Büyük Selçuklular döneminde Melikşah tarafından kullanılmuştır. Nizam’ül Mülk hazırlamıştır.

Hicri Takvim : Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicret yılı olan 622 yılını başlangıç alan, ilk olarak Hz.Ömer zamanında uygulamaya konan bu takvim, daha çok Osmanlılar ve İslam devletleri tarafından kullanılmıştır.

Rumi Takvim : 584 yılını başlangıç kabul eden ve güneş yılı esaslı olan bu takvim, Osmanlıların son dönemlerinde, daha çok ticari faaliyetlerde kullanılmıştır.

Miladi Takvim : Hz. İsa’nın doğum yılı olan 0 yılını başlangıç kabul eden ve günümüzde kullandığımız takvimdir.

Yüzyılların Hesaplanması

1682 : 17. yüzyılın 2. yarısı 4. çeyreği
MÖ 1682 : 17. yüzyılın 1. yarısının 1. çeyreği
1040 : 11. yüzyılın 1. yarısının 2.çeyreği
MÖ 1040 : 11. yüzyılın 2. yarısının 3. çeyreği

Kategoriler
Eğitim - öğretim Geçmiş Tarih Günlük hayat Öğrenci Konuları

Tarihin Sınıflandırılması – Tarihin Özellikleri

Tarihin ilgi alanı, zamanı ve konuları oldukça geniş olduğu için, geçmişin incelenmesini kolaylaştırmak amacıyla tarih; zamana mekana ve konuya göre sınıflandırılmaya tabi tutulmuştur.

a) Zamana Göre Sınıflandırma

Tarihin yüzyıl, ilkçağ, ortaçağ gibi zamana göre sınıflandırılmasıdır. Amaç, tarihin incelenmesini ve öğrenilmesini kolaylaştırmaktır.

Kategoriler
Deneme Yazıları Doğa ve Yaşam Eğitim - öğretim Geçmiş Tarih Genel Konular Genel Müzik Konuları Güncel Haberler Günlük hayat Kişisel makaleler Makaleci.com Hakkinda Öğrenci Konuları Öğretmenlik üzerine Şair Sevgi ve Ask Dünyası şiir edebiyat Şiirler Toplumsal Konular Yazar

Vecizler

( yakup icik veciz(e)leri ) – Vecizler

Vecizler
Vecizler

(01) *** Her korkunun altinda ölüm yattigi gibi, herikisinin üstünde nese keyifle yatar…

(02) *** Siir ne kadar akici ve mükemmel yazilmissa,o siir,in mükemmelligi altinda mutlak cok acikli bir dram yatar…

(03) *** Yalan korkaklarin cesaretidir…

(04) *** Yararli insanlarin basarilmisliklari,toplumlarin cürümeyen sakizi olur agizlarda

(05) *** Umutsuz bakislarin düsüncelerinde tedirginlik olusur,tedirginlikten,de kendine güven kayibi,bu yüzden ihtimatsizlik bas gösterir ve süpheler seni yer bitirir…

(06) *** Bir bakima sair en güzel yalancidir…

(07) *** Tanimadigin birine,özelestiri yapmadan önce kendine saygi duyup duymadigini sorgulamalisin ki,hakli iken haksizliga düsmeyesin…

(08) *** Siir,de cirkinlik kavrami yok gibidir…

(09) *** Kadinlar,erkekler hakkinda zaman icinde hep ayni olumsuz yargiya varirlar, yalniz; erkekler ayni seyleri düsündükce…

(10) ***Intikam hissinin kirini ancak erdemlilik göstererek yok edebilirsin…

(11) *** Hic kimse yalniz basina bir güzel degildir…

(12) *** Kücük basari,basarilmislardan daha basarili olmaya meyillidir…

(13) *** Sair,toplumlarda fertlerin söylemek istedigi ama söyleyemedigini söyleyendir…

(14) *** Isini bilerek calisip yorulmak bedenine haz verir,aksini yapmak umulmadik acilar verir…

(15) *** Akilli olupta gülmeyi beceremeyenler mutlak ve acilen bir cocuk parkina gitmeli…

(16) *** Sairler,sair olmayan insanlarin hayatlarindaki olumsuzluklardan kaynaklanan yasama direncinin kirilmisliklarini siirlerle tedavi edendir…

(17) *** Fakir toplumlarda ASK aci verir,zengin toplumlarda ASK dayaniksizdir…

(18) *** Benim icimde iki sey yasar,hangisi ölürse kalan birsey,de ölür…

(19) *** Insan insan,in aklini okuyor,fekat; kim kimin aklini okuyor bilemez…

(20) *** Ne kadar batili olma duygusu icimizde yesersede,batiya gelen dogulu olarak,dogulu kalacagiz…(batililara göre)

(21) *** En cazibeli,en renkli,en güzel sözlerle süslenmis akli-selim insanlar dahi kendine müptela yapan koca bir masaldir demokrasi…

(22) *** Ben icimi-disimi gözyaslarimla yikadim…

(23) *** Bana bir gülücük verene,bütün nesemi veririm…

(24) *** Bir damla sevgi,bütün kötülükleri yok etmeye bedeldir…

(25) *** Cevrenize dagitacaginiz tebessümler aksamüstü gülücük olarak evinizde sizi bekliyor olacaktir…

(26) *** Maddi acligi telafi edebilirsin her zaman ama,manevi acligi asla…

(27) *** Dostluk icin ne varsa sizi üzen,onlarin hepsini bana gönderin,cünkü onlar bende iyilesiyor…

(28) *** Simdiye kadar yasiyor oldugunuz güzelliklerdi,güzelliginize sahip cikin ikinci bir güzelliginiz asla yok…

(29) *** Her insan kendi hayatindaki güzellikleri cevresinden ve karsindaki insanin hayatindan ögrenir…

(30) *** Merhaba ile elveda arasindadir bütün güzellikler…

(31) *** Sair; varilmaz(kesfedilmez)  sanilan en son uc noktadaki güzelliklerin basidir…

(32) *** Hic bir seysiz anlasabilecegin tek sey Ask,tir…

(33) *** Her insan bir s e v g i l i d i r…

(34)*** Ancak, geleneklerine bagli toplumlar kendilerine hayranlik uyandirabilir!…

(35)*** Hayat herseyi ögretir ama, asla unutmayi ögretmez….

(36)*** Güzel düsüncelerle insanlarin birbirlerine iyi davranmalari, toplumlarda hosgörü seviyesini artirir ve fertleri erdemli yollarda mutlu eder…

(37)*** Ruhlarin madde ile dolu oldugu bir alemde, insan onuru bir hictir…

(38)*** Dost; her insanin kendine verebilecegi yegane, kiymetler bicilmeyecek, doyumsuz en güzel bir hediyedir…

(39)*** Umut , hayatin sevinc dolu nakaratlaridir…

(40)*** yasam daima güzellikler sunar, bu güzellikler meziyetlere dönüsür lakin, menfaatler tüm güzellikleri yok eder…

(41)*** Cesaretin diger bir adi, ölümün elinden yasami almaktir…

(42)*** Ruhen karanliklarda yasayanlar gündüzleri isik göremezler…

(43)*** Her askin tezgahinda, sonunda cile dokunur…

(44)*** Bir insanin mutlulugunu ya da mutsuzlugunu icinde bulundugu ortamdaki gelismeler karekteriyle belirler…

(45)*** Herkes mutlulugun kapisindan girdigini, acilarinsa ciktigi kapisinda anlar…

(46)*** Vatanina ve Milletine hizmet etmis birinin, Vatanina ve Milletine ihanet etme hakki yoktur…

(47)*** Akil saplanti olursa yönetime yönelir. Yönetimlerde akil varligi ortadan kalkar. Aklin mantigi madde ile bütünlesir. Cezbolan ruh aklin yenik halinden madde ile sevisir bu sevisme rantir. Artik akil ve ruh cevresinde yogunlasan ve de yönetime talip olan akillarin vesilesi ile rantlarin üremesine destek vermeye meyillenmislerdir…

(1984-2009) Yakup Icik

http://schair.turkblog.com/public/user_data/user_photo/1/schair-b.jpg

Kategoriler
Deneme Yazıları Doğa ve Yaşam Dünya ülkeleri Eğitim - öğretim Geçmiş Tarih Genel Konular Günlük hayat Öğrenci Konuları Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Osmanlıda Askeri Eğitim

Osmanlı Devletindeki Kapıkulu ordularının içerisinde çok sayıda ocaklar bulunuyordu. Her ocak uzmanlaştığı bölümde kendi eğitimini vermekteydi. Devşirme sistemi uygulanan Acemi ocağına alınan kişiler Türk ve İslam geleneklerine uygun şekilde eğitilir ve yeterli eğitim uygulandıktan sonra Yeniçeri ocağına geçirilirdi. Yeniçeriler her zaman padişaha yakın yerlerde konaklarlar ve savaşa her an hazır durumdaydılar.

Osmanlıda Askeri Eğitim
Osmanlıda Askeri Eğitim
Kategoriler
Deneme Yazıları Doğa ve Yaşam Dünya ülkeleri Eğitim - öğretim Geçmiş Tarih Genel Konular Günlük hayat Öğrenci Konuları Toplumsal Konular Türk Tarihi

Osmanlıda Eğitim

Osmanlıda eğitim devlet okullarında verildiği gibi camiler, tekkeler, zaviyeler gibi yerlerdede verilmekteydi. Köyden köye dolaşan tüccarlar ve şairler gittikleri yerdeki halka bilgi vererek osmanlı eğitim sisteminin bir parçası haline gelmişlerdi.

Saraylar, konaklar, zaviyeler, camiler en yaygın eğitim kurumlarıydı. Ayrıca Osmanlı Devletinde Müslüman olmayan halk eğitim öğretim alanında özgürlük içindeydi, kendi eğitim kurumlarını kurabilmekteydiler.

Devlette temel olarak Mesleki eğitim ve Saray eğitimi ön plandaydı.

Mesleki Eğitim ; Ahilik teşkilatı bu eğitim türünün önemli bir kısmını kaplamış durumdaydı. Daha sonra Lonca teşkilatı adıyla anılan Ahilik teşkilatında esnaf, zanaatkar ve çalışanlar bir çatı altında toplanmışlardı. Bu özelliği nedeniyle sanat okulu düzeyindeydiler.

Lonca teşkilatına alınanlar eğitim öğretim kurallarına uyarak çıraklıktan kalfalığa, kalfalıktan ustalığa yükselebiliyorlardı. Ustalık belgesi alanlar iş yeri açabilirdi.

Saray Eğitimi ; Topkapı Sarayında devlet adamlarının yetiştirildiği, hanedan üyelerinin eğitim gördüğü büyük bir okuldu. Enderun ve Harem bölümleri vardı.

Enderun mektebine başlarda devşirme usülü ile alınan hristiyan zeki ve yetenekli çocuklar alınırdı. Bu bölümde sadece erkek çocuklar eğitilirdi. Enderundaki temel amaç iyi bir müslüman, güvenilir, kabiliyetli devlet adamları yetiştirmekti. Kişiler eğitimlerini tamamladıklarında bir sanat dalında mutlaka uzmanlaşırlardı ve Padişahın özel hizmetini yaparlardı. Bir kısım ise yönetici olarak görevlendirilirdi. Bu yöntemle enderundan bir çok vezir ve sadrazam çıkmıştır.

Harem bölümünde ise sadece kadınlar yetiştirilirdi. Haremde padişahın eşleri, çocukları ve cariyeleri yaşardı. Aynı zamanda okul niteliğindeydi, hareme alınan cariyeler sıkı disiplin altında eğitim görürler ve yeteneklerine göre müzik, resim, edebiyat, örgü dersleri alırlardı, dini bilgiler verilirdi.

Harem halkı günlerini kitap okumakla, tarih öğrenmekle geçirirdi.

Kategoriler
Deneme Yazıları Eğitim - öğretim Günlük hayat Günün Tarihi iletişim Öğrenci Konuları Öğretmenlik üzerine Toplumsal Konular Türk Sineması Türkiye üzerine

2009 yapımı olan İki Dil Bir Bavul

2009 yapımı olan İki Dil Bir Bavul ;

Filmin konusunda üniversiteyi yeni bitiren bir öğretmen Kürt Köyüne tayin olmuştur. Bu farklı coğrafyada, öğretmen anlatımda çok zorlanmıştır. Çünkü bu yerinin bile bilinmediği köyde Türkçe bilen bir öğrencisi yoktur. Bir yılını bu öğrencilere Türkçe öğretmekle geçen öğretmen sonunda bunun üstesinden gelir. Eğitim Türkçe öğrendikden sonra, yeniden başlamaya hazırdır. Bu farklı kültürde çok zorluklarla karşılaşan öğretmenin başından geçen bir solukta izleyip, tadı damağınızda kalacak süper bir film.

 
2009 yılının sonuna doğru yine Türk Sinemalarında bir hareketlilik oluşmuş durumda. İki Dil Bir Bavul ise tüm filmlerden ayrı Türkiye gerçeklerine değinen, yönetmenliğini Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan’ın gerçekleştirdiği drama bir film. Yaklaşık bir buçuk saat süren İki Dil Bir Bavul filmi izleyenleri büyüleyecek durumda.
 
Herkesin tuhaf gözlerle baktığı Doğu Bölgesinde böyle bir drama film şuana kadar çok nadir yapıldı. Filmin konusu ve akışı çok iyi bağlandığı için izleyiciler bir solukta bitirecek durumda. Oturduğunuz gibi kalkacağınız hissine kapılacağınızdan eminim. İki Dil Bir Davul’un genç yönetmenlerinden bu derece güzel bir film yapılması, bu yönetmenler hakkında ileriye dönük güzel fikirlerimizin doğmasına sebeb oluyor. Sinema severler tarafından yüksek puanlarla bahsedilen İki Dil Bir Davul ;
 
Türkiye’nin en büyük sinema sitesi : sinemalar.com da 7,1/10 puanlamasına sahip.
 
Dünyanın en büyük sinema sitesi ImdB de ise : 7,3/10 puan almış durumda.
 
Ünlü isimler tarafından önerilen film hakkında bir görüş şöyle ;
 
“Tam da şu sıralar seyretmemiz, seyrettirmemiz gereken bir film” Yıldırım Türker / Radikal.
 
İyi Seyirler.

Mustafa GÜLŞEN

Kategoriler
Eğitim - öğretim Genel Konular Günlük hayat Günün Tarihi Öğrenci Konuları Toplumsal Konular Türkiye üzerine

Katsayı Kalktı

Son günlerde yapılan çalışmalar neticesinde meslek liseleri ve dengi liselerde katsayı kaldırıldı.Yani sayısal bölümde okuyan bir öğrenci puan kaybetmeden sözel bölümlere de tercih yapma hakkını kullanabilecek. Alınan kararla İmam hatiplilere hukuk ve siyasal gibi fakültelere girme kapısı aralandı. uzun yıllardır gündemden düşmeyen meslek liselerinin üniversiteye girişte kendi alanları dışındaki bölümlere gitmek istediklerinde yaşadıkları dezavantajlı duruma son vermesi çevrelerde farklı yankılara yol açtı.Kimi meslek liselerinin önü açıldı dedi kimi imam hatiplilere avantaj…Bu konu hakkında fazla düşünülmemesi gerekiyor aslında. İmam Hatipli de bizim öğrencimiz hukukcuda…

Buradaki kasıt bu sorunlardan pay çıkarmaktır.%99 u Müslüman olan ülkede İmam Hatiplilere farklı muamele uygulanıyorsa bu ülkenin sorunudur.Sınava gelecek olursak Sınav artık iki aşamalı olacak. Adları Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) ile Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) olacak.Puan olarak da Meslek liseleri alanlarıyla ilgili bir bölüme yerleştirilirken, iki sınavdan hangisinin puanı yüksekse o dikkate alınacak.Peki başarı puanları ne? Ağırlıklı Orta Öğretim Başarı Puanları (AOBP) da en büyüğü 500, en küçüğü 100 olarak hesaplanacak.

En başarılı öğrencinin puanı 500 kabul edildiğinde, (0.15 katsayıyla çarpıldığında) sınavına 75 puan daha eklenecek. Başarı puanı 100 olan bir adayının puanına ise 15 puan daha eklenecek. Meslek lisesindeki bir öğrenci, kendi alanında devam etmek isterse, başarı puanı 500 ise, ayrıca 30 puan daha alacak.Evet katsayı uygulamasının açılımı da bu kadar.

Bütün arkadaşlarımıza ÖSS sınavında başarılar dileriz… 

Kategoriler
Eğitim - öğretim Günlük hayat Öğrenci Konuları Öğretmenlik üzerine

DERSE GEÇ KALMANIN YARATTIĞI PROBLEMLER

Bir öğrencimizin her gün derse geç kaldığını düşünelim. Öncelikle geç kalmasının kendisine zararı olacaktır. Bu zararı şöyle açıklayabiliriz. Öğrenci geç kaldığı ve ders işlenmeye başladığı için öğrenci dersi kaçırmış olacak ve girdiği andan itibaren işlenen konuyu anlamakta zorluk çekecektir.


Öğrenci, öğretmenin dersi işlemeye başlamadan önce  uyguladığı dikkat çekme, gözden geçirme, güdülenme aşamalarını kaçırmış olduğu için, öğrenci önceki öğrenmeleriyle şimdiki öğrenmesi arasında bağ kurmakta zorlanacak, güdülenmesi hiç olmadığı veya eksik olduğu için şimdiki öğrenmesinin ne işe yarayacağını anlamakta zorlanacaktır.


Öğrencinin sınıfına da zararı olacaktır. Öğrenci geç kalınca öğretmeninin veya arkadaşlarının neden bahsettiğini anlamakta zorlanacaktır. Anlamak için arkadaşlarına veya öğretmenine sorular soracaktır: “Nerede kalmıştık?”, “Konumuz nedir?”, “Bu ne demek?”, “Burdan buraya nasıl geldik?”,”Bunun nasıl olduğunu anlamadım, anlatır mısın?”… Özellikle bu durumda öğrenci yanındaki öğrencilere daha kolay ulaştığı için onları daha olumsuz yönde etkileyecektir, onları da dersten soyutlamış olacaktır.


Geç kalan öğrencinin eğitim sistemine de zararı olacaktır. Geç kalan öğrenci, sınıfa girer girmez konunun akışını bozduğu için diğer öğrencilerin ve öğretmenin dikkati dağılacaktır. Ardından, öğrencinin sırasına geçmesi esnasında, arkadaşlarıyla birtakım diyaloglar halinde olacağı için dersten kopmalar yavaş yavaş başlayacaktır: “Günaydın”, “Nasılsın?”, “Neden geç kaldın?” vs…  ve daha sonra öğrenci konuya adapte olmakta zorlanacağı için arkadaşlarını da olumsuz etkileyecek ve yapılan eğitim de bu durumdan olumsuz etkilenecektir.


Bu davranışı ortadan kaldırmak için, sene başındaki ilk derslerden birinde öğrencilerle sınıf kurallarını tartışırken derse geç kalınmamasının önemi hakkında konuşulmalıdır. Eğer derse geç kalırlarsa bu durumdan hem kendilerinin, hem arkadaşlarının, hem de öğretmenlerinin olumsuz etkileneceğinden bahsedilmelidir. Ayrıca işlenen konuyu  dağıtacakları ve geç geldikleri için konuyu anlamakta zorlanacakları vurgulanmalıdır.


Derse geç kalınmamasının önemi kavratıldıktan sonra öğrencilerle konuşularak “Eğer geç kaldıysanız…” kelimeleriyle başlayan cümlelere geçilebilir. Örneğin: “Eğer birkaç dakika geç kaldıysanız; kapıyı çalıp, yerinize sessizce oturup, arkadaşlarınızın motivasyonlarını bozmadan hemen derse adapte olmaya çalışabilirsiniz.”

Kategoriler
Eğitim - öğretim Günlük hayat Öğrenci Konuları Öğretmenlik üzerine

ÖĞRENCİ VE ÖDEV ÇIKMAZI

Ödevler, öğrencilere derste öğrendiklerini pekiştirmek  için verilir. Ödevlerini yapmayan öğrencinin,  öğrendiklerini pekiştirmediği için öğrenmeleri eksik kalır. Bu şekildeki öğrenci , öğretmeninin istediği düzeydeki kazanımları kazanamaz ve ilerideki eğitim-öğretim yaşantısında bu durum onu olumsuz etkiler. Çünkü eğitim hayatımızda, önceki öğrenmelerimizin büyük önemi vardır; bilinenden bilinmeyene ilkesini göz önüne alarak öğretimde ilke ve yöntemleri belirleriz.


Ödevlerini yapmayan öğrenci sınıfı da olumsuz etkileyecektir. Arkadaşlarından yapmış oldukları ödevleri isteyebilir ve bu durum arkadaşlarını sıkıntıya sokabilir. Arkadaşları ödevleri vermek istemeyebilir ve bu durumda öğrenciler arasındaki ilişkilerde problem yaşanabilir. Ayrıca öğretmen ödevlerin aynı olduğunu görünce, iki öğrenci içinde sıkıntılı anlar başlayacaktır.
Ödevini yapmayan öğrenci eğitim sistemini olumsuz etkileyecek, dersin akıp gitmesini önleyecektir. Çünkü önceki öğrenmesini pekiştirmemesinden veya tekrar etmemesinden kaynaklanan sorunlar yaşayacak ve dersin akışı içinde sorular sorarak ya da dinlemeyerek, çevresindeki arkadaşlarına sataşarak dersin işlenişini olumsuz etkileyecek, ders planında aksaklıklara yol açacaktır.


Bu davranışı ortadan kaldırmak için öğretmenin öncelikle izleyeceği yol, öğrencinin neden ödevlerini yapmadını öğrenmesidir. Öğrenilen nedeni düzeltmeye yönelik sonuçlar bulunmalı ve uygulamaya konulmadır. Örneğin; öğrenci, ailesi onunla ilgilenmediği için ödevlerini yapmıyorsa, sorunun kaynağı aile olduğu için, öğrencinin ailesiyle görüşülmelidir.
Ayrıca ödevlerini zamanında ve düzenli yapan öğrencilere de pekiştireçler verilerek, ödev yapmanın olumlu bir davranış olduğu öğrenciye sezdirilmelidir. Örneğin, ödevini zamanında ve güzel yapmış olan öğrencilere öğretmenin: “ Ödevlerinizi zamanında yaptığınız ve düzenli yaptığınız için hepinize teşekkür ederim. “ diyerek sınıftaki diğer öğrencilere onları alkışlatması öğrenciler için pekiştireç olacaktır.


Bunun dışında öğrenci ödevlerini yapması gerektiğine inandırılmalıdır. Ve ayrıca, öğrenci ödevlerini yapmakta zorlanıyorsa öncelikle ona uygun ufak ödevler verilmeli ve ödevin boyutu gittikçe arttırılarak öğrenciye ödev yapma alışkanlığı kazandırılmalıdır.